"Türkiye güç kazandıkça Avrupa ülkeleri 'soykırım' diyor"

- Paris Üniversitesi Diplomatik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Kültürel Diplomasi Kürsü Başkanı Doç. Dr. Şenocak: - "Türkiye güç kazandıkça bölgedeki etkisini sarsmak için AB ülkeleri sözde soykırım gibi konuları gündeme getiriyor. Türkiye'yi istikrarsızlaştırma çabaları sadece kendilerine sosyal ve ekonomik zarar verecektir" - "Dağılma aşamasına gelen AB, komşu ülkelere insan hakları dersi vereceğine geç olmadan kendini sorgulamalıdır" - "AB, dünyanın gözünde 'umut kapısı' olmaktan çıkmıştır"


İSTANBUL (AA) - Paris Üniversitesi Diplomatik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Kültürel Diplomasi Kürsü Başkanı Doç. Dr. Naciye Selin Şenocak, Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin Türkiye güç kazandıkça bölgedeki etkisini sarsmak için sözde soykırım gibi konuları gündeme getirdiğini belirterek, "Türkiye'yi istikrarsızlaştırma çabaları, sadece kendilerine sosyal ve ekonomik zarar verecektir." dedi.

Aynı zamanda Avrupa Komisyonu EL-CSID Projesi'nde kültürel diplomasi uzmanı olarak da görev yapan Doç. Dr. Şenocak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Komiseri Federica Mogherini'nin martta, 16 ülkeyi hedef alan Komşu Ülkeler Politikası'nın başarısız olduğunu söylediğini hatırlattı.

Mogherini'nin böyle bir açıklama yapmasını "AB Komisyonu'nun son yıllarda kendi iç politikasında olduğu gibi dış politikada da güç kaybına uğrayarak, ekonomik ve politik açıdan cazibe merkezi olmaktan çıkması" şeklinde yorumlayan Şenocak, "AB, dünyanın gözünde 'umut kapısı' olmaktan çıkmıştır." tespitinde bulundu.

AB'nin, Ukrayna Turuncu Devrimi ve Kırım krizinde, Gürcistan Gül Devrimi'nde, Arap Baharı'nda, Azerbaycan-Ermenistan arasında yaşanılan Yukarı-Karabağ çatışmasının çözümünde başarısız olduğunu anlatan Şenocak, şunları kaydetti:

"Halbuki bu ülkeler Komşu Ülkeler Politikası'ndaki 16 ülke arasında yer almaktadır. Bu ülkelere 2004'ten bu yana AB 'yüksek değerleri' olarak refah düzeyinin artırılması için empoze edilen politikalar, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, pazar ekonomisi, sektörel reformlar' bu ülkeleri refah ve istikrardan ziyade 'kaos ve iç savaşa' sürüklemiştir. Bu, düşündürücüdür."

- "AB etkisini yitirmeye başladı"

Türkiye, Rusya, Çin, Güney Kore gibi yükselen güçler etkilerini dünyada "soft power" olarak artırdıkça, AB'nin gerek kendi coğrafyasında gerekse Orta Asya, Asya ve Afrika gibi yüzyıllardır sömürgesi olan topraklarda dahi etkisini yitirmeye başladığını kaydeden Doç. Dr. Şenocak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bunun en önemli nedenleri, üye ülkeler arasında siyasi birlik olmaması, üye ülkelerde yaşanılan ekonomik ve sosyal krizler, özellikle Yunanistan'ın ekonomik olarak iflası ve AB'nin bu konuda müdahalesinin yetersiz olması, AB Komşu Ülkeler Politikası'nın hezimet olmasıdır. AB Komisyonu yeni stratejsi olarak açıkladığı kültürel diplomasiyle komşu ülkelerle ilişkisini geliştirmek ve AB değerlerini bir önceki Komşu Ülkeler Politikası'nı olduğu gibi empoze ederek değil, 'soft power' yumuşak gücün en etkili stratejisi kültürel diplomasiyle ikna ederek gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. Burada sorulması gereken soru; Avrupa'nın ortak kültürel kimliği nedir? Avrupa hangi değerleriyle komşu ülkeleri kültürel olarak etkileyecek? 28 ülkeli Hristiyan ülkelerini temsil eden AB kendi içinde kültürel bir birlik oluşturamamıştır. Anglikan Kilisesi ve değerlerini temsil eden bir İngiltere ve doğu kültürünü temsil eden Ortodoks Bulgaristan arasında kültürel ve dini değerler açısından bir ortak payda yoktur. Bunun yanında bir Katolik Fransa ve Protestan Almanya arasında da yüzyılların en kanlı mezhep çatışması 30 Yıl Savaşları ve 2. Dünya Savaşı'nın izleri halen belleklerde mevcuttur."

- "AB kendini sorgulamalı"

AB genişledikçe üye ülkelerin halklarının kendini bu yapıdan soyutlamaya başladığını, bunun sonucu olarak da AB ülkelerinde ırkçı ve milliyetçi akımların yükseldiğini vurgulayan Şenocak, şunları kaydetti:

"AB'nin kalbi Brüksel'de AB kültürel kimliği oluşmamışken Belçika kimliğini yadsıyan Flamanlar ve Valonlar arasında ayrışma yaşanmaktadır. Bu da AB için trajikomiktir. Bunun beraberinde AB ülkelerinde 3 nesildir dışlanan ve entegre edilmeyen Müslüman azınlığı ve göçmen topluluğun durumu da ortadadır. İngiltere'nin haziran ayında yapacağı referandumda AB'den çıkma oranı yüksek olması hiç şaşırtıcı olmayacaktır. Dağılma aşamasına gelen AB komşu ülkelere insan hakları dersi vereceğine geç olmadan kendini sorgulaması gerekir."

Doç. Dr. Naciye Selin Şenocak, AB komşu ülke politikalarının birebir uygulandığı ülkelerin halen kaos içinde olduğunu dile getirerek, Türkiye ve Azerbaycan'ın, AB'nin kendilerine empoze ettiği şartlara göre değil, kendi kültürel ve siyasi doğrularıyla siyasetini oluşturması gerektiğini vurguladı.

Şenocak, "Türkiye güç kazandıkça bölgedeki etkisini sarsmak için AB ülkeleri sözde soykırım gibi konuları gündeme getiriyor. Türkiye'yi istikrarsızlaştırma çabaları sadece kendilerine sosyal ve ekonomik zarar verecektir. AB ülkeleri, kültürel diplomasiyle yeniden fethetme stratejisi yerine önce kendini sorgulamalı, değerlerini gözden geçirmeli ve kültürel bir kimlik kazanmalı." ifadelerini kullandı.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×