"Sepsisin altın standardı, kan kültürü testidir"

- Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Başustaoğlu: - "Sepsis, gelişmiş ülkelerde bir yılda ölümlerin yüzde 60 ila 80'ini oluşturan hastalıklardan prostat, meme kanseri ve HIV/AIDS'den daha fazla ölüme, her yıl 5 milyondan fazla yenidoğan ve çocuk ölümüne sebep oluyor. Sepsise bağlı ölüm ve hasta olma oranının da yüksek olması nedeniyle, hızlı ve doğru tanı için kan kültürü büyük önem taşıyor" - "Enfeksiyonla savaşmak üzere harekete geçen bağışıklık sistemi, septik semptomlara sebep olan hasarı ortaya çıkarır. Bağışıklık sistemi örneğin, enfeksiyona neden olan bakteri ile savaşırken organa zarar verir. En sonunda organ yetmezliğine yol açar"


İSTANBUL (AA) - HATİCE ŞENSES - Girne Amerikan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı, Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Başustaoğlu, enfeksiyonun kana karışmasıyla organlarda fonksiyon kaybına, hatta ölüme sebep olan sepsisin, gelişmiş ülkelerde bir yılda ölümlerin yüzde 60 ila 80'ini oluşturan hastalıklardan prostat, meme kanseri ve HIV/AIDS'den daha fazla ölüme yol açtığını belirterek, "Her yıl 5 milyondan fazla yenidoğan ve çocuk ölümüne sebep oluyor. Sepsise bağlı ölüm ve hasta olma oranının da yüksek olması nedeniyle, hızlı ve doğru tanı için kan kültürü büyük önem taşıyor." dedi.

Başustaoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, vücudun enfeksiyona karşı geliştirdiği kontrolsüz yanıtla kendi doku ve organlarına zarar vermeye başlamasıyla ortaya çıkan sepsisin, tüm dünyada her yıl yaklaşık 20 bin ölüme sebep olduğunu dile getirerek, sorunun ilerlemesinin büyük oranda enfeksiyonun ilk saatlerindeki tedavinin hızı ve doğruluğuyla belirlendiğini aktardı.

İlk etapta sıklıkla başka tıbbi durumlarla karıştırılan ve belirtileri gözardı edilen sepsisin, erken tanı ve tedavi uygulanmazsa birçok organda yetmezliğe, septik şoka, doku hasarına ve yüksek oranda ölüme yol açtığına işaret eden Başustaoğlu, sorunun hem bakteriler hem de mantarlar dahil olmak üzere, çeşitli enfeksiyon ajanlarına bağlı olarak ortaya çıkabildiğini söyledi.

Başustaoğlu, bu kapsamda en sık bakteriyel vakalara rastlandığına işaret ederek, "Enfeksiyonla savaşmak üzere harekete geçen bağışıklık sistemi, septik semptomlara sebep olan hasarı ortaya çıkarır. Bağışıklık sistemi örneğin, enfeksiyona neden olan bakteri ile savaşırken organa zarar verir. En sonunda organ yetmezliğine yol açar. Sepsisle sonuçlanan enfeksiyonların en sık rastlanan birincil kaynakları idrar, üreme ve solunum yolu enfeksiyonlarıdır." ifadelerini kullandı.

- "Hızlı ve doğru tanı için kan kültürü büyük önem taşıyor"

Sepsiste etkili bir antibiyotik tedavisine başlamadaki her bir saatlik gecikmenin ölüm oranını yüzde 7,6 artırdığına işaret eden Başustaoğlu, şunları kaydetti:

"Bu durum doktorları antimikrobiyal tedaviye derhal başlamaya yöneltmektedir. Erken antimikrobiyal tedaviye başlama zorunluluğu, sepsis tanısını zorlaştırmaktadır, çünkü antibiyotikler organizmaların kan kültürü ortamında çoğalmasını önleyebilir. Kan kültürü yapılmadan önce antibiyotiklerin kullanılması, kanı yapay olarak sterilize ettiği ve buna bağlı olarak patojen üreme ve sonuç olarak tanımlama olasılığını düşürdüğü için patojenin ortaya çıkışını azaltabilir. Enfeksiyona sebep olan mikroorganizmanın doğru bir şekilde tespit edilmesindeki başarısızlık, uygun tedavinin başlanmasının önünde önemli bir engel oluşturur. Dolayısıyla, bu tanısal zorlukların çözümleri hastalığın gidişatını büyük ölçüde iyileştirme yeterliliğine sahiptir. Bu nedenle sepsis tanısında altın standart, kan kültürü testidir. Kan kültür testi, hastalığa sebep olan mikroorganizmanın laboratuvar şartlarında üretilmesi ve adının konmasıdır. Başka bir deyişle kültür testinde bizler enfeksiyona sebep olan mikroorganizmayı hızlı bir şekilde deşifre etmiş oluruz. Test sonucu pozitif ya da negatif olur."

Prof. Dr. Başustaoğlu, bu testin sonucuna göre klinisyenin doğru antimikrobiyal tedaviye geçebildiğini anlatarak, sepsis kriterlerine göre gerekli görülen hastalara kan kültür testi için uygun prosedürle testin uygulanmasının hayati bir önem taşıdığını dile getirdi.

Türkiye'de kan kültürü kullanımının hastane yatak sayısı ile Avrupa ve diğer ülkelerle karşılaştırıldığında 10 kat daha düşük olduğuna dikkati çeken Başustaoğlu, ülkede teste erişim olmasına rağmen hastanın kan kültüründen faydasının henüz beklenen seviyede olmadığını söyledi.

Başustaoğlu, "Sepsis, gelişmiş ülkelerde bir yılda ölümlerin yüzde 60 ila 80'ini oluşturan hastalıklardan prostat, meme kanseri ve HIV/AIDS'den daha fazla ölüme, her yıl 5 milyondan fazla yenidoğan ve çocuk ölümüne sebep oluyor. Sepsise bağlı ölüm ve hasta olma oranının da yüksek olması nedeniyle, hızlı ve doğru tanı için kan kültürü büyük önem taşıyor." ifadelerini kullandı.

Kan kültür testinin Türkiye'de neredeyse her hastanede bulunduğunu ve hastaların bu olanaktan daha fazla yararlanabilmesi gerektiğini belirte Ahmet Başustaoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Böylece sepsisten ölümlerin azalması, doğru antimikrobiyal kullanımının sağlanması için doğru kan kültür alım tekniklerine uyumun artması gerekmektedir. Bu konuyu daha fazla irdelemek için 4 hastanenin kan kültür alım tekniklerini değerlendiren bir geriye dönük çalışma yapmaktayız. Beraberinde laboratuvar ve hastane personelinin, çalışanlarının da doğru kan kültür uygulamalarına uyumu tanının kliniğe hızla ulaşmasında etkili olduğunu gördük. Doğru kan kültür uygulamalarının hasta tedavi maliyetlerini azaltacağına dair ulusal bir çalışma da yürütüyoruz."

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×