Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin darbe girişimi davası

- Darbe girişimine ilişkin eski Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hakan Üstem'in de arasında bulunduğu 28 kişi hakkında açılan davaya tanık savunmalarıyla devam edildi

Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin darbe girişimi davası

ANKARA (AA) - Darbe girişimine ilişkin eski Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hakan Üstem'in de arasında bulunduğu 28 kişi hakkında açılan davaya Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Cezaevi Yerleşkesindeki salonda görülmeye devam edildi.

Davanın öğleden sonraki bölümünde tanık savunmalarına devam eden mahkemede, Jandarma Kıdemli Albay Uğur Esentur müşteki olarak katıldı. Mahkeme Başkanı Oğuz Dik'in, "Kamu davasına katılmak istiyor musunuz? Şikayetçi misiniz?" sorularını Esentur, "Evet" diyerek yanıtladı.

Mahkeme huzurunda ifade veren Esentur, 15 Temmuz'da İkinci Askeri Bölge Komutan İnzibat Vekili olarak görev yaptığını belirterek, kalkışma kararından itibaren farklı birimlerden bu kalkışmaya katılan personelin gözaltına alınması için çalışma yaptıklarını bildirdi.

Çok sayıda personelle gözaltı yaptıklarını ifade eden Esentur, Sahil Güvenlik Komutanlığına sabah 10.30 civarı gittiklerini söyledi.

Esentur, "B" kapı denilen nizamiyeden girmeye çalıştıklarını ancak nöbetçi Yarbay Mustafa Şaban Gümüşiğne'nin kendilerini içeri sokmak istemediğini belirterek, şunları söyledi:

"Bir tedirginliği vardı. Biz iki kişiyi tutuklamak için geldiğimizi beyan ettik. Almak istemedi. Israrla 'Kim' diye sordu fakat yine de içeri almadı. Israrımız üzerine 'Silahsız olarak alabilirim.' dedi. Silahlarımızı bırakıp girdik. Tutuklama emrini gösterdim, isimleri göstermeden. Kaçmalarına mahal vermemek için. Bu arada nizamiye kapısından içeriden sert bir tavırla Albay Süleyman Yarayan 'Kimi tutuklamaya geldiniz?' diye ısrarla sordu. Dedik ki 'Sizi tutuklayacağız. Teslim olur musunuz?' dedim. Kızdı ve nizamiyenin dışına çıkarmak istedi. Israr edince silahını çekti, ateş edeceğim tarzında ikazlarla biz geri çıkmaya doğru yöneldiğimizde tekrar 'Teslim ol' çağrısında bulundum. Kızgınlıkla havaya üç el ateş etti. Sonra yere ateş etti. Atışlar yaklaştı. Öldürmek kastıyla atmadığını biliyorum. Bir şarjör bitti. En son nizamiyenin hemen arkasında bulunan bir askerin çelik yeleğini ve tüfeğini kuşandı. 'Yaklaşırsanız ateş ederim' dedi. Askerlere, 'İçeri girmek isteyen olursa vurun' dedi. Ben de iki kişiyi tutuklamak için geldiğimizi beyan ettim. Sonra Kalaşnikofla ateş etti. Hedef gözetti demiyorum. Sonra binaya geri döndü. Sonra teslim almaya çalıştığımız 'B' nizamiyeden çıkmak için araçlar hazırlandı. Biz nizamiyenin önüne araçlarla kapattık. Sonra öbür kapıya araç çektirdiler. Oraya da araçlarımızı çektik. Bu arada tel örgüye yaklaştığımız sırada sık sık ateş ettiler. Ben araçların megafonlarından Hakan Üstem Tümamiralimi ve Süleyman Yarayan Albayımızı tutuklamak için geldiğimizi ilan etmeye başladım. O da bize sık sık yakın mesafelere ateş ediyordu."

Binanın içinden birkaç kez Süleyman Yarayan'ın ateş ettiğini gördüğünü ama gelen tüm atışları onun yapıp yapmadığını görmediğini anlatan Esentur, aşağı yukarı 25-30 el ateş edildiğini, Yarayan'ın ayrıca bir şarjör tabanca mermisi boşalttığını bildiğini dile getirdi.

Esentur, bir problem olmaması için 5,5 saat beklediklerini ve sonrasında Hakan Üstem ile Yarayan'ın Deniz Kuvvetleri Komutanlığında yakalandığını öğrendiklerini dile getirerek, bütün gece hem yanındaki erlere, hem de içeriye ikazda bulunduğunu, kaçma girişimi için dışarıya çıkılması durumunda ateş açılacağını anons ettiğini aktardı.

Sonrasında içeri girip Merkez Komutanlığınca verilen isimleri tespit ederek gözaltı kararını uyguladıklarını belirten Esentur, Mahkeme Başkanı Dik'in "Size ateş edenden şikayetçi misiniz?" sorusunu da "Şikayetçiyim" diyerek yanıtladı.

Mahkeme, Esentur'un davaya katılma talebini de kabul etti.

- "Bu organizasyonda yoksunuz. Evinde otur"

Duruşmada, daha sonra o dönem Kurmay Albay iken bir süre önce emekliye ayrılan Oğuz Kaan Yavuz da tanık olarak dinlendi. Yavuz, Sahil Güvenlik Komutanlığında emekliye ayrılana kadar 8 sene karargah komutanlığı yaptığını ifade ederek, 11 Temmuz 2016'ya kadar senelik izindeyken, 11 Temmuz'da birliğine katıldığını söyledi.

Normalde eski Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hakan Üstem izne çıkacağı için 16 Temmuz'da ona vekalet edeceğini dile getiren Yavuz, 15 Temmuz'da bir emri olup olmadığını sormak için yanına çıktığını, olmadığını söyleyince de mesai bitiminde evine döndüğünü anlattı.

Yavuz, alçaktan uçan jetleri görünce Hakan Üstem'i aradığını, ne olduğunu sorduğunu ifade ederek, "O da 'Ben birliğe gidiyorum, gidince ararım' dedi. Ben 'Geleyim mi?' dedim, bir şey söylemedi bana. Biraz zaman geçtikten sonra kendi aradı 'Türk Silahlı Kuvvetleri darbe yaptı, yönetime el koydu. Sen, Bülent Olcay ve Zeki Bodur bu organizasyonda yoksunuz, evde otur.' dedi." diye konuştu.

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu'nu aradığını ve durumu rapor ettiğini dile getiren Yavuz, sonra Bülent Olcay'ı aradığını ve konuştuklarını söyledi. Yavuz, 16 Temmuz'da Bülent Olcay'ın Sahil Güvenlik Komutanı olarak görevlendirildiğini ve onunla birliğe gidip gözaltı işlemlerini uyguladığını anlattı.

- Tatildeyken darbe girişi başlamış

Tanık olarak dinlenen Sahil Güvenlik Komutan Yardımcısı Mehmet Zeki Bodur ise 15 Temmuz'da birlikte istihbarat başkanı olduğunu bildirdi. Bodur, bu tarihlerde senelik izinde, kampta olduğunu dile getirerek, 21.43'te nöbetçi subayın aradığını, uçuşların yasak olduğunu bilgisini verdiğini anlattı.

Terör saldırısı olabileceğini değerlendirip, gelişmelerden haberdar edilmesini istediğini ifade eden Bodur, ancak daha sonra irtibat kuramadığını söyledi.

Televizyonda 23.00'ten sonra Başbakan Binali Yıldırım'ın yaptığı açıklamayla kalkışmadan haberi olduğunu ifade eden Bodur, karargah komutanı Oğuz Kaan Yavuz'u aradığını, onun da Hakan Üstem ile yaptığı konuşmayı anlattığını bildirdi.

Bodur, sonraki gelişmeleri televizyondan takip ettiğini, kendisini arayanlara ve aradığı kişilere darbe girişimi olduğunu ve iştirak etmemeleri gerektiğini söylediğini kaydetti.

- Diğer tanıklar

Duruşmada tanık olarak dinlenen Astsubay Hakan Töre, Sahil Güvenlik Komutanlığı Atama ve Kıdem Şube Müdürlüğünde görev yaptığını, 15 Temmuz günü mesaisinin ardından kışladan ayrıldığını söyledi.

Töre'nin tanık olarak dinlenmesini isteyen sanık Fehmi Tırpancı'nın avukatı Yasin Gürbüz, müvekkilinin 17 Temmuz'da Sahil Güvenlik Komutanlığı nizamiyesinde ne konuştuklarını sordu. 17 Temmuz'da kışla nizamiyesinde nöbetçi subayı olduğunu anlatan Töre, sanık Fehmi Tırpancı'nın nizamiyeye geldiğini, nasıl davranması gerektiği yönünde kendisine fikir sorduğunu, kendisinin "bir bilgim yok" demesi üzerine sanığın nizamiyeden ayrıldığını belirtti.

Bunun üzerine söz alan Fehmi Tırpancı, "O gün sizin yanınıza geldiğimde 15 Temmuz'da birliği terk ettiğimi anlattım. Bunu hatırlıyor musunuz?" diye sordu. Tanık Hakan Töre, "Hayır hatırlamıyorum. Ne yapmam gerekiyor diye sordunuz. Bilmediğim herhangi bir şey söyleyemeyeceğimi anlattım. Bunun üzerine nizamiyeden ayrıldınız." dedi.

Tanık Hakan Işık da 15 Temmuz günü Güvenlik Harekat Merkezinde nöbetçi olduğunu, tüm kamera kayıtlarının tutulduğu bu merkezin güvenliğini sağlamak için tedbirler aldıklarını anlattı.

Nöbeti devraldıktan sonra saat 21.30 gibi silah sesleri duyulduğunu ifade eden Işık, "Kameralardan baktım, silah sesiyle ilgili herhangi bir şey görmedim. Durumu nöbetçi astsubayımıza söyledim. Hazır kıta silahlandı ve birlik emniyetini aldı." dedi.

Silah sesleriyle ilgili Genelkurmay Başkanlığı, Kara ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığını aradığını belirten Işık, en son Jandarma Genel Komutanlığından bir rütbeliden Genelkurmay'da tatbikat yapıldığına dair bilgi aldığını bunu da üstlerine aktardığını dile getirdi.

Bir süre sonra sanık Mustafa Şaban Gümüşiğne'nin birliğe geldiğini aktaran Işık, şöyle devam etti:

"Silah aldı. Kendisine zimmetle teslim ettik. Genelkurmay Başkanlığından görevlendirildiğini, emir komutanın kendisinde olduğunu söyledi. Darbeyle ilgili bize bir şey söylemedi. Darbeyi, Cumhurbaşkanının televizyondaki açıklamalarından sonra öğrendik. Ne yapmamız gerektiğini değerlendirdik. Kışladaki erlerin güvenliğini sağlamaktan başka yapabileceğimiz bir şey yoktu. Benim bulunduğum yer kritik bir yer. Tüm görüntü kayıtları orada. Bir asker aldık, silahlandırıp burada görevlendirdik."

Işık, kendi nöbetinde birlikteki güvenlik kameralarının karartılmasına yönelik herhangi bir çaba olmadığını söyledi. Işık, talimat üzerine o gece sabaha kadar birlikteki polis telsizini de dinlediklerini, olan biteni Gümüşiğne'ye rapor ettiğini de anlattı.

Tanık Mevlüt Ünal da nöbetçi astsubayı olarak görev yaptığını, sanık Mustafa Şaban Gümüşiğne’nin "Komuta bende. Benden habersiz kimse içeri girmesin" şeklinde telsizden yaptığı anonsu duyduğunu, bu sırada karargah başkanının araç istediğini ancak Gümüşiğne’nin komutana araç gönderilmesine müsaade etmediğini söyledi. Sadık Engüzel, şoför olarak görev yaptığını, sanık Mustafa Şaban Gümüşiğne'nin garajı arayarak dışarı araç gönderilmemesi talimatı verdiğini anlattı.

Tanık Tolga Koptu da 15 Temmuz da nöbetçi olduğunu, o akşam Süleyman Yarayan'ın yanına çağırıp karargaha Hakan Üstem'in de bilgisi dışında kimsenin girip çıkmayacağını söylediğini ifade etti.

Gelişmelerin ardından neler olduğunu öğrenmeye ve haber merkezine gelen mesajları öğrenmeye çalıştıklarını anlatan Koptu, Genelkurmay Başkanlığından gelen bu mesaj kağıtlarından üçüne ulaşabildiklerini bildirdi. Koptu, mesajlardan birinin Mustafa Gümişiğne'nin görevlendirilmesiyle bir diğerinin Şırnak Çakırsöğüt'teki askeri birliğin Ankara'ya intikal ettirilmesiyle üçüncüsünün ise atamalarla ilgili olduğunu söyledi.

Bir televizyondan yaşananları takip ettiklerini dile getiren Koptu, Hakan Üstem'in sabah kantine gittiğini ve bulundukları yerden geçerken "Bu gecikmiş bir ameliyattı. Bunu yapmak zorundaydık. Dışarıdaki kuru kalabalık, öğlene hiçbir şey kalmaz." gibi ifadeler kullandığını bilirdi.

Koptu, sabah 09.30 gibi nöbeti, nöbetçi olmadığı halde Mehmet Gümüşay'a devrettiğini, Gümüşay'ın da kendisine komutanın emriyle nöbeti devraldığını söylediğini aktardı. Koptu, görevi devrederken Gümüşay'a olayların bitmek üzere olduğunu, komutanın ya teslim olacağını ya da intihar edeceğini söylediğini, yüzünün bembeyaz olduğunu ancak cevap vermediğini ifade etti.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×