"Rakka'da Arap unsurlar birlikte hareket etmeli"

- Üst düzey yetkili: - "(PYD/PKK'nın Münbiç'teki varlığı) Henüz bu çekilme tamamlanmış değil, 200 kadar unsur kalmış. Bunun da bir an önce orayı terk etmesini ve Fıratın doğusuna geçmesini istiyoruz" - "Biz Münbiç'te ÖSO unsurlarıyla Suriye Demokratik Güçleri'ne mensup Arap unsurların ortak yönetim kurmasını istiyoruz, bunu bekliyoruz" - "İleride Rakka'ya dönük operasyonda da bu Arapların birlikte hareket etmesi gerekir. Onun için Suriye Demokratik Güçleri'nden çözülmeler olacaktır. Bu insanlar biraz da çaresizlikle oraya buraya takılıp gidiyorlar. Nerede kendilerini güvende ve ihtiyaçlarını giderebilecek hissediyorlarsa oraya yöneliyorlar. Aynı güveni Özgür Suriye Ordusundan bulurlarsa onlarla birlikte hareket edeceklerdir. Geçmişte zaten hepsi birlikteydi."​


ANKARA (AA) - Üst düzey bir yetkili, terör örgütü PKK'nın ve Suriye uzantısı PYD'nin Münbiç'teki varlığının sürdüğünü bildirdi. Yetkili, Münbiç'in durumuna ilişkin, "Biz Münbiç'te Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) unsurlarıyla Suriye Demokratik Güçleri'ne mensup Arap unsurların ortak yönetim kurmasını istiyoruz, bunu bekliyoruz." dedi.

Suriye'deki süreci yakından izleyen bir üst düzey bir yetkili, bölgedeki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Rakka'ya yapılacak bir operasyonda kimlerin yer alacağına ilişkin Türkiye'nin tutumunun net olduğunu belirten yetkili, "YPG'yi hiç bir şekilde istemiyoruz. YPG ile bir Rakka operasyonuna karşıyız, olmaması gerektiğini söylüyoruz. YPG diye bir şey yok, bu PKK'dır. Bunlar Kandil'den emir alıyor. PKK, ABD için de bir terör örgütü. Dolayısıyla taktik nedenlerle de olsa bir terör örgütüne karşı başka bir terör örgütüyle işbirliği yapılmasını doğru bulmuyoruz. Buna karşıyız." diye konuştu.

Rakka'nın Arap şehri olduğunu vurgulayan yetkili, "Bu şehre karşı 7-8 binlik bir Kürt gücüyle harekat yaparsanız etnik savaş başlatırsınız. Sonra kan davası bizim bütün sınır boylarımızı yangın yerine çevirir." ifadelerini kullandı.

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) içindeki Arap unsurların birlikte çalışmayı öğrenmesi gerektiğini ifade eden yetkili, şunları kaydetti:

"Bunlar netice itibariyle demokrasi talebi olduğunu ifade eden Suriyeliler. Birbirlerine karşı konumlanmaları doğru değil. Bunun için biz Münbiç'te ÖSO unsurlarıyla, SDG'ye mensup Arap unsurların ortak yönetim kurmasını istiyoruz. Bunu bekliyoruz. İlerde Rakka'ya dönük operasyonda da bu Arapların birlikte hareket etmesi gerekir. Onun için Suriye Demokratik Güçlerinden çözülmeler olacaktır. Bu insanlar biraz da çaresizlikle oraya, buraya takılıp gidiyorlar. Nerede kendilerini daha güvende, rahat ve ihtiyaçlarını giderebilecek hissediyorlarsa, oraya yöneliyorlar. Eğer aynı güveni ÖSO'dan bulurlarsa, onlarla birlikte hareket edecekleri tabidir. Geçmişte zaten hepsi birlikteydi, bu ayrışmalar yakın tarihin değişik dönüm noktalarında ortaya çıkan parçalanmanın sonucudur."

Yetkili, Türkiye'nin YPG/PKK'ya ilişkin tutumunun, bu hafta Türkiye'de temaslarda bulunan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Antony Blinken'e bir kez daha iletildiğini belirterek, bu konudaki görüşmelerin devam edeceğini söyledi.

Fırat Nehri’nin batı yakasında bulunan Münbiç'teki son durumu değerlendiren üst düzey yetkili, "Bize vadedilen, YPG'nin (PYD/PKK'nın Münbiç'teki varlığı) oradan tamamen çekileceği. Henüz bu çekilme tamamlanmış değil, 200 kadar unsur kalmış. Bunun da bir an önce orayı terk etmesini ve Fırat'ın doğusuna geçmesini istiyoruz, bekliyoruz." diye konuştu.

- "Rakka operasyonu iyi planlanmalı"

Fırat Kalkanı Harekatı ile Türkiye sınırındaki alanın emniyete alındığını vurgulayan yetkili, "Daha aşağıya doğru, güneye doğru da emin adımlarla ama dikkatli bir harekat planlamasıyla ilerliyoruz." dedi.

Yetkili, Türkiye'nin Rakka konusunda koalisyon güçleriyle birlikte gereken adımları atmaya hazır olduğunu hatırlatarak, "Rakka operasyonunun iyi planlanması gerektiğini düşünüyoruz. Burada önemli olan Suriye’nin birlik ve bütünlüğünü gözetecek, yeni kavgalara, kutuplaşmalara yol açmayacak bir doğru yaklaşımla bu harekatın yapılmasıdır." şeklinde konuştu.

Operasyona kara gücünün dahil olup olmayacağına ilişkin ise yetkili, "Askerden askere yapılacak görüşmeler önemli. İlk temaslar başladı. Onlar planlamayla ilgili düşüncelerini ortaya koyacaklar, biz de kendi görüşlerimizi ileteceğiz. Önümüzdeki günlerde bu konudaki eş güdümü ilerletmek için temaslarımız olacak. İhtiyaçlarla ilgili, orada bir kara gücü hava gücü gibi bir ayrım yapmadık. Önemli olan siyasi hedeftir." değerlendirmesinde bulundu.

- Fırat Kalkanı Harekatı

Fırat Kalkanı Harekatının güneybatıya doğru devam ettiğini belirten yetkili, "Bizim harekatımızın hedefi içinde El Bab var. Bunu açıkça cumhurbaşkanımız da söyledi. Ama bu harekatın aceleye getirilmesi de askeri açıdan doğru bir çizgi olmaz diye değerlendiriyoruz ve gayet emin adımlarla yavaş yavaş orayı tahkim edecek şekilde emin adımlarla harekatın hedeflerine ulaşmaya çalışıyoruz." şeklinde konuştu.

Üst düzey yetkili, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) ne zaman bölgeden çıkacağına ilişkin, "TSK, ordan Türkiye'ye dönük güvenlik tehdidi ortadan kalktığı zaman çıkar." dedi. Yetkili, bu sürenin 5-6 yılı bulacağı şeklindeki değerlendirmelere ilişkin, "Bilemiyorum, o kadar sürmesi gerekiyorsa o kadar sürer." ifadelerini kullandı.

Harekatın meşru müdafa olduğunu ifade eden yetkili, "Bu harekat durup dururken yapılmadı. Sebepleri açık en son bardağı taşıran damla 56 kişiye yapılan DAEŞ eylemi oldu. Onun üzerine başladı. Oradan Türkiye'nin hem DAEŞ'e yönelik olarak bir tahkimat yaparak kendini emniyete alması gerekiyor hem de PKK'nın emellerine set çekmek için orda olması gerekiyor." dedi.

Üst düzey yetkili, Türkiye'nin hedefinin, harekatın yapıldığı bölgede DAEŞ'i yok etmek ve YPG'nin oraya sızıp konuşlanmasını engellemek olduğunu belirterek, "DAEŞ orda durduğu müddetçe DAEŞ'le mücadele meşru hakkımızdır, bu mücadeleye devam ederiz. Suriye rejiminden bu konuda izin almak zorunda değiliz. Bu konuda hem Güvenlik Konseyinin kararları hem de BM yasasının meşru müdafaa ile ilgili 51. maddesi gayet açık." dedi.

- Güvenli Bölge

Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturulmasının yaklaşık 3 yıldır konuşulduğuna dikkati çeken yetkili, "Biz bu DAEŞ kontrolündeki alanın temizlenip güvenli alana dönüştürülmesini savunuyorduk. Bugün o yönde bir gelişme var. 'Bunu desteklemiyorlar' diye bir şey de yok." diye konuştu.

Uçuşa yasak bölge (no-fly zone) konusunda tartışmalar olduğunu, ancak şu anda adı konulmasa da bölgede fiili bir uçuşa yasak bölge olduğunu belirten yetkili, "Orada rejim uçamıyor zaten. Çünkü koalisyon uçuyor. Rusya da uçmuyor. Rusya, keşif uçuşları yapıyor yukarıdan, o kadar." dedi.

- Halep’teki saldırılar

Suriye'nin Halep kentindeki saldırılarla ilgili Türkiye'nin hem koalisyon içindeki hem de uluslararası alandaki etki gücünü kullanarak bu kuşatmanın sorumluları üzerinde baskı yaratmaya çalıştığını söyleyen yetkili, "Halep'teki facia, barbarlık tüm insanlığın ayıbı. Biz göç ihtimaline karşı tedbirlerimizi alırız. Almamız gerekiyor. Ama bu Halep operasyonundan pek vazgeçmeye niyetleri olmadığını görüyoruz." dedi.

- "En büyük hata Obama'nın kırmızı çizgisini aşındırması"

Türkiye'nin Suriye politikasını değerlendiren üst düzey yetkili, "Tüm mesele Suriye'nin yönetilemez hale gelmesinin Türkiye için yol açacağı güvenlik sorunlarıydı. Başından beri koalisyonlarla hareket ettik." diye konuştu.

2013'te askeri olarak savaşı kaybetmek üzere olan Esed rejiminin kimyasal silah kullandığını hatırlatan yetkili, ABD Başkanı Barack Obama'nın Suriye'de kimyasal silah kullanılmasının müdahale sebebi olduğunu açıklamasına rağmen bu tutumdan vazgeçtiğini, bunun da rejimin destekçisi ülkelerin bölgeye silah ve insan göndererek sahadaki askeri dengeyi değiştirmesine yol açtığını ifade etti.

Yetkili, "Suriye konusunda 'nerede hata yapıldı' diye düşünürseniz, Obama'nın kimyasal silah kullanılmasıyla ilgili kırmızı çizgisini aşındırdığı an yapıldı. En büyük hata odur. O bir kırılma noktasıdır." dedi.

- Türkiye ve Rusya'nın Suriye yaklaşımı

Türkiye ve Rusya'nın Suriye konusuna yaklaşımlarını değerlendiren yetkili, "Rusya ile genellikle 'deconflicting' (karşı karşıya gelmeyi önleme) manasında şeyler konuşuyoruz. Yani 'biz şurada şu harekatı yapıyoruz, harekat hedefleri bunlardır, alanı budur, oraya siz girmeyin ya da birbirimize dokunmayalım' şeklinde temaslar yapıyoruz." dedi.

İki ülkenin siyasi hedefler bakımından farklı öncelikleri olsa da Rusya'nın bölgede önemli bir oyuncu olduğunu söyleyen yetkili, "Ama benim fikrimi sorarsanız, Rusya şu anda bütün ağırlığıyla Halep'e yüklenecektir. Başka da bir şeye bakmayacaktır. Çünkü yeni yönetimle birlikte Amerika'nın Suriye politikasında değişiklik beklentisi çok yaygın. Böyle bir şey olduğu takdirde, onu daha hakim bir konumda karşılamak istiyor. Durum o nedenle şimdilik kırılgan." diye konuştu.

Ülkede bazı Şii köylerin de kuşatıldığına dikkati çeken yetkili, "İran geçici bir insani yardım ateşkesine daha yatkın. Rejimi ikna edebilir, Rusya'yı da ikna edebilir bu bakımdan." ifadesini kullandı.

- Musul'un DAEŞ'ten temizlenmesi için yapılacak operasyon

Musul'un geleceğinin yanı başındaki bölgenin güvenliği ve istikrarı açısından Türkiye için önemli olduğunu vurgulayan yetkili, "Musul halkının ve Iraklı Kürtlerin talebi doğrultusunda, Irak merkezi hükümetinin de bilgisi dahilinde biz orada o kampta Musulluları, 'Musul Ulusal Muhafızları' diyeceğimiz bir yapıyı eğitmek için gittik. 3 bin civarında Musulluyu da eğittik. Hala da devam ediyor bu eğitimlerimiz." dedi.

Musul harekatının doğru planlanması gerektiğini belirten yetkili, "Bizim temel amacımız, zaten etnik-mezhebi kırılmaların içinde bocalayan Irak’ta yeni sorunlar çıkmasına meydan verilmemesi" dedi.

- FETÖ'nün darbe girişimi

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimini bazı ülkelerin çabuk anladığını, bazılarının anlamasının ise zaman aldığını ve FETÖ elebaşı Gülen'in Türkiye'ye iadesi için sürecin başladığını hatırlatan yetkili, "İade konusunun uzun zaman sürüncemede bırakılması kabul edilebilir bir gelişme olmaz" değerlendirmesinde bulundu.

ABD'nin, darbe girişiminin faillerini adalet önüne çıkarmak için Türkiye ile her türlü işbirliğini yapacağı yönündeki beyanını hatırlatan yetkili, "Biz bu sürecin en kısa sürede tamamlanmasını bekliyoruz. Kabul edilemeyecek seviyelerdeki bir gecikme iki ülke ilişkilerini rahatsız eder, olumsuz etkiler. Buna meydan verilmez diye umuyor ve bunu ısrarla söylüyoruz" diye konuştu.

- İsrail ile ilişkiler

Türkiye - İsrail ilişkilerinin normalleşme sürecinde karşılıklı atanacak büyükelçilerin eş zamanlı duyurulacağını belirten yetkili, Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisinin kim olacağının 1 hafta ya da 10 gün içinde duyurulabileceğini söyledi.

Üst düzey yetkili, İsrail'in 31 Mayıs 2010'daki Mavi Marmara olayında yakınlarını kaybeden ailelere ödeyeceği tazminatın Türkiye'ye yatırılmasına ilişkin takvimin işlediğini belirterek, paranın, İsrail Dışişleri Bakanlığı bütçesine yattığını bildiklerini ifade etti.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×