İstanbul Finans Zirvesi

- DenizBank Genel Müdürü Ateş: - "Bankacılık olarak bazı sektörleri biz ayakta tutacağız, devlet de bizi ayakta tutacak" - Türkiye'de bankacılık 2008'den bu yana doğru dürüst hiç temettü ödemedi. Hissedarının cebine para koymadı" - Albaraka Türk Genel Müdürü Yahşi: - "Önümüzdeki süreçte Türk bankacılık sektörü kredi kapasitesini artırma konusunda zorlanacaktır" - "Mevduatın elde edilmesi aşamasında fon sahiplerine taahhüt ettiğimiz herhangi bir oran yok"

İstanbul Finans Zirvesi
06 Eylül 2016 Salı 14:50

İSTANBUL (AA) - DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, Türk bankacılığındaki karlılığının ekonominin lehine olduğunu belirterek, karlı bankacılığın manivela etkisiyle ülke ekonomisini kalkındırdığını söyledi.

Ateş, Başbakanlık himayelerinde düzenlenen 7. İstanbul Finans Zirvesi'nde katıldığı Bankacılar ve CEO'lar oturumunda bankacılık sistemine ilişkin değerlendirmeler yaptı.

Bankacılık sektörünün fahiş karlar peşinde olmadığını aktaran Ateş, sektörün büyüklüğünün 2001 krizi öncesi toplam gayrisafi milli hasılanın (GSMH) yarısı kadar olduğunu söyledi.

Ateş, "Şu anda sektör büyüklüğü GSMH'nin yüzde 120'si… Kabaca 720 milyar dolar GSMH devalüasyon sonrası, bunun yüzde 20 kadar fazlası bir bankacılık sektöründen söz ediyoruz ama 3,5 trilyon dolarlık bir Almanya'da, Alman bankacılık sistemi ülke ekonomisinin 2,5 katıdır. Yaklaşık yüzde 250'sidir. 8-9 trilyon dolarlık bir bankacılık yekününden söz edebiliriz." örneğini verdi.

Son 10 yılda bankacılık sektörünün sağlıklı büyüdüğüne dikkati çeken Ateş, finans sisteminin sermaye piyasalarındaki ağırlığına da değindi.

Ateş, Türk bankacılık sektörünün 2015 karının yüzde 11'in altında olduğunu belirterek, 2014'te de yüzde 11'in üzerinde gerçekleştiğini hatırlatarak, şöyle konuştu:

"O yılların enflasyonuna baktığımızda cüzzi rakamlar kalır sektörde. Türkiye'de bankacılık 2008'den bu yana doğru dürüst hiç temettü ödemedi. Hissedarının cebine para koymadı. Gelen bütün paralar, elde edilen karlar tekrar sermayeye ilave edildi. Bu yetmedi 2. kuşak dediğimiz borçlar bulundu piyasalardan, maliyeti de yüksektir. Bu da yetmedi 1. kuşak sermayelerle desteklendi ve halen de destekleniyor. Bu şunu gösteriyor, siz bir yatırıma hangi koşulda para yatırırsınız, karı geri verebiliyorsa geri verirsiniz.

Dolayısıyla Türk bankacılık siteminde bugün sermaye yeterliliği yüzde 15'in üzerindedir. Problemli krediler 3,24 ama satılmışları da geri koyarsanız 4,66'dır, yüzde 5'in altındadır. Biz demek ki kaynakları akılcı dağıtıyoruz. Bunu yaparken de risk faktörünü doğru ölçüyoruz."


- "Biraz ağır bir yükün altındayız"


Bankaların karlılık konusunda fahiş beklentiler taşımadığını ifade eden Ateş, "Malum işimiz risk almak ama aldığımız riskin de bir fiyatı var. O da risk ağırlığı olarak sermayemizden düşüyor ve biz hiçbir zaman yüzde 12'nin altına düşürmemek zorundayız sermayemizi." diye devam etti.

Türk bankacılığının karlılığının ekonominin lehine olduğunu savunan Ateş, karlı bankacılığın manivela etkisiyle ülke ekonomisini kalkındırdığını söyledi.

"Bankacılık olarak bazı sektörleri biz ayakta tutacağız, devlet de bizi ayakta tutacak" diyen Ateş, küresel kriz döneminde devletten para almayan iki ülke bankacılık sektörü bulunduğunu anımsatarak, bunların Türkiye ve Kanada bankacılık sistemleri olduğunu zikretti.


- "Fon sahiplerinden paralarını emanete alıyoruz"


Albaraka Türk Genel Müdürü Fahrettin Yahşi, katılım bankalarının kar ve zararı mevduat sahipleriyle paylaştığını hatırlatarak, katılım bankalarının klasik bankalardan farkını anlattı.

İki sistemin fon edinme sürecini mukayese eden Yahşi şunları söyledi:

"Bugün bizim dağıttığımız kar paylarıyla bankaların mevduat toplama faiz oranları arasında ciddi bir fark var. Çünkü biz topladığımız fonları bilanço aktifte kredi olarak kullandırıyoruz ve oradan elde ettiğimiz karı katılımcılarımızla paylaşıyoruz. Dolayısıyla işin hemen başında mevduatın elde edilmesi aşamasında fon sahiplerine taahhüt ettiğimiz herhangi bir oran yok. Konvansiyonel bankalar mevduatı tamamen satın alıyorlar, satın alma maliyeti belli. Ne kadar verimli kullanırlarsa aradaki fark onların karını oluşturuyor.

Katılım bankalarında ise bir anlamda biz fon sahiplerinden paralarını emanete alıyoruz ve onlara şu taahhütte bulunuyoruz, sizin paranızı elimizden gelen bütün çabayı göstermek suretiyle değerlendireceğiz ve ortaya çıkan karı da paylaşacağız."

"Önümüzdeki süreçte Türk bankacılık sektörü kredi kapasitesini artırma konusunda zorlanacaktır." diyen Yahşi, sektörün esnek düzenlemelerle desteklenmesini istedi.

Yahşi, bankacılığın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'ndaki (TCMB) yabancı para zorunlu karşılıklarındaki risk ağırlığının yüzde 50'ye çekilmesiyle vade uyumsuzluğundan muzdarip olduğunu kaydetti.


- "Yılı bütçelenen, hedeflenen noktalarda kapatacağız"


Halkbank Yönetim Kurulu Başkanı Recep Süleyman Özdil, Türk bankacılık sektörünün güçlü yapısına dikkati çekerek, "Ülkemizde yaşananların çok daha azının yaşandığı ülkelerde çok daha kırılgan yapılar olurken Türkiye'de 2016'da bütün bu yaşananlara rağmen hala bankacılık hem sermaye yeterlilikleri hem büyümeleriyle sağlam bir şekilde duruyor." ifadelerini kullandı.

Bankacılık sektörünün yıl sonunda sene başında hedeflenen rakamlara yakın kapanış gerçekleştireceğine inandığını belirten Özdil, "Yılı bütçelenen, hedeflenen noktalarda kapatacağız diye düşünüyorum. 2017'yi de daha parlak daha iyi bir yıl olarak görüyorum." dedi.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×