"Türki̇ye İyi̇ Gelecek" konferansı

- Başbakan Yıldırım: (3) - "Dışarıdan gelen dostlarımız, yabancı misafirlerimiz var. Onlara da şunu söylemek istiyorum. Türkiye'ye yatırım yaparsanız, pişman olmazsınız. Bu ülke hiçbir geleni pişman eden bir ülke değildir" - "Eski dönemleri sadece bir nostalji olarak hatırlayalım. Bunun ötesinde eski dönemleri fazla kafaya takıp, moralimizi bozmayalım. Çünkü eski Türkiye artık geride kaldı. Yeni Türkiye hep önüne, ileriye bakıyor ve dünyayı avucunuzun içine getiriyor" - "Bugün aynı anda birçok saldırıya maruz kalmamızın arkasındaki en büyük sebep; Türkiye'nin hızını kesmektir. 'Türkiye çok fazla gelişmesin, bizim izin verdiğimiz kadar yol alsın, edilgen bir ülke olsun. Bölgesel ve küresel konularda, görüş ortaya koyan, çözümler öneren, inisiyatif alan bir ülke olmasın.' Kavga budur. Bizim kimseyle alıp veremeyeceğimiz bir şey yok, bizim derdimiz bölgede huzurun, barışın, kardeşliğin devam etmesidir"


İSTANBUL (AA) - Başbakan Binali Yıldırım, yabancı yatırımcıları Türkiye'ye yatırım yapmaya çağırarak, "Türkiye'ye yatırım yaparsanız, pişman olmazsınız. Bu ülke hiçbir geleni pişman eden bir ülke değildir. dedi.

Yıldırım, "Türkiye İyi Gelecek" konferansında yaptığı konuşmada, muhalefet partileriyle işlerin iyi gittiğini belirterek, "Şeytan kulağına kurşun. Şu anda birlik, beraberlik iyi. Bazıları bu sistemden çıkmak için gayret ediyorsa da öyle kolay değil." dedi.

İstanbul'da 7 Ağustos'ta milletin karşısına çıkarak "Biriz, beraberiz, birlikte Türkiyeyiz" denildiğini hatırlatan Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Öyle yan çizme yok. Yani 'Oğlum sana diyorum, kızım sen anla' hesabı. Herkes mesajını alsın. Biz sonuna kadar bu birlik, beraberlik meselesinin arkasındayız. Bunu bozan taraf asla olmayacağız. Bozan tarafı da millete şikayet edeceğiz. Ne var kardeşim, siyasetimizi gidelim seçim zamanı meydanda yapalım, memleketin işlerinde neden ayrı gayrı düşünüyoruz. Oturalım anayasayı yapalım, kanunları da çıkaralım. Bakın önerilerini alıyoruz, gereğini de yapıyoruz. Haklı bir talep varsa, makul bir şey varsa tabi ki değerlendireceğiz, 'Biz iktidarız kardeşim, muhalefeti hiç takmayız' diye bir şey yok. Demokrasi uzlaşmak demek, birlikte iş yapmak demek, biz de bunun gayreti içinde olacağız. Bu konuda ülkemizin geleceği, milletin menfaati her şeyin üzerindedir. Eğer siyaset, millete hizmette bir araçsa anlamı var, yoksa ne yapayım ben o siyaseti. Arkasında köprü, yol, fabrika, sağlık hizmeti, eğitim, kalkınma, büyüme yoksa ne olacak siyaset? Olmaz olsun böyle siyaset. Bu anlayışla çalıştık, bu anlayışla çalışmaya devam edeceğiz. Millete sözümüz budur. İşimiz hizmet, gücümüz millet. Bu kadar."


- "Ya işinizi güzel yapın, yahut kardeşlerimiz geliyor"

Hükümet olarak iş dünyasının önündeki engelleri kaldırmaya devam ettiklerini, Türkiye'nin cazibesini artıracak, yatırım ortamını iyileştirecek adımları attıklarını vurgulayan Yıldırım, yatırımları daha da artırmak için Kalkınma Bankası'nı canlandıracaklarını, sermayesini artırmaya karar verdiklerini, rolünü ve etkinliğini artıracaklarını söyledi.

İhracatçının finansa erişimini kolaylaştırmak için Eximbank'ı da güçlendirdiklerini ifade eden Yıldırım, "Bankacılar yalnız değilsiniz. Ya işinizi güzel yapın, yahut kardeşleriniz geliyor." dedi.

Başbakan Yıldırım, ihracatçılara yeşil pasaport uygulaması başlattıklarını hatırlatarak, tasarrufu artırmak için bireysel emekliliği otomatik hale getirdiklerini. bu şekilde 10 yılda 90 milyarlık ilave tasarruf oluşacağını öngördüğünü aktardı.

Bankacıların işini kolaylaştırmak için Türkiye Varlık Fonu'nun kurulacağını dile getiren Yıldırım, büyük yatırımların gecikmeden yapılması ve yatırıma döner bütçeden kaynak ayrılmasının mümkün olmadığı hallerde bu fondan kaynak temin edeceğini açıkladı.

Çanakkale 1915 Köprüsü'nün Yüksek Planlama Kurulu kararının imzalandığını hatırlatan Yıldırım, bir gerdanlığın Çanakkale'ye yapılacağını söyledi.

Başbakan Yıldırım, iki kulesi arasındaki açıklığı 2 bin 23 metre olan köprünün, "dünyada iki kule arasındaki açıklığı en fazla olan köprü" olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin bir süreden beri "en"lerle iş yaptığını söyledi. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Osman Gazi Köprüsü'nden örnekler veren Yıldırım, "Bunlar bir zamanlar hayaldi. 50 senedir konuşulan projeler bunlar. Türkiye'nin nereden nereye geldiğini gösteriyor. Eskiden bu projeleri yabancılar yapardı, biz yanında taşeronluk yapardık. Şimdi bizim firmalar yapıyor, yabancılar alt yüklenicilik yapıyor. Bunu görelim, ülkemizin kabiliyetlerini, nereden nereye geldiğini görelim." diye konuştu.


- "Fiyaka olsun diye değil, ihtiyaçtan yaptık"

İstanbul'a dünyanın en büyük havalimanını "fiyaka olsun" diye değil, ihtiyaçtan yaptıklarını vurgulayan Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Biz 2003'te göreve geldiğimizde topu topu 8 milyon vatandaş uçağa biniyordu. Onlar da birbiriyle akraba olmuştu. Herkes birbirini tanıyor, başka kimse binemediği için... 'Merhaba Ahmet bey.' 'Nasılsınız Fatma hanım?' Sabah biniyorlar, akşam beraber dönüyorlar. Şimdi öyle değil. Şimdi 86 milyon vatandaş biniyor uçağa. Sadece iç hatlarda, bir o kadar da dış hatlarda. Biz geldiğimizde iktidara 1 milyon transfer yolcu vardı, şimdi 30 milyon transfer yolcu var Türkiye'de. Türkiye, bir uğrak yeri haline geldi. Doğudan batıya, batıdan doğuya, güneyden kuzeye, kuzeyden güneye gidenler Türkiye'de buluşuyor. Havacılığın merkezi batıdan doğuya doğru gidiyor. 70'li yıllarda ABD, 80'li yıllarda Batı Avrupa, 90'lı yıllarda Orta Avrupa şimdi Türkiye. Biz bunu gördük ve onun için dünyanın en büyük havalimanını yapmaya karar verdik. 150 milyon yolcu."

Başbakan Binali Yıldırım, İstanbul'a 3. havalimanının bütçeyle yapılması durumunda karar verilmesinin 50 yılı bulacağını anlatarak, şunları kaydetti:

"Ondan sonra 'Atı alan Üsküdar'ı geçerdi.' Bu projeyi şöyle tanımlıyorum; bir çukur verdik, çukur, delik deşik bir arazi. Adama dedik ki, 'Sen buraya 30 katrilyonluk yatırım yap. Bize de 80 katrilyon para ver, 25 yıl bitirmek için işletmek için.' Etti 110 katrilyon. 'Sen iyi adamsın, 25 sene sonra havalimanını bize geri ver.' Adamlar 'Peki' dediler, biz de verdik. Bunda ne yanlış var? Bittiği zaman her yıl 1 milyar 50 milyon avro tıkır tıkır parayı alacağız ve Türkiye Varlık Fonu'nun kasasına koyacağız. Sonra bankacılar naz yapsın. Hiç umrumuza gelmez. Bankacılara biraz fazla yüklendik bugün herhalde."


- "Bu projeleri yapmak vizyon ister"

Başbakan Binali Yıldırım, esnafın beklediği, taşınırların da teminat gösterilmesine ilişkin kanun tasarısının da Meclis'te olduğunu anımsatarak, "Altından hava geçen, su geçen şeyleri teminat almam" diye bir durumun olmadığını, buğdayın da torna tezgahının da pahalı bir kol saatinin de teminat olarak alınacağını söyledi.

Avrasya Tüneli'nin 20 Aralık'ta açılacağını hatırlatan Yıldırım, tünelin Yenikapı-Haydarpaşa arasının 5,5 kilometre olduğunu kaydetti. Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yenikapı-Haydarpaşa arası kaç dakika tahmin edin? Hızlı gidenler 3 dakikada yavaş giden benim gibi 5 dakikada Yenikapı'dan Karacahmet'e geçmiş olacak. Oradan dön. Yanlış anlamayın. Yani Karacahmet deyince niye öyle anladınız? Adres tarif ediyoruz. Numune Hastanesi, biraz daha az. Ama sağ salim geçmesini istiyoruz. Bu da mesela yap-işlet-devret projesi. Geçiş 3 dolar, 10 liraya falan geçecek. Yenikapı'dan döneceksin Sirkeci, Eminönü, Salıpazarı, Beşiktaş, Yıldız, köprü karşıya geç Bağlarbaşı, Hasanpaşa, Kadıköy 3 saat, bilemedin trafik zayıfken 1 saatte gidersin. Şimdi 3-5 dakikada geçeceksin. Bu projeleri yapmak vizyon ister. Ülkeye güvenirseniz bunları yaparsınız."

Bu projeleri yaparken eleştirildiklerini dile getiren Yıldırım, "Fatih gemileri karadan denize indirdi mi? Ne zaman? 1453'te. Yıl kaç 2015-2016. Onun torunları, Tayyip Erdoğan ve adamları, denizin altından trenleri, arabaları geçirmiş çok mudur?" dedi.

Öz güvenli olunmasının, ülkeye güvenilmesinin önemine işaret eden Başbakan Yıldırım, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Yatırıma devam, çalışmaya devam, üretmeye devam, istihdama devam. Dışarıdan gelen dostlarımız, yabancı misafirlerimiz var. Onlara da şunu söylemek istiyorum. Türkiye'ye yatırım yaparsanız, pişman olmazsınız. Bu ülke hiçbir geleni pişman eden bir ülke değildir. 100 yılını 150 yılını kutlayan burada firmalar var. Firma ismi vermeyelim ama vatandaş onu artık kendi firması olarak görüyor, gözü gibi bakıyor. Eski dönemleri sadece bir nostalji olarak hatırlayalım. Bunun ötesinde eski dönemleri fazla kafaya takıp, moralimizi bozmayalım. Çünkü eski Türkiye artık geride kaldı. Yeni Türkiye hep önüne, ileriye bakıyor ve dünyayı avucunuzun içine getiriyor, bilişim var.

Bugün dünyada her olay, dünyanın neresinde olursa olsun yurdun her köşesinde herkesin haberi oluyor. Göreve geldiğimizde Türkiye'nin sadece Ankara'dan idare edilemeyeceğini söyledim. Millet iradesini Ankara'ya taşırken, devletin verdiği hizmetleri de yurdun her köşesine yaydık, geliştirdik ve büyüdük. Bugün aynı anda birçok saldırıya maruz kalmamızın arkasındaki en büyük sebep; Türkiye'nin hızını kesmektir. 'Türkiye çok fazla gelişmesin, bizim izin verdiğimiz kadar yol alsın, edilgen bir ülke olsun. Bölgesel ve küresel konularda, görüş ortaya koyan, çözümler öneren, inisiyatif alan bir ülke olmasın.' Kavga budur. Bizim kimseyle alıp veremeyeceğimiz bir şey yok, bizim derdimiz bölgede huzurun, barışın, kardeşliğin devam etmesidir. Suriye'de 500 bin insan rekabet uğruna yok oldu, gitti, 15 milyon insan evini barkını terk etti. Buna hakkımız var mı? Ne o? Sen mi olacaksın burada, ben mi olacağım? Bırakın bu kavgayı, bırakın bu insanları rahat bırakın. Ama Türkiye bu hesapların içine hiç girmedi, kucak açtık, evimizi, aşımızı paylaştık. Biz bize yakışanı yaptık ve bundan sonra yapmaya devam edeceğiz."

(Sürecek)





İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×