MHP Siyaset ve Liderlik Okulu'nun 12. Dönem Sertifika Töreni

- MHP Genel Başkanı Bahçeli: - "Eğer ihtiyaç hasıl olursa, eğer gerek duyulursa, Türkiye'nin milli ve tarihi çıkarlarını savunmak için, düne kadar hükümete verdiğimiz fiili destek hukuki bir boyut alabilecek ve Milliyetçi Hareket Partisi yalnızca ülke ve milleti için her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğunu kanıtlayacaktır" - "Türkiye'nin düşük profilli bir Başbakan’la kaybedeceği bir saniyesi bile yoktur. Türkiye'nin zaafa düşmüş bir hükümete tahammülü artık imkansızdır. Çünkü yüksek risk ve tehlikeler ülkemizin üzerinden silindir gibi geçebilecektir. Biz asla bir vatan kaybetmek istemiyoruz. Bu itibarla güçlü bir iktidarın varlığını milli bir ödev olarak değerlendiriyoruz"

MHP Siyaset ve Liderlik Okulu'nun 12. Dönem Sertifika Töreni

ANKARA (AA) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Eğer ihtiyaç hasıl olursa, eğer gerek duyulursa, Türkiye’nin milli ve tarihi çıkarlarını savunmak için, düne kadar hükümete verdiğimiz fiili destek hukuki bir boyut alabilecek ve Milliyetçi Hareket Partisi yalnızca ülke ve milleti için her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğunu kanıtlayacaktır." dedi.

Bahçeli, partisinin Siyaset ve Liderlik Okulu'nun 12. dönem eğitim faaliyetlerini tamamlaması dolayısıyla düzenlenen sertifika töreninde yaptığı konuşmaya, tüm annelerin Anneler Günü'nü kutlayarak başladı.

"Siyaset boşluk kaldırmaz, istisnaların hakimiyetine dayanmaz." diyen Bahçeli, "Eğer siyaset istisnaların virajını alamazsa, tıpkı Platon'un yaklaşımıyla demokrasiden despot çıkaracaktır. Ve böyle bir halde, toplumun kendi kendisini organize etme yeteneği öğütülecek, sonunda da imha olacaktır. Her kürenin bir ağırlık merkezi olduğu gibi, siyasetin de ağırlık merkezi vardır ve o da insanın ta kendisidir." değerlendirmesinde bulundu.

Siyasetin tekdüzeliği değil çoğulculuğu, aynılaşmayı değil insani çeşitliliği, tepkisizliği değil demokratik katkı ve çok sesliliği baz ve esas aldığını belirten Bahçeli, "Önemli ve öncelikli olan siyasetteki çatışma ve görüş ayrılıklarını fırsata dönüştürüp, kalıcı ve kapsayıcı, aynı zamanda geleceğin mimarisini oluşturacak iktidar ilişkilerinin denklemini kurmaktır." diye konuştu.

Bir siyasi partinin iç tartışmaları daha üst bir mutabakata temel teşkil etmesini ve bu tartışmaların belirli bir eşiği aşmasına engel olması halinde, yükselen tansiyonun kanama ve kopma yerine kucaklaşmayla sonuçlanacağını vurgulayan Bahçeli, "Bir yönüyle Türk siyaseti aynı zamanda keskin çatışma ve mücadelelerin de tarihidir. Biliyor ve teyit ediyoruz ki, siyasetin amacı halka ve hakka hizmettir." dedi.

Siyasetin kendi mecrasında ve kendi yatağında akarken hariçten ahlak ve kural dışı yapılan müdahaleler devlet çarkını da zedelediğinin altını çizen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dünyanın hemen her yanında olduğu gibi Türkiye'de de geçmişten gelen nispeten durağan toplum yapısı, bugün yerini modernleşme eğilimleriyle aktif, çok boyutlu ve hızla değişen bir sisteme bırakmıştır. Türkiye'nin avantajı olan bu beşeri cevher iyi yönlendirildiği, isabetle sevk ve idare edildiği takdirde sorunlar çözülecek, umutlar tazelenecektir. Sosyal ve ekonomik ilişkilerin farklılaşmasıyla birlikte giderek karmaşıklaşan toplum ve buna bağlı olarak da insan yapısı yeni ihtiyaç ve taleplere ortam açmaktadır. Geleneksel siyaset ve sorun çözme yöntemleriyle her alanda birbirinin içine nüfuz etmiş ve kenetlenmiş girift yapıyı anlamlandırmak aslında çok zordur."

- "Bu ocağa hiçbir paralel emel nüfuz edemez"

"Tüm itiraz ve aleyhe sürdürülen kara kampanyaya rağmen, Milliyetçi Hareket Partisi iç bünyesindeki siyasal dengeyi emek ve bedel ödeyerek tesis etmiştir" değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, şunları söyledi:

"Bugün partimize yönelmiş saldırı ve tahrikler karşısında vakur bir tavır, kendinden emin milli bir duruş gösteriyorsak, bu öncelikle 47 yıllık mücadelenin meşru ve haklı kazanımıdır. Bağımlı siyasete her zaman 'hayır' dedik, millete inandık. İktidar olma uğruna ülkülerimizi 'çiğneyin' diyenlere itiraz ettik, bunlara karşı davamızın ruhuyla duruş gösterdik."

MHP'nin siyasi tecrübeleri körüklenmiş, milliyetçi fikriyatlarla tutuşturulmuş, fedakarlık ve cefakarlıklarla tüten Türk-İslam ülküsünün şehit ocağı olduğunu belirten MHP Lideri Bahçeli, şöyle devam etti:

"Bu ocağa hiç kimse istikamet çizemez. Bu ocağa hiçbir paralel emel nüfuz edemez. Bu ocak helaldir, dualıdır, ecdadın emanetidir. Faili meçhul cinayetleri kabullenip MHP'ye mal etmek için hazırlık yapanlar elbette bu kutlu hareketi durduramaz, bu büyük hareketi engelleyemez. Çünkü Milliyetçi Hareket Partisi'nin karalanmasına, suçlanmasına, en başta Milliyetçi-Ülkücü Hareket'in asil ve soylu neferleri izin vermeyecektir."

MHP'nin, kuşatılamayacağını ve rehin alınamayacağını ifade eden Bahçeli, "MHP, hain ve işbirlikçilerin hasmı; Türkiye düşmanı çevrelere aman vermeyecek inanmışlık anıtı ve cesur yürektir. Tıpkı daha önceki saldırılar nasıl geçtiyse, bugünkülerde bir müddet sonra mutlaka geride kalacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi bu cennet vatanı namus bildiğinden hak ettiği zirvelere çıkaracak, mutlaka da iktidar olacaktır." ifadesini kullandı.

- "Teslim bayrağını çekmesini ibretle izliyoruz"

"Ülkemiz kansız ve silahsız bir hükümet tasfiyesini yaşamaktadır" diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

"Sandıktan çıkan bir Başbakan'ın, 1 Kasım'dan itibaren geçen 6 aylık sürenin sonunda teslim bayrağını çekmesini ibretle izliyoruz. Elbette AKP'nin içişlerine karışma gibi bir yanlışın tarafı olmayız. 22 Mayıs'ta yapılacak AKP'nin Olağanüstü Kongresi'nde ne olup biteceğiyle ilgili ahkam kesmemiz de doğru olmayacaktır. Ancak AKP'deki gelişmeler yalnızca bir partinin meselesi de görülmeyecektir. Zira ülkemizin kaderi hali hazırda AKP'nin elindedir. Bu kapsamda ağırlaşan siyasi gündemi görmezden gelemeyiz. Çünkü Türkiye hepimizindir. Bu ülke Türk milletine aittir. Bıçak sırtında sosyal ve ekonomik dengeler varken, iç ve dış politik gelişmeler alarm verirken, Sayın Davutoğlu'nun hangi zaruri nedenlerle görevini bırakma kararı aldığını pek tabii merak eder, peşine düşeriz. Dere geçilirken at değiştirilmesinin mahsurlu olduğunu da çekinmeden söyleriz."

Türkiye'nin düşük profilli bir Başbakan'la kaybedeceği bir saniyesi olmadığını vurgulayan Bahçeli, "Türkiye'nin zaafa düşmüş bir hükümete tahammülü artık imkansızdır. Çünkü yüksek risk ve tehlikeler ülkemizin üzerinden silindir gibi geçebilecektir. Biz asla bir vatan kaybetmek istemiyoruz. Bu itibarla güçlü bir iktidarın varlığını milli bir ödev olarak değerlendiriyoruz. AKP'nin 22 Mayıs Kongresinden sonra, terörle mücadele tavsayacak, Türkiye'nin zayıflaması ve boşluğa düşme ihtimali doğacaksa, Milliyetçi Hareket Partisi'nin bunu seyretmesi şimdiden söylüyorum akla ve milliyetçi şuura tamamen aykırıdır." diye konuştu.

"Eğer ihtiyaç hasıl olursa, eğer gerek duyulursa, Türkiye’nin milli ve tarihi çıkarlarını savunmak için, düne kadar hükümete verdiğimiz fiili destek hukuki bir boyut alabilecek ve Milliyetçi Hareket Partisi yalnızca ülke ve milleti için her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğunu kanıtlayacaktır" ifadelerini kullanan Bahçeli, Türk milletinin birliği, dirliği ve bağımsızlığını sekteye uğratacak kan ve korku tacirlerine geçit verilmemesini temenni ettiklerini söyledi.

- "Bizim artık saray darbesine verilecek 3. Selimimiz yoktur"

Türk siyaset tarihinde birçok gerilim yaşandığına işaret eden Bahçeli, Cumhurbaşkanı ve Başbakan ilişkilerinde kimi zaman ölçülü kimi zaman da ölçüyü aşan gerginliklerin her zaman vasat bulduğunu belirtti.

Devlet Bahçeli şöyle konuştu:

"Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile İsmet İnönü, İsmet İnönü ile Recep Peker, Celal Bayar ile Adnan Menderes, Turgut Özal ile Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer ile merhum Bülent Ecevit ve Recep Tayyip Erdoğan arasında yaşanan gelgitler bir gerçektir. İmparatorluk döneminde padişah ile sadrazam çekişmeleri de bazen bugünkü gibi bir devlet krizine yol açmıştır. Göreve ümit ve heyecanla getirilen nice sadrazamın bir süre sonra boynunun vurulması tarihsel bir vakadır. Mührü vermekte direnenler kadar, en ufak zorlama karşısında anında koltuğunu devreden nice vezir vüzeraya rastlanmıştır.

Anlayacağınız kendi içinde kutuplaşmış ve kavgaya tutuşmuş bir devlet ricali, başka devletlerin kanatları altına sığınmaktan rahatsız olmuyor, bilakis bunu hevesle yapıyordu. Maalesef düşmandan medet umulması, dosta yüz çevrilmesi pahalıya mal olmuştur. Bu çürümüşlük bize büyük bir felaket olarak fatura edilmiştir. Bu kifayetsizlik ve rezillik Edirne’yi Enver alacağına işgal edilsin görüşüne zemin oluşturmuştur. Meşrutiyet yıllarında siyaset eksenindeki çatlama ve çarpıklıklar milli varlığın ölümcül komaya girmesini hızlandırmıştır.

Türk milliyetçileri tarihteki dramatik ve herkes için bağlayıcı yönleri olan sarsıcı hadiseler zincirinden ders alarak geleceği yorumlamaktadır. Bizim artık acı şekilde şehit edilecek Genç Osmanımız yoktur. Bizim artık saray darbesine verilecek 3. Selimimiz yoktur. Bizim feci akıbetiyle milli hafızada yer etmiş Abdülaziz vakalarını yaşamamıza gerek yoktur. Hele hele siyasi hayatı urganla bitmiş Başbakanları, iradesini tamamen devretmiş devlet veya hükümet başkanlarını görmeye tahammülümüz de olamayacaktır. Dün yaşanmış ve geçmiştir. Tarih hükmünü vermiştir. Bundan sonra önümüze bakmamız, devlet ve millet hayatında uyum ve dengeyi sağlamamız çok acil bir ihtiyaçtır. Siyasetin varlık gayesi de bu olmalıdır. Aksi halde siyaset orta oyununa dönüşecek ve yeni bir Fetret Devri kaçınılmaz olacaktır. Takdir edersiniz ki buna hiç kimsenin hakkı bulunmayacaktır."

Bahçeli, Siyaset ve Liderlik Okulu eğitim dönemi boyunca katkılarını esirgemeyen ve emeği geçenlere teşekkür etti.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×