KEİPA'dan mülteci raporu

- "KEİ Üye Devletlerdeki Mültecilerin Sorunları-Sosyal Durum" raporunda bölgedeki göç hareketleri ve üye ülkelerin mültecilere yaklaşımı ele alındı - Rapordan: -"2015 yılının sonunda dünyada yaklaşık 60 milyon mülteci bulunmaktadır. Bunların yüzde 50'si çocuklardan oluşmaktadır." - "Türkiye, en fazla sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumundadır ve bunların çoğu Suriyeli mültecilerdir. Suriye'de 13 milyon kişi, insani yardım ihtiyacı içerisindedir. 6,5 milyon insan, ülke içinde yerinden olmuştur." - "Türkiye tarafından Suriyeliler için yapılan harcama 10 milyar dolara ulaşmıştır. Sadece barınma merkezlerinde kalanların idamesi için 4 milyar 290 milyon 529 bin 667 Türk lirası harcanmıştır. Ancak bugüne kadar uluslararası toplum tarafından yapılan yardımlar 455 milyon dolarla beklentilerin çok altında kalmıştır."

KEİPA'dan mülteci raporu

İSTANBUL (AA) - Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) tarafından hazırlanan "KEİ Üye Devletlerdeki Mültecilerin Sorunları-Sosyal Durum" raporunda bölgedeki göç hareketleri ve üye ülkelerin mültecilere yaklaşımı mercek altına alındı.

Ermenistan, Azerbaycan, Bulgaristan, Gürcistan, Yunanistan, Romanya, Moldova, Rusya, Türkiye, Ukrayna ve Sırbistan'ın destek verdiği, KEİPA Kültür, Eğitim ve Sosyal İşler Komisyonu'nun Moldovalı üyesi Stefan Vlas'ın kaleme aldığı 23 sayfalık rapor, komisyonun bugün Swiss Otel'de düzenlenen 46. toplantısında tartışıldı.

Raporda, Karadeniz'e sahili olan ülkelerin, hem göçmen gönderen hem de nihai varış noktası ve geçiş bölgesi olarak, göçmen alan bir yer olması nedeniyle göçün yarattığı birden çok etki ile ilgilenmek zorunda kaldığı belirtildi.

Günümüzde, ana vatanlarındaki çatışma, zulüm ve savunulamaz koşullar yüzünden yerlerinden olmuş ve ülkelerinin sınırları dışına çıkarak sığınma talebinde bulunanların sayısının 60 milyon kişiyi bulduğu ve bunun 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük küresel nüfus kayması krizi olduğu hatırlatılan raporda, "Karadeniz bölgesi üzerinden geçen göç akımları, ağırlıklı olarak Suriye, Irak ve Afganistan çıkışlıdır. Buralardan gelenler Türkiye üzerinden seyahat etmekte ve Yunanistan üzerinde AB'ye girmektedirler. Bu grupların çoğunluğu yüzde 55 Suriye'den, yüzden 26 Irak'tan, yüzde 19'u Afganistan ve yüzde 10'u diğer ülkelerden. Bu insanların göç etme kararlarının ortaya çıkmasının birincil nedeni, menşe ülkelerdeki güvensizlik ve silahlı çatışmalardır." ifadelerine yer verildi.

- "Mültecilerin yüzde 50'si çocuk"

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (UNHCR) verilerinin yer aldığı raporda, "2015 yılının sonunda dünyada yaklaşık 60 milyon mülteci bulunmakta. Bunların yüzde 50'si çocuklardan oluşmaktadır. Mültecilerin çoğu, 38 milyon kişi kendi ana vatanlarının başka bir bölümünde koruma arayan ülke içinde yerinde olmuş kişilerdir. 20 milyon kişi, çoğunlukla kendi ülkeleriyle komşu olan ülkelerde uluslararası koruma arayışı içindedir. Gelişmekte olan ülkeler, dünyadaki mültecilerin yüzde 86'sından fazlasına ev sahipliği yapmaktadır. Türkiye, en fazla sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumundadır ve bunların çoğu Suriyeli mültecilerdir. Suriye'de 13 milyon kişi, insani yardım ihtiyacı içerisindedir. 6,5 milyon insan, ülke içinde yerinden olmuştur." denildi.

Toplum açısından, mülteci ve sığınmacılara çalışma hakkı verilmesinin, bu kişilerin ülke desteğine bağlılıklarını ve kamu fonlarına yük olma risklerini azalttığı kaydedilen raporda, şu görüşlere yer verildi:

"Günümüzde, bir milyon 150 bin kişinin acilen yaşam hattına ihtiyacı var. 2017 yılının sonunda bir milyon 450 bin mültecinin yeniden yerleştirmeye ihtiyacı olacağı tahmin edilmektedir. Ciddi endişe yaratan bir diğer veri de güvenlik meselesidir. 2013 Ekim ayındaki ilk büyük gemi kazasından bu yana iki yılda, sadece Akdeniz'de neredeyse 7 bin kişi boğulmuştur. Akdeniz'i aşıp Avrupa'ya girmiş olan 870 binden fazla mülteci ve göçmenin her 5'inden birini çocuklar oluşturmaktadır. Mülteci ve göçmenler arasında, çocuklar en büyük risk altında olanlardır. Bazı çocuklar için, zorluklar, tehlikeli sınır geçişleri ve dalgalı denizler ile başlamaktadır. Bu yıl Ege denizinde kaydedilmiş olan ölümlerin yüzde 30'undan fazlası çocuk ölümleridir. Avrupa'da ebeveyni veya velisi olmadan sığınma arayan çocukların sayısı hızla artış göstermektedir."

- Türkiye ve Yunanistan geniş yer aldı

Artan göç baskısının KEİ üyesi tüm devletlerin, ekonomi, güvenlik, sağlık ve sosyal sistemlerinde ciddi güçlükler oluşturduğu vurgulandı.

Tek tek üye ülkelerin ne kadar göçmen kabul ettiğine ilişkin bilgilerin de bulunduğu raporda Yunanistan ve Türkiye'ye daha fazla yer verildi. Yunanistan'ın Avrupa'ya ulaşmak isteyen mülteci ve göçmenlerin yüzde 95'ini kabul eden ülke olduğu hatırlatıldı. 2015'te 856 bin 723 mülteci ve göçmenin Ege denizinden geçerek Yunanistan'a ulaştığı, 2016 yılında ise bu sayının 43 bin 920 olduğu hatırlatılan raporda Türkiye ile ilgili olarak da şunlar kaydedildi:

"Suriye ile güçlü tarihi, kültürel ve komşuluk bağlarına sahip olan Türkiye Cumhuriyeti, ülkelerindeki durumdan etkilenen Suriyeliler için 'açık kapı" politikası izlemiştir. Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası yükümlülüklere bağlı olarak kendisine sığınan Suriyeliler için "geri göndermeme" ilkesine titizlikle uymaktadır. 15 Nisan 2016 tarihi itibarıyla 10 şehirdeki 26 geçici barınma merkezinde 277 bin 260 mülteci barındırılmaktadır. Suriyeli mültecilerin toplam sayısı, 2 milyon 700 bini aşmıştır. Türkiye tarafından Suriyeliler için yapılan harcama 10 milyar dolara ulaşmıştır. Sadece barınma merkezlerinde kalanların idamesi için 4 milyar 290 milyon 529 bin 667 Türk lirası harcanmıştır. Ancak bugüne kadar uluslararası toplum tarafından yapılan yardımlar 455 milyon dolarla beklentilerin çok altında kalmıştır."

- "İlerici küresel bir yaklaşım şart"

KEİ'ye üye ülkelerin mülteciler sorununun çözümü konusunda pek çok önerinin sunulduğu raporun sonuç bölümünde, "Mülteci problemine karşı küresel bir yaklaşımı ilerici şekilde geliştirme zamanı gelmiştir" denilerek şu hususların altı çizildi:

"Mülteci sorunları ile etkili şekilde başa çıkmak için bölgesel iş birliği ve bölgedeki ülkelerin kapasitelerinin artırılması bir öncelik olmaya devam etmektedir. Göç meselelerinin siyasi olarak tartışılması için bir platform olarak KEİPA, göçe ilişkin yararlar ve risklerin yaygın olarak anlaşılmasının yanı sıra Karadeniz bölgesinde olası ülkeler arası iş birliğini etkili olarak teşvik edebilir."

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×