"İİT 3. Su'dan Sorumlu Bakanlar Toplantısı"

- Cumhurbaşkanı Erdoğan: (2) - "(Diyarbakır Tanışık köyündeki patlama) Burada bir terör örgütünün yüzlerce masum insanı katletmeye yönelik bir eylem teşebbüsü ve bu eylemi hayatları pahasına engelleyen 16 vatandaşımız söz konusudur. Normal şartlarda bir kamyon dolusu patlayıcıyı Diyarbakır şehir merkezinde kullanmayı hedefleyen bir örgütün bu eyleminin tüm dünyada çok ciddi yankı bulması ve şiddetle telin edilmesi lazımdır" - "Daha önce buna benzer birçok terör eylemi oldu ve dünya bunlara hep sessiz kaldı. Bölücü terör örgütünün çeşitli isimler altında rahatlıkla faaliyet gösterdiği hatta desteklendiği Batı ülkeleri başta olmak üzere kimseden bu elim hadiseye yönelik ciddi bir ses çıkmamıştır. Paris'te, Brüksel'de olunca çıkıyor ama Lahor'da, Ankara'da, İstanbul'da, Diyarbakır'da olunca çıkmıyor. İşte bizim içimiz bundan yanıyor. Bu ikircikli tavır nereye kadar? Siyasetin dünyada dürüst olmadığını görüyoruz" - "İİT'nin gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelere yardım eli uzatması çok önemlidir. Bu destek ve iş birliklerinin özellikle su alanında hayata geçirilmesi Müslümanlara yapılacak en hayırlı hizmetlerden biridir. Biri sudur, diğeri elektrik enerjisidir. Bunları başarmamız lazım. Müslümanlar elektrik enerjisinde ve su konusunda dayanışma içerisinde olmalı ve bu iki nimetten mahrum olmamalı"


İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır Tanışık köyündeki patlamaya ilişkin, "Burada bir terör örgütünün yüzlerce masum insanı katletmeye yönelik bir eylem teşebbüsü ve bu eylemi hayatları pahasına engelleyen 16 vatandaşımız söz konusudur. Normal şartlarda bir kamyon dolusu patlayıcıyı Diyarbakır şehir merkezinde kullanmayı hedefleyen bir örgütün bu eyleminin tüm dünyada çok ciddi yankı bulması ve şiddetle telin edilmesi lazımdır." dedi.

Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 3. Su'dan Sorumlu Bakanlar Toplantısı'nın açılışında, Türkiye'nin su kaynaklarının doğru yönetilmesi konusunda ciddi çalışmaları ve birikiminin mevcut olduğunu belirtti.

Bugün ülkede suyu olmayan en küçük bir yerleşim birimi dahi kalmadığını aktaran Erdoğan, su alanındaki güçlerinin kaynağının suyun bol olmasından değil, suyun doğru yönetilmesi konusundaki bilgi birikimi olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada bir başka örnek vereceğim. Paranız bol olur eğer iyi yönetemezseniz iflas edersiniz. Aslolan nedir? Finansı iyi yönetmektir. Eğer iyi yönetirseniz o zaman da başarıya gidersiniz. Su da böyle." diye konuştu.

Kendileri iktidara gelmeden önce suların derelerden akarak denizlere gittiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Güzel de Anadolu'da bir söz vardı. Tercümeyi yapan arkadaşlarım dikkatli yapsınlar. O da şuydu; su akar Türk bakar diyorlardı. Çünkü ne baraj, ne gölet böyle bir şey yok. Biz geldikten sonra bunu tersine çevirdik. 'Su akar Türk yapar' dedik ve barajlarımızı, göletlerimizi çoğalttık, suyu ciddi manada yönetmek suretiyle iyi adımlar attık. Tabii biz bu tecrübemizi tüm Müslüman ülkelerle paylaşmaya hazırız. Bakın biz gelmeden önce Türkiye'de geri dönüşüm denen olay yoktu. Böyle bir uygulama yoktu ama şimdi suyu biz de bu geri dönüşümle tekrar kullanma noktasına geldik. İçme suyunu siz parkların sulamasında kullanırsanız, bu yönetiminde başarısızlık demektir. Ancak atık suyu kalkar bunları arıtmak suretiyle bunları buralarda kullanırsanız, oradan tasarruf etmiş olursunuz. Dolasıyla o içme suyu bu defa evlerinizde içeceğiniz bir su olarak, evde tasarruftan netice alarak değerlendirdiğiniz bir su olur."

- "İstanbul'da bir su problemi yoktur"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, esasen 1990'lı yılların ortalarına gelinene kadar ülkenin pek çok şehriyle birlikte İstanbul'un da ciddi bir su sıkıntısıyla karşı karşıya olduğunu dile getirerek, kentin su sorununu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde bugün Orman ve Su İşleri Bakanı olan Veysel Eroğlu ile kurdukları güzel bir ekiple çok kısa zamanda çözdüklerini söyledi.

İstanbul'un o dönem ciddi manada susuz olduğuna değinen Erdoğan, "Birçok yerlerde adeta su istasyonları kurulmuştu. Oralardan bidonlarla su satın alınırdı ve evlerdeki küvetler yıkanmak için değil, suları adeta depolamak için kullanılırdı. O duruma gelinmişti ve 1,5-2 yılda biz 180 kilometreden dağları delerek İstanbul'a suyu getirdik. Getirmekle kalmadık tabii bütün şebekeler iş görmekten çıkmıştı, bütün bu şebekeleri yenilemek suretiyle su kaçaklarını çok çok ciddi manada önlemiş olduk." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, bütün bunlarla 2 yılda İstanbul'un artık geleceğe yönelik umutlarının arttığı bir şehir olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"O zaman nüfusumuz 8 milyondu. Bugün 15 milyon nüfuslu bir İstanbul var. Artık bugün İstanbul'da bir su problemi olmadığı gibi, 2071 yılına kadar da gereken planlamalar yapılmıştır. Su alanındaki hizmetlerimizi kendi topraklarımızla sınırlı tutmuyoruz. Orman ve Su İşler Bakanlığımız ve TİKA vasıtasıyla Afrika'da pek çok altyapı projesine, yardım faaliyetine ve eğitim çalışmasına imza atıyoruz. Son olarak su konusunda dünya çapında bir projeyi hayata geçirdik. Az önce değerli Bakanım da buna değindi. Ülkemizden Kıbrıs Adası'na, Kuzey Kıbrıs'a denizin altından geçen borularla yaklaşık 550 milyon dolara mal olan böyle bir hattı gerçekleştirdik. Tabii bu birilerinin hakikaten akıl veremediği, düşünemediği bir konuydu. 'Olmaz' dedikleri şey hamdolsun oldu, yapıldı ve şu anda Kuzey Kıbrıs, Türkiye'den gelen bu suyu kullanıyor. Hatta biz merhamet medeniyetinden geliyoruz ya merhamet medeniyetinden geldiğimiz için de Güney Kıbrıslılara seslendik. 'Bak zaman zaman sizin su sıkıntınız oluyor, gemilerle size su geliyor, tankerler size su geliyor. Biz Güney Kıbrıs'a da su vermek suretiyle bir barış projesini gerçekleştirebiliriz.' dedik. Şu ana kadar herhangi bir talepleri olmadı ama biz görevimizi yaptık."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projeyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 50 yıllık içme ve tarımsal su ihtiyacını şu anda karşıladıklarına dikkati çekti.

- "Sular boşuna akıp gidiyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, projenin Müslüman ülkeler arasında iş birliğine önemli bir örnek teşkil ettiğine inandığını dile vurgulayarak, İİT içindeki gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelere yardım eli uzatmasının çok önemli olduğunu kaydetti.

Bu destek ve iş birliklerinin özellikle su alanında hayata geçirilmesinin Müslümanlara yapılacak en hayırlı hizmetlerden olduğunu aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Biri sudur, bir diğeri de elektrik enerjisidir. Bunları başarmamız lazım. Müslümanlar, elektrik enerjisinde ve su konusunda dayanışma içerisinde olmalı ve bu iki nimetten mahrum olmamalı. Toplantı sonucunda kurulacak olan Su Konseyinin tüm İslam coğrafyasında bu kaynağın doğru kullanılmasıyla başlayacak kalkınma hamlesine vasıta olmasını temenni ediyorum. Enerji dedik niye? İslam dünyasında öyle ülkelerimiz var ki oralarda da sular boşuna akıp gidiyor. Çok verimli su kaynaklarına sahip olan dünyada İslam ülkelerinin olduğunu biliyorum ama bu su rezerv edilmiyor. Halbuki bu rezerv edilse, barajlarla bunlar rezerv edilse, buralarda hidroelektrik santraller kurulsa bu ülkelerimiz enerji noktasında da çok ciddi imkanlara sahip olacakları gibi, enerji nimetini de kendileri için de çok ciddi bir parasal kaynağa dönüştürme fırsatını da yakalayacaklardır."

- Tanışık köyündeki patlama

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, "Geçtiğimiz perşembe günü Diyarbakır şehir merkezine, belki diyeceksiniz ki 'Bunun bizimle ne alakası var?' Dünyada terör olayı hepimizin ortak sorunu." diyerek, Diyarbakır Tanışık köyündeki patlamaya ilişkin şu bilgileri verdi:

"Dünyada terör olayı hepimizin ortak sorunu. Diyarbakır ilimize yaklaşık 20 kilometre mesafedeki Tanışık köyü yakınlarında büyük bir patlama meydana geldi. Yapılan incelemede olayın şu şekilde cereyan ettiği ortaya çıktı. Terör örgütü mensupları Bingöl'de yol çalışmasında kullanılan bir kamyonu çalarak, araca bomba yüklüyorlar. Bu aracı tali yolları kullanarak güvenlik güçlerinin denetimine takılmadan Diyarbakır şehir merkezine sokmaya çalışıyorlar. Tanışık köyüne geldiklerinde Seyithan Yakar isminde daha önce AK Parti İl Yönetim Kurulu Üyeliği de yapmış bir vatandaşımız durumdan şüphelenerek teröristlere müdahale ediyor. Çıkan tartışmanın ardından teröristler kamyonla birlikte Dürümlü mezrasına doğru kaçmaya başlıyorlar. Tanışık köyündeki vatandaşlarımız da iki araçla kamyonu takibe başlıyorlar. Bunlar 52 kardeş. Mezraya geldiklerinde teröristler kendilerine rehberlik eden başka bir otomobile geçerek Tanışık köyünden gelen vatandaşlarımıza ateş açıyorlar. Çatışma sürerken kamyonun bulunduğu yerden uzaklaşan teröristler, bombayı ateşliyorlar. Yaklaşık 10-15 ton olduğu değerlendirilen bombanın havaya uçmasıyla kamyon ve onların yakınındaki iki araçta bulunan 16 vatandaşımız hayatını kaybediyor. Bomba öyle bir büyük etkiyle patlıyor ki geri de ne araçtan, ne de 16 vatandaşımızın 4'ü hariç 12'sinin cesedinden dahi bir parça kalmıyor. Şu anda parçalar toplanmak suretiyle 4 vatandaşımızın cenazesi bütün olarak bulunuyor, defnediliyor, diğer vatandaşlarımızın durumu ancak DNA testiyle ortaya çıkartılabiliyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, olayın kınanmamasını eleştirerek, şunları kaydetti:

"Burada bir terör örgütünün yüzlerce masum insanı katletmeye yönelik bir eylem teşebbüsü ve bu eylemi hayatları pahasına engelleyen 16 vatandaşımız söz konusudur. Normal şartlarda bir kamyon dolusu patlayıcıyı Diyarbakır şehir merkezinde kullanmayı hedefleyen bir örgütün bu eyleminin tüm dünyada çok ciddi yankı bulması ve şiddetle telin edilmesi lazımdır. Daha önce buna benzer birçok terör eylemi oldu ve dünya bunlara hep sessiz kaldı. Bölücü terör örgütünün çeşitli isimler altında rahatlıkla faaliyet gösterdiği hatta desteklendiği Batı ülkeleri başta olmak üzere kimseden bu elim hadiseye yönelik ciddi bir ses çıkmamıştır. Paris'te, Brüksel'de olunca çıkıyor ama Lahor'da, Ankara'da, İstanbul'da, Diyarbakır'da olunca çıkmıyor. İşte bizim içimiz bundan yanıyor. Bu ikircikli tavır nereye kadar? Siyasetin dünyada dürüst olmadığını görüyoruz."

Erdoğan, bölücü örgütün eylemi açıkça sahiplendiği halde ne teröre karşı hassasiyet gösterdiğini iddia eden ülkeler ne insan hakları örgütlerinin ne de medyanın bu meseleyle ilgilendiğini vurguladı.

(Sürecek)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×