"Onlar asker değildi, askerim bana kurşun atamaz"

- Genelkurmay Başkanlığının önünde tanka çıkan vatandaşlardan Ali Yılmaz: - "Darbe girişiminde bulunanlar asker değildi. Benim askerim, bana kurşun atamaz. Giydiği elbise, vücut ölçülerini çok aşmıştı. Saçları, bir subaydan daha çok bir manken saçına benziyordu. Ben onun subay olmadığını anladım. Bana kurşun atan asker değildi" - "Genelkurmay Karargahı içinde arkadaşlarla İstiklal Marşı'nı söyledik. Askerler bizi gördüğünde silahlarıyla çekildi"


ANKARA (AA) - YEŞİM SERT KARAASLAN - Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında tankın üzerine çıkan vatandaşlardan Ali Yılmaz, 'vur' emri veren rütbeli subayın üniformalı olmasına karşın asker gibi görünmediğini söyleyerek, "Elbisesi binbaşıya aitti ama içindekinin hiç de binbaşıya benzer bir tarafı yoktu. Giydiği elbise onun vücut ölçülerini çok aşmıştı. Saçları, bir subaydan daha çok bir manken saçına benziyordu." dedi.

Darbe girişimi sırasında yaralanarak Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alınan 68 yaşındaki Yılmaz, AA muhabirine o gece yaşadıklarını anlattı. Adalet Bakanlığından emekli memur olduğunu söyleyen Yılmaz, olayı televizyonlardan öğrendiğini ve bunun bir şaka olduğunu düşündüğünü dile getirdi. TRT'teki gelişmeleri izlediğini, saat 02.00 sıralarında bir arkadaşını arayarak Genelkurmay Başkanlığının önüne gideceğini söylediğini ifade eden Yılmaz, arkadaşına kendisine eşlik etmesini teklif ettiğini anlattı.

- "Binbaşı 'ölümüne vur' emri verdi"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından sonra tepkisini göstermek için dışarı çıktığını aktaran Yılmaz, yaşadığı anları gözyaşları içinde şöyle anlattı:

"Sayın Cumhurbaşkanım, uzun adam. Onun çağrısı üzerine her vatandaş gibi ben de duramazdım. Genelkurmay Başkanlığının önüne geldik. Korkunçtu. Polis arabaları, tankların altında ezilmiş cesetler yerde. Bu tür manzaralarla karşılaştığım zaman, ben ilk olarak tankın üzerine çıktım. Tankın üzerine çıkan ilk kişi ben oldum ve dedim ki 'Açın tankı, ben de geleceğim oraya.' Sonra diğer tanklarla mesajlaştılar ve 'Yaklaşmayın, tanklara binecekler. Biz istila edildik, siz edilmeyin.' dediler.

Oradan bir polis arkadaş işaret etti ve o tankların da üzerine çıkıldı. Çaresiz kaldı o askerler ve Genelkurmayın duvarlarını yıkarak içeriye girdi 11 tank. Sonra bize Genelkurmay Başkanımızın rehin olduğu söylendi. 'Biz, bu güçle onu da alırız.' dedik. Öncüydüm. Canım da feda olsaydı.

İçerde birinci katta grup halinde arkadaşlarla İstiklal Marşı'nı söyledik ve ikinci kata çıktık. Askerler bizi gördüğünde, silahlarıyla çekildiler. Genelkurmay Başkanlığında uzun bir koridor vardı. Dip tarafta bir binbaşı vardı. Cehenneme de gitse, bulacağım ben. Elbisesi binbaşıya aitti ama içindekinin hiç de binbaşıya benzer bir tarafı yoktu. Darbe girişiminde bulunanlar asker değildi. Benim askerim, bana kurşun atamaz. Ben ikinci kata gelinceye kadar 50 askerle karşılaştım. Nöbet tutan asker, nöbeti bırakıp kaçtı. Binbaşı geldikten sonra 'ölümüne vur' emri verdi. İlk kurşun bana sıkıldı. Koruyan Allah koruyor. Yarım santim daha yana gelse kalbime girecekti.

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, bize kurşun sıkmadı. Ama o binbaşıyı beynime yazdım. Giydiği elbise, onun vücut ölçülerini çok aşmıştı. Saçları, bir subaydan daha çok bir manken saçına benziyordu. Ben, onun subay olmadığını anladım. Bana kurşun atan asker değildi."

- "Bin canım olsun, bin defa vermeye razıyım"

Yılmaz, sivil vatandaşlar arasından bir motosikletli kişinin kendisini hastaneye götürdüğünü dile getirerek, çıkan çatışmada çok sayıda arkadaşının yaralandığını söyledi. Yılmaz, "O Amerika'daki Türk falan değil. Türk milletini tanıması lazımdı. Eğer tanısalardı böyle bir girişime kalkışmazlardı. Bu kadar insan feda edilmezdi. Ben emekliliğimin keyfini çıkartacağım derken, sıkılan bir kör kurşunla hastane köşesindeyim. Pişmanlık duymuyorum. Bin canım olsun, bin defa vermeye razıyım."

ABD'nin en kısa zamanda Fethullah Gülen'i Türkiye'ye vermesi gerektiğini söyleyen Yılmaz, "Hesabını sorar, adil bir şekilde yargılarız. Onun gibi silahla karşılamayız, korkmasın. Gelsin, niye kaçıyor?" dedi.

Türkiye'de daha önce gerçekleşen darbelere şahit olduğunu anımsatan Yılmaz, hiçbir darbenin asla kabul edilemeyeceğini vurguladı. Yılmaz, "Her darbe, 100 yıl geriye gitmek demektir ama anlaşıldı ki kimse artık o işe teşebbüs edemez." diye konuştu.

- "Sonuna kadar da büyükbabamın arkasındayım"

Yılmaz'ın torunu Ahmet Selim Yılmaz da henüz 18 yaşında olduğunu ve bugüne kadar hiçbir darbeye ya da darbe teşebbüsüne tanık olmadığını belirtti.

Olayları izlerken çok korktuğunu, endişe ettiğini ifade eden torun Yılmaz, "Bombalar atılıyor ve bunlar sizin ülkenizde oluyor. Benim büyükbabam oraya gitti, iyi ki de gitti. Sonuna kadar da büyükbabamın arkasındayım. Onun gittiği yolda gitmeye sonuna kadar gönülden razıyım." diye konuştu.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×