"Yeryüzü Sürgünleri Mültecilik" paneli

- İstanbul 29 Mayıs Üniversitesinin düzenlediği panelde, tarihten bugüne mültecilerin yaşadığı sıkıntılar ve ülkelerin bu mesele karşısında geliştirdiği yöntemler ele alındı - Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Başkanı Yıldırım: - "Dünya bugün mültecileri engellemeye çalışıyor. Halbuki mülteciliği doğuran sebepleri ortadan kaldırmak gerekiyor."


İSTANBUL (AA) - İstanbul 29 Mayıs Üniversitesince düzenlenen "Yeryüzü Sürgünleri Mültecilik" panelinde, tarihten bugüne mültecilerin yaşadığı sıkıntılar ve ülkelerin bu mesele karşısında geliştirdiği yöntemler ele alındı.

Üniversitenin Altunizade'deki merkez yerleşkesinde gerçekleştirilen panelde, Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Başkanı avukat Uğur Yıldırım, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Necmettin Kızılkaya ve Filistinli araştırmacı Ziyad Ez-Zeğal konuşma yaptı.

Uğur Yıldırım, konuşmasında Avrupa Konseyi üyesi ülkeler haricinde Türkiye'ye gelen yabancıların mülteci statüsü olmadığını, 1950-60'lı yıllarda Cenevre Sözleşmesi'nden bu yana, Türkiye'de yaklaşık 70 mülteci olduğunu söyledi.

Avrupa Konseyi üyesi ülkeler dışından gelenlerin "geçici mülteci" statüsünde olduğuna işaret eden Yıldırım, "Türkiye’de aslında mülteci yok. Biz niye mülteci tabirini kullanıyoruz? Çünkü bir algı meselesi. Algı bu yönde olduğu için bu tabir kullanılıyor. Türkiye’de kalan Suriyeli, Afgan ve Iraklılara ne diyoruz? 'Şartlı mülteci' denilen, sözleşme gereği kendi ülkesine gönderilmeyenleri üçüncü bir ülkeye gidinceye kadar Türkiye’de geçici statüyle kabul ediyoruz. Buna da 'şartlı mülteci' diyoruz." ifadelerini kullandı.

Yıldırım, şartlı mülteci sisteminin Suriye savaşıyla patlak verdiğini kaydederek, sığınmacılar için kullanılan misafir tabirini de eleştirdi.

- "Avrupa'ya geçen 150 bin refakatsiz çocuk var"

Uğur Yıldırım, diğer ülkelerin Suriyelileri kabul etmediğini aktararak, şöyle devam etti:

"Türkiye, Suriyelilere 'misafirlerimiz' diyerek, aslında geçiciliklerine vurgu yapıyor. Misafir kavramı, kendi içinde çok ciddi çelişkileri barındırıyor. Misafirlik sizin ondan hiçbir şey beklemediğiniz, her şekilde ona hizmet ettiğiniz kişi demek. Yine başka tabirler de var atasözlerimizden. Mesela bizde 'misafirlik üç gündür' diye bir tabir var. 'Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer' var. Bu kavram, bu işi kurtarmaya maalesef yetmedi. Hatta bizi bir noktada tıkadı. Mülteci kendi evini arar. Mülteci kendi yuvasını, kendi alın teri ile kazandığı parayı, ailesiyle paylaşacağı günü arar. Aylan bebekten sonra ülkeler toplanıp bazı kararlar aldı. O kararlar mülteciliği değil, mültecileri engelleyen maddeler. Yani dünya bugün mültecileri engellemeye çalışıyor. Halbuki mülteciliği doğuran sebepleri ortadan kaldırmak gerekiyor."

Türkiye’ye geçen 3 bin refakatsiz çocuk sığınmacı bulunduğuna işaret eden Yıldırım, "Avrupa'ya geçen 150 bin refakatsiz çocuk var. Refakatsiz çocuk, hukuken velisi olmayan çocuk demek. Bu çocuklardan 12 bin tanesinin de kayıp olduğunu, Avrupa kendisi resmi rakamlarla açıkladı. Yani kaydı yapıldıktan sonra kaybolanlar bunlar. Yolda öleni, kalanı, kaybolanı söylemiyorum. 3 bin de kadın kayıp. Bunlar hangi organ mafyasında? Hangi fuhuş mafyasında? Bilmiyoruz." diye konuştu.

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Kızılkaya da Hicret'ten bugüne mültecilerin İslam'daki yerini anlattı.

Filistinli araştırmacı Ziyad Ez-Zeğal ise 1948'den bugüne kadar devam eden İsrail-Filistin meselesi nedeniyle komşu ülkelere sığınmak zorunda kalan Filistinlilerin dramını dile getirdi.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×