Güvenlik-İş Sendikası Başkanlar Kurulu Programı

- Türk-İş Genel Başkanı Atalay: - "Taşeron lafı da hoş bir laf değil. Ülkenin gündemine oturdu ama hoş bir laf değil, bunun adını da değiştirmek lazım, bir şey bulmak lazım" - "Bu hainler Türkiye'nin her yerine girdiler en az girdikleri yerlerden bir tanesi sendikalar. Bizim içimize giremediler, sendika kurdular, içimize girselerdi sendika kuramazlardı" - Antalya Valisi Karaloğlu: - "Küresel terörün ortalığı kasıp kavurduğu, bütün milletleri, ülkeleri tehdit ettiği bir ortamda insanların güvenli bir sokakta, şehirde, güven içerisinde yaşama ihtiyacı, beslenme ihtiyacının, yeme içme ihtiyacının bile önüne geçmiştir"

Güvenlik-İş Sendikası Başkanlar Kurulu Programı

ANTALYA (AA) - Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, "taşeron" sözünün "hoş olmadığını" ifade ederek, "Ülkenin gündemine oturdu ama hoş bir laf değil, bunun adını da değiştirmek lazım, bir şey bulmak lazım." dedi.

Antalya'nın Kemer ilçesinde bir otelde düzenlenen "Güvenlik-İş Sendikası Başkanlar Kurulu Programı ve Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Semineri"ne, Vali Münir Karaloğlu, Türk-İş Genel Başkanı Atalay, Güvenlik-İş Sendikası Genel Başkanı Ömer Çağrıcı, Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Hasan Öztürk katıldı.

Başkan Atalay, burada yaptığı konuşmada, 15 Temmuz'daki süreci herkesin yaşadığını, yaşamaya da devam ettiklerini belirterek, tarihe de bakılsa böyle bir hainliğin görülemeyeceğini söyledi. Vatan hainlerine seslenen Atalay, "En iyi evlerde kalın, en iyi araçlara binin, çocuklarınız en iyi okullarda okusun, bir de bunlara annemize babamıza eder gibi dua ediyoruz. Bunların 15 Temmuz'da yaptıkları, biz bunları sınırlarımızı koruyun diye ellerine son sistem silahlarımızı vermişiz. Bunlar o gece sınırlarımızı boşalttılar. Bu hainliği, kahpeliği görürken kafayı bozmamak, mideyi delmemek mümkün değil." diye konuştu.

15 Temmuz'un unutulmaması, gelecek nesillere unutturulmaması gerektiğine dikkati çeken Atalay, "ama", "ancak" diyenlerin FETÖ kadar suçlu ve hain olduğunu belirtti. Darbe girişiminin bedelinin ülke olarak ödendiğini,Türkiye'ye gönül vermiş ülkelerin, Müslümanların ödediğini anlatan Atalay, şunları kaydetti:

"15 Temmuz'dan evvel her gün televizyonlarda, gazetelerde taşeronu konuşuyorduk. Sayın Valimizin biraz önce bir ifadesi var. Taşeron lafı da hoş bir laf değil. Ülkenin gündemine oturdu ama hoş bir laf değil, bunun adını da değiştirmek lazım, bir şey bulmak lazım. Ama her gün bu konuyu konuşuyorduk, muhalefet, iktidar konuşuyordu, biz konuşuyorduk, siz konuşuyordunuz. Asgari ücreti, geçici işçileri, işsizliği konuşuyorduk. Her gün ortalama dört kişi ölüyor, iş kazalarını konuşuyorduk. Şimdi bunların hiçbirini konuşmuyoruz, öyle bir ortam, imkan yok."

FETÖ soruşturmaları kapsamında, masum insanlara iftira atanların da FETÖ kadar hain olduğunu dile getiren Atalay, sapla samanı ayırmak gerektiğini anlattı.

Atalay, güvenlik görevlilerinin de polis kadar gayret sarf ettiğini, asıl işi yapan herkesin kadroya geçmesi gerektiğini savunan Atalay, işçilik işi yapanın işçi, memurun işini yapanın memur olmasını istedi. İlerki günlerde taşeronlarla ilgili bir toplantı yapılacağını anlatan Atalay, "Bu hainler Türkiye'nin her yerine girdiler en az girdikleri yerlerden bir tanesi sendikalar. Bizim içimize giremediler, sendika kurdular, içimize girselerdi sendika kuramazlardı. Güvenlik-İş'in Türk-İş'in görevi, nerede bir FETÖ'cü varsa onu alıp, temizlemek, dışarı atmaktır." diye konuştu.

- "Güvenlik, beslenme kadar önemli"

Vali Karaloğlu da Güvenlik ve Sağlık sendikalarının, üretimde verimi ve kaliteyi artırmak için önemli olduğunu söyledi.

Güvenlik ve sağlığın insanlığın en önemli iki ihtiyacı olduğuna değinen Karaloğlu, "Bugün bu küresel terörün ortalığı kasıp kavurduğu, bütün milletleri, ülkeleri tehdit ettiği bir ortamda insanların güvenli bir sokakta, şehirde, güven içerisinde yaşama ihtiyacı, beslenme ihtiyacının, yeme içme ihtiyacının bile önüne geçmiştir." dedi.

Karaloğlu, 2013'ün Mayıs ayında her şeyin "çok iyi" denildiği bir dönemde Gezi Parkı olaylarıyla başlayan süreçlerin sonunda 15 Temmuz'da en alçağının yaşandığını dile getirdi. Antalya'da o gece hiçbir askerin sokağa çıkmadığını, hiçbir askeri aracın sokakta yürümediğini, hiçbir askerin herhangi bir kuruma gidip, "Biz burayı teslim almaya geldik" demeden süreci yönettiklerini belirten Karaloğlu, Antalya'da yaşayan hiç kimsenin Ankara'da, İstanbul'da, Sakarya'da insanların yaşadığı gibi bir travma yaşamadığını vurguladı.

Singapur Dışişleri Bakanı Vivian Balakrishnan'ı yemekte misafir ettiklerini anlatan Karaloğlu, "O bile aynı şeyi ifade ediyor. Diyor ki 'Korkarım ki başarılı olsalardı Suriye ve Irak gibi olurdunuz.' Dışarıdan birisi söylüyor bunu, aynen bunun kapısından döndük. Bu millet buna izin vermedi, vermeyecek de..." diye konuştu.

Karaloğlu, turizm sezonunun iyi geçmediğini, kışın eğitim seminerlerinin önemli olduğunu belirterek, sendika temsilcilerinden destek istedi.

- "Kamuda çalışanlar memurluğa alınmalı"

Güvenlik İş Sendikası Başkanı Çağrıcı da özel güvenlik görevlisi olarak 2004'te çalışma hayatına katıldıkların belirterek, tüm kamu kurumunda çalışanların devlet memurluğuna alınmasını talep etti.

Hain darbe girişiminden sonra, özel güvenlik görevlilerine "iftira atıldığını" savunan Çağrıcı, kendilerini anlatmaya çalıştıklarını belirtti.

Sağlık İş Sendikası Genel Başkanı Öztürk ise iş kolu yönetmeliğini değiştirmek gerektiğini ifade etti.

Açılış konuşmalarının ardından eğitim seminerlerine geçildi.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×