Davutoğlu: İstifa Haberlerine Babacan ile Birlikte Güldük

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Başbakan yardımcısı Ali Babacan'ın istifa ettiğine yönelik haberlerle ilgili 'Bu haberlere sayın Babacan ile birlikte güldük.' dedi.

Davutoğlu: İstifa Haberlerine Babacan ile Birlikte Güldük

Başbakan Ahmet Davutoğlu katıldığı bir televizyon programında ciddi izahatlarda bulundu. Davutoğlu programda, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın istifa ettiğine yönelik haberlerle ilgili 'Bu haberlere sayın Babacan ile ortak güldük.' dedi.

İşte Davutoğlu'nun izahatlarından satırbaşları:

PKK, SİLAHLARI NE ZAMAN BIRAKACAK, AÇIKLAMALARI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

'O gün yapılan izahat metin şekilde yapılan bir izahatdır ve son derece açıktır. Silah bırakma iradesi bırakma çağrısı ve bunun tarihsel bir adım bulunduğu vurgusu mevcut daha sonra da 10 madde içerisinde tyükselişmalar yapılabileceği hususudur. Bu izahatların özünü teşkil eden hususa dikkat çekmek isterim. Bu silah bırakma çağrısıdır. Öyle ham olsa Çözüm Süreci'nde atılan bu adımların içeriği muhtevası boşaltılmış olur.

BU 10 MADDENİN ÖN ŞART OLMASI SÖZ KONUSU DEĞİLDİR

HDP bu izahatyı yaptıktan sonra tahrik edici yorumlar getiriyor, MHP de bu izahatnın içini boşaltmak için 10 maddeye dikkat çekiyor. Ne mevcut bu maddelerde halk düzeni var, özgürlüklerin korunması var, çözüm sürecinin kalkınma boyutu var. Tyükselişılması abes teşkil edecek hiçbir husus yok. Şuna dikkat çekmek istiyorum. Çözüm süreci şu anda bizim açımızdan sistematik bir süreçtir. Ta Cumhurbaşkanımızın 2005'te Diyarbakır'da yaptığı konuşmada başlayan bir süreçtir. O günden bu güne kadar 15 günde aralıklı toplanıyoruz. Bu metin bizim önümüze geldiğinde üstünde tek tek dikkatlice durduk. Bu 10 madde ön koşul bunun şeklinde gösterilen silah bırakma çağrısı temel şekilde 10 maddeden evvela zikredilmektedir. Bu maddelerin tyükselişılmasında bizi huzursuz eden bir husus varmı hayır.

YENİ EYLEM PLANI AÇIKLAYACAĞIM

Ben 8 Mart'ta Mardin'de yeni fiil planı açıklayacağım. Bütün bu kavramlar bizim de Türkiye'nin geleceği ile alakalı süreçleri benimseyen her insanın kararıdır. Kim neyi konuşmak istiyorsa özgürce konuşabilir tyükselişabilir. Yeter ki şiddet olmasın. Silahlar derhal bırakılmalı. 2013 Nevruz'una art dönmemeliyiz. O süreç içerisinde 2 ay içerisinde çekilme takvimi açıklanmış Mayıs ayında daçekilmeye başlanmıştı. Gezi vakaları ile art vitese attılar ve süreci durduracak adımlar attılar. Onlar attı fakat biz atmadık.

35 YILDA GELDİĞİMİZ EN ÖNEMLİ NOKTA

Sonra 17-25 Aralık kumpasları yapıldı. Bu herzaman çözüm sürecinde atılması gereken adımları ve silahları bırakma çağrısını veya uygulamasını geciktirdi. 30-35 yıllık bu terörle savaş ister bu konu hakkında problemleri çözme noktasında geldiğimiz en ciddi aşamadır. Artık nehrin ortasına gelmiş vaziyetteyiz ve su daha seri akıyor. Artık karşıya geçmek durumundayız. Bunu da özgürce herşeyi tyükselişarak yapabiliriz zinhar silah kullanılmamalıdır. Bu anlamda o ciddi bir izahatdır ve silahlı mücaadeleyi reddeden bir izahat. Bunun gereği yapılırsa Türkiye her şeyi tyükselişır.

TEKRAR İSTİŞARE EDECEĞİZ

Dönünce yine Çözüm Süreci'yle ilgili arkadaşlarla bir araya gelip atılması gereken adımları atacağız. 3. göz bunun şeklinde değil akil bireyler heyetinden belki daha küçük bir grubun silahsızlanma ile alakalı konuyu izleyebilecekleri veya takip edebilecekleri bir mekanizma üstünde düşünülebilir. Ama temel itibari ile bu akil bireyler heyetinin zaten ciddi bir maksadı vardı ve etken biçimde çalıştılar. Ben hepsini dinledim aşırı da istifade ettim. Bu çerçevede atılacak adımları herzaman ortak onlarla da istişare ederek konuşacağız.

NEVRUZ'DA GÖRÜNTÜLÜ MESAJ OLACAK MI?

Bunlar herzaman afaki izahatlar böyle bir vaziyet söz konusu değil.

GAZETECİLER İMRALI'YA GİDECEK Mİ?

Bunlar herzaman zihni egzersiz içerisinde birilerinin kendi dünyasında yaptığı izahatlar. Bizim gündemimizde böyle şeyler yok. Silahsızlanma çağrısı oluşturulmuş doğru bir adımdır. Silahları terketme dışında demokratik siyasete de çağrı var. İnsan haklarına marjinal bir Öneri getirilemez ve çatışmacı bir lisan ile taraflar yine Türkiye'nin birliğini bozacak biçimde bir bir vaziyete sokulamaz.

YENİ TÜRKİYE'Yİ BİRLİKTE İNŞAA EDELİM

Artık Türkiye'nin önünü açmak lazım. Güzel bir büyüme yaşandı fakat bakan göz de ciddi güzelliği görebilmek önemli. O gözler birbirlerine güzelce bakarsa yeni Türkiye'nin inşaasına yarar olur. Onlar tabi ilgili tarafların bileceği şeyler. mühim bulunan bizimde kabul ettiğimiz bir mutabakatla silahların bırakılmasıdır. Bunun adımları atıldığında insani konu hakkında her konuyu görüşürüz, yasal konuları görüşürüz. Gelin 7 Haziran'da nasıl bir parlamento çıkarsa çıksın herzaman ortak birbirimize söz verelim. Nasıl bir anayasa istiyorsak ortak karar verelim. Herkesin hakları olsun burada. Herkesin kendisini güvende ve hür hissedeceği bir Türkiye'yi gelin ortak inşaa edelim.

'YANLIŞ OLSAYDI HESABI BEN VERECEKTİM'

28 Şubat'ın getirdiği zihniyetle anayasa yazılmasın. Şah Fırat operasyonu yaparsınız eskiden komutanlar vardı der ve TSK'ya Genelkurmay Başkanımıza hakaret eder. Yarın siz iktidar olun Genelkurmay Başkanı sizi dinlesin. Nihayet ülkenin adisyon sağlayan makamı halkın önüne çıkan makamı siyasettir. O direktifi Şah Fırat operasyonunun direktifini ben verdim. Hesap verecek şahıs benim. Yanlış olsaydı da hesabı ben verecektim. Onun için de o hesabın gereğini yüreğimde hissettiğim için 9 saat boyunca orada gözümüzü kırpmadan operasyonu yönettik.

BİR GENEL BAŞKAN İLKELİ DURMALI

Bu bizi direkt ilgilendiren bir husus değil. Biz üzerimize düşenleri yapmaktayız ve sürecin nereye gittiğine bakarız. Son izahatya basit gelinmedi. Bu izahat ile yeni bir çağ başladı. Bunun gereğini her insanın yapacağına inanıyorum. HDP için de dikkat ederseniz izahatyı oluşturan HDP milletvekilleri ile Demirtaş'ın yorumu içerisinde bir açı var. İç meselelerine girmek istemem fakat bunu çözmeleri lazım. Silahları bırakırız fakat dememeleri lazım. Bunun aması olmaz. Selahattin Demirtaş her yerde 'barış' deyip buna karşı çıkarsan kimse sana inanmaz. İşte Demirtaş'ın tüm bunlardan alması gereken deneyim bu. Bir partinin eşbaşkanı başkanı olduğunuzda ilkeli duracaksınız. 6-7 Ekim vakaları olmasaydı biz Kasım ayında bu noktaya gelirdik. O tecrübeden sonra 1 Ekim'de bizimle görüştükten sonra attığı twiit ile 6-7 Ekim vakaları yaşandı. Bu izahatları Demirtaş sabote etmemeli. Bu izahatnın içini boşaltacak bir şey söylerse her şeyden evvela kendisine yazık olur.

Kobani ile alakalı fırtınalar koparıldı. Ben de defalarca mesaj verdim ve oradaki kardeşlerimize sahip çıkacağımızı söyledim Türkiye onları kucağına bastı. Peki Türkiye olmasaydı bu olasıdır olabilmekte miydi? 197 bin şahıs 3 günde geldi ya onlar DEAŞ'ın vicdanına teslim edilmiş olurdu. Bu olumlu gündem üstüne söylem inşaa etmek lazım.

SİLAHLAR NASIL BIRAKILMALI?

Bu teknik detaylar çözüm sürecinin ilgili kurumlarınca konuşulur. mühim bulunan bu iradeyle ortak Türkiye'nin dağında sokağında hiçbir yerde silahlı bir yöndemin bir daha kullanılmamasıdır. Bir gün kullanırım diye barındırılmamasıdır.

'BABACAN VE BAŞÇI'NIN İSTİFA İDDİALARI'

Söz konusu değil. Bu haberlerin ortaya atıldığı gün Sayın Babacan son derece değişik bir konu için Resmi Konut'a gelmişti. Ekonomi ile alakalı bir konu. Ben bu izahatları spekülatif görüyorum. Borsa da veya düzeyde yükselme veya inmenin getireceğini görenler bunu haber yapmışlar. Erdem Başçı ile de görüştüm. Tamamiyle tıbbi bir husus. Sayın Başçı için de söz konusu değil istifa konusu. Bu arkadaşlar sayın Babacan 12 yıldır Türkiye'de hem siyasetin hem ekonominin içinde. Böyle bir söylentinin nasıl bir netice çıkartacağını enfazla o bilir. Hep ortak süreçler yaşanmış. Erdem Başçı'da MB Başkanı, öncesinde vekili şekilde bu işleri yürütmüş bir arkadaş. Spekülasyon yapmak isteyenlerin çirkin bir oyunu veya söylentisi. İstifa haberlerine Sayın Babacan ile ortak güldük. Böyle bir vaziyet söz konusu değil.

'KİMSE İSTİKRAR VE GÜVENDEN TAVİZ VERMEMİZİ BEKLEMESİN'

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra AK Parti Genel Başkanı Başbakan değişti bu basit bir şey değil. Birileri diyor ki Mart ayında bu hükümet gidecek diye kumpas kuran bir enlem çete vardı. Herkes Mart ayında ne olacak diye bekliyordu. Onu aştık, 30 Mart seçimlerini aştık 10 Ağustos seçimlerini aştık, kongremizi yaptık. Ben AK Parti'nin tüm delegelerinin oyu ile iri bir mesuliyeti omuzlarıma aldım. Cumhurbaşkanımız kendi görüşlerini anlatım etti. Türkiye Merkez Bankası bağımsızlığını kaybetmiş gibi. Dünyada krizler yaşanırken Türkiye'nin ekonomik iktisadi yapısını sağlam tutabilmeliyiz. Türkiye'de enflasyonla savaş ile büyümeyi ortak teşvik edecek bulunan bir büyümeyi sağlamak. Türkiye bunca krize karşın ekonomisini büyütmüşse bunun iki ciddi kilidi mevcut bunun bir tanesi itimat Öteki istikrardır. Sayın Babacan ve Başçı da bu konu hakkında iri emekleri olmuş insanlardır. Son getiri indirimnde de dile getirdim. mühim bulunan faizin azalış trendine girmiş olması fakat bunun daha çok olması yönündeki beklentimizi de anlatım ettim. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadelerine saygı ile yaklaşırız. Sayın Cumhurbaşkanımızın 12 sene boyunca kendileri ile ortak çalıştığını da unutmamak gerekir. Hiç bir biçimde ne AK Parti'nin bütünlüğünden ne de Türkiye Cumhuriyeti'nin bilhassa bu kritik ortamda ve küresel kritik ekonomik ortamda itimat ve istikrardan Ödün vermesini kimse beklemesin.

'HALEP-MUSUL BİZİM İÇİN KRİTİK ŞEHİRLERDİR'

Irak ve Suriye'deki her büyüme bizi ilgilendirir güvenliğimizi ilgilendirir. Herhangi bir ülkenin topraklarında gözümüz olmadığını herkes bilir. Ama bizim her an tetikte olmamızı gerektiren bir konjektür var. Suriye'de barbarca bir İdare mevcut ve sürekil Türkiye'ye kaçmaya çalışan bir sığınmacı grubu var. Halep Musul bizim için kritik şehirlerdir. Halep bir taraftan DEAŞ ile bir taraftan da Suriye Rejimi ile çatışıyor. Benzer biçimde Musul, Kerkük ve Erbil de bizim milli güvenliğimiz bağlamında önemli. Musul'da başkonsolosluğumuz işgal edildiğinde o günden bugüne bir taraftan Irak merkezi hükümeti ile bu zamanlarda savunma bakanımız Bağdat'ı ziyaret edecek. İkincisi Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile orada yapacağımız çalışmalar ki TSK'nın verdiği eğitimi de gördüm bir taraftan onlarla yürütüyoruz, başta Kerkük olmak üzere Türkmenlerin korunması için neler yapabiliriz bunları konuşuyoruz. Şimdi de Musulluların kendi şehirlerine sahip çıkacak biçimde eğitilip donatılması lazım.

'MUSUL DURUMU İLE İLGİLİ ŞARTLARIN NE OLACAĞI ZAMANA BAĞLI'

Irak bağlamında şartlar farklıdır, Suriye hakkında şartlar farklıdır. Ama Eğit-Donat farklı. Eğer biz Eğit-Donat için 4 sene beklemeyip 2-3 sene evvela yapsaydık DEAŞ diye bir örgüt de olmazdı, Suriye rejimi de bu noktaya gelmezdi. Irak'taki vaziyet muhatap olmak bakımından farklı. Erbil yönetimi bizim için muhatapdır. Musul Valisi bizim için seçilmiş bir validir. Onun abisi Cumhurbaşkanı Yardımcısı.'

BAKAN TANER YILDIZ'A 6 AY GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMAAK PARTİ'DE VEDA, PARTİNİN EN ESKİLERİNDENDİ

Kaynak: HABERLER.COM

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×