Eşi faili meçhul cinayete kurban giden kadına tazminat

- Anayasa Mahkemesi, eşi 1994'te Diyarbakır'da öldürülen ve zaman aşımı sürecinde olayın faillerine ulaşılamadığı için bireysel başvuruda bulunan kadının kocasının yaşam hakkının ihlal edildiğine karar vererek, 30 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti

Eşi faili meçhul cinayete kurban giden kadına tazminat

ANKARA (AA) - Anayasa Mahkemesi, eşi 1994'te Diyarbakır'da öldürülen ve zaman aşımı sürecinde olayın faillerine ulaşılamadığı için bireysel başvuruda bulunan kadının kocasının yaşam hakkının ihlal edildiğine karar vererek, 30 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümünün Resmi Gazete'de yayımlanan kararına göre, Diyarbakır'da 1994'te taksicilik yapan S.G, kimliği belirsiz kişilerce öldürüldü. Olayla ilgili açılan soruşturmada dava zaman aşımı olarak belirlenen 9 Mayıs 2014'e kadar yapılan çalışmalarda da olayın fail ya da faillerine ulaşılamadı, ölene ait otomobil bulunamadı. Zaman aşımı dolduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

S.G'nin eşi M.G'nin karara yaptığı itiraz, Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesince reddedildi.

Kararın kesinleşmesinin ardından M.G, eşinin öldürülmesine ilişkin etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek, maddi ve manevi tazminat isteminde bulundu.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kadının eşinin yaşam hakkının ihlal edildiğine karar vererek, 30 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

- "Soruşturmanın amacı, sorumluların hesap vermelerini sağlamak"

Anayasa Mahkemesinin kararında, yürütülen ceza soruşturmalarının amacının, yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili şekilde uygulanmasını ve sorumluların ölüm olayına ilişkin hesap vermelerini sağlamak olduğu vurgulandı.

Soruşturma makamlarının resen harekete geçmesi ve ölüm olayını aydınlatabilecek, sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplaması gerektiğine işaret edilen kararda, soruşturmada ölüm olayının nedenini veya sorumlu kişilerin ortaya çıkarılması imkanını zayıflatan bir eksikliğin, etkili soruşturma yürütme kuralıyla çelişme riski taşıyacağı ifade edildi.

Kararda, Anayasa Mahkemesinin yaptığı somut tespitlerin, belli kişilerin masumiyetine veya suçluluğuna ilişkin yorum yapıldığı şeklinde değerlendirilmemesi istendi.

İncelenen başvuruya konu soruşturmada, maktulü kaybolduğu gün üçüncü kişilerle gördüklerini ifade eden tanıkların bulunduğunun söylenmesine ve maktule ait olduğu ileri sürülen eşyanın olaydan sonra üçüncü kişiden satın alındığının belirtilip, bu kişinin eşkali konusunda bilgiler verilmesine rağmen bu kişilerin kimlik tespiti, olaya ilişkin bilgileri, olayla bağlantılarına ilişkin soruşturmanın yapılmadığı aktarıldı.

Bu eksikliklerin yanında, maktulün kesin ölüm nedeninin belirlenmesine ve başvurucunun talebiyle maktule ait olduğu ileri sürülen eşya hakkında bir kısım tanık ifadelerinin alınmasına ilişkin soruşturma işlemleri dışında yetkili makamlar tarafından olayı aydınlatmaya yönelik başka bir işlem yapıldığına dair bilgi ve belge bulanmadığının görüldüğü ifade edilen kararda, şu tespitler yapıldı:

"Bu nedenle, soruşturmanın sözü edilen delillerin toplanması için makul tüm tedbirlerin zamanında alınmamasının yanında sonrasında bu eksikliklerin giderilmesine çalışılması yerine çok uzun bir süre sonuca götürecek hiçbir işlem yürütülmeksizin sürüncemede bırakılıp, kişilerin hukukun üstünlüğüne bağlılığını sürdürmesi ve hukuka aykırı eylemlere hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin engellenmesi açısından somut bir adım atılmayarak herhangi bir kesin sonuca ulaşılmasını ortadan kaldıracak bir şekilde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonlandırıldığı anlaşıldığından, Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği yeterlilik ve süratte bir inceleme içermediği sonucuna ulaşılmıştır."

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×