OHAL kararı alınması

- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sözüer: - "Olağanüstü hal demokrasimizi, hukuk devletini daha güçlendirmek için bir takım güvenlik tedbirlerinin alınmasına yöneliktir. Türkiye umut ederiz bunu başaracaktır" - "Türkiye'nin karşı karşıya olduğu, bu, tarihte eşine az rastlanır terör saldırısını artık normal, olağan kurallarla defetmesi mümkün değildir. Bu nedenle Anayasada ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde de öngörülen olağanüstü hal ilan etmek zorunda kalınmıştır" - "İnsanlara sokağa çıkma ve dolaşma bakımından bazı sınırlamalar getirilebilir. Örneğin toplantı ve gösteri yürüyüşleri bakımından sınırlamalar getirilebilir, belli bir yerden belli bir yere hareket etmeleri bakımından sınırlamalar getirebilir. Basınla ilgili sınırlamalar olacaktır. Artık olağan rejimdeki gibi değil, belli ilanların, bildirilerin denetlenmesi söz konusu olacak, yayınlanması yasaklanabilecek." - "Kişilerin veya toplulukların belli bir bölgeye girişi ve çıkışı yasaklanabilecektir. Aramalar bakımından aslında hakim kararı gerekirken bu bakımdan da farklı rejimler uygulanacaktır. Yine silah kullanma yetkisi bakımından daha geniş bir yetki vermektedir"

OHAL kararı alınması

ANKARA (AA) - YILDIZ NEVİN GÜNDOĞMUŞ - İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Sözüer, olağanüstü hal kararının demokrasinin ve hukuk devletinin güçlendirilmesi için bir takım güvenlik tedbirlerinin alınmasına yönelik olduğunu belirterek, "Türkiye umut ederiz bunu başaracaktır." dedi.

Sözüer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Bakanlar Kurulunun, Milli Güvenlik Kurulunun tavsiyesi üzerine 3 ay süre ile olağanüstü hal kararı alındığını açıklamasının ardından AA muhabirine değerlendirmede bulundu.

Olağanüstü halin Anayasada öngörülen bir rejim olduğunu dile getiren Sözüer, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne göre de devletlerin olağanüstü hal ilan edebildiğini hatırlattı.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde bu durumlarda bazı hakların kullanımının sınırlanması ve askıya alınmasının kabul edildiğini aktaran Sözüer, Türkiye'nin de bu yola girmek zorunda kaldığını söyledi. Prof. Dr. Sözüer, sadece Türkiye değil, Fransa'nın da uzun zamandan beri olağanüstü hal ilan eden ülkelerden biri olduğuna dikkati çekti.

Olağanüstü hal ilan edilmesinin nedenine değinen Sözüer, "Çünkü Türkiye, eşine az rastlanır özel bir terör saldırısına muhattap kaldı. Biz buna 'darbeci terör' diyoruz. Bu nedenle de vatandaşların hak ve özgürlüklerini ve kamu düzenini korumak bakımından olağanüstü hal ilan ediliyor." diye konuştu.

- "Sokağa çıkma ve dolaşma bakımından sınırlamalar getirilebilir"

Prof. Dr. Sözüer, olağanüstü hal uygulamasının beraberinde getirebileceği sınırlamalar hakkında da şu bilgileri verdi:

"İnsanların sokağa çıkma ve dolaşma bakımından bazı sınırlamalar getirilebilir. Örneğin toplantı ve gösteri yürüyüşleri bakımından sınırlamalar getirilebilir, belli bir yerden belli bir yere hareket etmeleri bakımından sınırlamalar getirebilir. Basınla ilgili sınırlamalar olacaktır. Artık olağan rejimdeki gibi değil, belli ilanların, bildirilerin denetlenmesi söz konusu olacak, yayınlanması yasaklanabilecek. Basın dediğimizde elektronik, görsel, sözlü basın olabilir.

Kişilerin veya toplulukların belli bir bölgeye girişi ve çıkışı yasaklanabilecektir. Aramalar bakımından aslında hakim kararı gerekirken bu bakımdan da farklı rejimler uygulanacaktır. Yine silah kullanma yetkisi bakımından daha geniş bir yetki vermektedir."

- Olağanüstü hal valileri yetkili olacak

Olağanüstü halin "askeri bir rejim" değil, "sivil bir rejim" olduğunun altını çizen Sözüer, "Sıkıyönetim gibi değildir. Çünkü sıkıyönetimde askeri kişiler yetkilidirler. Buna karşılık olağanüstü halde olağanüstü hal valileri yetkili olacaktır. Sivil kişilerdedir yetkiler ve bütün kolluk güçleri de olağanüstü valilerinin emir ve talimatlarıyla hareket edecektir." değerlendirmesini yaptı.

Prof. Dr. Sözüer, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin karşı karşıya olduğu, bu, tarihte eşine az rastlanır terör saldırısını artık normal, olağan kurallarla defetmesi mümkün değildir. Bu nedenle Anayasa'da ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde de öngörülen olağanüstü hali ilan etmek zorunda kalmıştır. Bu aslında vatandaşların hak ve özgürlüklerini korumak için yapılmıştır. Bir zorunluluktan kaynaklanmıştır. Çünkü bu bir kerelik bir saldırı değil, bu aslında devlette çeşitli tedbirlerin alınmasını gerektiren de bir saldırı olmuştur. Devletin çeşitli makamlarında, adliye, polis, asker gibi bütün kamusal hizmetlerde de yer alan çok sayıda kişinin etkisiz hale getirilmesi bakımından acil tedbirler alınması gerekiyor, bu nedenle de olağanüstü hal zorunlu hale geldi."

- "Olağanüstü hal bir hukuki rejimdir"

"Gönül isterdi ki Türkiye olağanüstü halli günlere dönmesin" diyen Sözüer, özellikle Güneydoğu'daki PKK saldırıları ve diğer şehirlerdeki DAEŞ saldırılarından sonra da bir olağanüstü hal ilan edilebilceğini ancak Türkiye'nin bu sorunları olağan hallerde çözmeyi denediğini söyledi.

Bu kararın hukuki bir rejim olması bakımından bir tereddüdün olmadığını anlatan Sözüer, sözlerini şöyle tamamladı:

"Dileriz, olağanüstü halin çok fazla uzamasına gerek kalmaz ve gereken tedbirler alındıktan sonra olağan hale dönülür. Şöyle düşünmemiz lazım, olağanüstü hal demokrasimizi daha güçlendirmek, hukuk devletini daha güçlendirmek için bir takım güvenlik tedbirlerinin alınmasına yöneliktir. Türkiye umut ederiz bunu başaracaktır. Olağanüstü hal bir hukuki rejimdir ancak olağanüstü olduğu içinde bir takım hakların ve özgürlüklerin kullanılması normal rejime göre daha çok sınırlanacaktır. Bu dönemin öngörüldüğü gibi 3 ay sürerek, tekrar olağan döneme geçilmesini ümit ediyoruz."


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×