İstanbul Dostluk Derneği İftarı

- Cumhurbaşkanı Erdoğan: (3) - "Bu ülke, sadece bizim, sizin, 79 milyonun ülkesi değildir. Yüzlerce milyon mazlumun, mağdurun, garibin gözü de gönlü de inanın bu ülkeye dönmüş durumdadır. Kendi geleceklerini bizim geleceğimizle eş tutan bu insanları, hayal kırıklığına uğratamayız. Sorumluluğumuz büyük. Biz de önümüzdeki şartlar ve imkanlar çerçevesinde, bu sorumluluğun gereğini yerine getirmeye çalışıyoruz. Değerli kardeşlerim, makam, mevki, mal, mülk bunların hepsi geçicidir. Asıl olan hep söylediğim gibi, bu kubbede hoş bir sada bırakmaktır" - "Biz Türkiye'yi 2023 hedefleriyle tanıştırdık ama yetmez dedik, biz 2053'ü göremeyeceğiz ama 2053'ün tohumlamasını yapalım istedik. İnşallah 2053'ü de gençlerimiz gerçekleştirecek. Torunlarımız, onlar 2071'i gerçekleştirecek. Yoksa 'yan gel yat geleceğin Türkiye'si inşa edilsin' olmaz. İşte yerin altında yatanların duaları, o yatanların heyecanı bizim heyecanımızdır" - "Bu ülkeyle ve bu milletle bağını kopartmak pahasına küresel yapıların esiri haline dönüşenlerin hallerini görüyoruz. Paralel Yapıyı işte bu hastalık yoldan çıkardı. Bölücü terör örgütünü destekleyenler de ayın hastalıktan muzdariptir. Kendilerine sosyalist diyen, liberal diyen, güya demokrat diyen kesimlerin de sorunu aynıdır"

 İstanbul Dostluk Derneği İftarı

İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bu ülke, sadece bizim, sizin, 79 milyonun ülkesi değildir. Yüzlerce milyon mazlumun, mağdurun, garibin gözü de gönlü de inanın bu ülkeye dönmüş durumdadır. Kendi geleceklerini bizim geleceğimizle eş tutan bu insanları, hayal kırıklığına uğratamayız. Sorumluluğumuz büyük. Biz de önümüzdeki şartlar ve imkanlar çerçevesinde, bu sorumluluğun gereğini yerine getirmeye çalışıyoruz. Değerli kardeşlerim, makam, mevki, mal, mülk bunların hepsi geçicidir. Asıl olan hep söylediğim gibi, bu kubbede hoş bir sada bırakmaktır." dedi.

Erdoğan, Haliç Kongre Merkezinde İstanbul Dostluk Derneğince düzenlenen iftarda, bölgede Türkiye'nin kendi sınırları içinde ve dışında yaşanan tüm can kayıplarının kendilerinin kayıpları olduğunu söyledi.

Ekonomik kayıpların da kendilerinin kayıpları olduğunu, 11,5 milyar dolar sadece faturalı harcama yapıldığını ifade eden Erdoğan, sivil toplum kuruluşları ve belediyelerin yaptığını saymadığını ve en az bir o kadar da onların harcama gerçekleştirdiğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye, Irak, Filistin, Libya'daki kardeşlerini, tıpkı Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya'dakiler gibi kendilerinden ayrı görmediklerine dikkati çekerek, "Mihenk noktamızdan asla taviz vermiyoruz ama şartların önümüze getirdiği fotoğrafa göre de yeni politikalar belirlemekten geri durmuyoruz. Bunu yaparken de şehitlerimizin, ecdadımızın, tarihimizin, kardeşlerimizin karşısında mahcup olacak bir tavrın ve pazarlığın içine asla girmedik, girmeyiz. Tüm insanlığın vicdanının suskun kaldığı her yerde Türkiye olarak sesimizi yükseltebilmek ve daha önemlisi sesimizi dinletebilmek için hem güçlü hem de etkinliğimizi artırmak mecburiyetindeyiz. Bu ülke, sadece bizim, sizin, 79 milyonun ülkesi değildir. Yüzlerce milyon mazlumun, mağdurun, garibin gözü de gönlü de inanın bu ülkeye dönmüş durumdadır. Kendi geleceklerini bizim geleceğimizle eş tutan bu insanları hayal kırıklığına uğratamayız. Biz de önümüzdeki şartlar ve imkanlar çerçevesinde, bu sorumluluğun gereğini yerine getirmeye çalışıyoruz. Değerli kardeşlerim, makam, mevki, mal, mülk bunların hepsi geçicidir. Asıl olan hep söylediğim gibi, bu kubbede hoş bir sada bırakmaktır." şeklinde konuştu.


- "14 yıl boyunca her alanda tarihi başarıların altına birlikte imza attık"

Konuklardan kimileriyle yarım asırlık dostluğu olduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Sizlerden ricam, işte bu hoş sada için çalışmamızdır. İkbal hesaplarını geride bırakmış olmanın verdiği rahatlık ve huzurla ülkemize ve milletimize daha fazla, daha güzel neler kazandırabileceğimizin gayreti içinde bulunmalıyız. Unutmayalım ki, bir alanda hizmet imkanı kalmadığında diğer alanlar bizi bekliyor. Ülkesine, milletine, davasına faydalı olmak isteyen için yol da çok imkan da çok. Sivil toplum faaliyetleri, siyasetten, bürokrasi, iş adamlığından daha az değerli değildir. Yeter ki, kalbimizdeki aşk, yüreğimizdeki azim eksilmesin. Biz büyüklerimizden bu terbiyeyi aldık. 40 yılda faaliyetlerimizde hep bu anlayışla yürüdük. Bakınız gençlik kollarında görev yaptığım dönemler daha dün gibi gözlerimin önünde. Beyoğlu, İlçe Başkanlığı, İstanbul İl Başkanlığı yaptığım günler tüm canlılığıyla hafızamda yaşıyor. Beyoğlu Belediye Başkan adayı, milletvekili adayı olduğum Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandığımız o seçimlerdeki heyecan ve azmimizi hiç unutmadım. Büyükşehir Belediyesinde ilçe belediyelerindeki arkadaşlarımızla birlikte İstanbul'a yaptığımız hizmetlerin hayırlı neticelerini bu gün de görmeye devam ediyoruz. Ardından gelen cezaevi günleri ve devamındaki yasaklı günleri hep birlikte yaşadık. Bize İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını çok görenlerin karşısına daha sonra Başbakan olarak çıkmanın mutluluğunu yaşarken de yine hep birlikteydik."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen 14 yıl boyunca her alanda tarihi başarıların altına birlikte imza attıklarına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kimimiz belediyeci, kimimiz bürokrat, kimimiz iş adamı, kimimiz akademisyen, kimimiz sivil toplum kuruluşu temsilcisi olarak tüm bu mücadeleyi birlikte verdik, tüm başarıları birlikte kazandık. İşte en son mührü de Osmangazi Köprüsü'nü açarak hamdolsun Türkiye'ye vurduk. Bakın bunlar ardı ardına geliyor. Şimdi 26 Ağustos'ta Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü açarak bir mührü daha vuracağız. İnşallah 26 Aralık'ta Avrasya Tüneli'ni yine boğazın altından açmak suretiyle bir mührü daha vuracağız. Mesele budur. Yoksa bu laflar yürümüyor ve inşallah önümüzde şimdi Kanal İstanbul, Çanakkale Köprüsü, bunlar var. Bunların da adımlarını atacağız. Çünkü bize büyük düşünmek, bunları hayalden uygulamaya geçirmek yakışır ve biz bunları da yapacağız. İnşallah ömrümüz vefa ettiği sürece bu birlikteliği sürdürecek, daha büyük hizmetler için çalışacağız.

Bu arada arkamızdan her alanda en iyi eğitimleri almış, kendini yetiştirmiş, artık işlerin güçlerin de ucundan tutmaya başlamış bayrağı devredeceğimiz yepyeni bir neslin de geldiğini memnuniyetle görüyorum. İşte buyurun, şu an savunma sanayinde çok önemli adımlar atılıyor ülkemizde. İnsansız hava araçlarından tutunuz, tank, top bütün bunlara varıncaya kadar yerli savunma sanayinde atılan bu adımlar artık birilerini rahatsız ediyor. Artık bunlar laf değil, bunlar uygulama. Biz Türkiye'yi 2023 hedefleriyle tanıştırdık ama yetmez dedik, biz 2053'ü göremeyeceğiz ama 2053'ün tohumlamasını yapalım istedik. İnşallah 2053'ü de gençlerimiz gerçekleştirecek. Torunlarımız, onlar 2071'i gerçekleştirecek. Yoksa 'yan gel yat geleceğin Türkiye'si inşa edilsin' olmaz. İşte yerin altında yatanların duaları, o yatanların heyecanı bizim heyecanımızdır. Biz olaya böyle bakıyoruz. 40 yılı bulan siyasi mücadelemizde bizi diğerlerinden ayıran en önemli şey inancımızdı, samimiyetimizdi, hasbilikti, cesaretimizdi, çalışkanlığımızdı. Bu vasıflarımızı kaybetmediğimiz sürece Allah'ın izniyle bizleri kimse geriletemez. Yeni nesilleri de mevcut birikimlerine ilave olarak bu vasıflarla mücehhez yetiştirdiğimizde inşallah Türkiye'nin geleceğinden de emin olabiliriz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zaman zaman ifade ettiği gibi köksüzlüğün kötü bir şey olduğunu ifade ederek, "Bu ülkeyle ve bu milletle bağını kopartmak pahasına küresel yapıların esiri haline dönüşenlerin hallerini görüyoruz. Paralel Yapıyı işte bu hastalık yoldan çıkardı. Bölücü terör örgütünü destekleyenler de aynı hastalıktan muzdariptir. Kendilerine sosyalist diyen, liberal diyen, güya demokrat diyen kesimlerin de sorunu aynıdır. Biz varlığını bu ülkeye, bu millete hizmet ettiğimiz ölçüde anlamlı gören bir kadro olarak bu yanlışa asla düşmeyeceğiz. Köklerimize, milletimize, bayrağımıza, vatanımıza, devletimize sıkı sıkıya sahip çıkacağız. Yeni nesillerin de bu şuurla yetişmesini sağlamalıyız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Bir kez daha Ramazan-ı Şerifimizi ve salı günü kavuşacağımız bayramınızı tebrik ediyorum. Dostluğunuz, ahde vefanız, kadirşinaslığınız, sevginiz, yol arkadaşlığınız için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla." şeklinde konuştu.

Bu arada, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, iftarın açılmasının ardından İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran dua etti.

Programda, merhum Başbakan Necmettin Erbakan'dan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a kadarki siyasi süreci anlatan sinevizyon gösterildi.

İftar programına, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da katıldı.

(Bitti)


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×