FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin soruşturma

- Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Öztürk: (2) - "Benim, bu darbeye iştirak etmediğime Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Hava Kuvvet Komutanı Abidin Ünal, Genelkurmay İkinci Başkanı Yaşar Güler ve orada bulunan diğer havacı generaller tanıktır" - "Benim tecrübelerime göre, bu askeri darbeye teşebbüsü paralel yapının gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Ancak bu işi TSK içerisinde kimin organize edip, gerçekleştirdiğini kestiremiyorum" - "Askeri darbe girişimi güçsüz bir Türkiye isteyen yabancı misyonların işi olabilir. Pensilvanya'daki kişinin emirle bu işi yaptırabilecek gücü yoktur. Bu olayda paralel yapı kullanılmış olabilir"

FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin soruşturma

ANKARA (AA) - Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine yönelik soruşturma kapsamında, gözaltına alınan eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk, savcılık ifadesinde, "Benim, bu darbeye iştirak etmediğime Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Hava Kuvvet Komutanı Abidin Ünal, Genelkurmay İkinci Başkanı Yaşar Güler ve orada bulunan diğer havacı generaller tanıktır." dedi.

FETÖ'nün darbe girişimine yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve tutuklanması istemiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen Öztürk'ün savcılığa verdiği 3 sayfalık ifadeye ulaşıldı.

Öztürk, ifadesinde Genelkurmay Başkanı'nın sabah erken saatlerde Başbakanlığa gitmesinin ardından, Akıncı Üssü'nde bir saat kadar daha kaldığını, her şeyden emin olduktan sonra helikopter ile Başbakanlığa gitmeyi planladığını belirtti.

Helikoptere bindiğini ancak o sırada havada başka uçak ve helikopterlerin bulunduğunu anlatan Öztürk, havadaki uçaklardan kendisine ateş açıldığını, bunun üzerine üsse geri döndüğünü aktardı.

Akın Öztürk, hakkındaki iddialara ilişkin, şunları kaydetti:

"Bir süre sonra üsten helikopterle ayrılmak için teşebbüste bulundum. Bacağımdan yaralandım. Beni yaralayan mermilerin uçaklardan açılan ateş sonucu mu yoksa yerdeki birliklerden mi açıldığını bilmiyorum. Üsse geri döndüm. Bu sırada Mehmet Dişli ile irtibat halindeydim. O Genelkurmay Başkanı'yla helikoptere binip, Başbakanlığa gitmişti. Kendisiyle cep telefonu üzerinden irtibat halindeydim. Daha sonra Genelkurmay İkinci Başkanı'nın üste olduğunu öğrendim. Onun bulunduğu odaya gittim. Gözleri bağlıydı, gözlerini açtım. El ve ayakları bağlıydı, çözdüm. Onunla helikoptere binip üsten uzaklaşamadık, çünkü havada uçaklar dolaşıyordu. Uzun süre üste kaldık. Üste başka bir yerde Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ve diğer generallerin bulunduğunu bu sırada öğrendim. Önce Abidin Ünal'ı ziyaret ettim."

Yaklaşık 10 kadar generalin üste tutulduğunu anlatan Öztürk, ifadesine şöyle devam etti:

"Abidin Ünal'ı koruması için başına iki nöbetçi koydum. Daha sonra Yaşar Güler'e gidip, bunları anlattım. Yaşar Güler, Özel Kuvvetler Komutanı'yla görüştü. Onun üsse geldiğini söyledi. Yaklaşık 2-3 saat kadar bekledik. Özel Kuvvetler Komutanı'nın gelmesi gecikti. Çevrede birçok yere bakıp döndüğü için geç kaldı. Ayrıca olay yerine Yaşar Güler, askeri savcıları çağırdı. Askeri savcılar olay yeri tespitine başladı. Ben üste Fahri Kasırga, Kara Kuvvet Komutanı, Kurmay Başkanı, Emir Subayı ve Özel Kalem Müdürünün de orada olduğunu öğrendim. Bu sırada Özel Kuvvetler Komutanı Albay Murat üsse girip, Fahri Kasırga ve Kara Kuvvetleri Komutanı'nı kurtardı. Kara Kuvvetleri Komutanı'nı, onun çıkarıp çıkarmadığını tam olarak bilemiyorum. Yaşar Güler'i yanıma alıp, önce Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal'ın yanına gittik. Daha sonra misafirhanede tutulan hava generallerini kurtardık. Daha sonra Yaşar Güler ile arkamızda başka bir araçta Abidin Ünal olduğu halde, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na geldik. Biz, Abidin Ünal ile karargahta kaldık. Yaşar Güler evine gitti. Benim hakkımda çeşitli iddialar çıktığı için bu iddiaları yalanlamak için basın bildirisi hazırladım ve bunu yayınladım. Daha sonra ben de evime gittim ve beklemeye başladım. Beni gelip alacaklarını düşünüyordum. Gece saat 01.30 sıralarında Merkez Komutanı beni gözaltına aldı. Daha sonra emniyet ekiplerine teslim edildim. Benim, bu darbeye iştirak etmediğime, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Hava Kuvvet Komutanı Abidin Ünal, Genelkurmay İkinci Başkanı Yaşar Güler ve orada bulunan diğer havacı generaller tanıktır. Dinlenmelerini isterim."

Paralel yapıya karşı mücadele ettiğini, bu konuda eski Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, emekli Hava Pilot Yarbay Mehmet Yıldırım, emekli Astsubay Cahit Demirbüken ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın da dinlenebileceğini vurgulayan Akın Öztürk, "Hakan Fidan'a Etimesgut Hava Hastanesi Başhekimliği'nden gelen listeyi elden verdim. Araştırıp, sonucunu bildirmesini söyledim. Ben ordu içerisindeki paralel yapıyla mücadele etmek için elimden gelen gayreti gösterdim. Benim tecrübelerime göre, bu askeri darbeye teşebbüsü paralel yapının gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Ancak bu işi TSK içerisinde kimin organize edip, gerçekleştirdiğini kestiremiyorum. Benim bu konuda herhangi bir bilgim yoktur. Beni atama listesinde Genelkurmay İkinci Başkanı olarak göstermişler. Ben gerçekte Genelkurmay İkinci Başkanı'ndan kıdemliyim." diye konuştu.

Özellikle Hava Kuvvetleri Komutanlığı döneminde paralel yapıyla çok mücadele ettiğini, bu yapıdan olduğu için birçok kişiyi Hava Harp okullarına almadığını, hatta İzmir'deki askeri casusluk olayının iddia edildiği gibi değil, bir fuhuş konusu olduğuna ilişkin birçok faaliyette bulunduğunu aktardı.

"TSK milletin bir kesitidir. TSK öğrenci seçim aşamaları çok sıkı yapılmaktadır. Buna rağmen, yine de sızmalar gerçekleşmektedir." diyen Öztürk, TSK ve Hava Kuvvet Komutanlığı içerisinde bu yapıdan kaç kişinin olduğunu bilmediğini kaydetti.

Öztürk, "Askeri darbe girişimi güçsüz bir Türkiye isteyen yabancı misyonların işi olabilir. Pensilvanya'daki kişinin emirle bu işi yaptırabilecek gücü yoktur. Bu olayda paralel yapı kullanılmış olabilir." dedi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ı gördüğünde boynunda yara izleri olduğunu fark ettiğini anlatan Öztürk, şu an çok yorgun olduğunu, daha sonra ayrıntılı beyanda bulunabileceğini belirtti.

Öztürk, "Ben bu işin içerisinde yer alan generallerle tek satır konuşmadım. Bu da benim iştirak etmediğimi gösterir." diye konuştu.

Akın Öztürk'ün avukatı Emine Bilge Kalaycı da müvekkilinin vücudunda birçok ekimoz ve yaralamalar bulunduğunu, gözaltında uzun süre kaldığı için zaman ve yer konusunda hata yapmış olabileceğini belirterek, bunların zapta geçmesini istedi.

(Bitti)






Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×