Valiler Toplantısı

-Başbakan Yıldırım: (3) "Emniyete ne kadar önem veriyorsanız jandarmaya da aynı şekilde önem verin. İkisi bir olduğu zaman sinerjileri birleştiği zaman yönettiğiniz ildeki güvenlik, asayiş ve toplum huzuru çok daha rahat şekilde sağlanacak" -"Eğer bu kurumlar arasında bir koordinasyon sorunu, uyumsuzluk çıkarsa, birini diğerine daha çok tercih ettiğiniz algısı oluşmaya başlarsa, o zaman bir zafiyet var demektir, büyük sıkıntı kapıda demektir. Bu konulara özellikle dikkat etmenizi istirham ediyorum. Yenidir, zamanla oturacaktır" -"Şunu bilmelisiniz ki bu dönemde artık jandarma da sahil güvenlik de her yönüyle, personel, sicil, sevk ve idare yönüyle tamamen İçişleri Bakanlığımızın sevk ve idaresindedir. Başkaca bir makamdan 'olur' ve izin alma mecburiyeti yoktur. Bu ne demektir? Zamanı daha etkin kullanacaksınız, terörle mücadele de çok daha esnek, çok daha hızlı hareket edeceksiniz"

Valiler Toplantısı

ANKARA (AA) - Başbakan Binali Yıldırım, emniyet ve jandarmaya aynı derecede önem verilmesi gerektiğini belirterek, "Emniyete ne kadar önem veriyorsanız jandarmaya da aynı şekilde önem verin. İkisi bir olduğu zaman sinerjileri birleştiği zaman yönettiğiniz ildeki güvenlik, asayiş ve toplum huzuru çok daha rahat şekilde sağlanacak. Eğer bu kurumlar arasında bir koordinasyon sorunu, uyumsuzluk çıkarsa, birini diğerine daha çok tercih ettiğiniz algısı oluşmaya başlarsa o zaman bir zafiyet var demektir. Büyük sıkıntı kapıda demektir." dedi.

Yıldırım, İçişleri Bakanlığınca Vilayetler Evi'nde düzenlenen Valiler Toplantısı'nda valilere hitap etti.

Jandarma ve Sahil Güvenliğin İçişleri Bakanlığına bağlandığını anımsatan Yıldırım, bu durumun taşrada tam anlamıyla hissedilmediğini belirtti. Yıldırım, jandarma ve emniyetin bölgesel görev yerleri bakımından farklılık taşıdığını vurgulayarak, sevk ve idarede bu hususun gözden uzak tutulmaması gerektiğini söyledi.

"Emniyete ne kadar önem veriyorsanız Jandarmaya da aynı şekilde önem verin." diyen Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İkisi bir olduğu zaman sinerjileri birleştiği zaman yönettiğiniz ildeki güvenlik, asayiş ve toplum huzuru çok daha rahat şekilde sağlanacak. Eğer bu kurumlar arasında bir koordinasyon sorunu, uyumsuzluk çıkarsa, birini diğerine daha çok tercih ettiğiniz algısı oluşmaya başlarsa o zaman bir zafiyet var demektir. Büyük sıkıntı kapıda demektir. Bu konulara özellikle dikkat etmenizi istirham ediyorum.

Yenidir, zamanla oturacaktır ama şunu bilmelisiniz ki bu dönemde artık jandarma da sahil güvenlik de her yönüyle, personel, sicil, sevk ve idare yönüyle tamamen İçişleri Bakanlığımızın sevk ve idaresindedir. Başkaca bir makamdan 'olur' ve izin alma mecburiyeti yoktur. Bu ne demektir? Zamanı daha etkin kullanacaksınız, terörle mücadele de çok daha esnek, çok daha hızlı hareket edeceksiniz."

- "Yönettiğiniz şehirdeki her şeyin nefes alıp vermesinden sorumlusunuz"

İkinci bir düzenlemenin ise Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları (YİKOP) ile ilgili olduğunu dile getiren Yıldırım, özellikle büyükşehirlerde il özel idaresinin tüzel kişiliğinin ortadan kalktığını ancak büyükşehirlerin birçoğunun bu değişime ayak uyduramadığını ifade etti.

Yıldırım, coğrafi alanın çok geniş, hizmetlerin çok çeşitli olduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:

"Yıllardır kaymakamlıklar, valilikler yol yapar, suya bakar, diğer işleri halleder, alışmış. Belediye de ya iş bilmezlikten ya planlama yapamamaktan veya da iktidar partisiyle farklı partilerde olunca ideolojik sebeplerden dolayı, maalesef şehir dışındaki hizmetler istendiği gibi yapılamadı. Bu, bir memnuniyetsizlik olarak vatandaşa yansıdı ve vatandaş, 'Bu, belediyenin işi. Onun yapması lazım' dediğimizde hiç bize itibar etmedi. 'Ne demek belediye? Siz, devlet değil misiniz? Birbirinizin üzerine niye suç atıyorsunuz? Bakana söylüyoruz, 'belediye' diyor; belediyeye söylüyoruz 'bakan' diyor. Bu ne biçim iş? 'Biz, sizin aranızda gidip gelecek miyiz? İşimizi kim yapacak?' diye şikayetler maalesef uzun süreden beri vardı.

Bunu ortadan kaldırmak için YİKOP denilen yapıya bir tüzel kişilik kazandırdık. Bu, zaten sizlerin, büyükşehirlerdeki valilerimizin isteğiydi. Ne olacak bu şekilde? Burada bütçe olacak, işler planlanacak. Belediyenin yapamadığı yerleri biz yapacağız. Ne olacak? Belediyenin oraya verilen bütçesini de alacağız ve Valilik İl Özel İdaresine vereceğiz. Böylece, hizmetin aksamasının ve gecikmesinin önüne geçmiş olacağız. Valiler olarak siz, yönettiğiniz şehirdeki her şeyin nefes alıp vermesinden sorumlusunuz."

Başbakan Yıldırım, valilerin tek işinin şehirlerin güveliği olmadığını vurgulayarak, yerel ekonominin canlandırılmasından sorumlu olduklarını, bunun için proje üreteceklerini söyledi. Yapılacak çalışmalarla şehirlere heyecan verilmesi gerektiğini anlatan Yıldırım, "Çünkü, şehir heyecanlanmazsa geleceğini inşa edemez. Mutlaka şehre heyecan verecek ve yaratıcı projeler bulacaksınız. Eğer, yönettiğiniz şehirlerdeki hemşehrilerinizi işin içine katamazsanız, ne kadar başarılı yönetici olursanız olun, sonuç yok. Bunu bilmelisiniz. Vatandaş, işin içine katılmalı, vatandaş sizin heyecanınızı görmeli ve sizin heyecanınıza ortak olmalı. Bunu, başardığınızda evelallah sırtınız yere gelmez." diye konuştu.

-"Bu, ülkenin geleceği için uygulanan sinsi, küresel bir plandır"

Mutlaka, yerel projelere, yerel faaliyetlere hız kazandırılması gerektiğini aktaran Yıldırım, 19 Eylül Pazartesi günü 17 milyondan fazla öğrencinin ders başı yapacağı için tüm okulların hazır hale getirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

"Okullar, eğitim ve öğretime hazır olmalı. 'Efendim, Milli Eğitim Müdürüne talimat verdim. 'Okullar hazır, Sayın Valim.' 'Aferin, yavrum'. Bitti mi? Bitmez. 'Hadi gidelim, bir bakalım' diyecek. Dolaşacaksın, şöyle bir okulları. 'Sıralar yerinde mi, temizliği var mı, boyası badanası tamam mı, herhangi bir eksiği gediği ne var?' diye göreceksiniz. Saha, çok önemli.

Biz, bir sürü kanun çıkarıyoruz, talimatlar yazıyoruz. Bir bakıyorsunuz, iki kademe sonra buharlaşmış, yok. Talimat da gitmiş, iş de kalmış. Olmaz. Sürekli, sahada olunacak. Vatandaşın size gelmesini beklemeyin, siz gidin. Vatandaş gelip, 'Şu derdim var, bu derdim var' diyerek kapıda bekliyor. Üç saat, beş saat bekliyor, vali beyin keyfi gelecek, görüşecek. Öyle yapıyorsunuz demiyorum ama algı bu. Mutlaka ve mutlaka 'insanı yücelt ki devlet yücelsin', sihirli cümledir. Osman Bey'i 619 yıl cihan devleti yapan felsefenin arkasında bu vardır. 'İnsanı yücelt ki devlet yücelsin.' İnsanlar mutlu olmazsa, bizim varlığımızın anlamı kalır mı? Ne kadar başarılı olduğumuzun anlamı kalır mı? Yapacağımız işlerde eğer insanı merkeze almamışsak, insanın mutluluğunu, refahını esas almamışsak ne anlamı var yaptığımız işin? Bu, bizim inancımıza da uygun değil. Bizim inancımız, 'insanı yaşat ki devlet yaşasın.' var."

Uyuşturucu ile mücadelenin önemine işaret eden Binali Yıldırım, bu konuda amansız bir şekilde mücadele edileceğini kaydetti.

Yıldırım, şu anda gençlik ve gelecek için en büyük tehditlerden birinin uyuşturucu olduğuna işaret ederek, "Bu, öyle bir ticari faaliyet değil, bu sinsi bir plandır. Ülkenin geleceği için uygulanan sinsi, küresel bir plandır. Bunu, lütfen bilin. Bu konuda da elinizde çok imkan var. 'Ağ, sistem nasıl çalışıyor, nereden ne geliyor, kaynaklar ne? Bunlara kafa yoracaksınız, aynen terörde olduğu gibi." dedi.

(Sürecek)



Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×