"Türki̇ye İyi̇ Gelecek" konferansı

- Başbakan Yıldırım soruları cevapladı: (2) - "Bu bölge dinamik bir bölge, hareketli bir bölge her türlü gelişme olabilir ama biz 15 Temmuz'da her türlü beklenmedik olaya karşı hazır olduğumuzu gösterdik. Bundan sonrakiler teferruat. Daha fazla kötü ne olacak? Darbe yok. Yani öyle bundan sonra sıkar artık darbe girişimi, öyle kolay değil, kusura bakmasınlar, başka yol bulsunlar" - "Avrupa ile ilişkilerimizde hiçbir kafa karışıklığımız yok. AB tam üyelik hedefimizden vazgeçmiş değiliz, ancak AB'den daha fazla samimiyet bekliyoruz. Sözlerini yerine getirmelerini bekliyoruz. Biz bugüne kadar verdiğimiz hiçbir sözü yerine getirmekte tereddüt etmedik. Bütün sözlerimizi yerine getirdik. AB'den de aynı şeyleri yapmasını bekliyoruz, önümüzdeki zaman diliminde iyi gelişmelerin olacağını gözlemliyoruz"


İSTANBUL (AA) - Başbakan Binali Yıldırım, "Bu bölge dinamik bir bölge, hareketli bir bölge her türlü gelişme olabilir ama biz 15 Temmuz'da her türlü beklenmedik olaya karşı hazır olduğumuzu gösterdik. Bundan sonrakiler teferruat. Daha fazla kötü ne olacak? Darbe yok. Yani öyle bundan sonra sıkar artık darbe girişimi, öyle kolay değil, kusura bakmasınlar, başka yol bulsunlar." dedi.

Yıldırım, "Türkiye İyi Gelecek" konferansında soruları cevapladı.

Bir gazetecinin, "Bir yandan faizlerin indirilmesi yoluyla iç talep canlandırılmaya çalışılıyor. Bir yandan da tasarruf açığı var ve tasarrufların arttırılmasına çalışılıyor. Bu ekonomi politikası açısından bir çelişki değil mi? Buradaki önceliğiniz hangisi? Kamuda ve özel sektörde yaygın şekilde işten el çektirilmeler, ihraçlar, kredi derecelendirme kuruluşlarının, kurumların zaafiyete uğrayıp uğramayacağı açısından yakından takip ettiği bir konu ve Türkiye yatırım yapılabilir kredi notunu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Burada kredi kuruluşlarını nasıl ikna edeceksiniz?" sorusu üzerine, şöyle cevap verdi:

"Neden çelişki olsun. Babaannemin bir lafı var, eskiden sofraya bir ekmek koyuyordu, çocukları etrafına oturtuyordu, 'Evlatlarım bütünü bölmeyin, yarımı yemeyin, yiyin, için, karnınızı doyurun.' Şimdi böyle bir şey olur mu ya? Harcamadan bir şey olmaz, harcayacağız, ama nereye harcayacağımızı bileceğiz. Harcamadan ekonomi gelişmez, ilerlemez, canlanmaz. Bu ekonomistleri de anlamak mümkün değil, harcamayın mı diyorlar? Hem harcayacağız hem de tasarruf yapacaksın kardeşim ikisi de mümkün. Tasarruf bir yandan da geleceğe yatırım yapacaksınız. Ben anlıyorum bu politika başka politika. Yani diyor ki; 'Siz fazla açılmayın kardeşim. Borcunuzu tıkır tıkır ödeyin. Diğer işleri boşverin derleyin, toplayın borç ödeyin. Büyümeye lüzum yok. İşsizlik artsa da olabilir, önemli olan sizin borcun ödenmesi. Bir kuruş bizden alacağı olan var mı kardeşim? Geciktirdiğimiz var mı? Biz borcumuza sadık bir milletiz. Yemeyiz, içmeyiz borcumuzu öderiz. Bu kadar. Bize başka talimat vermesinler. Borcunu tanısınlar. Borcunu alır, sen sağ ben selamet. Ama biz harcarız da yatırım da yaparız. Faizler de düşer, ekonomi de çalışır."

- "(Değerlendirme kuruluşları) Acele karar vermesinler, sonra pişman olurlar"

Başbakan Yıldırım, değerlendirme kuruluşlarının kendilerine göre Türkiye'yi sıkıştırmaya çalıştığını anlatarak, acele karar vermemeleri gerektiğini, sonra pişman olabileceklerini söyledi.

Zorunlu karşılıkların düşürülmesi veya faiz verilmesi gibi yapısal önlemler alınıp alınmayacağına yönelik soru üzerine Yıldırım, "Biliyorsunuz Merkez Bankası bağımsızdır. O işlere Merkez Bankası bakıyor. Merkez Bankası duydu bu talebi onlar da insan, bakacaklar bir şeyler yapılacaksa yaparlar. Her şey risk, emniyet dengesine bağlı." dedi.

"15 Temmuz'daki FETÖ'nün darbe girişiminin ardından Türkiye'ye yönelik tehditler bitti mi?" şeklindeki soru üzerine Yıldırım, şunları söyledi:

"Hayat başlı başına bir risktir. 'Risk var' diye hiçbir şey yapmayacağız diye bir şey yok. Burada bu darbeyi kim öngörüyordu? Öngören vardı da bize niye söylemedi? Bu bölge dinamik bir bölge, hareketli bir bölge her türlü gelişme olabilir ama biz 15 Temmuz'da her türlü beklenmedik olaya karşı hazır olduğumuzu gösterdik. Bundan sonrakiler teferruat. Daha fazla kötü ne olacak? Darbe yok. Yani öyle bundan sonra sıkar artık darbe girişimi, öyle kolay değil, kusura bakmasınlar, başka yol bulsunlar. Bir şey olmaz, hiçbir şey olmaz, bu memlekette hiçbir şey olmaz, yeter ki biz sağlam duralım. Omuz omuza dayanışma içinde sürekli ileri, büyüme, gelişme, refah, ekonominin büyümesi…

Efendim dünyada yalnızlaşıyoruz falan… Dünyada zaten gelişmiş ülkelerde büyüme yok. Para ellerinde patladı. Ne yapacak orada burada değerlendirecek. Yeter ki düzgün projeler verelim, öngörülebilir şartlar ortaya koyalım. 'Gel kardeşim her şey açık şöyle bir işimiz var.' Buyuran değil, iki ortak gibi oturacağız. Sen bu yatırımı mı yapmak istiyorsun geç şuraya otur, ben de buradayım. Sen şunu istiyorsun, ben bunu veriyorum, tamam sana şunları şunları verelim, 10 yıl vergi almayalım, primlerinden vazgeçelim, şunu bunu edelim. 'Sen ne vereceksin?' Efendim şu kadar adam çalıştıracağım, ekonomiye bu kadar katkı sağlayacağım.' Böyle anlaşmış olacağız."

- "AB'den daha fazla samimiyet bekliyoruz"

Başbakan Yıldırım, "Türkiye'nin eksen kayması olur mu?" şeklindeki soru üzerine şunları söyledi:

"Türkiye aynen terazi gibi bir tarafta batı bir tarafta doğu var, kuzey var, güney var. Hepsini dengeleyen bir ülke. Bizim eksenimiz kaymaz. Avrupa ile ilişkilerimizde hiçbir kafa karışıklığımız yok. AB'ye tam üyelik hedefimizden vazgeçmiş değiliz, ancak AB'den daha fazla samimiyet bekliyoruz. Sözlerini yerine getirmelerini bekliyoruz. Biz bugüne kadar verdiğimiz hiçbir sözü yerine getirmekte tereddüt etmedik. Bütün sözlerimizi yerine getirdik AB'den de aynı şeyleri yapmasını bekliyoruz, önümüzdeki zaman diliminde iyi gelişmelerin olacağını gözlemliyoruz."

Yıldırım, Akdeniz'i çevreleyen 23 ülke, Karadeniz'i çevreleyen 10 ülkenin bulunduğunu, Kafkaslar, Orta Asya, Orta Doğu ve Afrika'nın yer aldığını anlatarak, "Geniş bir coğrafyaya hitap eden bir ülkeyiz. Rusya ile ilişkilerimizi geliştirmemiz, İsrail ile mutabakata varmamız, Orta Doğu'da İran'da Türki cumhuriyetlerde iş yapıyor olmamız, Avrupa'ya rekabet, alternatif değil, onların yeri ayrı, diğerlerinin yeri ayrı." diye konuştu.

-"FETÖ bütün ülkeler için tehdittir, uyarıyoruz, bizim canımız yandı sizin canınız yanmasın"

Başbakan Yıldırım, katıldığı oturumda yabancı gazetecilerin sorularını da cevapladı. Yabancı yatırımcılar ve yabancı liderlerin Türkiye'de gazeteciler ve milletvekilleri aleyhine ifade özgürlüğü ile ilgili açılan davaları yakından takip ettikleri yorumunda bulunan Financial Times'ın Hindistanlı muhabiri, Yıldırım'a Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret ettiği için hakkında dava açılan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın tutuklanma ihtimalinin olup olmadığını sordu.

Soru karşısında Yıldırım, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu hatırlatıp, ister milletvekili ister sade vatandaş olsun, herkesin hukuk devletinin gereğini yerine getirmesi gerektiğini, konumunun ve pozisyonunun bir ayrıcalık sağlamayacağını belirterek, "Terör örgütüne aleni destek olmak Türkiye'de suçtur. İşleyen milletvekili de olsa suç, sade vatandaş da olsa suç. Yargı mensupları kanunları biliyor, kanunlara göre de kim suç işliyor, kim suç işlemiyor onu da takip ediyor. Bu arkadaşımız hakkında da bir soruşturma başlatmış, bir sonucunu bekleyelim. Nedir, ne değildir. Eğer suç işlemediyse, zaten ortaya çıkar, suç işlediyse de cezasını çeker." dedi.

Soruyu soran basın mensubunun Hindistan'dan geldiğini öğrendikten sonra, kendisine "Hindistan'da durum ne?" diye soran Yıldırım, gazetecinin, "Bir suç işlendiği zaman, Türkiye'de ve dünyada olduğu gibi kanunlara göre hareket ediliyor." cevabını aldıktan sonra, "Türkiye'de de biz aynen öyle yapıyoruz işte, bu kadar basit" ifadelerini kullandı.

Aynı gazeteci tarafından sorulan, "Türk devleti, siz, Sayın Erdoğan darbe girişiminde suçu Sayın Fethullah Gülen ve takipçilerine attınız ancak, siz hükümetinizin ilk 10 yılı boyunca Gülen örgütü ile çok yakın ilişkiler içindeydiniz AK Parti olarak. Benim gibi kişiler veya yabancı yatırımcılar Gülen hareketinin Türkiye'de bu kadar hızlı olması konusunda AK Parti'yi ne kadar suçlamalı? Darbe girişiminde bulunacak kadar güçlenmesinde AK Parti ne kadar sorumlu tutulmalı?" sorusuna şu cevabı verdi:

"Bir kere 'Mister Gülen' dedin, o Mister falan değil, onu geç. Terörist başı Mister olur mu ya, nerede görülmüş? Adam şeytana pabucunu ters giydiren adam, ne Misteri? Milletin canına okudu, bu kadar şehidin kemikleri sızlıyor, bu kadar gazimiz var. Alçak! Soruya gelince, tabii eleştirebilirsiniz. Suç işlemeyene kadar herkes masum. Suç işleyince kanunlar devreye giriyor. Seninle beraber gidiyoruz mesela, arkadaş olduk, üç,beş, on sene...

Sonra günün birinde diyorsun ki, 'Arkadaş buraya kadar, senin kollarını bağlıyorum, ihtilal yapıyorum.' Genelkurmay Başkanı'nın yanında on senedir duruyor adam. Bir tek yatakları ayrı, günleri hep beraber geçiyor. Özel kalemi, yaveri, en yakın adamı ve darbede onu etkisiz hale getiren bu. Peki o zaman Genelkurmay Başkanı'nı mı suçlayacağız. Kapalı bir örgütten bahsediyoruz, kapalı kutu, şeffaf değil, kayıtları yok, ilkeleri yok, prensipleri yok, senin benim gibi gözüküyor ama başka bir gündemleri var, başka bir hesapları var. Yaptılar, yaptılar, yaptılar, sonunda da tökezlediler, hataları meydana çıktı, bu kadar basit."

FETÖ'nün sadece Türkiye'nin sorunu olmadığına, bunun küresel bir örgüt olduğuna işaret eden Yıldırım, "Bütün ülkeler için bu tehdittir. Biz bütün ülkeleri uyarıyoruz, buna karşı tedbirli olun, bizim canımız yandı sizin de canınız yanmasın" dedi.

(Bitti)




Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×