Kılıçdaroğlu canlı yayında soruları yanıtladı

- CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: (3) - "Ben '3 günde bütün bu sorunları çözeceğim' demenin bir mantığı yok. Üç günde çözülecek sorun, darbeyi asıl yapanların, talimatı verenlerin yargılanmasıdır" - "Adil Öksüz'ün bütün ayrıntılarıyla incelenmesi lazım. Birisi korumasa böyle bir şey olmaz. Bunun arkasında güçlü bir örgüt var, yerli, yabancı. Korunuyor. En büyük endişem de yakalanmadan önce öldürülme ihtimali de var"

Kılıçdaroğlu canlı yayında soruları yanıtladı

İSTANBUL (AA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin, "Ben '3 günde bütün bu sorunları çözeceğim' demenin bir mantığı yok. Üç günde çözülecek sorun, darbeyi asıl yapanların, talimatı verenlerin yargılanmasıdır." dedi.

Kılıçdaroğlu, CNN Türk'te katıldığı "Eğrisi Doğrusu" programında gazeteci Taha Akyol'un gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

15 Temmuz şehitleriyle, terörle mücadelede şehit olanlar arasında ayrım yapılamayacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Allah'ın nezdinde de bu doğru değildir. Şehit şehittir. Şehitlerimizi bile ayırmaya başladı, bu çok tehlikeli bir şey. Komşumuzu ayırdık, düşüncelerimizi de ayırdık. Şehitler ayrılır mı, ayrım yapılabilir mi? Bunu da gündeme getireceğiz. Türkiye çok tehlikeli bir sürecin içine sokuluyor. Bu çok yanlış." şeklinde konuştu.

Darbe girişimi kapsamında tutuklu bulunanların yakınlarının yaşadıklarının sosyal devlet anlayışına ters olduğunu, hiçbir darbede böyle bir tablo görmediğini anlatan Kılıçdaroğlu, birçok tutuklu yakınının avukat tutacak para bulamadığını söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç, Aslı Erdoğan, Murat Aksoy'un da aralarında bulunduğu gazeteci ve yazarların tutuklanmasını eleştirerek, bu kişilerin yargılanmasına karşı olmadıklarını ancak tutuklanmalarını anlayamadıklarını dile getirdi. Kılıçdaroğlu, "Altan kardeşler. Bu toplumun vicdanına seslenmek istiyorum. Bayram öncesi alıyorsunuz gözaltına, bunların kaçtığı falan yok. Bütün bayram süresince karakolda tutuyorsunuz. Herkes bayrama gidiyor, onları tutuyorsunuz orada. Bu devletin intikam alması demektir, devlete yakışmaz. Bayramdan sonra birisini tutuklayıp, birisini serbest bırakıyorsunuz. Başka bir gerekçeyle tekrar gözaltına alıyor ve hapse atıyorsunuz. Böyle devlet olur mu? Bu mudur darbeyle mücadele etmek, böyle bir şey olamaz. Askeri darbe döneminde bile böyle bir şey olmadı. Şu anda hapisteki gazeteci sayısı, 110'un üzerinde." ifadesini kullandı.

KHK'lerle kolektif suç yaratıldığını, bazı hukukçuların "Anayasa hükmünde KHK çıkartıldığını" ifade ettiğini aktaran Kılıçdaroğlu, askeri darbeler döneminde karşılaşılmayan uygulamalar görüldüğünü öne sürdü.

OHAL kararnameleriyle bu kadar büyük mağdur yaratmaya gerek olmadığını dile getiren Kılıçdaroğlu, "Ben '3 günde bütün bu sorunları çözeceğim' demenin bir mantığı yok. 3 günde çözülecek sorun, darbeyi asıl yapanların, talimatı verenlerin yargılanmasıdır." dedi.


- "Çok şey değişti"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Binali Yıldırım'ın "Sayın Kılıçdaroğlu, 'sonuna kadar sizi destekliyoruz' dedi. Şimdi 15 Temmuz'dan bu zamana iki aydan biraz fazla zaman geçti, ne değişti?" sözlerinin hatırlatılması üzerine, hala darbeye karşı olduklarını ve bu konudaki mücadeleyi sonuna kadar destekleyeceklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, "Peki ne değişti? Çok şey değişti. KHK ile olağan hal üstü dönemin arkasını da düzenlemeye kalktılar, Anayasa'ya aykırı olarak. Bu yanlış. Bunu hatırlatmasam, Sayın Başbakan'a söylemesem siteminde haklı. Nasıl düzeltilir onu da söyledim. Benden not istedi, notu da gönderdim. Ben bütün görevimi yaptım. 'Anlaşılmayan konular var.' diyor. Evet anlaşılmayan konular var. Nedir anlaşılmayan konular? Hukukun üstünlüğü ve adalet. Devlet adaletsiz davranamaz, adil davranmak zorundadır. Suçluya karşı bile adil davranmak zorundadır." ifadelerini kullandı.

Başbakan Yıldırım'ın "Milletin mağduriyetini nereye koyacağız" sözlerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Mağdur olanlar milletten değil mi? Bu insanlar başka bir millet mi? Millet kavramını, mağduriyet üzerinden götüreceksek haklı, haksız ayıralım. Ama onu biz değil, adalet, hukuk ayırır. Baştan siyaset kurumu, 'şu suçludur, bu suçsuzdur' diyemez. İki 'FETÖ ile mücadele etmek kolay değildir, bunlar çok farklı kişilerdir, samimi değillerdir, etrafınızdaki insanlardan kim FETÖ'cüdür, kim değildir, bunu bilemezsiniz' diye bir düşüncesi oldu. Haklı olabilir. 2004 tarihli MGK Kararı. Diyor ki, 'Fetullah Gülen konusunda önlem alın, tedbir alın, bu örgüt sıradan bir örgüt değildir, Türkiye'nin geleceği açısından sağlıklı bir yapı değildir, önlem alın.' Bu 2004'te çıkıyor, 29 Kasım 2013'te bir gazete yayımlıyor. 9 yıl sonra. Dönemin Başbakanı Erdoğan'ın danışmanı Yalçın Akdoğan, şunu söylüyor. 'Hükümet tarafından yok hükmünde kabul edilmiştir, hiçbir işlem yapılmamıştır.' diyor. Akşam gazetesinde sürmanşette. İlk kez açıklıyorum, şimdi elimizi vicdanımıza koyalım, Sayın Binali Yıldırım'a soralım. Dokuz yıl bu MGK kararını yok hükmünde sayan bir siyasi anlayışa ne yapacaksınız? Gücünüz polis memuruna yetiyor, Bank Asya'ya para yatıran vatandaşa yetiyor, çocuğunu cemaat okuluna gönderene yetiyor ama MGK kararını tam 9 yıl yok hükmünde sayıyorsunuz, 2013'te de 'Devam ediyoruz, hiçbir işlem yapmıyoruz.' diyorsunuz. Sayın Başbakan diyor ki, 'Bunlar çok gizli çalışıyorlar.' Hiç de gizli çalışmıyorlar, kim dedi gizli çalışıyorlar?"

Devlette önemli bir noktaya gelmek isteyenlerin Pensilvanya'ya gidip izin aldığını ileri süren Kılıçdaroğlu, grup toplantısında "Yargıtay'a 160 militan atadınız" dediğinde kıyamet koptuğunu kaydetti.

Kılıçdaroğlu, "Şimdi diyor ki, 'Bunları nasıl tespit edeceğiz?' Yabancılar gelince soruyorlar. 'Bir anda nasıl tespit ettiniz ve hepsinin görevine son verdiniz?' diye. Bu darbe önceden hazırlanmış mıydı diye? Kaygı duyuyorlar. Beraber iş yapıyorlardı zaten kimin ne olduğunu gayet iyi biliyorlardı. Biz de biliyorduk onlar da biliyorlardı. Bilinmeyen bir olay değil. Bunu gayet iyi ve yakından biliyorlardı. Bununa mücadele böyle yapılmaz. Yani fincancı dükkanına fil gibi devlet girmez. Daha dikkatli girer, ayırırsınız. Sıradan insanın darbe ile ilişkisi yoksa, kalkıp da işine son vermezsiniz." değerlendirmesinde bulundu.


- "Adil Öksüz korunuyor"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Adil Öksüz'ün sıradan bir insan olmadığı ve bunun üzerine gidilmesi gerektiği" şeklinde aldıkları duyuma değinerek, Öksüz'ün MİT elemanı olmadığı yönündeki haberleri "Hiçbir istihbarat örgütü, 'bu bizim elemanımız veya değil' diye açıklama yapmaz." sözleriyle eleştirdi.

Öksüz'ün gözaltına alınması ve serbest bırakılması sürecine değinen Kılıçdaroğlu, yaşananların Öksüz'ün sıradan bir insan olmadığını gösterdiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Adil Öksüz'ün bütün ayrıntılarıyla incelenmesi lazım. Birisi korumasa böyle bir şey olmaz. Bunun arkasında güçlü bir örgüt var, yerli, yabancı. Korunuyor. En büyük endişem de yakalanmadan önce öldürülme ihtimali de var. Geçmişte buna benzer çok olaylar oldu. Belli kişiler alındı, öldürüldü, nerelere gömüldüğü belli olmadı." diye konuştu.

Türkiye'nin darbe girişiminin ardından 21 Temmuz'da BM Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi'nin 13 maddesine çekince koyduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, çekince konulan maddeler arasında "tutulanlara insani biçimde davranma", "adil yargılama" ve "ifade özgürlüğü" bulunduğunu dile getirdi. Kılıçdaroğlu, bu maddelere çekince konulmasını eleştirerek, "Bu şekilde 'Ben darbeyle mücadele ediyorum' diyemezsiniz ve dünyayı ikna edemezsiniz." dedi.

(Bitti)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×