Tacikistan'daki siyasi gelişmeler

- Kapatılan İslami Hareket Partisi Lideri Kebiri: - "Tacikistan'da barışın sağlanması için iyi niyetli olan bazı tarafların olduğunu görüyorum. Fakat yeni uzlaşı için herhangi bir şart ve garanti yok. Çünkü hükümet cinayet, tutuklama ve sürgün politikası izleyerek kırmızı çizgiyi aştı" - "Diktatöre karşı çözümün silahta olacağını düşünen halkı kontrol etmeyi kim garanti edebilir? Suriye'de Esed halkını dinlemiş olsaydı halk silaha başvurmazdı" - "Bir hafta önce referandum yapıldı ve anayasa kanunu değiştirildi. Şu anki cumhurbaşkanının ömür boyu cumhurbaşkanı olma hakkı var. Zaten kendisi 24 yıldır yönetimde. Hayatı boyunca da cumhurbaşkanı olarak kalmak istiyor. Şu an oğlu da babasının ardından cumhurbaşkanı olacağını düşünüyor" - "Ülkede fakirlik var. Siyasi, ekonomik, dini özgürlükler bulunmuyor. Bunların yanında bir de ömrü boyunca yönetici olmak isteyen bir diktatör var"

Tacikistan'daki siyasi gelişmeler
15 Haziran 2016 Çarşamba 15:22

İSTANBUL (AA) - Tacikistan İslami Hareket (Nahda) Partisi Lideri Muhyiddin Kebiri, Tacikistan hükümetiyle yeniden uzlaşmak için herhangi bir şart ve garantinin olmadığını belirtti.

Kebiri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Hükümet, İslami Hareket Partisi dahil muhalefeti dışlamaya çalıştı. Partimiz kapatıldı. Yaklaşık 200'e yakın lider ve üyemiz hapse atıldı. Bazı üyelerimizin ve yetkili kişilerin ailelerinden kaçırılanlar oldu." ifadelerini kullandı.

Hükümet ve muhalefet arasında 1997'de sağlanan uzlaşıya rağmen uluslararası yaşanan şartlar ve değişiklikler neticesinde hükümetin anlaşmadan çekildiğini belirten Kebiri, anlaşmaya garantör olan ülkelerin ise uluslararası başka konularla meşgul olduklarını kaydetti.

Yeniden bir uzlaşı sağlanması konusundaki kanaatine ilişkin Kebiri, "Tacikistan'da barışın sağlanması için iyi niyetli olan bazı tarafların olduğunu görüyorum. Fakat yeni uzlaşı için herhangi bir şart ve garanti yok. Çünkü hükümet cinayet, tutuklama ve sürgün politikası izleyerek kırmızı çizgiyi aştı." dedi.

Hükümetin muhalefete karşı yeni bir savaş başlattığını belirten Kebiri şunları kaydetti:

"Hükümet başlattığı bu savaş ve yanlış politikada devam mı edecek yoksa dönecek mi sabırla bekliyoruz. İyi niyetle silahı bırakan halk kendini aldatılmış hissediyor. Muhalefetten 8 binden fazla kişi liderlerin emriyle silahı bırakarak ordu ve güvenlik güçlerine katıldı. Üç yıl aradan sonra bu insanlar işlerinden atıldı. Halk, bu hukuksuzluğa karşı sabretti. Maalesef şu anda bu insanlar cezaevlerinde tutuluyor."

- Hükümete karşı güven kalmadı

Hükümete karşı güvenlerinin kalmadığını, buna rağmen ülkede barışçıl çözüme alternatif aramadıklarını ve gençlerin bazı örgütlere katılmak için bölgedeki ülkelere gitmelerine ve silahlanmalarına karşı olduklarını dile getiren Kebiri, "Yalnız, diktatöre karşı çözümün silahta olacağını düşünen halkı kontrol etmeyi kim garanti edebilir? Suriye'de Beşşar Esed halkını dinlemiş olsaydı halk silaha başvurmazdı." ifadelerine yer verdi.

Tacikistan'ın 1992'de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinden (SSCB) bağımsızlığını kazandıktan sonra Komünist güçler ile İslami Hareket, demokrat ve milliyetçiler gibi yeni oluşan halk güçleri arasında iç savaş başladığını kaydeden Kebiri sözlerine şöyle devam etti:

"İç savaş 1997'ye kadar sürdü. Her iki taraftan yüz binden fazla kişi hayatını kaybetti. Sonra taraflar Rusya, İran, Kazakistan ve Afganistan gibi büyük ülkeler ve Birleşmiş Milletler'in (BM) himayesiyle uzlaşmayı kabul etti. Halk, hükümet, muhalefet ve uluslararası toplumun onayladığı ve ender rastlanan bir uzlaşma oldu. Ancak daha sonra 11 Eylül saldırıları ve Afganistan'daki savaş patlak verdi. Hükümet de muhalefetin işini bitirmek için bu durumdan istifade etti."

- Seçim sonuçları değiştirildi

Ülkedeki 2010 parlamento seçimlerinde Nahda Hareketi'nin oyların yaklaşık yarısını aldığını ancak seçim sonuçlarının değiştirildiğini ifade eden Kebiri, hükümetin, oyların yüzde 10'unun İslami Hareket Partisi'ne geri kalanının ise kendine ve hükümete yakın partilere ait olduğunu açıkladığını belirtti.

"Hareket 2010 yılında iki zor seçenekle karşı karşıya kalmıştı. Ya yapılan hileye karşı sokaklara dökülecekti ya da yeniden bir savaş başlatmamak için sabredecek ve susacaktı." diye konuşan Kebiri, parti yönetiminin sokaklara dökülmemek gibi zor bir karar aldığını dile getirdi.

Kebiri, "2010'dan 2015'e kadar bölgede köklü değişimler oldu. Hükümet, uzlaşıdan geri adım attı ve siyasi partileri kapatmaya başladı. BM'ye ve ara bulucu ülkelere uzlaşıyı uygulaması için hükümet üzerinde baskı oluşturulması yönünde çağrılar yapıldı. Maalesef, uluslararası toplum, Rusya ve İran'ın, Suriye, Ukrayna, Libya ve Afganistan gibi başka meselelerle ilgilendiğini gördük." şeklinde konuştu.

- Başörtüsü ve namaz yasağı

"Hileli geçen 2015 seçimlerinin ardından" hükümetin, İslami Hareket Partisi'nin gönüllü olarak kapatılmasını talep ettiğini, cevap olarak bunun ahlaki ve siyasi olarak kabul edilemez olduğunu ilettiklerini söyleyen Kebiri, uzlaşıdan bu yana sokaklara dökülmemelerine, kamuda başörtüsü, cami ve ev dışında namaz yasağının devam etmesine rağmen böyle bir talepte bulunulmasının nedeninin muhalefet tarafından sorulduğunu anlattı.

İslami eğilimli olmayan Demokratik Parti liderine 23 yıl, Yeni Tacikistan Partisi liderine ise 22 yıl hapis cezası verildiğini hatırlatan Kebiri, şunları ifade etti:

"Bu liderlerin her ikisi de bakandı. Yalnızca seçimlere katılmak için laik parti kurmakla suçlandılar. Sorun İslamcı parti olmasında değil. Hükümetin diktatörlüğünden kaynaklanıyor ve ülkede hiçbir aktif muhalefet olmasını istemiyor. Bir hafta önce referandum yapıldı ve anayasa değiştirildi. Şu anki cumhurbaşkanının ömür boyu cumhurbaşkanı olma hakkı var. Zaten kendisi 24 yıldır yönetimde. Hayatı boyunca da cumhurbaşkanı olarak kalmak istiyor. Şu an oğlu da babasının ardından cumhurbaşkanı olacağını düşünüyor."

"Tacikistan halkı bu durumu kabul etmiyor." diyen Kebiri, "Ülkede fakirlik var. Siyasi, ekonomik, dini özgürlükler bulunmuyor. Bunların yanında bir de ömrü boyunca yönetici olmak isteyen bir diktatör var." ifadelerini kullandı.

- İslami Hareket Partisinin kapatılması

Partinin kapatılması konusunda Kebiri, şunları kaydetti:

"Bize geçen yıl Ağustos ayında 10 gün mühlet verdiler. Buna karşı çıktık. Verilen sürenin bitmesine bir gün kala eski Savunma Bakan Yardımcısı Abdulhalim Nazarzade tarafından darbe yapıldı. Nazarzade, beraberindeki 300 askerle dağa çıktı. Beni gözaltına alma girişimi oldu. Hükümet, bölge ülkelerinin yardımıyla bu krizi atlattı. Bunun gerçekten bir darbe girişimi mi yoksa partiyi hedef almak için yapılan bir senaryo mu olduğunu bilmiyoruz. Ama partinin bu grupla bir bağlantısı yok. Hükümet bu durumu kullandı ve 27 Eylül'de Yüksek Mahkeme'ye gidildi ve sadece iki gün içinde partinin kapatılmasına karar verildi."

Kebiri, partisinin 1997'de hükümet ve muhalefet arasında sağlanan uzlaşmadan sonra hiçbir surette silaha başvurmadığını kaydetti.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×