"Türkiye İyi Gelecek" konferansı

- Başbakan Yıldırım: (2) - " 'Acaba çek verdiğim FETÖ'cüyse bana hesap sorarlar mı?' Böyle şey olur mu? Ticaret, ekonomi kendi kurallarında gidecek. Biz kurumları, şirketleri cezalandıramayız, onlar insan çalıştırıyor, üretiyor, ekonomiye katkı sağlıyor. Biz bir adama iş bulmak için 40 takla atıyoruz, bir de mevcutları mı kaybedeceğiz? Hatası olan varsa onu sistemin içinden alıp gereğini yapacağız ama kurum çalışmaya, üretmeye devam edecek." - " (Bankacılara) Vatandaş sizin işinizi gördü. Siz de şimdi vatandaşın işini görün. Nasıl göreceksiniz? Öyle kredileri kısmakla, teminatları 2 yerine 5'e çıkarmakla olmaz" - "İflas erteleme çıkardık, bunu da hemen sulandırdılar. Şimdi buna da tedbir aldık. Böyle hileli iflas erteleme yok."


İSTANBUL (AA) - Başbakan Binali Yıldırım, " 'Acaba çek verdiğim FETÖ'cüyse bana hesap sorarlar mı?' Böyle şey olur mu? Ticaret, ekonomi kendi kurallarında gidecek. Biz kurumları, şirketleri cezalandıramayız, onlar insan çalıştırıyor, üretiyor, ekonomiye katkı sağlıyor. Biz bir adama iş bulmak için 40 takla atıyoruz, bir de mevcutları mı kaybedeceğiz? Hatası olan varsa onu sistemin içinden alıp gereğini yapacağız ama kurum çalışmaya, üretmeye devam edecek." dedi.

Yıldırım, "Türkiye İyi Gelecek" konferansında, kişi başı gelirin artması durumunda terör ve diğer sorunların da azalacağını, böylece kimsenin kimsenin malında gözü olmayacağını belirterek, "Herkese yetecek kadar ekonomimiz büyürse, somun büyürse, rahat paylaşırız. Kavga da olmaz." dedi.

Bunun için çalıştıklarını, bir ülkede güven ve istikrar olmazsa hiçbir şeyin başarılamayacağını dile getiren Yıldırım, Türkiye'nin darbe girişiminden başarıyla çıktığını ve Türkiye için kafalarındaki projeyi uygulamak isteyenlerin "ters köşe" olduğunu söyledi.

Yıldırım, şöyle devam etti:

"Bir kez daha açığa düştüler. Türkiye bütün şartlar altında terörle verdiği amansız mücadeleye, Suriye'de yaşananlar, bölgedeki istikrarsızlıklara rağmen, istikrar ve güven içerisinde büyümeye devam etti. Nereden anlıyoruz? İşte sermaye girişi, ihracat... Son 28 ayın en fazla ihracat artışı olan ayını yaşadık. Hem de yüzde 7 yaklaşık olarak. Hani, 'Avrupa ile ilişkilerimiz limonileşti' falan diyorlar ya. Avrupa ile ihracat artışı normalin üzerinde, yüzde 10'dan fazla. Yüzde 10,5 artış sağlamışız. Demek ki söylenenler başka, olanlar başka. Bizim problemimiz de bu zaten. Olanları keşke olduğu gibi anlatabilsek bir sıkıntı kalmayacak. İletişim konusunda ve Türkiye'deki yaşananları, olayları doğru şeklide anlatmada bir özrümüz olduğu açık. Bunu inkar etmiyoruz. İş yapmaktan propaganda yapmaya vaktimiz kalmıyor. İşin özü bu."

Başbakan Binali Yıldırım, bankacıların piyasanın gerisinde geldiğini belirterek, tersine piyasanın önüne geçmeleri gerektiğini ifade ederek, "Arkadan takip etmek meziyet değil" dedi.

Cepheye geçmek gerektiğini, cephedekilerin zaten onları koruduğunu aktaran Yıldırım, "Vatandaş hepinizi korudu. 15 Temmuz'u vatandaş savuşturmasaydı siz ne yapacaktınız? Paranız da fiyakanız da işe yaramazdı. Onun için vatandaş sizin işinizi gördü. Siz de şimdi vatandaşın işini görün. Nasıl göreceksiniz? Öyle kredileri kısmakla, teminatları 2 yerine 5'e çıkarmakla olmaz. Vatandaşa, millete güvenin. Bu millet sözünün eri bir millet. Ne kadar verdiniz paranız battı?" diye konuştu.

- "İflas ertelemeyi sulandırdılar"

Bunları yaparken iş dünyası ve bankalarla konuştuklarını anlatan Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Geçmiş tecrübeleri dikkate aldık. İflas erteleme çıkardık, bunu da hemen sulandırdılar. Şimdi buna da tedbir aldık. Böyle hileli iflas erteleme yok. Bunların belirli usulleri var. Onlar yerine gelmeden, 'Ya piyasa ne olur, ne olmaz. İlerisi pek belli değil. Biz hemen iflas erteleme alalım da ödemelerimiz durduralım. Keyfimize bakalım.' Yok böyle bir şey. İş hayatında bu olur mu? Tezgah sürekli çalışacak. Üreteceğiz. Ticaret yapacağız. Bir saniye bile durmak yok."

Hükümetin icraatlarını özetleyen Yıldırım, devletin yavaş yavaş iş hayatından çekildiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Eskiden 4 şey diyorduk; Emniyet, adalet, eğitim, sağlık. Şimdi emniyet, adalet tamam. İkisinde özel sektör devreye girmeye başladı. Eğitimde özel okulların oranı yüzde 14'e ulaştı. Sağlık aynı şekilde. Hem devlet hem özel vermeye başladı. Bir süre sonra artık bu iki alan da tamamen serbestleşmiş olacak. Ama emniyet ve adalet devletin asli görevleri arasında olmaya devam edecek. Nasıl demokrasimizi daha çok geliştiririz? Nasıl darbe teşebbüslerini bertaraf ederiz? Bunun yolu devletin elindeki zenginlikleri işin sahibine vermesidir. Millete vereceğiz. İşin sahibi millettir, vatandaştır. Biz ne yapacağız? 'İşler doğru dürüst oluyor mu, bir haksızlık oluyor mu? Vatandaşların arasında kavga var mı yok mu?' buna bakacağız. Diğer işlere karışmamıza lüzum yok. O kendi usulünde, piyasa şartlarında yürüyecek."

FETÖ darbe girişiminden sonra bu örgütün mensuplarını bütün alanlardan temizlemek için bir seferberlik başlattıklarını hatırlatan Yıldırım, "Ağırlıklı olarak devlette, devletin her kademesinde, ordusunda, polisinde, yargısında memurlar arasında her yerde var. Belirli standartları, kriterleri dikkate alarak bu temizliği yapıyoruz. Bir de iş hayatı var. İş hayatı hassas. Bakın iş hayatıyla ilgili ölçü şu; Bankacılar iyi dinlesin. 'Acaba çek verdiğim FETÖ'cüyse bana hesap sorarlar mı? Böyle sorular geliyor. Böyle şey olur mu? Ticaret, ekonomi kendi kurallarında gidecek. Oradaki ölçümüz şu; Biz kurumları, şirketleri cezalandıramayız. Onlar insan çalıştırıyor, üretiyor, ekonomiye katkı sağlıyor. Bir adama iş bulmak için 40 takla atıyoruz. Bir de mevcutları mı kaybedeceğiz? Ölçümüz çok net. Hatası olan varsa onu sistemin içinde alıp, gereğini yapacağız ama kurum çalışmaya, üretmeye devam edecek. Siz de kredilendirirken, onlarla çalışırken bunu lütfen göz önünde bulundurun." ifadelerini kullandı.

(Sürecek)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×