Uluslararası Organ Nakli Ağı Projesi

- Türkiye Organ Nakli Vakfı Başkanı Dr. Kahveci: - "Organ naklinin yasal düzenleme olmadan yapılması mümkün değil. Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, ülkelerin organ bağışı ve nakliyle ilgili düzenleyici kanunları oluşturmalarını istiyor. Bundaki temel amaç, temel bazı kriterlerin belirlenmesi ve beraberinde de organ naklinin kötü amaçlı kullanımını, yani organ ticaretini önlemek" - ORKOD Başkanı Dr. Çınar: - "Ülkemize baktığımızda geçen yıl yapılan organ nakillerinin neredeyse yüzde 80'i canlıdan alınmış. Dünyada organ naklinde gelişmiş ülkelere baktığımızda bunların yüzde 75'inin kadavradan olduğunu görüyoruz"

Uluslararası Organ Nakli Ağı Projesi

İSTANBUL (AA) - Türkiye Organ Nakli Vakfı (TONV) Başkanı Dr. Eyüp Kahveci, organ naklinin yasal düzenleme olmadan yapılmasının mümkün olmadığını belirterek, "Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, ülkelerin organ bağışı ve nakliyle ilgili düzenleyici kanunları oluşturmalarını istiyor. Bundaki temel amaç, temel bazı kriterlerin belirlenmesi ve beraberinde de organ naklinin kötü amaçlı kullanımını, yani organ ticaretini önlemek." dedi.

TONV koordinatörlüğü, Sağlık ve Ekonomi bakanlıkları, İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunun (DEİK) desteğiyle yürütülen Uluslararası Organ Nakli Ağı Projesi kapsamında yabancı gazetecilere yönelik düzenlenen medya çalıştayı devam ediyor.

Çalıştay kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Kahveci, hedeflerinin Türkiye'nin elinde bulundurduğu tecrübeleri uluslararası alana sunmak olduğunu söyledi.

Kahveci, Türkiye'nin organ bağışı ve nakli alanında teknik yardım yaparak çalıştaya katılan ülkelerin gelişimine katkıda bulunmayı amaçladıklarını anlattı.

Türkiye'nin organ nakliyle ilgili bulunduğu konuma kolay gelmediğine işaret eden Kahveci, ilk nakilden bugüne yaklaşık 40 yıl geçtiğini aktardı.

Eyüp Kahveci, organ naklinin birikim, politik ve idari destek, klinik bilgi ve tecrübe gibi unsurların bir araya gelmesiyle gerçekleştirilebileceğini, bunların da aynı doğrultuda buluşmasının zaman isteyebileceğini vurguladı.

Ağ kapsamındaki 24 ülkede organ nakliyle ilgili yasal düzenleme olmadığını dile getiren Kahveci, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu son derece önemli bir şey. Organ naklinin yasal düzenleme olmadan yapılması mümkün değil. Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, ülkelerin organ bağışı ve nakliyle ilgili düzenleyici kanunları oluşturmalarını istiyor. Bundaki temel amaç, temel bazı kriterlerin belirlenmesi ve beraberinde de organ naklinin kötü amaçlı kullanımını, yani organ ticaretini önlemek. Bu maalesef az gelişmiş ülkelerde sık rastladığımız bir durum. Bunun mutlaka kontrol altına alınması gerekiyor. Bu anlamda Türkiye organ nakli yasasının alt düzenlemeleri itibarıyla da zengin bir birikime sahip. O nedenle bizim platformumuza hukuk desteği veren üniversiteler de var. Biz gelen talepleri uzmanlarımıza iletiyoruz ve onlar ülkelere gerekli tavsiyelerde bulunuyorlar. Onlar da buna göre kendi anayasal sistemleri içerisinde yasal düzenlemelerini yapıyorlar. Bu projenin sürdürülebilir olmasını istiyoruz ve buna yönelik de çalışmaları gerçekleştiriyoruz."

- "Bulunamayan her organ bir yaşam şansını da beraberinde götürüyor"

Yönetim Kurulu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cemal Ata Bozoklar, organ naklinin çok büyük bir sosyal tarafı olduğunu dile getirerek, toplumun tüm kesimlerini en az sağlık çalışanları kadar ilgilendirdiğini söyledi.

Bozoklar, bu kapsamda da hiç kimseyi ihmal etmeden tüm alanlara basın aracılığıyla ulaşılması gerektiğine dikkati çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu nedenle de iş birliği içerisinde olmalıyız. Uluslararası iş birliklerini artırmalıyız. Dünyanın her yerindeki organ nakli faaliyetlerini izlemeli, elimizden geldiğince düzeltmeye çalışmalıyız. O nedenle bu projeyi çok önemli buluyoruz. Bütün bu iletişim köprüsünün ana unsurları basındır. Bir profesyonelin halka direkt ulaşma şansı yok. Bu anlamda da köprü basın. Organ nakli gibi çok önemli bir konuda ne yazık ki gerçeklerinden çok hurafeleriyle bilinen bir olguyu, hep birlikte temizlemek zorundayız. Çünkü bu bedeli hastalar ödüyor. Bulunamayan, takılamayan her organ bir başka yaşam şansını da beraberinde götürmüş oluyor."

- "Kadavradan alınan organ yüzdesini artırmalıyız"

Organ Nakli Koordinatörleri Derneği (ORKOD) Başkanı Dr. Yavuz Selim Çınar, organ yetmezliğinin hem Türkiye'de hem de dünyada en önde gelen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirterek, şöyle devam etti:

"Türkiye'de 2015 içerisinde 4 bin 500'ün üzerinde organ nakli yapılmış. Bunlardan 3 bin 400'ü canlıdan, bin 150'si de kadavradan nakledilmiş. Sayıya baktığımızda Türkiye, dünyada en çok organ nakli yapan ülkelerin başında geliyor. Başarı oranlarına bakıldığında gerek Avrupa gerekse Amerika'daki benzer merkezlerden aynı oranda hatta bazı nakillerde çok daha başarılı olduğunu görüyoruz. Bizim ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesindeki temel sorun organ nakli yapacak teknik ekipman değil, yeterli organ bağışı olmaması. Ülkemize baktığımızda geçen yıl yapılan organ nakillerinin neredeyse yüzde 80'i canlıdan alınmış. Dünyada organ naklinde gelişmiş ülkelere baktığımızda bunların yüzde 75'inin kadavradan olduğunu görüyoruz. Türkiye'deki organ bağışının artırılması yönünde birtakım çalışmalar var ama yeterli seviyede değil. Amacımız kadavradan alınan organ yüzdesini artırmak."

- "Medya ayağı çok önemli"

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Plastik Cerrahi ve Rekonstrüktif Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, bu tür organizasyonların çok değerli olduğunu ifade ederek, "Çünkü sizi büyük bir ülke olarak bilmeleri için sizin peşinizden gitmeleri gerekiyor. Bu organizasyonları örnek almaları önemlidir. Bu örnek almalar aslında bizi yaptığımız birçok projeden daha değerli şekilde önder yapıyor." dedi.

Türkiye'de özellikle son dönemde organ nakillerinin tüm aşamalarıyla başarılı şekilde yapıldığını anlatan Özkan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu konuda özellikle medya ayağı çok önemli. Bu ülke çok önemli bir badire atlattı ama her şerden bir hayır çıkarmak gibi bir şey, bu milletin böyle bir güzelliği var. 'Biz milletiz' deme kavramını oluşturduk. Biz organ naklinde de bu ivmeyi yakalamalıyız. Bir patlayıcı hareketi yapamadık maalesef. Yabancı ülkeden biri burada yakınını kaybettiği zaman organlarını bağışlıyor ama biz kendi milletimize bunu hala gösteremiyoruz. Belli bir kuşaktan sonra organ bağışının artık daha çok kabul edilebilir bir düzeye ulaşacağını düşünüyorum."

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×