"İslam-Batı İlişkilerinde Dün, Bugün ve Yarın" konferansı

- Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (2) - "(Cenevre'deki Kıbrıs müzakereleri) İki kesimli, iki toplumlu, iki devletli bir yapının kurulması, siyasi temsil ve eşitlik ilkesinin korunması şartıyla Ada'da bir çözüm bulunması şüphesiz mümkündür" - "Yaklaşık yarım asırdan fazladır devam eden bu meselenin artık adil, kalıcı ve sürekli bir çözüm ile sonuçlandırılması, Ada için de bizim için de Yunanistan için de çok önemli kazanımlar getirecektir ama Türkiye olarak, Ada'daki Kıbrıs Türkleri olarak bizim bahsettiğim ilkelerden vazgeçmemiz mümkün değil"


ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Kıbrıs Sorunu'nun çözümü için Cenevre'de gerçekleşen görüşmelere ilişkin, "İki kesimli, iki toplumlu, iki devletli bir yapının kurulması, siyasi temsil ve eşitlik ilkesinin korunması şartıyla Ada'da bir çözüm bulunması şüphesiz mümkündür." dedi.

Kalın, Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Aile ve Gençlik Merkezi tarafından düzenlenen programda "İslam-Batı İlişkilerinde Dün, Bugün ve Yarın" konulu konferans verdi.

İbrahim Kalın, konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dönem Başkanlığını devraldığı hatırlatılarak "Batı medyasının olumsuz tavrına karşı İslam'ı doğru anlatma açısından bu süreci daha etkin nasıl kullanabiliriz?" sorusu üzerine Kalın, İİT Dönem Başkanlığının şu anda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında devam ettiğini belirtti.

Türkiye'nin İİT Dönem Başkanlığını, geçen yıl nisan ayında yapılan zirvenin ardından devraldığını ifade eden Kalın, şöyle konuştu:

"İİT, 57 üyesiyle İslam dünyasının en büyük devletlerarası kuruluşu ve Birleşmiş Milletler'den sonra da en büyük teşkilat. Hem İslam dünyasının kendi içindeki sorunları çözme anlamında hem de dış dünyayla ilişkileri anlamında elinde önemli imkanlar var, Elbette yapmamız gereken daha fazla şeyler var. Şu anda aslında iki yönlü, iki taraflı süreç izleniyor ve yaklaşım olarak da bizim bunu böyle yönetmemiz gerekiyor. Yani bir tarafta İslam dünyasının içindeki diyalog süreçlerini yoğunlaştırmamız, artırmamız gerekiyor bir taraftan da İslam toplumlarıyla Batı toplumları ile Afrika, Çin, Hint ve diğer toplumlarla diyalog kanallarını açık tutmamız gerekiyor çünkü kendi içimizde bazı meseleleri çözmeden başka toplumlarla oturup bazı şeyleri konuşmak çok verimli de olmuyor."

Kalın, bu noktada daha fazla yapılması gerekenler olduğunu dile getirerek bu anlamda Medeniyetler İttifakı'nın önemli bir girişim olduğuna ve halen devam ettiğine dikkati çekti.

- "Fikirlerin öncülüğü, kurumların öncülüğünden evladır"

Bunu sadece devletler düzeyinde değerlendirmemek gerektiğine işaret eden Kalın, şunları söyledi:

"Fikirlerin öncülüğü, kurumların öncülüğünden evladır. Burada fikirler öncülük yapacak yani aydınlarımız, ulemamız, şairlerimiz, edebiyatçılarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, kanaat önderlerimiz, dini liderlerimiz öncülük edecekler. Bu kanalları açık, canlı tutmada onların rolü son derece önemli. Devlet ve devlet kurumları burada şüphesiz bir kolaylaştırıcı bir rol oynayabilir. Bu olmalı, imkan sağlar vesaire ama içeriği oluşturacak olan zihin ve fikir dünyasının öncüleridir."

- Kıbrıs müzakereleri

"Cenevre'deki Kıbrıs müzakerelerini zamanlama açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusunu yanıtlayan Kalın, Cenevre'de bir dizi görüşme yapıldığını, bu görüşmelerin, yaklaşık 20 aydır devam eden Kıbrıs görüşmelerinin zirve noktası olduğunu vurguladı.

Görüşmelerde belli konularda önemli mesafeler alındığını, belli konularda da görüşmelerin devam ettiğini aktaran Kalın, şöyle devam etti:

"O yüzden şimdi 18 Ocak'ta uzmanlar düzeyinde yeni bir toplantı yapılması için karar alındı ve evvelsi gün de heyetler Cenevre'den ayrıldılar. Biz sürecin geleceği konusunda olumlu ve umutluyuz. Burada iki kesimli, iki toplumlu, iki devletli bir yapının kurulması, siyasi temsil ve eşitlik ilkesinin korunması şartıyla Ada'da bir çözüm bulunması şüphesiz mümkündür. Yaklaşık yarım asırdan fazladır devam eden bu meselenin artık adil, kalıcı ve sürekli bir çözüm ile sonuçlandırılması, Ada için de bizim için de Yunanistan için de çok önemli kazanımlar getirecektir ama Türkiye olarak Ada'daki Kıbrıs Türkleri olarak bizim bahsettiğim ilkelerden de vazgeçmemiz mümkün değil. Müzakereler devam edecek, umarım önümüzdeki günlerde, haftalarda olumlu neticeler alma imkanı olur."

- İslam Ordusu kurulmasına yönelik çalışmalar

"İslam Ordusu" kurulmasına ilişkin çalışmalardaki son duruma ilişkin soru üzerine Kalın, şu değerlendirmeyi yaptı:

"O konuda Suudi Arabistan'ın öncülüğünde bir çalışma başlatıldı. Biz de prensipte buna olumlu yaklaştık. Onunla ilgili çalışmalar da devam ediyor çünkü onun mekanizmalarını çok iyi tanımlamak gerekiyor. Onunla ilgili Suud, Körfez ülkeleri, bizim de içinde olduğumuz Pakistan ve diğer önde gelen İslam ülkelerini, yanlış hatırlamıyorsam 30 küsür civarındaydı, onların da katılım ve katkılarıyla süreç devam ediyor. Biz de buna olumlu bakmaya devam ediyoruz."

- Anayasa değişikliği teklifi

Anayasa değişikliği teklifine ilişkin bir soruyu yanıtlayan Kalın, "Bu anayasa değişikliğiyle Türkiye'de yeni bir yönetim modeline geçilecek. Bununla ilgili Türkiye'de de Batı'da da tartışmalar var. Ben Batı'daki tartışmaların çok ön yargılı ve tarafgir olduğunu görüyorum. Bunun işte 'bir otoriterleşmeye, tek adamcılığa götüreceği, demokratik denetim mekanizmalarının ortadan kalkacağı'na dair birtakım propagandist şeyler konuşuluyor. Halbuki işin gerçeği böyle değil." dedi.

Denetim mekanizmalarının aynen muhafaza edildiğini anlatan Kalın, Cumhurbaşkanının Meclis'i feshettiğinde aynı şekilde kendisinin de seçime gitmek zorunda olacağını belirtti.

- "Darbe başarısız olunca çöpe atıldı"

Kalın, şu görüşlerini aktardı:

"Geriye doğru baktığınızda, 15 Temmuz darbesinden önceki 1-1,5 yıl içinde bu konunun sistematik bir şekilde gündeme getirilmesinin sebeplerinden biri de aslında darbeye zemin hazırlamaktı. 'Türkiye'de bir diktatör var. Tamam darbeler kötü olabilir, demokrasiyi tercih ederiz, darbeyle demokrasi telif edilemez ama hiç olmazsa bir diktatörden kurtulduk' demek için bu söylemi başta FETÖ'cüler olmak üzere, onların müttefiki olan çevreler sürekli işlediler. Birileri de bunu satın aldı. 15 Temmuz darbesinde de bunu elverişli bir zemin olarak kullanacaklardı. Darbe başarısız olunca bu da çöpe atıldı ama hala bakıyorsunuz bunun üzerinden bir Türkiye analizi yapmaya çalışanlar var. Bunun diktatörlükle otoriterlikle uzaktan yakından bir ilgisi yok."

Kalın, dünyada başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerin modellerinin ortada olduğunu bildirdi.

Demokratik denetim mekanizmalarının, kuvvetler ayrılığının açık ve net şekilde sistemde muhafaza edilmesinin önemli olduğunu ifade eden Kalın, anayasa değişikliğinde de bu iki unsurun muhafaza edildiğini söyledi.

Konuşmaların ardından Diyanet İşleri Başkanı Görmez tarafından Kalın'a, kitap hediye edildi.

Programın ardından Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Aile ve Gençlik Merkezi ve Anadolu Ajansı iş birliği ile düzenlenen "15 Temmuz Milli İradenin Yükselişi Sergisi" açıldı.

(Bitti)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×