"Şarapnel parçaları benim şeref madalyam"

- FETÖ'nün darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünde helikopterden açılan ateş sonucu yaralanan üniversite öğrencisi Abdurrahman Kafkas, kendisini hastaneye yetiştiren aracın sahibi ile görüşmek istiyor - Kafkas: - "Şarapnel parçaları, daha çok bacaklarıma isabet etti. Belden yukarıda iki tane sıyrık var, kollarım ve göğsümde. Ayağımdaki ikisi ameliyatla alındı. Diğer şarapnelleri almak doku hasarına yol açacağı için 20'si vücudumda kalacak. Bunlarla yaşayacağım, bunlar benim şeref madalyam" - "Bana yardım eden kişi, bir araba durdurdu. 'Arkadaş yaralı, hastaneye götürmemiz lazım' dedi. Ben, bacaklarımdan kanlar aktığının farkındayım, arabanın sahibine 'Araban kirlenecek. Ben Çorumlu'yum, ismim Abdurrahman Kafkas. Beni daha sonra bul' dedim" - "Bunları yapan ne Türk, ne de Müslümandır. Hiçbir şekilde bizden olamazlar"


BURSA (AA) - BÜŞRA NUR ÖZCAN - Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine engel olmaya çalışırken helikopterden açılan ateş sonucu 22 yerinden yaralanan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Abdurrahman Kafkas, şarapnel parçalarının 20'sinin vücudunda kalacağını, bunların "şeref madalyası" olduğunu söyledi.

Darbe girişiminin olduğu akşam ağabeyini ziyaret için gittiği Ankara'da, televizyonda izlediği haberler üzerine AK Parti Genel Merkezi'ne gitmeye karar veren ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünde helikopterden açılan ateş sonucu vücuduna isabet eden şarapnel parçalarıyla yaralanan Kafkas, yaşadıklarını, Bursa'nın Orhaneli ilçesindeki evinde AA muhabirine anlattı.

Kafkas 15 Temmuz akşamı olanları aktarırken evinde istirahat ettiği kanepenin hemen yanındaki sehpanın üzerinde, o geceden kalma kanlı tişört, ayakkabı ve eşofmanı ile vücudundan çıkarılan iki şarapnel parçası yer aldı.

AK Parti binasının kalabalık olduğunu, bir süre sonra buradaki kalabalığın yarısının Kızılay Meydanı'na gittiğini belirten Kafkas, "Biz Genel Merkez'de kaldık. Ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi tarafından beyaz, uzun saçlı bir ağabeyin bize doğru koştuğunu gördük. 'Allah rızası için yetişin. Tanklar Külliye'ye giriyor, hep beraber durduralım' dedi. Biz de kalabalık halinde Külliye'ye doğru yöneldik ve hep beraber koşmaya başladık. Beraber koştuğum insanlar, sanki 10 yıllık tanıdıklarımdı." diye konuştu.

Beştepe'ye ilk giden kişiler olduklarını, tankların önüne vardıklarında, askerlerin sivilleri korkutmak amacıyla hiçbir ikaz yapmadan havaya ateş açtığını aktaran Kafkas, şunları kaydetti:

"Bizim korkmaya hiç niyetimiz yoktu. Vatan sevgisinin önüne hiçbir şey geçemez. Siviller, askerlerle konuşmaya çalışıyordu. Ben de o sırada video çekmeye başladım. Vatandaş, 'Senin ne işin var burada? Kışlana git' diyordu. Askerler sanki büyülü gibiydi hiçbir şekilde cevap vermiyor, boş boş bakıyorlardı. Yaklaşık 10 dakika sonra yukarıdan bizleri taramaya başladılar. Helikopterle, uçaksavarlarla üzerimize doğru ateş etmeye başladılar. Ben o anda yaralanmışım, hiç farkında değildim. Barutun kokusuyla içim yandı ve bağırmaya başladım. Kendimi bir ağacın dibine attım. Ömrümde ilk defa tank görüyorum ve karşısına geçip onu durdurmaya çalışıyorum. Külliye'nin oradan aşağıya doğru ilerledim. Vücuduma bakmak, hiç aklıma gelmiyordu. Daha sonra aklıma ağabeyim geldi, onunla konuşurken vücudumdan kanlar aktığını gördüm."

- "Tişörtümü yırtmaya gücüm yetmedi"

Ağabeyine vurulduğunu söylediğini anlatan Kafkas, bir yandan da helikopterlerden ateş açıldığını vurguladı.

Tarifi imkansız anlar yaşadıklarını dile getiren Kafkas, "Ağabeyim 'Tişörtünü çıkar, bacağına sarıp bekle, geliyorum' dedi. Tişörtümü çıkardım, yırtmaya çalıştım çünkü iki bacağımda da yaralar var. Gücüm yetmedi yırtmaya." dedi.

Kafkas, bir süre sonra bağırmaya çalışsa da sesinin çıkmadığını, başının döndüğünü belirterek, şöyle devam etti:

"Arkamdaki bir ağabeye seslendim, 'Bana yardım et, burada kaldım, hareket edemiyorum' dedim. Sağ olsun geldi, bacağımı sardı. Beraber yaklaşık 100 metre yürüdük. Ben, 'Daha fazla devam edemeyeceğim, ayaklarım çok acımaya başladı' dedim. Beni duvarın dibine oturttu, dinlenmem için. Burada gözlerim karardı. 'Ben ölüyorum, bitti bu iş' dedim. Annemin, babamın bir sesini duyayım diye telefonla aramayı düşündüm ama onları telaşlandırmak istemedim. Aramaktan vazgeçtim. Daha sonra yolun karşısına geçtik. Bana yardım eden kişi, bir araba durdurdu. 'Arkadaş yaralı, hastaneye götürmemiz lazım' dedi. Ben, bacaklarımdan kanlar aktığının farkındayım, arabanın sahibine 'Araban kirlenecek. Ben Çorumlu'yum, ismim Abdurrahman Kafkas. Beni daha sonra bul' dedim. Ondan sonra arabaya bindik. Beni taşıyan ağabey, hastaneye kadar hiçbir şekilde elimi bırakmadı. Beni kendime getirmeye çalıştı, destek verdi. Yolun kapalı olduğu yerlerde çıkıp yolu açtı."

- "PKK'ya atılmamış bombaları..."

TOBB ETÜ Hastanesi'nde tedavi altına alındığını anlatan Kafkas, "Bana yardım eden kişi, ağabeyimle görüştü ve onu hastaneye yönlendirdi. Ardından ağabeyim geldi. Sabah 09.00'a kadar 6-7 kere bomba sesine uyandım. Sabaha kadar hastane civarlarını bombaladılar. Şimdiye kadar PKK'ya atılmamış bombaları TBMM'ye, Külliye'ye, insanlara attılar. Çok değişik bir duygu. Hastanede yatarken, herhalde hastane üzerimize yıkılacak dedim. Böyle bir sallanma yok. Şişeler, tabelalar düşüyor. İnsanlar panik halinde." dedi.

Vurulduğunda birçok insanın yerde yattığını kaydeden Kafkas, "Bir teyze ve amcayı tank, bellerine kadar altına aldı. Onlar can havliyle durmaya devam ettiler ama tank, bir adım geri çıkmadı. Onlar, altında can çekişiyordu. Bunları yapan ne Türk, ne de Müslümandır. Hiçbir şekilde bizden olamazlar." diye konuştu.

- "Annem, 'Gitmeseydin üzülürdüm' dedi"

Vücuduna 22 şarapnel parçası isabet ettiğini vurgulayan Kafkas, "Şarapnel parçaları, daha çok bacaklarıma isabet etti. Belden yukarıda iki tane sıyrık var, kollarım ve göğsümde. Ayağımdaki ikisi ameliyatla alındı. Diğer şarapnelleri almak doku hasarına yol açacağı için 20'si vücudumda kalacak. Bunlarla yaşayacağım, bunlar benim şeref madalyam." ifadelerini kullandı.

Kafkas, kendisini hastaneye götüren kişinin isminin "Harun" olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Ona bir can borcum var. Onunla görüşmek istiyorum. Benim 3 ağabeyim var, kabul ederse dördüncü ağabeyim olmasını istiyorum. Çok değişik bir duygu. Ölüme en yakın olduğunuz anda biri sizi oradan çıkartıp alıyor. Bu insanla ben ömür boyu dost olmak isterim. Şimdiye kadar Çanakkale destanları anlatılırdı. İnsanın aklı almıyordu ölmeye nasıl gidilir. Söz konusu vatan olunca insanın gözü hiçbir şey görmüyor. Ölsem de fark etmez, vatanıma, Cumhurbaşkanımıza feda olsun. Bir can, bundan ötesi yok. Ben normalde fazla koşamam ama soluksuz bir şekilde tankların önüne vardık. Dünyaya çok güzel bir mesaj verdik ve ben de bunun içindeyim. Çorbada bir tuzum var, ne mutlu bana. Ailemin, ağabeylerimin, sevdiklerimin yüzüne alnım açık, başım dik bakabiliyorum. Annem de babam da 'Niye gittin' demedi. Benimle gurur duydular. Gittiğim için annem teşekkür etti, 'Gitmeseydin üzülürdüm' dedi."

En büyük isteklerinden birinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek olduğunu dile getiren Kafkas, "Bir Türk genci olarak Cumhurbaşkanımızın her zaman yanında olmak isterim. Onun yanındaki yaverlere, ihanet eden sözde askerlere sesleniyorum, biz Cumhurbaşkanımızın yanında olmak için canımızı veririz." ifadesini kullandı.


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×