Annesini öldüren kızlar: Öldürmek gibi bir niyetimiz yoktu

İzmir'in Aliağa ilçesinde 9 Eylül 2013 tarihinde evinde bıçaklanarak öldürülen 39 yaşındaki Gülser Süngü'nün katil zanlıları olduğu iddiasıyla tutuklanan kızları 19 yaşındaki Ş.

Annesini öldüren kızlar: Öldürmek gibi bir niyetimiz yoktu
28 Ocak 2014 Salı 19:28

İzmir'in Aliağa ilçesinde 9 Eylül 2013 tarihinde evinde bıçaklanarak öldürülen 39 yaşındaki Gülser Süngü'nün katil zanlıları olduğu iddiasıyla tutuklanan kızları 19 yaşındaki Ş.P. ve 17 yaşındaki B.P., Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktı.

Duruşmada haklarında ağırlaştırılmış ömür boyu hapis istemiyle dava açılan Ş.P., kardeşi B.P. ve tarafların avukatları hazır bulundu. Sanıklardan B.P.'nin yaşının küçük olması nedeniyle duruşmaya basın mensupları alınmadı. Annelerini elektroşok cihazını kafasına vurarak bayılttıkları ve bıçaklayarak öldürdükleri iddiasını kabul eden kız kardeşler, annelerini öldürmek gibi bir niyetlerinin olmadığını anlattı.

Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkan sanık kardeşlerden ilk olarak Ş.P., savunma yaptı. Sanık Ş.P., savunmasına anne ve babasının boşandığını, kardeşiyle birlikte 7 yıl babasının yanında kaldıklarını, babasının iyi bir insan olmaması nedeniyle kaçarak annelerinin yanına geldiklerini ve Aliağa'da anneleri Gülser Süngü'nün yanında yaşadıklarını söyleyerek başladı. Annesinin geceleri gazinolarda çalıştığını, bazen çalıştığı yerden gelen erkeklerle birlikte olduğunu ifade eden Ş.P., "Bu işi yapmaması için kendisini defalarca ikaz ettik, ama annemiz bize karşı kötü davranıyordu. Sert birisiydi, bizi dövüyordu. Hastaneye gittim fakat annemin dövdüğünü söyleyemiyordum, çünkü ikimizin de gidecek yeri yoktu." dedi.

Kardeşiyle birlikte okuyup kendilerini kurtarmak istediklerini mahkemede anlatan Ş.P., şunları söyledi: "Annemizin bu işleri yapmamasını istiyorduk, en azından birahanede çalışsa bile erkeklerle ilişkiye girmemesini istiyorduk. Bu konuda bir kez daha kendisi ile konuşalım diye düşündük. Olay gecesi annem işten dönmüştü. Saati tam hatırlamıyorum, ama gece 02.30'dan sonraydı. Annemle konuşmak için odaya gittik, büyük olduğum için annemle ben konuştum. Anneme bu işi bırak dedim. Annem alkollüydü, 'tamam' dedi. Ama 'alkolü bırakma konusunda söz veremem' dedi. Sonra ben kardeşimle yan taraftaki odaya geçtik. Kardeşime annemin sözünde durup durmayacağını kontrol etmeye karar verdik. Saatimizi sabah 06.00'ya kurduk. O saatte uyanıp annemizin yanına erkek gelip geldi mi, gelmedi mi, annem sözünü tuttu mu tutmadı mı bakacaktık."

Saatin 06.00'da çalmasıyla birlikte kardeşiyle uyanıp annelerinin odasına bakmaya gittiklerini kaydeden Ş.P., sözlerine şöyle devam etti: "Annemizin odasına baktık, uyanıkmış. Açık olan televizyonu kapattıktan sonra bize, ‘Beni mi kontrol ediyorsunuz' diyerek küfürler etti. Ben hayır anne sadece sana güvenmek istedik, dedim. Annem bir anda sinirlendi, bizim üzerimize gelmeye başladı. Bir hafta önceki üniversite kavgasında da benim bacağıma makas saplamıştı. Annemin zarar verme güdüleri kuvvetliydi. Ondan korktuk, o sırada orada bir şok cihazı varmış, ben yerini bilmiyordum kardeşim B. biliyordu. Eline aldı, açık mıydı değil miydi bilmiyorum. Anneme doğrulttu, vurmadı, üzerine gelmesini engellemek istedi. Annem daha çok sinirlendi, mutfağa koşarak gitti. ‘Ben size göstereceğim’ dedi. Küfürler ediyordu, elinde bıçakla geldi, koşarak bizim üzerimize geldi, şok cihazı B.’nin elindeydi, onun üzerine yürüdü ben aralarına girdim. B.’yi önümden diğer tarafa iteledim.”

Kendisinin annesinin ellerini tuttuğunu, sonra da B.’nin şok cihazıyla vurduğunu ve annesinin elinden bıçağın düştüğünü belirten Ş.P., şunları anlattı: “Annem onu almaya çalışıyordu, tam hatırlayamadığım bir şekilde bıçağı kardeşimin elinde gördüm. Anneme doğru savurdu, denk geldi mi gelmedi mi bilmiyorum. Daha sonra yine annemle boğuşuyorduk, annem yine bağırıyordu fakat ben kendimde değildim, hatırlayamadığım bir şekilde anneme vurmuşum, beni onu öldürmek gibi bir niyetim kesinlikle yoktu, daha sonra B. ile birlikte apar topar evden çıktık.”

Annelerinin yaşayıp yaşamadığını bilmediklerini, bu nedenle daha sonra annesinin birlikte olduğu E. isimli kişiyi aradıklarını belirten Ş.P., “E. ağabeye telefonda anahtarın var, eve git bak dedim. E. ağabey önce eve gitti, daha sonra biz de eve gittik, ama eve girmedik. Zaten biz oraya gittiğimizde polisler oradaydı zaten, biz de suçumuzu inkar etmedik, bu olayları yaşadığımız şekilde anlattık.” sözleriyle savunmasını yaptı.

Sanık Ş.P., annesinin yaralanmasının ardından yüzüne yastık kapatma işini önce B.’nin yaptığını, sonra sesi çıkmasın diye düşünerek kendisinin devam ettiğini, yastığı hiç bastırmadıklarını ifade etti.

Ş.P., yaşadıkları evin kendisinin üzerine tapulu olduğunu, bu evi de daha önce annesinin birlikte olduğu İ.T.’nin aldığını belirtti. Tanık olarak duruşmada bulunan İ.T. de evi Gülser’e birlikte olduğu dönemde kendisinin aldığını ve tapusunu üzerine yaptığını, daha sonra evi kızına verdiğini belirtti.

Hayatını kaybeden Gülser Süngü’nün küçük kızı B.P. de savunmasında ablasının anlattıklarına tamamen katıldığını belirtti. Elektroşok cihazının kendisinin elinde olduğunu, annesine bir kez bıçak salladığını kabul eden B.P., daha sonraki bıçak darbelerini ablasını vurduğunu söyledi. Sanık B.P, çok pişman olduğunu da ifade etti.

S.P. ve B.P. kardeşlerin dedesi Kasım Süngü, duruşmada tanık olarak dinlendi. Gülser’in kızı olduğunu belirten dede Süngü, kızını öldüren iki torunundan da şikayetçi olduğunu belirtti.
Duruşmada Gülser Süngü’nün birlikte yaşadığı E.Ş. de tanık olarak dinlendi. Gülser Süngü ile 16 aydır birlikte yaşadığını ifade eden E.Ş, “Bu süre zarfında bu eve para karşılığı cinsel ilişki kurmak ya da bu şekilde maksatlı hiçbir erkek gelmiyordu, hatta kendi kızlarının erkek arkadaşlarının olmasını dahi istemiyorduk.” dedi. Gülser’in birahanede garsonluk yaptığını belirten E.Ş., Gülser’in birahane dışında herhangi bir erkekle ilişkisini duymadığını anlattı. Ş.’nin doğum gününe kendisinin arkadaşları olan K.D. ve T.’nin de katıldığını aktaran E.Ş., “Hatta bunlar Ş.’nin de arkadaşıydı. Doğum günü dışında ben bu evde başka erkek görmedim.” diye konuştu.

Tanıklık yapan M.B. de Gülser Süngü’yü 1,5 – 2 senedir tanıdığını, çalıştığını birahanenin müşterisi olduğunu ve oraya gittiğinde sohbet ettiğini söyledi. Zaman zaman evine kahvaltıya gittiğini ifade eden M.B., “Bazen de çamaşırlarımızı yıkardı. Ben ablamın para karşılığı cinsel ilişkiye girdiğini görmedim, duymadım. Devamlı kızlarının okumasını isterdi.” şeklinde konuştu.

Gülser Süngü’yü çalıştığı birahaneden tanıyan diğer tanıklar da zaman zaman evine kahvaltıya gittiklerini, ancak para karşılığı ilişkisi olduğunu görmediklerini dile getirdi. Tanık İ.T. ise Gülser’in çocuklarına kızınca onları dövdüğünü kendisine anlattığını söyledi.

Duruşmada tanık olarak dinlenen Ş.P.’nin ilkokuldan bu yana arkadaşı olan S.Ö., olayı görmediğini belirterek, “Polise verdiğim ifademde Ş. ile annesinin yaşadıklarını ve bana anlattıklarını anlattım. Sanıkların annesi evi kadın ticarethanesi gibi kullanırdı.” dedi.

Sanık savunmaları ve tanıkların dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti, Ş.P. ve B.P. kardeşlerin akli melekeleri yönünden ceza ehliyetlerinin olup olmadığının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesine karar vererek, duruşmayı mart ayına erteledi. CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×