Hava Kuvvetleri Komutanı Ünal'ın ifadesi (2)

- Orgeneral Ünal: "Beni, Akıncı 4. Ana Jet Üssü Harekat Komutanı Kurmay Albay Ahmet Özçetin karşıladı. Bana 'Hoşgeldiniz komutanım' dedi. Ben kendisine 'Hoş bulmadık' dedim. Bana, 'Bozulmuş ayarları düzeltmeye çalışıyoruz' dedi. Ben de 'Senin ayarın bozulmuş' dedim" - "Beni önceden hazırlanmış olan, içinde sadece bir sandalye bulunan odaya aldılar, cep telefonlarımı istediler, 2 silahlı şahsı da kapıya diktiler. Odamdan kendisi çıkarken 'Size Allah akıl fikir versin, Allah sizi ıslah etsin, başka da bir şey demiyorum, seni de bir daha görmek istemiyorum' dedim" - "Kapıyı üzerime kilitlediler ve ertesi gün saat 05.30'a kadar bu odada kaldım. Yanıma sadece sabahleyin kahvaltı getirdiler. Bu esnada ellerimi ve ayaklarımı kelepçelemediler, gözlerimi de kapatmadılar" - "Akın Öztürk, karargaha gittiğini, orada bu işi yapan ekiple görüşerek bu işten vazgeçmeleri gerektiğini, başarılı olamayacaklarını, bu işin felaketle sonuçlanma ihtimalinin çok yüksek olduğunu söylediğini bana aktardı. Ancak ikna olmadıklarını, özellikle genç ekibin ısrarlı olduğunu, ancak meydanın bombalanmasından sonra artık durumu kaybettiklerini anladıklarını, tamamen kırıldıklarını ve bu işi sonlandırmak için çözüm yolu aradıklarını ifade etti" - "Akın Öztürk'ün onlara söylemesi üzerine bu darbeye teşebbüs eden askerlerin neden müdahale etmediklerini ya da neden Akın Öztürk'ü derdest edip etmediklerini bilemiyorum"

Hava Kuvvetleri Komutanı Ünal'ın ifadesi (2)

ANKARA (AA) - Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında savcılığa "mağdur" sıfatıyla verdiği ifadede, Akıncı 4. Ana Jet Üssü'ne götürüldüğünde kendisini karşılayan Harekat Komutanı Kurmay Albay Ahmet Özçetin'in "Hoşgeldiniz komutanım" dediğini, ona "Hoş bulmadık" karşılığı verdiğini belirterek, "Bana, 'Bozulmuş ayarları düzeltmeye çalışıyoruz' dedi. Ben de 'Senin ayarın bozulmuş' dedim" ifadesini kullandı.

Uçaktan inince kendisini genç bir üsteğmenin kullandığı minibüse bindirdiklerini, özellikle uçuş hattını dolaştırarak, buradaki faaliyetleri görmesini sağladıklarını söyleyen Ünal, beyanına şöyle devam etti:

"Bütün uçaklar, yaklaşık 16 uçak uçuşa hazırlanmış, yarıdan fazlası hakiki mühimmat yüklü, bomba yüklü. Personeli orada sürekli bir faaliyet halinde gördüm. Beni bu uçuşların yapıldığı filo komutanlığının önüne getirdiler. Bu filo '141. Filo' olarak bilinir. Minibüsten indiğimde ortalıkta 30'a yakın pilot gördüm, çoğunluğu teğmen, üsteğmen rütbesindeydiler, ancak binbaşı ve üstsubay rütbesinde olanlar da vardı. Hepsinin göğsünün üzerinde bulunan isimlikleri sökülmüştü. Beni, Akıncı 4. Ana Jet Üssü Harekat Komutanı Kurmay Albay Ahmet Özçetin karşıladı. Bana 'Hoşgeldiniz komutanım' dedi. Ben kendisine 'Hoş bulmadık' dedim. Bana, 'Bozulmuş ayarları düzeltmeye çalışıyoruz' dedi. Ben de 'Senin ayarın bozulmuş' dedim. Tüm konuşmamız bundan ibaret oldu. Beni önceden hazırlanmış olan, içinde sadece bir sandalye bulunan odaya aldılar, cep telefonlarımı istediler, 2 silahlı şahsı da kapıya diktiler. Odamdan kendisi çıkarken 'Size Allah akıl fikir versin, Allah sizi ıslah etsin, başka da bir şey demiyorum, seni de bir daha görmek istemiyorum' dedim ve ayrıldım. Kapıyı üzerime kilitlediler ve ertesi gün saat 05.30'a kadar bu odada kaldım. Yanıma sadece sabahleyin kahvaltı getirdiler. Bu esnada ellerimi ve ayaklarımı kelepçelemediler, gözlerimi de kapatmadılar."

Abidin Ünal, sabah 09.30 sularında meydan pistlerine bombalar atıldığını duyduğunu bildirdi.

Bu saatten sonra tutulduğu binadaki seslerin kesildiğini ifade eden Ünal, bu esnada üs karargahında bulunan tüm personelin toplantıya çağrıldığını sonradan öğrendiğini, saat 12.00'ye kadar sessizliğin sürdüğünü dile getirerek, 12.00 sularında eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk'ün kendisinin bulunduğu odaya uğradığını ifade etti.

Orgeneral Ünal, şunları kaydetti:

"Kendisine durumun ne olduğunu sordum. O da bana, kendisine tarafımdan telefon edildiğinde 4. Ana Jet Üssü Komutanını telefonla aradığını, telefonu Tuğgeneral Hakan Evrim değil, Tümgeneral Kubilay Selçuk'un açtığını söyledi. Selçuk, İzmir'de bulunan 2. Ana Jet Üs Komutanıdır. Kubilay Selçuk'a burada ne yaptığını sorduğunda, Kubilay Selçuk'un kendisine faaliyete devam ettiklerini, kendisinin de gelmesini beklediğini ifade ettiğini söyledi.

Akın Öztürk, karargaha gittiğini, orada bu işi yapan ekiple görüşerek bu işten vazgeçmeleri gerektiğini, başarılı olamayacaklarını, bu işin felaketle sonuçlanma ihtimalinin çok yüksek olduğunu söylediğini bana aktardı. Ancak ikna olmadıklarını, özellikle genç ekibin ısrarlı olduğunu, ancak meydanın bombalanmasından sonra artık durumu kaybettiklerini anladıklarını, tamamen kırıldıklarını ve bu işi sonlandırmak için çözüm yolu aradıklarını ifade etti.

Saat 09.00'dan 12.00'ye kadar Akın Öztürk'ün, damadı olan Hakan Karakuş'a durumu iletip iletmediğini, bu konularda konuşup konuşmadığını bilemiyorum. Ayrıca bu darbe yapan askerlere karşı anlattığım şekilde yaptıklarının yanlış olduklarını, Akın Öztürk'ün onlara söylemesi üzerine bu darbeye teşebbüs eden askerlerin neden müdahale etmediklerini ya da neden Akın Öztürk'ü derdest edip etmediklerini bilemiyorum."

- "Her odada bir general, eli ve ayağı bağlı..."

Ünal, Öztürk'ün ayrıca kendisine Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler'in de Akıncı'da bulunduğunu ve kendileriyle görüştüğünü söylediğini aktardı.

Akın Öztürk'ün, artık olayın sonuçlanmak üzere olduğunu, darbecilerin teslim olmayı planladıklarını söylediğini ifade eden Abidin Ünal, Öztürk'ün bir daha uğrayacağını söyleyerek, bulunduğu yerden ayrıldığını ve saat 15.30 sularında tekrar geldiğini anlattı.

Ünal, şu beyanda bulundu:

"İkinci Başkan ile beraber olduğunu ve çıkabileceğimizi söyledi. Dışarı çıktık. İkinci Başkan ile görüştüm. Ayrıca İstanbul'da beraber olduğum generallerin de Akıncı Üssü'ne getirildiğini duydum. 'Onları bulmadan ayrılmayalım' dedim ve Yuvam 2 adlı eski bir misafirhanede tutulduklarını, elinde telsiz bulunan sivil kıyafetli bir askerden öğrendim. Bizi bu asker misafirhaneye götürdü. Vardığımızda hiçbir güvenlik görevlisinin kalmadığını, çoğunun teçhizatlarını bırakarak kaybolduğunu, odalara girdiğimizde ise her bir odada bir general, eli ve ayağı bağlı, gözü kapalı, neredeyse kurbanlık koyun gibi beklemekte olduğunu gördük. Kısa sürede makas ve bıçaklarla kelepçeleri ve bağları çözdük. Bu kelepçe ve bağları çözerken 2. Başkan Orgeneral Güler ve burada bulunan 15 kişilik ekip yanımızda bulunuyordu. Öztürk de bu kelepçeler çözülürken yanımızda bulunuyordu. Hakan Karakuş'u bu arada hiç görmedim, kendisiyle de hiç görüşmedim."

- "Eskişehir'de aldığımız tedbirlerin ne kadar etkili olduğunu gördük"

Hava Üssünden Karargah Merkezine geldikten sonra Akın Öztürk'ün de geldiğini bildiren Orgeneral Ünal, Hava Karargah Merkezinde, diğer derdest edilmiş generaller Korgeneral Hasan Küçükakyüz, Korgeneral Mehmet Şanver, Korgeneral Fikret Erbilgin, Korgeneral Atilla Gülan, Tümgeneral Mehmet Özlü, Tuğgeneral Bahri Biber, Tuğgeneral Ahmet Biçer, Tümgeneral Haluk Şahar ve Tümgeneral Fethi Alpay'ın da bulunduğunu aktardı.

Öztürk'ün, kendilerinin ardından Hava Kuvvetleri Karargah Merkezine geldiğini söyleyen Ünal, "Öztürk, Akıncı Üssü'nden firar eden diğer darbecilerle birlikte araziye doğru kaçmadı. Bizim hemen arkamızdan Hava Kuvvetleri Karargah Merkezine, tahminime göre Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler'in arabasıyla geldi. Akşam saat 20.00 sıralarında karargahtan birlikte ayrıldık." dedi.

Abidin Ünal, şöyle devam etti:

"Hava Kuvvetlerinden 10 general Akıncı'daydı. Tahminime göre 5 tane de karacı general vardı. 2. Başkan kendi makam arabasıyla, ben makam arabamla, yanımda Mehmet Şanver ile Akıncı'dan ayrıldık. Diğer generaller de arka arkaya bizi takip ettiler. Hava Kuvvetleri Karargahına geldiğimizde, Hava Kuvvetleri Harekat Merkezini işgal eden 2 Tuğgeneral, 1 Albay ve elindeki silahla cep telefonu toplayan Tuğgeneralin ve benim özel sekreterim Binbaşı Gökhan'ın da Merkez Komutanlığı tarafından gözaltına alınıp götürüldüğünü gördüm. Öğrendiğime göre Tümgeneral Cevat Yazgılı akşam görev verdikten itibaren Karargahtaki Güvenlik Merkezinde güvenlik ekibi ile beraber durumu takip etmiş ve en sonunda Hava Kuvvetleri Harekat Merkezini işgal edenlerin teslim olmasına da nezaret etmiş. Buna rağmen Cevat Yazgılı'yı da tutuklamışlar. Cevat Yazgılı, Albay Veysel Kavak'ın kendisini derdest edenlerden olması nedeniyle şikayetçi olduğunu, ancak Merkez Komutanlığınca götürülmediğini bana söyledi. Ben de kendisine 'Şikayetin devam ediyorsa Merkez Komutanını ara' dedim. Yazgılı, Merkez Komutanını aradıktan sonra oradan gelen albayın elindeki listede Cevat Yazgılı'nın da isminin olması nedeniyle hem Veysel Kavak hem de Cevaz Yazgılı'nın gözaltına alındığını öğrendim."

Tüm bu olaylarda Eskişehir'de aldıkları tedbirin ne kadar etkili olduğunu öğrendiğini ifade eden Orgeneral Ünal, "Zira Sayın Başbakan ile Sayın Milli Savunma Bakanının, Eskişehir'deki Harekat Merkezi ile direkt temas halinde Akıncı Üssü'ndeki faaliyetlerin bastırılması konusunda plan geliştirdiklerini ve Eskişehir 1. Ana Jet Üs F4 uçaklarıyla Akıncı 4. Ana Jet Üs pistlerini kapatmak için her bir pisti 3 noktadan kesecek şekilde bombaladılar ve Akıncı Üssü'nden uçuş faaliyetlerini kestiler. Ayrıca meydanın 3 ayrı noktasına psikolojik baskı amacıyla da bombalama yaptılar. Bunları yaparken herhangi bir personelden zayiat olmamasına azami gayret gösterdiler. Daha sonra Eskişehir'deki faaliyetin ne kadar önemli olduğunu, Sayın Başbakan ve Sayın Milli Savunma Bakanı, orada bulunan generallerin adını vererek övgüyle bahsettiler."

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal, tüm bu olaylar sırasında darbedilmediğini, hakaret ve tehditle karşılaşmadığını, eylemleri yapan herkesten davacı ve şikayetçi olduğunu belirtti.

(Bitti)


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×