Alman Cumhurbaşkanı'ndan kuvvetler ayrımının önemine vurgu

Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck, "Demokrasinin sağladığı kazanımı yaşama tecrübesinin etkisiyle, herhangi bir yerde hukuk devletini ve bir çok ülkede denenmiş olan kuvvetler ayrımını kısıtlama eğilimini gördüğüm zaman bunu özel...

Alman Cumhurbaşkanı'ndan kuvvetler ayrımının önemine vurgu

Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck, "Demokrasinin sağladığı kazanımı yaşama tecrübesinin etkisiyle, herhangi bir yerde hukuk devletini ve bir çok ülkede denenmiş olan kuvvetler ayrımını kısıtlama eğilimini gördüğüm zaman bunu özel bir kaygı duyarak izlerim." dedi. Gauck, "Dolayısıyla bugün burada kendime, 'hükümet hoşuna gitmeyen çok sayıda savcı ve polisi yerinden alır ve şahısların kim olduklarına bakmaksızın çarpık gelişmeleri aydınlatmalarına bu şekilde engel olur, ya da kararları kendi lehine etkilemeye veya hoşnut olmayacağı kararlardan kaçınmaya çalışırsa, yargı bağımsızlığı halen güvence altında olur mu?' diye soruyorum." ifadelerini kullandı.

Joachim Gauck, Orta Doğu Teknik Üniversitesi(ODTÜ) Kültür Kongre Merkezi’nde düzenlediği Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmede bulundu. Joachim Gauck Almanya- Türkiye ilişkilerin şimdiye kadar hiç şu anda olduğu kadar yakın ve çok yönlü ilişkilere sahip olmadığının altını çizdi: "Günümüzde birbirimizi sıkı dokunmuş bir iş ilişkileri ağı, siyasi, bilimsel ve toplumsal forumlardaki paylaşımımız ve özellikle de hergün gerçekleşen sayısız buluşmalardan tanımaktayız. Her yıl yeniden milyonlarca Alman Türkiye’de tatil yapıyor. İş ve bilim dünyasından ve kültürel alandan binlerce insan her iki ülke arasında gidip geliyor. Değişim programları sayesinde her yıl binlerce Türk öğrenci Avrupa Birliği’ne ve Almanya’ya geliyor, ve binlerce Alman öğrenci Türkiye’ye gidiyor."

"GÖÇ EDENLER BİR ÇOK KONUDA BAŞARI KAYDETTİ"

Joachim Gauck , Türkiye’den göç ederek gidenler ile eskiden beri yerleşik olanlar arasındaki ilişkilerde halen iyileştirilebilecek bazı hususlar olmasına rağmen, bir çok konuda başarı kaydedildiğini de aktardı. Gauck, Almanya’nın büyük bir çaba harcayarak göçmenler ve onların ikinci ve üçüncü kuşaklarının yeni vatanlarında siyasi ve toplumsal yaşamda nasıl eşit, saygın ve doğal bir şekilde pay sahibi olabileceklerinin yollarını aradığını da sözlerine ekledi.

"SAĞCI TERÖR GRUBU BİZİM İÇİN DE DEHŞET"

Gauck, Almanya’da Türkiye’nin, Almanya’daki Türk kökenli ailelerin esenliğine duyduğu ilgiyi anlayışla karşıladığını ifade ederek, bu konudaki düşüncelerini şöyle kaydetti: "Özellikle de, 2000 ve 2006 yılları arasında nerdeyse hepsi Türk kökenli olan on insanı öldürmüş olan Nasyonal Sosyalist Yeraltı diye adlandırılan aşırı sağcı terör grubunun bir üyesine karşı yürütülen davaya duyulan ilgiyi anlıyoruz. Yabancı düşmanı ve ırkçı nefrete karşı olduğu gibi, faillerin bu kadar uzun bir süre gizli kalabilmiş olmasından da ötürü duyulan dehşeti anlıyoruz. Anlıyoruz, çünkü bu dehşet, Almanya’da bizim de duyduğumuz dehşettir. Fakat sizi temin ederim ki, Almanya olanları var gücüyle hukuki açıdan da irdelemeye çalışmaktadır. Şundan emin olabilirsiniz: Alman halkının büyük bir çoğunluğu aşırı akımlara tahammül göstermez. Sadece devlet kurumları değil, angaje olan vatandaşların ve derneklerinin ülke genelinde kurduğu iletişim ağı yabancı düşmanı teröre ve günlük yaşamda ayrımcılığa karşı güçlü bir siper oluşturmuştur."

"ALMANYA KUVVETLER AYRILIĞINA SAYGI DUYUYOR"

"Türkiye’de sizler için Almanya’da ne olduğu nasıl önemsiz değilse, bizler için Almanya’da, Türkiye’de ne olduğu önemsiz değil." diyen Gauck, Türkiye’ye ilişkin duyduğu kaygılara değindi.

Almanya’nın 1989 yılına kadar Sovyetler Birliği’nin etki alanına giren bölgesinde büyüdüğünü belirten Gauck, 50 yaşıma kadar neyin hukuk ve neyin hukuksuzluk olduğuna bir komünist partinin karar verdiği bir sistemde yaşadığını anlattı. Almanya’nın birleşmesi sürecinin bu nedenden ötürü hayatının en mutlu anlarına denk geldiğini dile getiren Gauck , şunları kaydetti: "Baskı ve keyfi muamele zamanı geride kalmıştı. Gücün tek bir partinin elinde odaklanmasına son verilmişti. O gün bugündür hep demokrasinin avantajlarını yaşayarak emin oldum: Almanya kuvvetler ayrımına saygı duymaktadır; hükümetin gücü parlamento ve yargı organlarının gücü ile dengeleniyor. Demokrasinin sağladığı kazanımı yaşama tecrübesinin etkisiyle herhangi bir yerde hukuk devletini ve bir çok ülkede denenmiş olan kuvvetler ayrımını kısıtlama eğilimini gördüğüm zaman bunu özel bir kaygı duyarak izlerim. Dolayısıyla bugün burada kendime, hükümet hoşuna gitmeyen çok sayıda savcı ve polisi yerinden alır ve şahısların kim olduklarına bakmaksızın çarpık gelişmeleri aydınlatmalarına bu şekilde engel olur, ya da kararları kendi lehine etkilemeye veya hoşnut olmayacağı kararlardan kaçınmaya çalışırsa, yargı bağımsızlığı halen güvence altında olur mu, diye soruyorum.

İFADELERİM, DEMOKRASİ MÜDAFİSİNİN DUYDUĞU KAYGILARDIR

Kimi Türk vatandaşı ve zaten kimi Türk siyasetçi bu tarz eleştiriyi kabul etmekte zorlanabilir; kimisi belki haksız ya da istenilmeyen bir eleştiri olarak geri çevirebilir. Fakat beni lütfen yanlış anlamayınız. İfade ettiklerim iç işlerine müdahale arzusu değil, eşit düzeyde paylaşım arzusudur. İfade ettiklerim totaliter bir devlette uzun yıllar edinmiş olduğu deneyimler sonucunda demokrasinin bir müdafisi olan bir vatandaşın duyduğu kaygılardır."

"YABANCI CİNAYETLERİNİN SORUŞTURMASI TEK YÖNLÜ"

Bir demokrat olarak görüşlerini sadece hükümette olanların sözleri ve eylemlerine dayandırmadığını vurgulayan Gauck, şöyle devam etti: “Her zaman hükümet edilenlerin de seslerini duyacağı bir demokrat olarak, ne zaman hukuk devletinin tehlike altında olduğunu görürsem o zaman sesimi yükselteceğimdir – kendi ülkemin hukuk devleti olmasa da. Sesim, insanlar içindir; onurları, özgürlükleri ve fiziksel dokunulmazlıkları içindir. Ve nasıl bu söylediklerimin bir tavsiye olarak anlaşılmasını istiyorsam Almanya’da ben ve bizler de başka ülkelerin tavsiyelerini dinlemeye hazırız. Türkiye’den uzun bir süre yapılan ve yabancı düşmanlığından ötürü işlenen cinayetlerden sonra yürütülen soruşturmaların tek yönlü olduğunu içeren eleştirileri kabullenmek zorundaydık ve kabullenmek istedik.”

"İNSANLARIN YAŞAM TARZINA MÜDAHALE KORKUTUYOR"

Federal Almanya Cumhurbaşkanı Gauck, son zamanlarda bir çok kişinin demokrasiye tehdit oluşturduğu şeklinde algıladığı bir yönetim üslubundan ötürü hayal kırıklığı, burukluk ve öfke ifade eden sesler de duyduklarını da açıkladı.

Gauck, şöyle devam etti: "Örneğin insanların nasıl bir yaşam tarzını benimsemeleri gerektiğine ilişkin bir müdahale söz konusu olduğunda; hayatları üzerinde daha güçlü bir gizli servis kontrolü amaçlandığında; sokak protestoları zor kullanılarak bastırıldığında ve hatta bu yüzden insanlar canından olduğunda.

İtiraf ediyorum: Bu gelişme beni korkutuyor. Özellikle de fikir ve basın özgürlüğü kısıtlandığı için. İnternet ve sosyal iletişim ağlarına erişimin kısıtlandığını; eleştirel bakış açısına sahip gazetecilerin işten çıkartıldığını, hatta yargılandığını; gazetelere yayın yasağının getirildiğini ve yayıncıların hukuki baskı altına alındıkları zamanı yaşıyoruz.

BİLGİLENDİRMEK ÖZGÜR VE DEMOKRATİK TOPLUMUN ANA ŞARTIDIR

Oysaki kapsamlı bir şekilde bilgilendirmek ve kapsamlı bir şekilde bilgilendirilmek özgür ve demokratik bir toplumun iki ana şartıdır. Ancak bu sayede çarpık gelişmeler aydınlatılabilir ve hükümet edenlerin eylemleri bir kontrole tabi tutulabilir. Rüştünü ispatlayan ve kendi kararlarını kendisi veren vatandaşlar ancak bu sayede yetişir.

FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜ KISITLANIRSA ŞİDDETE HAZIR OLMA BÜYÜYOR

Deneyimlerimin bana ayrıca öğretmiş olduğu şudur: Nerde fikir özgürlüğü kısıtlanıyor, vatandaş hiç ya da yeterince bilgilendirilmiyor, kendisine sorulmuyor ve katılımına izin verilmiyorsa, orada hoşnutsuzluk, acımasızlık ve sonuçta şiddete hazır olma büyüyor."

CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×