'Beş vaktin davetgahı minareler' okurların karşısına çıktı

İslam mimarisinin yüz akı camiler hem yapıldıkları dönemin hem de kültürün izlerini taşıyor. Çok sayıda araştırmaya konu olan cami minareleri de bu anlamda zengin bir mozaik oluşturuyor. Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi’nin yaptığı...

'Beş vaktin davetgahı minareler' okurların karşısına çıktı

İslam mimarisinin yüz akı camiler hem yapıldıkları dönemin hem de kültürün izlerini taşıyor. Çok sayıda araştırmaya konu olan cami minareleri de bu anlamda zengin bir mozaik oluşturuyor. Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi’nin yaptığı araştırma minarelerdeki Mimar Sinan üslubundan hiç bilinmeyen özelliklerine kadar pek çok yeni bilgiyi gün ışığına çıkardı. ‘Beş vaktin davetgâhı minareler’ başlığıyla okurların karşısına çıkan araştırma, İslam kültür ve medeniyetinin hangi coğrafyalarda yaşadığını, ortaya konulan eserlerin hangi özellikleri ile bugüne kadar ulaşabildiği gibi soruların cevaplarını ortaya koydu.

Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi, yeni sayısında dergiye ek olarak verdiği “Beş Vaktin Davetgâhı Minareler” kitapçığında minareler ile ilgili dikkat çekici bilgilere yer verdi. Minare kelimesinin Arapça, “nur mevkii” manasındaki “menare” kelimesinden geldiğinin belirtildiği kitapçıkta, tarihte bilinen ilk minarenin, Emeviler zamanında Mısır valisi Mesleme tarafından 673 yılında Fustat’taki (Eski Kahire) Amr bin Âs Camii’ne yaptırıldığı kaydedildi.

Kitapçıkta yer alan yazıda, minare inşa edilirken bölgenin iklimi, mimarîsi ve sanat zevkine göre farklı tarzlarda; umumiyetle taş, tuğla ve ahşaptan inşa edildiği belirtilirken, Kuzey Afrika, Endülüs ve Suriye’de dört köşe kule şeklindekiler tercih edildiği; doğuda ise daha çok yuvarlak ve ince gövdeli yapıldığı bilgisine yer verildi. Kitapçıkta minarelerle ilgili şu önemli bilgiler bulunuyor:

MİNAREYE MİMAR SİNAN MÜHRÜ

Asırlar boyunca minareler caminin farklı yerlerine inşa edilmiştir. Mimar Sinan’ın eseri Edirne Üç Şerefeli Selimiye Cami’iyle birlikte minare yerini bulmuştur. Bu cami, dört minarenin yer aldığı ilk Türk camisi olmakla beraber; minaresinin yüksekliği, bir minarede üç şerefe bulunuşu ve bir minaredeki her üç şerefeye ayrı yollardan çıkılması gibi özellikleriyle de Türk mimarîsinin ilklerindendir.

AYASOFYA’NIN İLK MİNARESİ AHŞAPTAN YAPILMIŞ

Bilhassa 18. yüzyılın ortalarından itibaren, minareler iyice inceltilmeye başlanmıştır. Nusretiye ve Bezmiâlem Sultan Camii minareleri buna örnektir. Minareler hakkında bilinmesi gereken bir başka şeyse, sultan camilerinde minare sayısının en az iki adet olmasıdır. Bugün, Osmanlı devrine ait iki veya daha fazla minareli bir cami gördüğümüzde, bunun padişah veya padişah ailesine mensup biri tarafından yaptırıldığını kolaylıkla anlayabiliriz. Bunlara “Selâtîn Camileri” ismi verilir. İstanbul’daki ilk selâtin camii ise kiliseden camiye çevrilen Ayasofya’dır ve ilk minaresi ahşaptan yapılmıştır.

MESCİD-İ HARAM’IN TARİH OLAN MİNARELERİ

İslam dünyasında minarenin ilk defa Emeviler devrinde cami ve mescitlere inşa edildiği bilinse de, Mescid-i Haram’a bu dönemde minare yapıldığına dair kesin bir bilgi yoktur. Abbasiler ve Memlûkler devrinde Harem-i Şerif’in minarelerinin sayısı beşe; Osmanlı devrinde de tavaf sayısıyla eşitlenerek yediye çıkarılmıştır. Minareler şu isimleri taşıyordu: “Bâbü’l-Umre, Bâbü’s-Selâm, Bâbü Ali, Bâbü’l-Vedâ, Bâbü’z- Ziyâde, Sultan Kayıtbay Minaresi, Süleymâniye Minaresi.”

AYASOFYA MİNARELERİNİN TEMELİ FETİHTEN ÖNCE ATILMIŞ

Evliya Çelebi’nin meşhur Seyahatname’sinde verdiği bilgiye göre İstanbul’un fethinden birkaç yıl önce meydana gelen bir depremde Ayasofya yine zarar görmüştü. Fatih Sultan Mehmed Han Ayasofya’nın tamiri için Bursa’da Ulu Cami’nin, Edirne’de ise Eski Cami’nin mimarı, Ali Neccâr’ı tamirat için İstanbul’a yolladı. Mimar Ayasofya’yı tamir etmekle kalmadı, fetihten sonra Ayasofya etrafına inşa edilecek minarelerin kaidelerini de inşa etti.

İstanbul’un fethinden sonra Ayasofya tamir edilerek camiye çevrildi. Mimar Ali Neccâr’ın inşa ettiği o kaide üzerine Fatih Sultan Mehmed önce ahşap bir minare, ardından da eski tarz tuğladan, altı yivli ve şerefeli düzgün bir minare yaptırdı. Diğer üç minareden yivli olan Sultan İkinci Bayezid devrinde, bir birine benzeyen iki minare ise Mimar Sinan’ın mimarlığında Sultan İkinci Selim ve Sultan Üçüncü Murad devirlerinde inşa edilmiştir.

DÜNYADAN MİNARE ÇEŞİTLERİ

Yedikıta dergisi “minareler” kitapçığında, dünyadan ve ülkemizden dikkate değer görülen minare çeşitleri arasında şunlar yer alıyor:

Samarra Cami-i Kebiri Bağdat / Irak: 847-852 yılları arasında Abbasi Halifesi Mütevekkil tarafından askerî birliklerin namaz kılabilmesi için yaptırılan ve kapladığı alan bakımından dünyanın en büyük camisi olan Samarra Camii’nin minaresi 52 metre yüksekliğinde ve 33 metre genişliğinde olup, dıştan dönüşlü helezon şeklindedir. Bu tip minarelere “malviye” ismi verilir.

Sidi Ukbe Camii Kayravan / Tunus: 724 yılında Emeviler tarafından yaptırılmıştır.

Minare, Afrika’nın bilinen en eski minaresidir. Bu bölgede minareye “savma‘a” ismi verilir.

İbn-i Tolun Camii Kahire / MISIR: Tolunoğulları tarafından 9. yüzyılda inşa edilmiştir.

Mısır’ın en eski camisidir. Minaresi, Samarra Camii’ninkine benzemekle beraber, kireç taşından yapılmıştır.

Cenne Ulu Camii – Djenne / Mali: Dünyanın en büyük kerpiç camii olan Cenne Camii ilk olarak 13. yüzyılda inşa edilmiştir. Batı Afrika’ya has malzemeyle yapılan cami minarelerinde, toron ismi verilen palmiye sopaları bulunmaktadır. Bu sopalar, gerektiğinde tamirat için iskele vazifesi görmektedir.

Kutup Minar Delhi/Hindistan: Bir Türk eseri olan minare, aynı zamanda zafer anıtı olarak 1199 yılında Kutbeddin Aybek tarafından yaptırılmıştır. Ayrıca 73 m yükseklikte olup dünyanın en yüksek tuğla minaresidir.

Burana Kulesi Balasagun / Kırgızistan: 11. yüzyıldan kalma bir Karahanlı minaresidir. Aynı zamanda gözetleme kulesi olarak da kullanılmaktaydı. Karahanlılar bu tarz abidevî minareleri tuğladan yaptığından, bu bölgedeki en eski minareler hep bu dönemden kalmadır.

Kutlug Timur Minaresi Ürgenç / Özbekistan: Orta Asya’nın en yüksek minaresi. (14. yy.)

Burana Kulesi Balasagun/Kırgızistan: 11. yüzyıldan kalma bir Karahanlı minaresidir. Aynı zamanda gözetleme kulesi olarak da kullanılmaktaydı. Karahanlılar bu tarz abidevî minareleri tuğladan yaptığından, bu bölgedeki en eski minareler hep bu dönemden kalmadır.

İkinci Hassan Camii Casablanca / Fas: 1993 yılında tamamlanan caminin minaresi, 210 m uzunluğu ile dünyanın en uzun minaresidir.

Halep Ulu Camii Halep / Suriye: 1090-1094 yıllarında Zengiler tarafından yaptırılmıştır. Suriye, dört köşe minarelerin anayurdudur.

Âlî Minare İsfahan / İran: 12. yüzyılda yapılmış bir Selçuklu eseridir. Türkler çeşitli minare şekillerini denedikten sonra, Selçuklular İran’da ince uzun, silindirik minareleri geniş ölçüde yerleştirerek kendi zevklerine uygun şekli bulmuşlardır. İran’da günümüze ulaşmış birçok Selçuklu eseri bulunmaktadır.

ANADOLU’DAN MİNARELER

Siirt Ulu Camii: 12. yüzyılda Büyük Selçuklular tarafından yaptırılmıştır. Tuğladan yapılmış ve firuze çinilerle süslenmiş olup Anadolu’daki ilk çini mozaik süslemeli camidir.

İznik Yeşil Camii: Osmanlı mimarisinin ilk örneklerinden olup sırlı tuğla, taş kakma ve çini tekniği ile Selçuklu geleneğini devam ettiren yapıdır.

Yivli Minare / Antalya: 1219-1238 yılları arasında yaptırıldığı tahmin edilen caminin minaresi, cami binasından ayrı olarak abidevî şekilde inşa edilmiştir. Yıldız biçimindeki gövdesiyle, eski Türk kule minare ve türbe mimarîsine dayanmaktadır.

Çifte Minareli Medrese / Sivas: Yapılış tarihi 1217. Selçuklular Anadolu’da, bilhassa medreselerde büyük cümle kapısı ve bu kapının üstünde yükselen çift minare yapmışlardır. Osmanlı’da bu usul tamamen terk edilmiştir.

Timurtaş Camii / Bursa: Şadırvan üzerine yapılmış müstakil bir minaresi vardır. İslam mimarîsindeki şadırvanlı tek minaredir. Bursa’daki minarelerin çoğu 1855 tarihindeki zelzeleyle yıkılmıştır. Meselâ Bursa Ulucami’nin çifte minareleri, aslında yivli sütunlar biçiminde ve çinilerle süslüydü.

Şehzade Camii / İstanbul: Mimar Sinan eseri bu caminin minarelerindeki kabartma örgü şekilleri, tek örnek olarak kalmıştır.

Süleymaniye Camii / İstanbul: Caminin dört minaresindeki 10 şerefe, Kanunî Sultan Süleyman Han’ın 10. Padişah olduğuna işaret etmektedir.

Semiz Ali Paşa Mescidi / İstanbul: 1564 yılında yapılan caminin minaresinin şerefe çıkıntısı olmayıp, baca şeklindeki minarelere örnektir.

Sokullu Mehmed Paşa Mescidi / İstanbul: 16. asırda inşa edilen bu mescidin minaresi, minber şeklindeki minarelerin en güzel örneklerinden biridir.

Nusretiye Camii / İstanbul: Mimar Sinan minarelerine göre çok daha incedir. İlk başta daha kısa olan Nusretiye Camii minareleri, mahyalar denizden görülemediği için yükseltilmiştir.

Arap Camii / İstanbul: Fetihten sonra camiye çevrilen kilisenin çan kulesi, minare olarak kullanılmıştır. Bu uygulamanın İstanbul’da başka örneği yoktur. Dört köşeli minaresi, Şam’daki meşhur Emeviye Camii’nin orijinal dört köşeli minaresini hatırlatmaktadır. “Arap Camii” isminin verilmesinde muhtemelen bu benzerliğin de payı vardır. CİHAN

'Beş vaktin davetgahı minareler' okurların karşısına çıktı

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×