Ahmet Altan: Gazeteci 'devlet çıkarı' diyemez

Gazeteci yazar Ahmet Altan, gazetecinin ‘devlet çıkarı’ diye bir şey söylemesinin mümkün olmadığını belirtti. Gazeteciliği yüzde 99’u alçaklık yüzde biri ise dürüstlük olarak niteleyen Altan, medyanın her zaman hırsızlığa ortak...

Ahmet Altan: Gazeteci 'devlet çıkarı' diyemez

Gazeteci yazar Ahmet Altan, gazetecinin ‘devlet çıkarı’ diye bir şey söylemesinin mümkün olmadığını belirtti. Gazeteciliği yüzde 99’u alçaklık yüzde biri ise dürüstlük olarak niteleyen Altan, medyanın her zaman hırsızlığa ortak olduğunu savundu.

    Bağımsız Gazetecilik Platformu (Platform 24) Dünya Basın Özgürlüğü Günü kapsamında ‘Mehmet Ali Birand Konuşmaları’ başlattı. İsveç Başkonsolosluğu’nda düzenlenen programa Birand ailesi ve gazeteci yazarlar katıldı.

    Birand’ın eşi Cemre Birand, merhum eşinin mesleğinin bağımsızlığı için çok çalıştığını söyledi. Her zaman bir adım önde olduğunu ifade eden Cemre Birand, “Cesur olduğunu bilmeden cesurdu. Onun adının bu platforma verilmesinden gurur duydum.” dedi.

    ‘Gazeteciler ne işe yarar’ başlığı altında konuşma yapan Ahmet Altan, Birand’ın Türkiye’nin en sevilebilen gazetecisi olduğunu kaydetti. Altan, “Ama benim açımdan sadece gazetecilik açısından değil toplumun tarihsel gelişimi açısından da önemli rol oynamıştır. Birand, Türkiye’nin kapılarını tüm politikacılardan önce dünyaya açan adam oldu. Olmasaydı Türkiye’nin dünyayla bütünleşmesi çok daha zor olacaktı. Türk toplumuyla dünyayı karşı karşıya getirdi.” ifadelerini kullandı.

    Gazeteciliği tanımlayan Altan, “Gazetecilik yüzde 99’u alçaklık ve korkaklık, yüzde biri ise dürüstlük ve cesaret olan bir meslektir. O yüzde birlik kısmıyla dünyayı da hayatı da değiştirmekte büyük rol oynar. O yüzde bir olmasaydı dünya bugün olduğu yerden çok daha geride olurdu.” şeklinde konuştu. Gazeteciliğin neden alçaklık olduğuna dünyadan ve kendi anılarından örnekler vererek anlatan Altan, Amerika, Almanya ve Fransa’da yargısız infaz edilen bazı kişilerin infazına toplumu ikna edeninin gazeteler olduğunu belirtti. Altan, bunun alçaklık olduğunu kaydetti. Almanya’da yaptığı bir konuşmanın bir gazetede 9 sütuna ‘Fransız Ahmet’ şeklinde manşet olduğunu aktaran Altan, “Üçüncü dünya savaşı çıksa haber daha büyük verilemez.” dedi. Haberde Almanya’daki konuşmasında Türkleri aşağıladığı, alay ettiğinin yazıldığını söyleyen Altan, “Telefon ettim gazetedeki arkadaşıma bunlar yalan dedim. Aldırmadılar. Büyük televizyonlara çıkamıyorlardı. Küçük olanlara çıktım o gazetenin alçak olduğunu yalan yazdığını anlattım. Bunun üzerine o gazete tanıklar çıkardı, genel yayın yönetmeni de ‘bunlar zaten böyle önce konuşurlar sonra inkar ederler’ diye yazdı. Sonra biri beni aradı. Almanya’daki konuşmamı kaydetmiş. Bandın kopyasını gazeteye gönderdim. Şiddetli bir şekilde yayınlarıma devam ettim. Sonra ‘dur özür dileyeceğiz’ dediler. O kayıtlar olmasaydı bir çok Türk’ün aklında ben Türkleri yersiz bir biçimde aşağılayan adam olarak kalacaktım. Bu ahlaksızca bir çarpıtmaydı.” diye konuştu.

    Başka bir gazetede ‘Aldatmak’ isimli romanının çalıntı olduğunun yazıldığını belirten Altan, “Ertesi gün yalanlamam çıktı fakat başlıkta ben haberi doğruluyordum. Birkaç gün sonra genel yayın yönetmenine rastladım. Neden çarpıttınız dedim. O kadar gazetecilik yapacağız.” ifadelerini kullandı.

    Gazeteciliğin 3 büyük düşmanı olduğunu anlatan Altan, bunların devlet, gazete patronları ve gazete okurları olduğunu kaydetti. Altan, “Devlet, bugün Türkiye’de yaşadığımız gibi 2 şey ister. Bir benim sırlarımı duyurma, 2 benim propagandamı yap.’ Bizim medya devletten hemen hemen hiç ayrılmadı. Ama bugünkü kadar medyanın devlet haline geldiğini hiç görmedim.” dedi.

    Bir gazetecinin ‘devletin çıkarı’ diyemeyeceğini savunan Altan, “Bunu diyen gazeteciye şunu sorarım sana ne devletin çıkarından. Bu senin işin değil. Toplumda iş bölümü vardır. Devlet çıkarını korumak devlette çalışanların görevi, bunu saklarlar. Gazeteciler de bunu ortaya çıkartır. Çünkü devletin çıkarına, neyin iyi kötü olduğuna kim karar veriyor. Devleti yöneten adamın bunu herkesten daha iyi bildiğine kim emin, niye emin? Devleti yönetenler her şeyi daha iyi biliyordu da Türkiye neden bu halde?” diye konuştu.

    Gazetecinin çıkara bakamayacağını vurgulayan Altan, “Gazeteciliğin bizatihi çıkarı herkesin çıkarıdır. O çıkar da doğruyu yazmaktır. Bu bütün toplumun lehinedir. O anda toplumun devletin aleyhine gözükebilir.” diye konuştu.

    Gazete patronlarının hem devletle hem de ilan verenlerle iyi geçinmek isteyeceğini anlatan Altan, gazeteler için en büyük belanın ise okuyucular olduğunu söyledi. Okuyucunun hoşuna gitmeyen bir haber görünce gerçek olup olmadığıyla ilgilenmediğini, kızdığını ifade eden Altan, dünyadaki gazetelerin devlet propagandasının, devlet denetimindeki eğitim sisteminin, resmi tarihin yarattığı şartlanmış bir okuyucuyla karşı karşıya olduğunu kaydetti.

    Türkiye’nin tarihinin en karanlık günlerinden birinden geçtiğine işaret eden Altan, “Çok karanlık günlerini gördüm bu ülkenin ama bu kadar rezilane, arsız, ruhsuz görüntüye bile aldırmayan bir dönemi hiç hatırlamıyorum.” dedi. Cumhuriyeti kurmuş olan elitlerin her türlü alçaklığı yaptığını ama görüntüyü korumaya çalıştıklarını belirten Altan, “Hayır çalmıyoruz diyorlardı. ‘Çalıyorsun’ deyince asıyorlardı.” ifadelerini kullandı. Şimdi ise ‘çalıyoruz lan ne var. Allah Allah niye abartıyorsunuz? Çalıyoruz yasak mı, niye çalmayalım? Biz yönetiyoruz biz çalıyoruz siz yönetirseniz siz çalarsınız.’ Anlayışı olduğunu savunan Altan, “Medya bunun parçası, medya da çalıyor. 28 Şubat’ta da çalmıştı. Her zaman medya hırsızlıkta ortaktır. Bugün de ortak, beraber çalıyorlar. Bugünkü iktidarın en akıllıca tarafı iyi bir mafya düzeni kurmuş. Parayı çalıyor ama iyi dağıtıyor. İyi mafya iyi dağıtır. Dağıtmayan mafyayı yok ederler zaten. Askerler sadece cezalandırmayı biliyordu. Bunlar ödüllendiriyor da gazetecileri çok zengin ediyorlar.” şeklinde konuştu.

    “Gazeteciliğin yüzde 99’u unutulur yüzde biri hatırlanır” diyen Altan, o nedenle gerçek gazetecinin devletle, patronla, okuyucuyla çatışmayı göze alan kişi olduğunu kaydetti. Yüzde 99’unun gerçekleri sakladığı bir mesleğin yüzde biri olmanın karanlık odada çakılan kibrite benzediğini vurgulayan Altan, “Herkes sizi görür. Karanlıkta yanan kibrit aydınlıkta yanan projektörden daha parlaktır. O yüzde bir çok önemlidir.” dedi. CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×