Tarihi Kentler Birliği Toplantısı

- Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki: - "Şehirler inanç biçimimizi, yaşayışımızı, örflerimiz ve adetlerimizi yansıtırlar. O kimliğin şehirlerde yaşaması önemli. O kimliğin son dönemde biraz arabesk kültürüne doğru kayması, karmaşık bir hal alması doğrusu insanı üzüyor" - "(15 Temmuz Darbe Girişimi) Bu insanlar 40-50 yıldır kendilerini saklamışlar. Böyle saklanma, böyle bir takiyye, böyle bir gizlenme herhalde dünya tarihinde çok azdır" - "78,5 milyon hektarlık alanda 9 milyon hektar neredeyse bizim bakanlığa ait koruma alanları içerisinde yer alıyor. Oraları tahrip ettirmemeye uğraşıyoruz. Bir taraftan da alanımızı tahrip etmeye, oralardan rant elde etmeye, oralardan çok hızlı bir şekilde para kazanmaya çalışan grupların saldırıları altında olduğunu ifade etmemiz gerekiyor."

Tarihi Kentler Birliği Toplantısı

SAMSUN (AA) - Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, "Şehirler inanç biçimimizi, yaşayışımızı, örflerimiz ve adetlerimizi yansıtırlar. O kimliğin şehirlerde yaşaması önemli. O kimliğin son dönemde biraz arabesk kültürüne doğru kayması, karmaşık bir hal alması doğrusu insanı üzüyor." dedi.

Bakan Özhaseki, Samsun Büyükşehir Belediyesinin evsahipliğinde düzenlenen Tarihi Kentler Birliğinin Atakum Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen bölge toplantısında yaptığı konuşmada, Anadolu coğrafyasının dünyanını en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunu söyledi.

Binlerce yıldır bu coğrafyada insanların medeniyetler kurduğuna işaret eden Özhaseki, şöyle devam etti:

"Bu coğrafyanın her köşesinde ya hüzünlü bir hikaye var, ya başka bir olay yaşanmış ve onlardan günümüze kalan ölümsüz binlerce eser var. Her bir köşesi saklanması ve korunmasını gerektiren bu değerler bu coğrafyaya adeta açık hava müzesi sıfatı veriyor. Dünyanın başka bir yerinde yok. Aslında coğrafyamız çok çatışmacı bir coğrafya. Gelen medeniyetler, eski medeniyetlerin izlerini silerek yola devam ediyorlar, vahşi şekilde onları yakıyorlar, yıkıyorlar. Günümüzde de görüyoruz Suriye'de olanları. Bu değerlere hiç saygı yok, kıymetini de bilmiyorlar. O haldeyken günümüze Anadolu coğrafyasında binlerce tarihi eser var. Hepimize düşen görevler var. Özellikle belediyelerimiz, bunları gözümüz gibi saklamamız, korumamız, içine tarihi fonksiyon yükleyip yaşatmamız ve gelecek nesillere aktarmamız birinci vazifemiz olsa gerek diye düşünüyorum."

Kültürlerine, kimliklerine ve değerlerine sahip çıkmamaları halinde toplum olarak ayakta kalınamayacağını vurgulayan Özhaseki, "Kültürlerine sahip çıkmayan toplumların bir süre sonra sıradanlaşacağı, daha sonraki süreçte de yok olacağını hepimizin bilmesi gerekiyor. Elbette toplum olarak, birey olarak bu kültüre sahip çıkarken şehirlerimize de sahip çıkmalıyız. Şehirler inanç biçimimizi, yaşayışımızı, örflerimiz ve adetlerimizi yansıtırlar. O kimliğin şehirlerde yaşaması önemli. O kimliğin son dönemde biraz arabesk kültürüne doğru kayması, karmaşık bir hal alması doğrusu insanı üzüyor." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Özhaseki, millet olmanın birbirini sevmekle başladığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Birbirimize saygı duymamızdan, ortak değerlerde bütünleşmemizden başlıyor. İşte 15 Temmuz'da bunu yaşadık. İnsanlar orada müthiş bir dayanışma içindeydi. Sokaklara çıktılar, tankların karşısında gövdelerini siper ettiler. Televizyonlara yansıyan bazı görüntüleri elbette hep beraber izledik. İnsanların tankın arkasından koşması, ateş eden helikopterin arkasından küfür ederek koşması, gövdesini tankların ucunda siper etmesi müthiş bir olaydı. Gazilerimizi tek tek ziyaret gittiğimizde, bize anlatmış oldukları hikayeler var ya, emin olun her bir odadan ağlayarak çıktım. O fedakarlık, o insanların iradesine sahip çıkma arzusu, geleceğine sahip çıkma duygusu, ölümü hiçe sayması... Candan kıymetli daha ne var, ben bilmiyorum. Canını hiçe sayarak silahların üzerine gitmesi, sonra yanında hiç tanımadığı yaralanan insanı kurtarabilmek için elinden geleni yapması... Bunu kim yapar? Bu, millet olmanın ve birbirimizi sevmenin tezahürü olsa gerek."

- "40-50 yıldır kendilerini saklamışlar"

Meydanlardaki iradeye sahip çıkma toplantılarının çok anlamlı olduğuna dikkati çeken Özhaseki, "15 Temmuz'da müthiş bir kalkışma ile karşı karşıya kaldık. Bu insanlar 40-50 yıldır kendilerini saklamışlar. Böyle saklanma, böyle bir takiyye, böyle bir gizlenme herhalde dünya tarihinde çok azdır. Daha önce takiyye dediğimiz şeyin İran tarafında ortaya çıktığı, onların mezhepsel olarak bu işe biraz sıcak baktığı, değişik kavimlerde birtakım beyin yıkama metotlarıyla, işte o haşhaşilerin yaptıkları suikastleri biliriz ama bu denli komplo yapılmış, 40-50 yıldır hazırlanmış bir yapıyı hiçbirimiz bilmiyoruz. Şimdi bakıyorsunuz Amerika'daki şizofren yapılarına, başlarındaki o FETÖ denen adama küfür etmeye başladılar. İnsafsızlar, biraz dürüst olun. Böyle bir yapı senelerce bizi kandırmış ve o gece böyle bir hazırlık yapmış. İnsanları vurdular, Meclis'i bombaladılar. Cumhurbaşkanı'ndan başlayarak aşağıya doğru herkesi öldürme hesapları yaptılar." ifadelerini kullandı.

- "Çatışmayı göze alacaktım"

Darbe girişimcilerinin Türkiye'yi birilerine peşkeş çekeceklerine işaret eden Özhaseki, şunları kaydetti:

"En acı tablo da Allah korusun, başarılı olsalardı ülkenin 15 kadar vilayeti Güneydoğu'sundan koparılacak, aşağıdaki yapıyla bir devletçik çıkaracaklar, oradaki zavallı adamlar 'kendi devletimizi kuruyoruz' diye heveslenirken bir başka ülkenin kölesi halinde hayatlarını devam ettireceklerdi. Kullanılmış bir yapı olarak orada kalacaklardı. Sonra Doğu'da yine başka bir devletçik hesapları vardı. Sonra boğazlara el koyma hesapları vardı. Anadolu içinde çarpışan, çatışan, iç savaşın çıktığı, insanların birbirlerini hunharca öldürdükleri bir ortam hesaplıyorlardı. Ben bu işe sabretmeyecektim. Şimdi de ilan ediyorum, sabretmeyeceğim. İrademe sahip çıkmak için, özgürlüğüme, demokrasime, cumhuriyetimize sahip çıkmak için sokağa çıkacağım ve çatışmayı göze alıyorum. Benim gibi birçok insan göze alacaktı ve iç çatışma çıkacaktı. Bunun neticesinde de paramparça olmuş, küçülmüş, daralmış bir Anadolu coğrafyasına sıkışmış bir ortamda kalacaktık. Bunlar yüreğimizi daraltıyor. Cenab-ı Allah'a şükürler olsun ki başarılı olamadılar, millet olarak biz kazandık. Geleceğimize sahip çıktık, demokrasimize sahip çıktık, Cumhuriyetimize sahip çıktık, istiklalimize ve bağımsızlığımıza sahip çıktık, kazandık."

- "Rant elde etmeye çalışan grupların saldırı altındayız"

Özhaseki, temsil ettiği bakanlığın iki cephesi bulunduğunun altını çizerek, bir cephesinin çevre, diğer cephesinin de şehir olduğunu söyledi.

Özhaseki, "78,5 milyon hektarlık alanda 9 milyon hektar neredeyse bizim bakanlığa ait koruma alanları içerisinde yer alıyor. Oraları tahrip ettirmemeye uğraşıyoruz. Bir taraftan da alanımızı tahrip etmeye, oralardan rant elde etmeye, oralardan çok hızlı bir şekilde para kazanmaya çalışan grupların saldırıları altında olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Onlara karşı bir mücadele var fakat bu mücadelede ince bir denge bulunuyor. O dengeyi mutlaka gözetmemiz gerekiyor. Bir taraftan da yatırımlar yapılacak, bu yatırımların da sürmesi lazım." diye konuştu.

Deniz kenarında otel yapılacağını ama korunmuş alanlarda yaptırılmaması gerektiğini vurgulayan Özhaseki, şöyle konuştu:

"Bunları yaparken çatıştırmadan, doğru yerlerde bu işi kurtarabilirsek en başarılı bakanlık bizim bakanlığımız olur. Kömüre dayalı termik santraller var. Dışarıdan gelen ithal kömürle yapılan iş zaten cari açığı çoğaltıyor. Kömürün parasını veriyorsunuz, sonra elektrik üretmeye çalışıyorsunuz. Bizim kömürümüz var. Yerli santraller kurmak lazım. Şimdi nereye varsanız, orada bir çevre ayağa kalkıyor. Kimse duman çıkaran, kendilerini rahatsız edecek bir yapıyı yanında görmek istemez. Modern teknoloji ile dışarıya gazlar verilmiyor, kimseyi rahatsız etmiyor, tabiat tahrip olmuyor ve yerli kömürden enerji üretip kendi içerinizde bunu çok rahat kullanabiliyorsanız, bunun önünün açılması gerekiyor. Rüzgar gülü gibi yeraltı madenlerimizden enerji temin etmemizi ne kadar çoğaltırsak, dışa bağımlılığımız o kadar azalır."

- Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlanıyor

Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün İçişleri Bakanlığından ayrılacağını ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlanacağını bildiren Özhaseki, İçişleri Bakanlığının konseptinin değiştiğini, savunmaya ve iç güvenlik ile ilgili ağırlıklı bir hale dönüştürüldüğünü anlattı.

Mahalli İdareler Genel Müdürlüğün kendilerine bağlanmasının çok doğru bir karar olduğunu belirten Özhaseki, "5 başlıktan oluşan yasa çalışması yaptık. Birinci bölümde öz gelirlerimizin artırılması, ikinci bölümde imarla ilgili sıkıntılı olduğumuz konular var. Herkes 5 katlı ev yaparken içlerinden biri 10 katlıya çıkaracak. Bunda haksızlık olduğunu, ceza olduğunu yazan yasalar geliyor. Bunlar belediye eliyle yapıldığı gibi bakanlık eliyle de yapılmış. İnsanlar şimdi uyanık. Önce belediye geliyor, 'şu işimi yapar mısın' diyor. Sen 'yok yapmam' deyince bakanlığa geliyor. Orada adamlarını buluyor, başta türlü işler devreye giriyor. Ondan sonra başlıyor koca koca yanlışlıkların yapılması." dedi.

- "İstanbul ile ilgili 250-300 bin metrekare inşaat alanını yok ettim"

Bakan Özhaseki, göreve başladığı günden itibaren İstanbul ile ilgili 250 ila 300 bin metrekare inşaat alanını yok ettiğini vurgulayarak, "Nasıl yok ettim. İşte Bakırköy'den gelmiş. Eski planda 60 bin metre, bizimkiler yapmış 115 bin metre. Yönetmelikten gelen haklarla birlikte 150 bin metre. Arada 80 ila 90 bin metre fazla inşaat fazlası veriyorsunuz. Bakırköy sahilinde bu, 100 metrelik 900 rezidans demek. Bu oranın trafiğini mahveder, altyapısını mahveder, yaşayan insanları mahveder. Bu kent cinayetidir. İlla cinayet adam öldürmek değil, kenti öldürmek de cinayettir. Bir taraftan da adalet duygusunu sarsmaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Beşiktaş Belediye Başkanı'nın yanına geldiğini kaydeden Özhaseki, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bir parkımız var Sayın Bakanım, 12 bin metre, sizin bakanlıktan 2,5 yoğunluk verildi' dedi. Parka nasıl veriliyor 2,5 yoğunluk. 40 bin metrekare inşaat alanı verilmiş. Yani 7-8 tane 15 katlı bina dikiyorsunuz oraya. Hangi vicdan kabul eder bunu.Bunun hangi dinde yeri var. 'Bunları benim bakanlığım vermişse peşinen kabul ediyor ve iptal ediyorum' dedim ve bitti. Ben böyle öğrendim, buraya öyle geldim. Bunun mücadelesini vermeyeceksem, orada niye oturuyorum. Bunun mücadelesini inşallah vereceğim."


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×