Sultanahmet'teki canlı bomba eylemine ilişkin iddianame

- Çoğu Almanya vatandaşı 12 kişinin öldüğü, 16 kişinin de yaralandığı turist kafilesine yönelik canlı bomba eylemine ilişkin Suriye ve Irak vatandaşı 26 şüpheli hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, DAEŞ terör örgütü üyesi oldukları tespit edilen şüphelilerden 13'ünün, "Anayasal düzeni bozmaya teşebbüs" etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, "12 kişiyi tasarlayarak öldürmeye yardım ve 16 kişiyi tasarlayarak öldürmeye teşebbüs etme" suçlarından da 450 yıldan 612 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi - Diğer 13 şüphelinin de, "DAEŞ terör örgütüne üye olma" suçundan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, "Talimat sonrası eylemci canlı bomba Nabil Fadlı ve suçta kullanılan bombanın Türkiye'ye getirilmesi ve olay anına kadar geçen süreç yaklaşık bir ay içinde tamamlanmıştır" denildi

Sultanahmet'teki canlı bomba eylemine ilişkin iddianame

İSTANBUL (AA) - Sultanahmet'te çoğu Almanya vatandaşı 12 kişinin öldüğü, 16 kişinin de yaralandığı canlı bomba eylemine ilişkin Suriye ve Irak vatandaşı 26 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, DAEŞ terör örgütü üyesi oldukları tespit edilen şüphelilerden 13'ünün, "Anayasal düzeni bozmaya teşebbüs" etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, diğer suçlardan 450 yıldan 612 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, 12 Ocak 2016’da Sultanahmet meydanında bombalı saldırı eylemini gerçekleştiren Suriye uyruklu canlı bomba Nabil Fadlı'nın, 1988 yılında Suudi Arabistan'da doğduğu, Suriye'de rejim karşıtı gösterilerin başlamasından sonra bu ülkeden ailesiyle birlikte Halep'e taşındığı ve burada Minbiç semtine yerleştiği bilgisi verildi.

Fadlı'nın Nusret cephesi bünyesine katıldığı ve grupla DAEŞ ile arasındaki görüş ayrılıklarının çatışmalara dönmesiyle birlikte Nusret cephesinden ayrılarak DAEŞ'e biat ettiği belirtilen iddianamede, bu kişinin sonrasında DEAŞ saflarında çok sayıda çatışmaya katıldığı, DAEŞ'in Halep Havaalanı civarında gerçekleştirdiği operasyonlara katıldıktan sonra uzun süre saklandığı, en son 2015 yılı Aralık ayının ilk haftası içinde Minbiç'e götürüldüğü ve 12 Ocak 2016'da Sultanahmet meydanında gerçekleştirdiği bombalı saldırıya kadar ortaya çıkmadığının tespit edildiği belirtildi.

Fadlı'nın 12 Ocak 2016 günü meydandaki Dikilitaş önüne tek başına geldiği ve burada bulunan çoğu Almanya vatandaşı turist kafilesinin içine girerek üzerindeki bombayı patlattığı kaydedilen iddianamede, saldırı sonucu canlı bomba Fadlı ile birlikte 12 Almanya vatandaşının öldüğü ve 16 müştekinin de yaralandığının anlaşıldığı bildirildi.

- "Eylem talimatı Irak'taki Omar-Ebu Abid'den"

Bu canlı bomba eyleminin talimatını, halen Irak’ta bulunan ve DAEŞ silahlı terör örgütünün harici emiri olduğu tespit edilen "Omar-Ebu Abid" kod adlı firari bir şüpheli tarafından verildiği bilgisine ulaşıldığı da iddianamede yer aldı.

Eylemin diğer aşamalarında yine bu firari şüpheli tarafından gönderilen mesajlarla yönlendirmeler yapıldığı ve sonuna kadar eylemin bu şüpheli tarafından takip edildiğinin tespit edildiği aktarılan iddianamede, emir verilmesi üzerine hazırlıklar yapıldığı, canlı bomba Nabil Fadlı ve suçta kullanılan bombanın Türkiye'ye girmesi talimatını, şüpheli Halil Derviş ile aynı aşiretten olan ve DAEŞ silahlı terör örgütünün sınır sorumluları "Ebu Berra" kod adlı firari şüpheli Mahir Ali Alakkal ve "Ebu Ali" kod adlı Azzo Ali Alakkal ile "Omran" kod adlı bir şüphelinin birlikte verdiği, bu kişilerin planlamayı da birlikte yaptıkları dile getirildi.

Şüphelilerden Mahir Ali Alakkal'ın şüpheli Halil Derviş'e, "Araba parçası almak için Türkiye'ye gelecek şahıslar var. Türkiye'ye gittiğinde bu şahısları sınırda karşılarsın, eşyalarını alırsın ve sınırı geçmelerine yardım edersin" şeklinde talimat verdiği kaydedilen iddianamede, açık kimliği tespit edilemediği için evrakı ayrılan firari Omran'ın da şüpheli Derviş'e, daha güvenli haberleşme için Rakka'dayken "TrueCrypt" isimli programın nasıl kullanılacağını bilgisayar üzerinde öğrettiği ve bilgilendirmelerden sonra şüpheli Derviş'in Türkiye'ye geldiğinin anlaşıldığı belirtildi.

- Şifreli mesajla iletişim

İddianamede, Rakka'dan Türkiye'ye döndükten 1 ay sonra Omran'ın şüpheli Halil Derviş'e Telegram programı üzerinden "TrueCrypt" ile şifrelenmiş mesajı açması için şifre gönderdiği ve Derviş'in şifreyle açılan mesajda, "Sana iki şahıs gelecek kaçakçıdan bu şahısları teslim alırsın, biz sana söyleyeceğiz" ifadesini okuduğu kaydedilerek, bu mesajdan yaklaşık 1 hafta sonra Omran'ın Derviş'e, Telegram üzerinden bu kez, "Şahısların geldiği, Akçakale'nin 50 kilometre doğusunda bulunan Küçükpekmezli köyünde kaçakçılardan teslim alması, ihtiyaçlarını karşılaması ve parasını sonra vereceği" yönünde mesaj gönderdiğinin tespit edildiği belirtildi.

Bu mesajı alan Halil Derviş'in kendisine ait motosikletle, kendisini "Samir" olarak tanıtan eylemci canlı bomba Nabil Fadlı ile kendilerini "Khaled" ve "Omar" olarak tanıtan diğer 2 kişinin olduğu yere 18 Aralık 2015 günü saat 06.00 sıralarında geldiği anlatılan iddianamede, Omar ve canlı bomba Fadlı'nın sırtlarında siyah renkli sırt çantaları olduğu, Khaled'in hiçbir şey söylemeden yanlarından ayrıldığı, Derviş'in, Omar ve canlı bombayı motosikletine bindirerek Akçakale'ye bağlı Yeşiltepe'de ikamet ettiği evinin yakınındaki yere götürdüğü ve Omar'ın burada açılmaması için dikilmiş olan çantayı Derviş'e teslim ettiği dile getirildi.

- Şanlıurfa'dan SIM kart

Çantayı verirken Omar'ın Derviş'e, "Bu çanta sende emanet olarak kalsın, açma, içinde eşyalarımız var, sonra bize gönderirsin, biz buraya araba parçası almaya geldik" dediği kaydedilen iddianamede, Derviş'in Yeşiltepe'den Omar ve eylemci Fadlı'ya bot ve çorap aldığı, sonrasında aynı gün bu kişileri saat 07.00 sıralarında dolmuşla Şanlıurfa merkeze götürdüğü, bu kişileri bacanağı olan Abdullah El Hüseyin'e ait telefon satılan dükkana götürüp buradan onlara 2 adet SIM kartı aldığı, daha sonra SIM kartların numaralarını bir kağıda yazıp talimatları veren firari şüpheli Omran'a gönderdiği ve Omar ile eylemci Fadlı'nın taksiye binerek Halil Derviş’in yanından ayrıldıkları ifade edildi.

Şüphelilerin ayrılmasından yaklaşık 10-15 gün sonra Halil Derviş'in bu kişileri arayarak parasını istediği ve daha sonra bu kişilerle bir daha görüşmediği belirtilen iddianamede, bir süre sonra Omar'ın Telegram üzerinden talimat vermesi üzerine Derviş'in yaklaşık 15 kilogram ağırlığındaki çantayı motosikletiyle Akçakale'ye götürdüğü, burada 25-26 yaşlarında bir şahsa teslim ettiği, Omran'a haber verip oradan ayrıldığı ve bu süreçte firari şüphelilerden Azzo Ali Alakkal'ın şüpheli Derviş’e çantanın akıbetiyle ilgili sorular sorduğunun tespit edildiği bildirildi.

Türkiye'ye sokulan bomba yüklü çantanın firari şüpheli Azzo Ali Alakkal'ın (Ebu Ali) talimatıyla şüphelilerden Atala El Hasan Mayyuf tarafından Suriye sınırına yaklaşık 1 kilometre kadar mesafede, Türkiye plakalı beyaz renkli araçla karşılandığı ve Mayyuf’un yanına gelen kimliği belirsiz bir kişinin çantayı bagaja koyduktan sonra hiçbir şey söylemeden sınıra doğdu koşarak gittiği anlatılan iddianamede, şüpheli Mayyuf'un suçta kullanılacak olan bombayı firari şüpheli Omar-Ebu Abid'in talimatı üzerine, şüpheli Fevzi Muhhamed Ali'ye Şanlıurfa’da teslim ettiği ve teslim sırasında bu kişinin yanında değer firari şüpheli "Tuyvs" kod adlı Ahmet El Hasan'ın da bulunduğu dile getirildi.

- "Şanlıurfa'dan İstanbul'a getirtilip patlatıldı"

İddianamede, şüpheli Fevzi Muhammed Ali'nin bu bombayı kendisine ait 79 SAB 368 plakalı araçla İstanbul'a getirdiği ve burada firari şüphelilerden "Said" kod adlı Rasheed Alabdallah Algaagan'a teslim ettiği anlatılarak, Algaagan'ın da bombayı İstanbul Aksaray'da eylemci Nabil Fadlı'ya verdiği, Fadlı'nın olay yerinde bir kaç gün keşif yaptıktan sonra bombayı 12 Ocak 2016'da Sultanahmet meydanında üzerinden çıkararak patlattığı bilgisine ulaşıldığı vurgulandı.

"Talimat sonrası eylemci Nabil Fadlı ve suçta kullanılan bombanın Türkiye'ye getirilmesi ve olay anına kadar geçen süreç yaklaşık bir ay içinde tamamlanmıştır" denilen iddianamede, şüphelilerden Zekeriya Derviş’in, canlı bomba Fadlı ile İstanbul'da bombayı teslim eden firari şüpheli Rasheed Alabdallah Algaagan ile telefon ve whatsapp üzerinden görüşmeler yaptığının tespit edildiğinin belirlendiği kaydedildi.

Canlı bomba Nabil Fadlı'nın İstanbul'da karşılanması, geçici kimlik çıkarılması ve parmak izi verilmesi, yer teminiyle ilgili olaylara ilişkin 8 şüphelinin ve canlı bombayla diğer örgüt üyelerine maddi destek sağlanması olayına ilişkin de 2 şüphelinin ismi geçen iddianamede, canlı bomba eylemine bizzat veya dolaylı olarak katıldıkları veya yardımcı oldukları yolunda somut olarak tespit edilemeyen ancak evrak kapsamına göre eyleme yardımda bulundukları, diğer şüphelilerle birlikte aynı evi paylaştıkları ve örgütle bağlantılı oldukları düşünülen 10 şüphelinin de isimlerine yer verildi.

- Ceza istemleri

İddianamede, 13 şüphelinin, "Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması istendi.

Bu şüphelilerden 3’ünün ayrıca, 12 kez "terör amaçlı tasarlayarak öldürmeye yardım etme" suçundan 270 yıldan 360 yıla, 16 kez "terör amaçlı tasarlayarak öldürmeye teşebbüse yardım etme" suçundan 180 yıldan 240 yıla ve "tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi" suçundan da 4,5 yıldan 12 yıla kadar olmak üzere toplam 454,5 yıldan 612 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, 10 şüphelinin de benzer suçlardan 450 yıldan 600 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

İddianamede, kalan 13 şüphelinin ise, "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×