Türk-Ermeni ilişkilerinin bölgesel politikalara etkisi tartışılıyor

- Bitlis Eren Üniversitesinde "19. Yüzyıldan Günümüze Türk-Ermeni İlişkilerinin Bölgesel Politikalara Etkisi Uluslararası Sempozyumu" başladı - Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Beyhan: - "Suriye, Filistin ve Irak'ta çocuklar, kadınlar ve aciz insanlar katledilmektedir. Daha dün Cezayir'de meydana gelen olayları kimse sorgulamıyor. Dünyanın gözü önünde cinayetler işlenmektedir" - BEÜ Rektörü Prof. Dr. Doğru: - "Ermenilerin 1. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti'ne karşı giriştikleri hasmane tavırlar, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde halka karşı yaptıkları zulümler, Osmanlı Devleti yöneticilerinin bazı güvenlik önlemlerini almalarını ve Ermenilerin daha güvenli bölgelere nakledilmelerini zaruri kılmıştır"

 Türk-Ermeni ilişkilerinin bölgesel politikalara etkisi tartışılıyor

BİTLİS (AA) - Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan, Suriye, Filistin ve Irak'ta çocukların, savunmasız insanların katledildiğini belirterek, dünyanın gözü önünde cinayetler işlendiğini söyledi.

Bitlis Eren Üniversitesinde (BEÜ) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığınca düzenlenen "19. Yüzyıldan Günümüze Türk-Ermeni İlişkilerinin Bölgesel Politikalara Etkisi Uluslararası Sempozyumu" başladı.

Üniversitenin Rahva Yerleşkesi'ndeki Merkezi Konferans Salonu'nda yapılan sempozyumun açılışında konuşan Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Beyhan, o tarihte cinayetleri işleyenlerin bugün her yıl 24 Nisan'da tehciri gündeme getirenlerin dedeleri olduğunu kaydetti.

Beyhan, şöyle konuştu:

"Günümüz dünyasında insanlık tarihinin en önemli cinayetleri halen işlenmektedir. Her birimiz canlı yayında izlemekteyiz. Suriye, Filistin ve Irak'ta çocuklar, kadınlar ve aciz insanlar katledilmektedir. Daha dün Cezayir'de meydana gelen olayları kimse sorgulamıyor. Dünyanın gözü önünde cinayetler işlenmektedir. Batılı güçlerin seyri altında cinayetler işlenmektedir. Tehcir Kanunu'nun seyri değişmektedir. Tarihin bize gösterdiği önemli bir nokta vardı. Millet üretim gücüne sahipse, uluslararası arenada sözü dinlenir bir ülke oluyorsunuz. Barışı ve huzuru tesis eden bir ülke konumuna geliyorsunuz. Türkiye'nin gücü bu yöndedir. Her geçen gün uluslararası baskılar düşecektir. Bunu tarihçi olarak söyleyebilirim. 2 gün boyunca burada akademisyenler ve bilim adamlarımız Ermeni meselesiyle ilgili bilgilerini bizlerle paylaşacak. Bugüne kadar bilinenlere ek yeni bilgiler eklenecek. Yanlış bilgiler düzeltilmiş olacak."

- "Güvenlik önlemlerinin alınması zaruriydi"

BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Doğru da Türk boy ve topluluklarının tarihin farklı dönemlerinde Asya'dan Avrupa'ya, Avrupa'dan Afrika Kıtası'na kadar uzanan engin coğrafyada egemenlik sürdüğünü anımsattı.

Milletler ve devletler arasındaki ilişkilerin tıpkı aynı semtte oturan komşular arasındaki ilişkilere benzediğini belirten Doğru, bu ilişkilerin zaman zaman içten, zaman zaman da mesafeli olmayı gerektirdiğini kaydetti. Komşular arasındaki ilişkileri genelde birlikte yaşama mecburiyetinin, ortak çıkarların, ihtiyaç ve amaçların belirlediğine işaret eden Doğru, milletler ve devletler arasındaki ilişkilerin de aynen böyle olduğunu anlattı.

Doğru, "Türk boy ve topluluklarının Orta Asya, Kafkasya ve Anadolu coğrafyasında ilişki halinde olduğu, aynı coğrafyada birlikte yaşamak ve paylaşmak zorunda kaldığı milletler arasında Ermeniler de bulunmaktadır. Türk boy ve topluluklarının Ermenilerin kültürlerine, medeniyetlerine, yaşayışlarına ve inanışlarına ciddi anlamda tesir ettikleri inkar edilemez bir gerçektir." diye konuştu.

"Ermenilerin zaman zaman kendi arzu ve amaçları, zaman zaman da başkalarının kışkırtmalarıyla Türkler ile olan ilişkilerini koparma noktasına getirdiğini" söyleyen Doğru, Ermenilerin 1. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti'ne karşı giriştiği hasmane tavırların, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde halka karşı yaptıkları zulümlerin, Osmanlı Devleti yöneticilerinin bazı güvenlik önlemleri almasını ve onların daha güvenli bölgelere nakledilmelerini zaruri kıldığını vurguladı.

Doğru, sonradan Ruslar tarafından tarihi Azerbaycan topraklarına yerleştirilen Ermenilerin, Azerbaycan topraklarını işgal edip katliam yapmasının bilinen bir gerçek olduğunu kaydetti.

- "1. Dünya Savaşı öncesine kadar sıkıntı yoktu"

Bitlis Vali Vekili Salih Altun da böylesine hassas bir konuda gerçekleştirilecek sempozyuma katılmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, Ermeni ve Türklerin, Osmanlı vatandaşı olarak 500 yıldan uzun bir süre dost ve kardeşçe yaşadığını anlattı.

1. Dünya Savaşı öncesine kadar Osmanlı vatandaşı olan Ermeniler'in Türklerle sıkıntıları bulunmadığını ifade eden Altun, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ermenistan ile ilişkiler, 2007'de İsviçre'nin ara buluculuğuyla devam etmiştir. 2009'da ikili ilişkilerin geliştirilmesi protokolüyle yeni bir aşamaya gelindi. Bu protokoller hükümetimiz tarafından imzalanarak TBMM'ye gönderildi. Ermeni tarafı protokollerin uygun olmadığı kararını vermiş ve 22 Nisan 2010'da Sarkisyan televizyonda açıklama yaparak görüşmeleri sonlandırmıştır. Buna rağmen Güney Kafkasya'da barış ve huzur çabaları sürmüştür. Ne yazık ki Ermenistan'ın Azerbaycan'a saldırması üzücü olmuştur. Bugüne kadar gerek Batılı güçlerin gerekse bölgede egemenlik tesis etmek isteyen güçlerin, böyle fakir ve kendi içerisinde mazlum diyeceğimiz halkları kullandığını görüyoruz."

Rektör Doğru, Beyhan ve Altun'a katkılarından dolayı plaket verdi.

Sempozyum, 2 gün sürecek ve 36 bilim adamı sunum yapacak.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×