Mağrip ülkelerinin Türkiye'deki darbe girişimine tepkileri

- Türkiye'de 15 Temmuz'daki başarısız darbe girişimi, Kuzey Afrika ülkelerinde de yakından takip edildi - Fas yönetimi, başarısız kalkışmanın ilk saatlerinde darbe girişimini kınayarak Türk halkı ve hükümetinin yanında olduğu mesajını verdi - Mağrip ülkelerindeki resmi ve gayri resmi siyasi güçlerin darbe karşısındaki tutumları, demokrasi konusunda ne kadar ciddi olduklarının da göstergesi olma niteliği taşıyor

Mağrip ülkelerinin Türkiye'deki darbe girişimine tepkileri

İSTANBUL (AA) - MAHİR EL-MELLAH - Türkiye'de 15 Temmuz 2016 akşamı gerçekleşen başarısız darbe girişimi, Mağrip ülkelerindeki resmi ve gayriresmi siyasi güçlerin demokrasi seçeneği hususunda ne denli ciddi olduklarının test edildiği bir model teşkil etti.

Darbe haberlerinin gelmeye başladığı ilk andan itibaren, sosyal paylaşım siteleri olan biteni takibe koyuldu. Siyasi çevreler ya tavrını hemen ortaya koydu ya da tereddütte kaldı. Bu ihtimam, Türkiye'nin özel stratejik konumunun ve özellikle İslam dünyasının içinde bulunduğu şartlarda, sahip olduğu istisnai siyasi tecrübesinin bir yansımasıydı.

Darbe girişimini kınayan açıklamaların yoğun bir şekilde gelmeye başladığı anlarda, bu açıklamalar gerek takınılan tavrın özü, gerek ifade ediliş biçimi ve gerekse zamanlaması açısından farklılık gösterdi. Mağrip ülkelerinin sergilediği tavırda belirleyici unsur, Türkiye'deki AK Parti hükümetiyle olan ilişkilerin doğası, iktidar partisiyle kurulan ideolojik yakınlık ya da uzaklık ve Türkiye'nin şu ya da bu ülke üzerindeki tesirine karşı geliştirilen tutum oldu. Buna ilaveten, bu olay iç siyasi tartışmaların teşekkül etmesine de neden oldu. Beş Mağrip ülkesinin her birinde, farklı siyasi çevrelerde yaşanan tartışmaların şiddeti de farklı oldu.

- Ortak tavırlar, farklı arka planlar

Fas, girişimin ilk saatlerinde darbe karşısındaki tavrını ortaya koyarak Mağrip ülkeleri içinde ilk ve Arap dünyasında Katar'dan sonra ikinci sıraya yerleşirken, Cezayir bu konudaki açıklamasını bir kaç gün gecikmeyle yaptı. Modern tarihinde birden fazla başarısız darbe girişimine tanıklık eden Kraliyet müessesesinin askeri darbelere karşı takındığı geleneksel tavır hatırlandığında, Fas'ın bu öcülüğü sürpriz değildi. Fas Dışişleri Bakanlığı "Mevcut rejimin değiştirilmesi için güç kullanmaya tevessül edilmesine ve darbeye ilkesel olarak karşı olduklarını" ifade ettiği açıklamasıyla devletin tavrını ortaya koymuş oldu. Açıklamada "Kardeş Müslüman ülke" olarak tanımlanan Türkiye'de anayasal düzenin muhafaza edilmesi çağrısı yapıldı.

Cezayir, darbe girişiminin başarısız olmasının üzerinden 72 saat geçtikten sonra tavrını ortaya koydu. Daha önce Cezayir Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Abdülaziz bin Ali Şerif tarafından yapılan açıklamada ise İstanbul ve Ankara'daki Cezayirlilerin güvenliği üzerinde durulmuş ve Cezayir'in gelişmeleri yakından takip ettiği, Atatürk havalimanının uçuşa kapatılmasıyla birlikte Cezayirli yolcuların ülkelerine geri dönebilmeleri için Cezayir Havayolları Temsilciliği ile işbirliği içinde çalışıldığına işaret edilmişti.

Darbe girişiminin üçüncü günü Cumhurbaşkanlığı Divanı Başkanı Ahmed Uyahya, iktidar partisinin düzenlediği bir öğrenci buluşmasında, yaşananlardan ibret almaya çağırırken, Cezayir devletinin istikrarın muhafaza edilmesi için orduyu ve tankları hazır ettiğini, ancak istikrarı korumaya sadece halkın muktedir oluşu hasebiyle gençlerin ve öğrencilerin bu enerjilerinin halkı bilinçlendirmeye sarf edilmesi gerektiğini vurguladı. Gözlemciler Uyahya'nın bu konuşmasından, Abdülaziz Buteflika yönetimine karşı harekete geçmesinden korkulan Korgeneral Ahmed Kayid Salih'i işaret ettiği çıkarımında bulundu.

İktidardaki Ulusal Kurtuluş Cephesi de (FLN) resmi sözcüsü Hüseyin Haldun aracılığıyla yaptığı açıklamada aynı tavrı sergiledi. Haldun, partisinin, "Hem darbeyi hem de iktidara gelmek ya da iktidarda kalmak için şiddet kullanılmasını kınadığını" belirtti. Burada da olaydan ibret alınmasıyla ilgili net bir mesaj verildi. Haldun, "Yaşananlardan ibret alınması gerektiğini, siyasi rejimi ne olursa olsun, herhangi bir ülkedeki siyasi hayatın halkın iradesine saygı üzerine kurulması gerektiğini" dile getirdi.

Moritanya Devlet Başkanı Muhammed Veled Abdülaziz ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a gönderdiği mesajda, askeri darbenin başarısız olmasını kutladı. Abdülaziz, Moritanya halkı ve hükümetinin, bu kritik anlarda Türk halkı ile liderlerinin yanında olduğunun altını çizdi.

Tunus Cumhurbaşkanı El-Baci Kayid es-Sibsi de Erdoğan'a telgraf göndererek, Türkiye'ye anayasal meşruiyetin yeniden tesis edilmesini ve seçimle iş başına gelmiş demokratik kurumların kuşatılmasını hedefleyen darbe girişiminin başarısızlığa uğratılmasını kutladı. Sibsi Tunus'un, şiddet ve güç kullanılarak yönetimin ele geçirilmesini hedefleyen her türlü girişime karşı olduğunu ve Türkiye'de meşruiyete tam destek verdiğini ifade etti.

Libya Yüksek Konseyi Başkanı Abdurrahman es-Suveyli de Erdoğan'ı telefonla arayarak "Türkiye'de anayasal demokratik düzene karşı düzenlenen darbe girişiminin başarısız olmasından ötürü" kendisini tebrik etti ve Libya halkının dost Türkiye halkının yanında olduğu, ister Türkiye isterse kardeş ülkelerde olsun her türlü askeri darbeyi kınadığı mesajını verdi.

- Partilerin tavırlarındaki farklılığın ideolojik arka planı

Mağrip ülkeleri resmi düzeyde darbeyi kınama konusunda ortak tavır sergilemiş olsa da, partilerle seçkinlerin tavrı, zamanlama, ifade şekli ve içerik açısından farklılıklar gösterdi.

Söz gelimi Fas'ta darbeye karşı olduğunu ilan etmede hızlı davranacağı beklenen Adalet ve Kalkınma Partisi, hükümetten bu konuda bir açıklama yapılıncaya kadar beklemeyi uygun gördü. Parti, iktidara geldiği 2011 yılından bu yana izlediği geleneği burada da sürdürdü. Hükümetin açıklamasından sonra parti Genel Sekreteri ve Başbakan Abdülilah Benkiran, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a gönderdiği mesajında askeri darbeyi geri püskürten "yüce Türk halkını" tebrik etti. Partiye paralel İslami hareket Tevhid ve Islah Hareketi de aynı yolu takip etti. Hareketin lideri Abdürrahim Şeyhi yönetim kurulu adına yayımladığı açıklamada, Türk halkını kutladı ve "talihsiz girişimi" kınadı.

Mevcut kurumlarda varlık göstermeyi reddeden Adalet ve İhsan Hareketi genel sekreterliği de yayımladığı açıklamada "Şeffaf ve hür seçimlerde ifadesini bulan halk iradesiyle çeliştiği için, şekli ve kaynağı ne olursa olsun tüm darbe girişimlerini kınadığını" ifade ederken, "seçiminin" arkasında duran halkın hür iradesinin mağlup edilemeyeceğini, hürriyeti bir defa tadanın başka bir alternatife rıza göstermeyeceğini ve devlet kurumlarını gerçek anlamda himayesinin ancak onun toplum güçleri tarafından benimsenmesi olduğunu gösteren "kahraman Türk halkını" kutladı. Hareket ayrıca, darbelere karşı sessiz kalmanın ya da desteklemenin uluslararası barışı tehdit ettiğine, radikalizmi yüreklendirdiğine, halkları umutsuzluğa düşürdüğüne ve istibdadı tüm yönleriyle yok etmeyi amaçlayan çalışmaları kadük bıraktığına işaret ederek, uluslararası camiayı bu konuda üzerine düşeni yapmaya çağırdı.

Fas'ta Halk Gücü Sosyalist Birlik Partisi (USFP) Genel Sekreteri Driss Lachgar'ın, parti üyelerinin konuyla ilgili "kınama ya da destek" bazında açıklama yapmasını yasaklaması ve olayları takip etmekle iktifa etmeye çağırmasıyla büyük bir tartışma ortamı oluştu. Siyasi söyleminin odak noktasında hukuk ve kanun devleti müdafiiliğinin olduğu bir partiyi yöneten Lachgar'ın bu tavrı pek çok eleştiriyi beraberinde getirdi.

En ilginç tavır ise hak ve özgürlükleri savunması beklenen bir merkezin başkanı olarak "Türkiye'de darbe başarılı oldu, Gülen yeni cumhurbaşkanı" sözleriyle "Erdoğan'ın sonunun" gelmesinden duyduğu memnuniyeti ifade eden Beytü'l Hikme Merkezi'nin Başkanı Fettah Bennani'den geldi.

Ulaştırma Bakanı Abdulaziz Rabah ülkedeki bazı solcu isimlerin düştüğü bu hatayı fırsata dönüştürmeyi bildi. Rabah, darbeciler olarak nitelendirdiği bu kişilere karşı teyakkuzda olmaya ve onları ifşa etmeye çağırdı.

Cezayir'de ise Barış Toplumu Hareketi, Nahda Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi ve Değişim Cephesi"nden oluşan İslami eğilimli "Yeşil Cezayir" oluşumu darbeyi kınarken, partilerin ekseriyeti devletle paralel olarak, darbe karşısındaki tavırlarını hemen açıklamadı. Değişim Cephesi açıklamasında, hür ve nezih seçimlerde başarılı olamayan ve geçmişi geri getirmeye çalışanların muvaffakiyetsizliğinin ifadesi olan başarısız darbe girişimini sert bir şekilde eleştirdi.

Bundan bir süre sonra, komünist eğilimli Sosyal Demokratik Hareket Ulusal Koordinatörü Hamid Ferhi, partinin "Türkiye'nin politikaları ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ülkelerin içişlerine karışma ve bazı cihad hareketlerini destekleme yönündeki" tavırlarından duyduğu çekinceyi dile getiren açıklamalarda bulundu. Ancak partinin hangi ülkede olursa olsun meşruiyete yönelik darbe girişimine karşı olduğunu sözlerine ekledi.

Tunus'taki Nahda Hareketi Partisi Başkanı Raşid el-Gannuşi de Türk halkının iradesini ve demokratik kurumlarını hiçe sayan darbe girişimini kınarken, Tunus ve Arap dünyasındaki demokratik güçleri bu tehlikeli darbeci metodu kınamaya ve demokrasiye sahip çıkmaya çağırdı.

Eski Tunus Cumhurbaşkanı El-Munsif el-Merzuki de açıklamasında "Türkiye'nin bugün, ulusal bağımsızlığı, kalkınmayı, halkın egemenliğini, kimliği, açılımı, Gazze'ye yardımı ve 3 milyon Suriyeli mülteciye kucak açmayı temsil ettiğini" ifade etti ve Türkiye'yi İslam aleminin dostu olarak, darbeyi gerçekleştirenleri de Türkiye'yi Sisi'nin Mısır'ına çevirmek isteyen küçük bir darbeci grup olarak nitelendirdi.

Diğer ülkelerdeki siyasi partilerin tavrı Moritanya'daki benzerlerinde olduğu kadar birlik görüntüsü vermedi. Moritanya'da iktidardaki Cumhuriyet İçin Birlik Partisi "Kardeş ülke Türkiye'deki demokratik sistemi devirmeyi hedefleyen talihsiz darbe girişimini" kınarken, bunu Türk halkı ve demokratik sistem aleyhinde işlenmiş menfur bir suç olarak tanımladı. Parti ayrıca, demokrasiyi müdafaa konusunda gösterdiği devasa kudretiyle Türk halkı ve liderlerinin kararlılığını övdü.

Demokrasi ve Birlik Ulusal Forumu çatısı altında birleşen muhalefet partileri de darbe girişimini kınayan ortak bir açıklama yayımladılar. Açıklamada, Türkiye'de bazı ordu mensuplarının demokratik meşruiyete karşı tertiplediği başarısız darbe girişiminin ve Türk halkının tüm kesimleriyle darbecilere karşı koyuşunun yakından takip edildiği belirtildi. Forum, Arap ve İslam dünyası ile Afrika kıtasındaki askerleri, silah gücüyle iktidarı ele geçirme üslubundan vazgeçmeye çağırdı.

Libyalıların darbeye karşı takındıkları tavır da, Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ve AK Parti hükümetinin UMH'ye verdiği desteğe karşı aldıkları tavır doğrultusunda şekillendi ve farklılaştı.

Şeyh Sadık el-Giryani başkanlığındaki Libya Müftülüğü darbe girişimini kınayan kurumların ilki oldu. Müftülüğün açıklamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümetine destek verilirken, "Allah'ın lütfu ve inayetiyle Türkiye'yi ve halkını bu beladan kurtardığı" belirtildi. Açıklamada, Türkiye'nin Filistin meselesine destek verme konusunda oynadığı rol ve mültecilere kucak açmasına değinildi.

İslami partiler de bu çerçeve dışına çıkmadı. Adalet ve İnşa Partisi ile Abdulhakim Belhac başkanlığındaki El-Vatan Partisi buna örnek teşkil etti. Belhac bir açıklama yaparak kardeş ülke Türkiye'deki başarısız darbe girişimini kınadı, komploculara ve darbecilere karşı meşru hükümetin yanında yer aldıklarını vurguladı.

En ilginç tavır Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi yanlısı Libya güçlerinin komutanı General Halife Hafter'den geldi. Hafter Facebook sayfasında, Türkiye'de halkla birlikte sokağa inen Libyalılara saldırmakla kalmayıp işi, Mısır halkının Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin görevden alınması karşısında gösterdiği tavırla Türk halkının darbecilere karşı tavrını kıyaslayıp bu sonuncusunu kınamaya kadar götürdü. Hafter böylelikle 2014'teki darbeyi komuta eden bir figür olarak, siyasi ve askeri tercihiyle uyumlu bir tavır sergilemiş oldu.

Sonuç olarak, Türkiye gibi merkezi bir devletle ilgili ve bu boyutta bir olayın bu denli farklı akislerinin olması tabii bir durumdu. Bu, İslam ve Arap dünyasının içinde bulunduğu dönem göz önüne alındığında, artık Mağrip ülkelerinin İslam dünyasında cereyan eden olayların dışında kalamayacağını gösteriyor. İslam dünyasının merkezinde yaşananlar çevreyi de etkiliyor. Bu durum, Mağrip ülkelerinin bundan sonra yaşanacakları daha iyi gözlemlemesini ve teyakkuzda olmasını sağlayacak.

Mütercim: Gülşen Topçu

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×