Sabahattin Zaim Üniversitesi Mezuniyet Töreni

- Cumhurbaşkanı Erdoğan: (2) - "Ey Almanya, bak yine söylüyorum; önce Holokost'un hesabını vereceksin, Namibya'da 100 bini aşkın Namibyalıyı nasıl yok ettiniz, nasıl öldürdünüz onun da hesabını vereceksin." - "Siz, Türkiye'ye veya Türklere parlamentosunda kalkıp da sözde Ermeni soykırımı oylaması yapacak, varsa belki de en son ülkesiniz. Kaldı ki bizim tarihimizde bu noktada zaten bir derdimiz yok, bir sıkıntımız yok." - "Bizim tarihimiz, katliamlar tarihi değildir. Bizim tarihimiz, merhamet tarihidir, şefkat tarihidir. Aramızdaki fark budur." - "Bugün Batı başkentlerinde şahit olduğunuz ihtişamın perdesini şöyle bir kaldırdığınızda, altında milyonlarca Afrikalı'nın dramı, gözyaşı olduğunu görürsünüz." -"Berlin, Paris, Brüksel'in şık kaldırımlarının altında, Afrikalıların canı, kanı, emeği ve alınteri vardır. Bu dönemi aklamak için kullandıkları 'uygarlaştırma', 'modernleştirme' gibi cilalı kavramların hiçbiri, yapılan katliamları örtmeye yetmez."

Sabahattin Zaim Üniversitesi Mezuniyet Töreni

İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ey Almanya, bak yine söylüyorum; önce Holokost'un hesabını vereceksin, Namibya'da 100 bini aşkın Namibyalıyı nasıl yok ettiniz, nasıl öldürdünüz onun da hesabını vereceksin. Siz, Türkiye'ye veya Türklere parlamentosunda kalkıp da sözde Ermeni soykırımı oylaması yapacak, varsa belki de en son ülkesiniz." dedi.

Erdoğan, Sabahattin Zaim Üniversitesinin Halkalı Yerleşkesi'nde düzenlenen 2015-2016 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni'nde yaptığı konuşmada, tıpkı insanlar gibi devletlerin de geride bıraktıklarıyla anıldığını, bazı devletlerin geride gıptayla, takdirle anılan miras bırakırken, kiminin de zulümle, kanla, gözyaşıyla dolu acı bir miras bıraktığını belirtti.

Bugün tarihe bakıldığında Selçuklu, Osmanlı, Endülüs, Babür Sultanlığı gibi devletlerin, ilim, kültür, sanat ve siyaset hayatına yaptıkları eşsiz katkılarla anıldığını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dünyayı dolaştığımızda, bu devletlerden kalan eserlerle, mimari yapılarla, vakıflarla, medreselerle, kütüphanelerle, hafızalara nakşedilen tertemiz, pak bir mirasla karşılaşıyoruz. Afrika'ya, Asya'ya veya Balkan coğrafyasına yaptığımız ziyaretler sırasında, sık sık şu manzaraya şahit oluyoruz. Aradan yüzyıllar geçmesine, kimi yönetimler tarafından izi silinmek için onca baskı yapılmasına rağmen, Osmanlı denince halen insanların yüreği yanıyor, gözleri parlıyor, dillerinden güzel sözler dökülüyor. Bu insanların akıllarına, katleden, sömüren, ezen, yok eden değil, yaşatan, imar ve ihya eden, adaletle hükmeden bir medeniyet geliyor, 'Osmanlı bu' diyorlar. Hamdolsun bu, dünyada pek az millete nasip olan çok kıymetli, çok nadide bir mirastır."

- "Alnımız ak, başımız dik gidiyoruz"

Bir süre önce Uganda, Kenya ve Somali'yi kapsayan Doğu Afrika ziyareti gerçekleştirdiğini hatırlatan Erdoğan, bunun son dönemde üç ay önce dört Batı Afrika ülkesinin ardından yaptığı ikinci Afrika ziyareti olduğunu anlattı.

Bu ziyaretler sırasında hem Türkiye için büyük gurur kaynağı olan projelerin, eserlerin açılışını yaptıklarını hem de ikili ilişkileri perçinleyecek anlaşmalar imzaladıklarını ifade eden Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bu ülkelerin hepsiyle kökleri yüzyılları bulan derin kardeşlik ve dostluk bağlarımız bulunuyor. Afrika'nın neresine gidersek gidelim, alnımız ak, başımız dik gidiyoruz. Kıtada yaşayanlar, bizi büyük bir hüsnü kabulle karşılıyor, muhabbetle özlemle bağrına basıyorlar. Çünkü kıtanın hiçbir ülkesinde sömürgecilik lekesiyle kirlenmemiş, tertemiz bir tarihe sahibiz. Bırakın sömürmeyi, Doğu Afrika'nın özellikle Avrupalı kolonyalistlere verdiği zorlu mücadelede atalarımız bu bölge haklarına, tüm imkanlarıyla destek olmuşlardır. Ecdadımız kimi zaman ordu göndererek, kimi zaman himaye ederek, kimi zaman da el altından yardım yaparak, Afrikalıların hür ve onurlu yaşama iradelerine sahip çıkmıştır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Türkiye'ye insan hakları dersi vermeye kalkan ülkelerin hepsinin de kıtadaki tarihinin kan, gözyaşı, soykırım ve katliamla bezeli olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:

"16. yüzyılda köle ticaretiyle başlayan kıtanın sömürgeleştirilmesi, 19. yüzyılda zirveye ulaşmıştır. 1890'da Afrika topraklarının yüzde 90'ı bir elin parmaklarını geçmeyen Avrupa ülkesinin işgali altındaydı. Kimdi bunlar? Kongo'da Belçika, Namibya'da Almanya, diğer ülkelerde İngiltere, Fransa. Uygarlık taşıma iddiasıyla kıtanın tüm kaynaklarını yıllarca sömürdüler, yağmaladılar. Bunları yaparken çok ciddi soykırımlar yaptılar. Bugün Batı başkentlerinde şahit olduğunuz ihtişamın perdesini şöyle bir kaldırdığınızda, altında milyonlarca Afrikalı'nın dramı, gözyaşı olduğunu görürsünüz. Berlin, Paris, Brüksel'in şık kaldırımlarının altında, Afrikalıların canı, kanı, emeği ve alınteri vardır. Bu dönemi aklamak için kullandıkları 'uygarlaştırma', 'modernleştirme' gibi cilalı kavramların hiçbiri, yapılan katliamları örtmeye yetmez. Şimdi Almanya'da parlamentoda bir tane uydurma bir şeyler geçirdiler, sözde Ermeni soykırımı. Ey Almanya, bak yine söylüyorum; önce Holokost'un hesabını vereceksin, Namibya'da 100 bini aşkın Namibyalıyı nasıl yok ettiniz, nasıl öldürdünüz onun da hesabını vereceksin. Siz, Türkiye'ye veya Türklere parlamentosunda kalkıp da sözde Ermeni soykırımı oylaması yapacak, varsa belki de en son ülkesiniz. Kaldı ki bizim tarihimizde bu noktada zaten bir derdimiz yok, bir sıkıntımız yok. Bizim tarihimiz, katliamlar tarihi değildir. Bizim tarihimiz, merhamet tarihidir, şefkat tarihidir. Aramızdaki fark budur."

(Sürecek)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×