Neşter tutan eller, müziğe de hayat veriyor

- Medikal ve cerrahi uygulamalarla hastalara şifa veren eller, profesyonel olarak içinde yer aldıkları müziğe de hayat veriyor - Göz, ortopedi, kadın hastalıkları ve doğum ile farmakoloji uzmanı 4 hekim, tıp alanındaki çalışmalarının yanı sıra, bir araya gelerek oluşturdukları "BLEND" isimli rock grubuyla sahneye de çıkıyor - Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Konuk: - "Tıp bir maraton koşusudur ve bu koşuda ruhen ve fiziken sağlıklı olabilmek için sanatla ilgilenilmeli" - Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Aktaş: - "Bilim insanı olarak hastalarımıza şifa dağıtıyoruz ama müzik de bunu pekiştiren, işimizi daha iyi yapmamızı sağlayan bir araç" - Farmakoloji Uzmanı Doç. Dr. Ertunç: - "Müziğin, ruhu beslediği, güçlendirdiği ve aynı zamanda beyni geliştirdiği nörobilimde de gösterilmiştir. Müzik yapan ve dinleyenlerin analitik zekası daha gelişmiştir" - Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı'nda Araştırma Görevlisi Dr. Aktoz: - "Şarkıları çıkartmak adeta bir gebelik sürecine benziyor. Her sahnede bir doğum yapıyor, adeta bir kez daha doğuyoruz"

Neşter tutan eller, müziğe de hayat veriyor
13 Mart 2018 Salı 11:04

ANKARA (AA) - YEŞİM SERT KARAASLAN - Medikal ve cerrahi uygulamalarla hastalara şifa dağıtan eller, kurdukları rock grubuyla müziğe de hayat veriyor.

Göz, ortopedi, kadın hastalıkları ve doğum ile farmakoloji uzmanı 4 hekim, tıp alanında yaptıkları çalışmaların yanı sıra bir araya gelerek kurdukları "BLEND" isimli rock grubuyla sahneye de çıkarak "Müzik ruhun gıdasıdır." diyor.

Henüz çocukluk yıllarında başlayan müzik sevdasıyla yola çıkan, ortaokul yıllarından üniversiteye kadar uzanan serüvenin kahramanı 4 hekim, belli günlerde akşamları sahneye çıkarak hem müzikle ruhları besliyor hem de tıbbi tedaviyle hastaları iyileştiriyor.

- "Kulüp, tıp fakültesinin yanında ikinci bir okul oldu"

"BLEND" isimli grubun kurucularından olan ve grupta baterist olarak yer alan Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları ve Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. Onur Konuk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hekimlikle müziği uzun yıllardır birlikte götürmeye çalıştıklarını belirterek sanatla hekimlikten çok daha önce tanıştıklarını söyledi.

Grup üyeleriyle birlikteliklerinin ortaokul yıllarına dayandığını anlatan Konuk, üniversite döneminde Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi bünyesindeki bir müzik kulübüne üye oluklarını ifade etti. Konuk, "Müzik kulübü, bizim için tıp fakültesinin yanında ikinci bir okul oldu. Burada saz, davul, gitar gibi çeşitli enstrümanların eğitimini aldık. Bu eğitimi verenler de yine bizim üst sınıfta müzikle uğraşan hekim adaylarıydı. Nasıl hekimlikte usta-çırak ilişkisi varsa müzik kulübünde de öyleydi." dedi.

Bir 14 Mart Tıp Bayramı'nda ilk kez sahne tozunu tattıklarını ve müziğin daha sonra da hayatlarında her zaman yer aldığını belirten Konuk, şöyle devam etti:

"Arkadaşlarımız kütüphanede ders çalışırken biz stüdyoya giderek performans çalışmaları yapardık. Stajyerlerimize mutlaka hobilerinin olmasını tavsiye ediyoruz, müzik, dans, tiyatro kulüplerine katılmalarını öneriyoruz çünkü tıp bir maraton koşusudur ve bu koşuda ruhen ve fiziken sağlıklı olabilmek için sanatla ilgilenilmeli. Sanat kişiyi dinç kılıyor, konsantrasyonunu artırıyor ve maraton da bizlere motivasyon sağlıyor."

Hekimliğin yoğun mesai gerektirdiğini vurgulayan Konuk, "Ameliyat esnasında daha düşük sesli müziklerle konsantrasyon sağlanıyor. Sizlerin deyimiyle bizim şifa veren ellerimiz, müzik ve sanatla birlikte daha verimli hale geliyor."

- "Müzik aslında ruhumuzun bir parçası"

Grupta elektrogitarist olarak yer alan TOBB ETÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Erdem Aktaş da ortaokul yıllarından bu yana müziğin içinde olduğunu ve üniversite döneminde daha profesyonel çalışmalar yaptığını aktardı.

Grubun diğer üyelerinin de bulunduğu öğrenci kulübünde çalışmalar yaptığını anlatan Aktaş, tıp öğreniminin zorluğunun üstesinden müzikle geldiklerine işaret etti. Aktaş, "Hepimiz müzikte birleştik. Bir stüdyomuz vardı, müzik yapmaya başladık ve o günden bugüne de hiç bırakmadık. Müzik hayatımızın bir parçası oldu." diye konuştu.

Aktaş, cerrahların çok zor, stresli şartlarda çalıştığına dikkati çekerek müziğin hem stresten uzaklaşabilmek için bir çıkış yolu hem de motivasyon aracı olduğunu bildirdi. Aktaş, bir süre sonra bir dinleyici kitlesi oluştuğunu ve daha sonra sahne almaya başladıklarını söyledi.

Doç. Dr. Aktaş, müziğin, hayatın kendisini simgeleyen çok büyük bir güç olduğunu ifade ederek "Tüm güzel sanatlarda olduğu gibi müzik aslında ruhumuzun bir parçası, onu besleyen bir şey. Müzik olmadığında bir taraf hep eksiktir. Bilim insanı olarak hastalarımıza şifa dağıtıyoruz ama müzik de bunu pekiştiren, işimizi daha iyi yapmamızı sağlayan bir araç." dedi.

- "Müzik yapan ve dinleyenlerin analitik zekası gelişmiştir"

Grupta elektrogitar çalan Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mert Ertunç, ilk kez 12-13 yaşlarında gitar çalarak müziğin içinde olmaya başladığını aktardı. Müzikle büyüdüğünü, babasının plakları bulunduğunu anlatan Ertunç, "Plakları yerleştirmek ve tek tek onları dinlemek benim için en güzel oyundu." dedi.

Ağabeyinin de klasik org çaldığına işaret eden Ertunç, "Ağabeyim ve babamın plakları benim adeta radyom gibiydi. Bunların hepsi, benim müziğin içinde olmamda etkili oldu." dedi.

"Müzik bir ilaç mı?" sorusuna yanıt veren Ertunç, şu değerlendirmede bulundu:

"İlaçlar, organizmayı, sistemleri etkileyen ve genellikle dışarıdan alınan moleküllerdir. Bunlar, sistemlerimizde birtakım değişiklikler yapar. Tedavi edici olduğunda bunlar ilaç olarak adlandırılır. Müzik de dışarıdan gelen bir uyarandır. Molekül olarak kanımıza girmese de hem görsel hem duysal uyaranlar bizim sistemlerimizde değişiklik yaptıkları için 'ilaç' diyebiliriz ama tıbbi olarak ilaç tanımına uymaz. Müziğin ruhu beslediği, güçlendirdiği ve aynı zamanda beyni geliştirdiği nörobilimde de gösterilmiştir. Müzik yapan ve dinleyenlerin analitik zekası daha gelişmiştir."

Ertunç, bilim ve sanatın birbirini destekleyici bir etki yaptığına dikkati çekerek "Sanat yapanlar, beyinlerinin iki bölümünü daha fazla kullanır. Bu da o kişilerin daha fazla hipotez üretebildikleri, daha dingin düşünebildikleri ve düşündüklerini de daha iyi algılatabildiklerini göstermiştir. Bu nedenle, son nefesime kadar hem müzik hem bilimin içinde olmayı umuyorum." diye konuştu.

- "Gitarım sığındığım limandır"

Grupta hem gitarist hem de vokalist olarak yer alan Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Dr. Fatih Aktoz, yaklaşık 15 yıldır müzikle uğraştığını söyledi.

Babasının yakın bir arkadaşının müzikle ilgilendiğini ve kendisinin de onu izleyerek büyüdüğünü ifade eden Aktoz, ailesinin desteğiyle ortaokul yıllarında müziğe başladığını anlattı. Aktoz, o günden bu yana gitarın en yakın arkadaşı olduğunu vurguladı. Aktoz, duygularını şöyle anlattı:

"Kendimi düşündüğümde lise yıllarım da dahil odamdayım, müzik çalıyor ve o notaları çıkarmaya çalışıyorum. Bu hala da değişmedi. Arkadaşlarım oldu, kimisiyle hala görüşüyorum, kimisiyle görüşmüyorum ama ne zaman sıkılsam, bunalsam elimi attığım ilk ve hatta çoğu zaman son şey gitarım oluyor. Sığındığım limandır gitarım. Böyle geldi ve böyle gider."

Aktoz, bir kadın doğum uzmanı olarak bir bebeğin hayata gözlerini açmasına tanık oluklarını aktararak şunları kaydetti:

"Şarkıları çıkartmak adeta bir gebelik sürecine benziyor. Zorlanıyoruz, çalmaya çalışıyoruz ama günün sonunda sahnede ışıklarla buluştuğumuzda, enstrümanlarımızı elimize aldığımızda en iyisini yapıyoruz. Her sahnede bir doğum yapıyor, adeta bir kez daha doğuyoruz."

Grup üyelerinden birinin profesör, ikisinin doçent, kendisinin araştırma görevlisi olduğunu hatırlatan Aktoz, "Aramızda yaklaşık 20 yaş var ama biz bir masaya oturduğumuzda arkadaşız ve bunu sağlayan müzik. Beraber büyümüş gibiyiz." dedi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×