DDK: Madımak, ‘katliam’ olarak nitelendirilmesi gereken toplumsal bir olaydır

Devlet Denetleme Kurulu (DDK), 37 kişinin hayatını kaybettiği Sivas-Madımak olaylarının ‘katliam’ olarak nitelendirilmesi gereken toplumsal bir olay olduğunu ortaya koydu. DDK raporu, Sivas olaylarında yeterli güvenlik önlemleri alınmadan...

DDK: Madımak, ‘katliam’ olarak nitelendirilmesi gereken toplumsal bir olaydır

Devlet Denetleme Kurulu (DDK), 37 kişinin hayatını kaybettiği Sivas-Madımak olaylarının ‘katliam’ olarak nitelendirilmesi gereken toplumsal bir olay olduğunu ortaya koydu. DDK raporu, Sivas olaylarında yeterli güvenlik önlemleri alınmadan etkinliğin yapıldığını bildirerek, bu tür acıların yeniden yaşanmaması için yeni anayasayı adres gösterdi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatı doğrultusunda çalışmalarını yürüten DDK, Madımak raporunu açıkladı. '01-02 Temmuz 1993 Tarihlerinde Sivas İlinde Meydana Gelen ‘Madımak Olayının’ Oluş Şekli, Amacı, Sonuç ve Tesirleri İtibarıyla İncelenmesi' konulu DDK raporunun sonuç bölümü, Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde kamuoyu ile paylaşıldı. Buna göre, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta düzenlenen etkinlik nedeniyle oluşan bir toplumsal kriz ve neticesinde 37 kişinin ölümü ile sonuçlanan hadisenin, münferit bir hadise olarak görülerek unutulmaya terk edilmemesi gerektiği vurgulandı. Raporda, şu ifadelere yer verildi:

“Birbirimizin dindar, ateist, Alevi, Sünni, Caferi, Süryani, Hristiyan, Yahudi, Türk, Kürt, Arap, Çerkez, Ermeni, Rum, solcu, Kemalist, muhafazakar, demokrat, ulusalcı, marksist, milliyetçi gibi siyasal, etnik, dini ve diğer aidiyetlerimizi özgürce yaşayabildiğimiz zaman tedirginlik ve şaşkınlık yaşamakla birlikte, birbirimizle tanışmayı ve ötekileştirmeden iletişim kurmayı başarabildiğimiz gerçeği de net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.”

Sorunun 'gerçekte var olmadığını' savunmak ve bunu sürekli 'kardeşiz' diye tekrarlayarak içselleştirmek; bir taraftan toplumun bir bölümünün var olmayan bir gerçekliğe yönelik inanç geliştirmesine neden olurken, öbür taraftan da varlığı inkar olunan 'sorunun' temsilcilerini radikalleştirdiğine dikkat çekildi. Sivas Olaylarının da toplumun çoğu zaman unutmak istediği tipik toplumsal krizlerin bir örneği olduğu vurgusu yapıldı.

“DDK İNCELEMESİNE KARŞI DİRENÇ GÖSTERİLDİ”

Sivas olaylarının gerçekleştiği 2 Temmuz 1993 tarihinden beri Sivas olaylarının gerçek mahiyetinin kavranması ve algılanmasında herhangi bir olumlu çaba ve seyir görülmediğine dikkat çeken DDK raporunun tespit bölümünde, şu ifadelere yer verildi: “Sivas olayları sırasında delillerin toplanması ve muhafazasında gerekli hassasiyetin gösterilmemiş olması ile Sivas olaylarının üzerinden 20 yıl gibi uzun bir sürenin geçmiş olması bazı bilgi ve verilere ulaşılmasında güçlük yaratmıştır. Sivas Olaylarının tarafı durumunda olan bazı kesimlerin Devlet Denetleme Kurulu tarafından yürütülen incelemeye karşı çeşitli biçimlerde tezahür eden dirençleri ile karşılaşılmıştır.”

“PROVOKASYON NETİCESİNDE GERÇEKLEŞTİĞİNE DAİR BİR İLLİYET BAĞI KURULAMADI”

Raporda “Sivas Olaylarının bir komplo ve/veya provokasyonun neticesinde gerçekleştiğine dair herhangi bir illiyet bağı kurulamamıştır. Zira, yargılanan ve mahkum olan olaylardaki başat kişilerin hiçbirisi ile ilgili herhangi bir illegal örgüt ya da yapı arasında bağlantı kurulamamıştır.” denildi.

“SİVAS, KATLİAM OLARAK NİTELENDİRİLMESİ GEREKEN TOPLUMSAL BİR OLAYDIR”

Güvenlik önlemleri alınmadan etkinliğin yapılmasına devlet tarafından ön ayak olunduğuna dikkat çeken raporda etkinliği düzenlemeye aktif olarak katılan valiliğe ve katılımcı profiline yönelik olarak ciddi protestoların yaşanmasına rağmen gerekli önlemlerin alınmadığın altı çizildi. Raporda, şu ifadelere yer verildi: “Ortamı soğutmaya ve can güvenliğini sağlamaya yönelik olarak etkinliğin iptali, kalabalığın dağıtılması, katılımcıların otelden tahliyesinin sağlanması, sokağa çıkma yasağı uygulanması gibi tedbirleri almakta ciddi ihmal ve zaafiyetler gösterilmesi neticesinde kontrolden çıkan ve kutsalına hakaret edildiğine ilişkin nefret duygularıyla hareket eden şuursuz hale gelmiş kalabalıklarca otelde bulunan 35 kişinin ölümüne yol açılması ile sonuçlanan ve “katliam” olarak nitelendirilmesi gereken bir toplumsal olaydır.”

DDK, BAŞKA FAİLLERİN VARLIĞINA İŞARET ETTİ

Sivas olaylarında yargılanarak çeşitli cezalara mahkûm edilen toplam 81 kişinin, otelde öldürülen 35 kişinin görünen, temas edilebilen ve yargılama süreçlerinin tespit ettiği sorumlular olduğu kaydedildi. Raporda, “Yukarıda yer verilen tespit ve açıklamaların da gösterdiği üzere, olayların oluş şekli ve mahiyeti, bunların yanında, başka faillerin ve sorumluların da varlığına işaret etmektedir.” ifadesine yer verildi.

“2 KİŞİ GÜVENLİK GÖREVLİLERİNCE VURULARAK ÖLDÜRÜLDÜ”

Hayatını kaybeden 35 kişinin yanı sıra silahla vurularak öldürülen iki kişi için raporda şu tespitlerde bulunuldu: “Otelde öldürülen 35 kişi dışında 2 kişi daha hayatını kaybetmiştir. Söz konusu 2 kişi güvenlik görevlilerince göstericilerin dağıtılması sırasında ateşli silahla vurularak öldürülmüştür. Söz konusu olayın faillerinin tespitine yönelik herhangi bir adli süreç işletilmemiştir.”

YAPILMASI GEREKENLERİN BAŞINDA YENİ ANAYASA GELİYOR

Raporun sonuç bölümünde ise yapılması gereken hususların bazıları şu şekilde sıralandı: "Ortak tasavvur oluşturulması ve yeni anayasa yapımı. Tek tipleştirme ve ötekileştirmeye matuf siyasetler ile bu amaçla yürütülen toplumsallaştırma uygulamalarına son verilmesi. Toplumsal krizler sonrası acıların paylaşımı ve özeleştiriye yönelik olarak bazı ülkelerde görülen türden toplumsal yüzleşmeye fırsat sağlayan imkan ve mekanizmaların geliştirilmesi."

CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×