"Uluslararası Toplum ve Mülteciler: Sorumluluklar, İmkanlar, İnsan Hakları İhlalleri" konferansı

- Rosa Lüksemburg Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Tank: - "İnsanlar savaşlar, çatışmalar, ekonomik sorunlar nedeniyle ülkesini terk ediyor ve başka şansları yok" - Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Kılıç: - "Avrupa ülkeleri, ABD, Japonya ve Çin gibi G-8 ülkeleri buradaki insani trajediye sessiz kaldı ve sorumluluk paylaşımında bulunmadı"


İSTANBUL (AA) - Rosa Lüksemburg Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Gabriele Gün Tank, "İnsanlar savaşlar, çatışmalar, ekonomik sorunlar nedeniyle ülkesini terk ediyor ve başka şansları yok" dedi.

Uluslararası Af Örgütü tarafından Birleşmiş Milletler Dünya İnsani Zirvesi öncesi Rosa Lüksemburg Vakfı desteğiyle düzenlenen "Uluslararası Toplum ve Mülteciler: Sorumluluklar, İmkanlar, İnsan Hakları İhlalleri" konferansının açılışında konuşan Tank, konuşmasında dünya genelinde yaşanan çatışmalara ve bu çatışmalarda sivillerin hedef alınmasına değindi.

Avrupa’nın insani bir kriz ile karşı karşıya olduğunu ve bu süreç zarfında "Kale Avrupası"nın inşa edildiğini dile getiren Tank, "İnsanlar savaşlar, çatışmalar, ekonomik sorunlar nedeniyle ülkesini terk ediyor ve başka şansları yok" dedi.

Tanık, Almanya’daki mültecilerin yaşadığı sorunlara değinirken, "Almanya daha katı sığınma kanunları paketini tartışıyor, ülkede geri göndermeler arttı. Medyanın yaklaşımı ve mülteci politikaları sorunlu. Mülteciler ırkçıların, aşırı sağcıların saldırılarına uğruyor. Avrupa bir krizle karşı karşıya ama bu mülteci krizi değil. Gerçek kriz, ırkçı ve milliyetçi yaklaşımlar" şeklinde konuştu.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı avukat Taner Kılıç ise, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en büyük kitlesel göçün yaşandığını söyleyerek, şunları kaydetti:

"Suriye'de 2011’de başlayan iç savaşın yoğunluk kazanmasıyla Türkiye, Lübnan ve Ürdün başta olmak üzere, Irak ve Mısır’ı da kısmen kapsayan, ciddi mülteci hareketlerine şahit olduk. Kısa sürede gördük ki birçok ülke sınırlarına duvarlar, hendekler, mayınlar koydu. Sınır geçişleri yapılamasın diye Frontex dışında başka askeri güçler devreye girdi. Güvenli ülkelere ulaşmaya çalışan insanlar engeller ve baskılarla karşı karşıya kaldılar ve hayatlarını kaybedenler dahi oldu. Avrupa ülkeleri, ABD, Japonya ve Çin gibi G-8 ülkeleri buradaki insani trajediye sessiz kaldı ve sorumluluk paylaşımında bulunmadı. Arap ve Müslüman ülkeler de bu refleksi göstermedi. Özellikle Suriye’nin güney komşuları Lübnan ve Ürdün, coğrafya ve nüfuslarıyla karşılaştırıldığında ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldılar. Bu ülkelerde sağlık, barınma eksikleri nedeniyle ciddi sorunlar yaşadılar."

Küresel mülteci krizi karşısında Türkiye’nin büyük bir sorumluluk üstlendiğine işaret eden Kılıç, "Resmi rakamlara göre 3 milyonun üzeri bir mülteci nüfusu var. Bu da büyük fotoğrafa bakıldığında Türkiye’yi önemli bir sorumluluk almış ülke konumunda gösteriyor. Fakat küçük fotoğrafa baktığımızda sorunların olduğunu görüyoruz. Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin yüzde 10’u kamplarda yaşıyor, yüzde 90’ı şehirlere dağılmış. O şehirlerdeki insanların konukseverliğine, hayırseverliğine terk edilmiş durumdalar" dedi.

Etkinliğin ilk oturumunda konuşan BBC muhabiri Güney Yıldız, mültecilerin farklı kimliklerine göre farklı sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade ederek, özellikle çocuklar, kadınlar ve engellilerin sıkıntılar yaşadığını anlattı.

Uzun yıllar Afrika ve Türkiye’de saha çalışmaları yapan Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) örgütünün Türkiye temsilcisi Aitor Zabalgogeazkoa ise, Lübnan’daki mültecilerin durumuna değinerek, "Şu anda Lübnan’daki durum hiçbir şekilde sürdürülebilir değil. Ülkede 3-4 kişiye karşılık 1 mülteci var. Sağlık sistemi zorlanıyor. İnsanların akrabalık bağlarının olması ve dil avantajı var ama bu Türkiye’de söz konusu değil." şeklinde konuştu.



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×