Esed'in Suriye'de gerçekleştirdiği yıkımdan İsrail sorumlu tutuluyor

- Golan Tepeleri'nde yaşayan Suriyeli gazeteci Eyyub: - "Suriye halkı iki işgalden yakınıyor. Biri Esed rejiminin işgali, diğeri de Golan'daki İsrail işgali" - Suriye Demokratik Türkmen Hareketi Başkanı Ağa: -"İsrail, Golan Tepelerindeki işgalin devamı adına Esed rejiminin ayakta kalması için çalışıyor" -"Suriye rejimi Golan ve Filistin meselesini, gerçekleştirdiği yağma, zulüm ve adaletsizlikleri perdelemek için kullandı"

Esed'in Suriye'de gerçekleştirdiği yıkımdan İsrail sorumlu tutuluyor

İSTANBUL (AA) - Suriyeli gazeteci ve sivil toplum örgüt temsilcileri İsrail'i "halkını öldürme ve ülkesini tahrip etme konusunda Beşşar Esed rejimine destek vermekle", Esed rejimini ise "Golan ve Filistin meselelerini halkına karşı işlediği zulmü perdelemek için kullanmakla" suçladı.

AA muhabirine konuşan, İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde yaşayan Semih Eyyub isimli Suriyeli gazeteci, "Golan halkı yaklaşık 40 yıldır Suriye rejiminin, işgal altındaki toprakların özgürlüğüne kavuşacağını vadeden sahte sloganlar altında yaşadı. Ancak rejim kendi halkı üzerine İranlı milis ve yabancı güçleri sürerken tüm bu dönem içinde İsrail ile olan cephesi huzur ve güven içinde kaldı." dedi.

Özellikle 1967'den 1982'ye kadar İsrail askeri yönetiminde zulmün her çeşidine maruz kalan Golan halkının, İsrail vatandaşlığını kabul etmediğini ve Suriye'ye bağlılığını ilan ettiğini vurgulayan Eyyub, "Suriye, tek bir vatandaşını dahi kendinden koparmaz. Çünkü vatan, iktidardaki bir parti, rejim veya kişi değil, medeniyet, halk ve coğrafyadan oluşan bir bütündür." ifadesini kullandı.

Golan'daki aydın ve önderlerin işgal altındaki halkın yaşadıklarını, Esed rejimi tarafından maruz kaldıkları zulmü ve Suriye devrimcilerinin imajını zedelemek için yaratılan yalanlarda emniyet birimlerinin oynadığı rolü anlatmayı başardığını ifade eden Eyyub, Beşşar Esed'in teyzesinin oğlu Rami Mahluf'un "Suriye'nin güvenliğinin İsrail'in güvenliğinin bir parçası olduğu" şeklindeki açıklamasını hatırlatarak, "Suriye halkı iki işgalden yakınıyor. Biri Esed rejiminin işgali, diğeri de Golan'daki İsrail işgali." diye konuştu.

Golan'daki Suriyeliler ile 1948 sınırları içinde, Batı Şeria'da ve Gazze'de yaşayan Filistinlilerin aynı hendeğin içinde bulunduğunu dile getiren Eyyub, "Suriyeli devrimcilere, Özgür Suriye Ordusu'ndaki savaşçılara, Golan'ı ve davalarını savunan Filistinlilere selam ediyorum." ifadelerini kullandı. Eyyub ayrıca Golan ve Filistin halkının geri dönüş hakkına işaret etti ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının zaruri olduğunu dile getirdi.

- " İsrail Esed rejiminin ayakta kalması için çalışıyor"

Suriye Demokratik Türkmen Hareketi Başkanı Abdulkerim el-Ağa da "İsrail, Golan Tepelerindeki işgalinin devamı adına Esed rejiminin ayakta kalması için çalışıyor." dedi.

Golan'ın Suriye'nin bir parçası olarak kalacağını vurgulayan Ağa, İsrail'in Suriye halkının öldürülmesi ve göçe zorlanması konusunda verdiği desteğin Golan meselesinin Suriye halkının vicdanındaki yerini zayıflatamayacağını ve gündeminden düşüremeyeceğini söyledi.

1954'te Golan'daki Kadiriyye köyünde dünyaya gelen Ağa, Suriye rejimini Golan meselesinde hiçbir şey yapmamakla suçladı. Ağa, "Suriye rejimi Golan ve Filistin meselesini gerçekleştirdiği yağma, zulüm ve adaletsizlikleri perdelemek için kullandığını" belirtti.

Ağa, "Eğer İsrailliler gerçekten bölgede barışı inşa etmek ve bölge halklarıyla güven içinde yaşamak istiyorlarsa 4 Haziran 1967'deki sınırlara çekilmesi, göçe zorladığı halkların yurtlarına geri dönüşüne izin vermesi gerekiyor." diye konuştu.

Öte yandan "Golan Türkleri el-Emel Derneği" halkla ilişkiler müdürü olan Ziyad Muhammed el-Ala, "Golan halkı 1967'den bu yana değişen kuşaklara rağmen haklarından ve topraklarından vazgeçmedi, geri adım da atmadı." ifadelerini kullandı.

İsrail'in uyguladığı tehcir, işgal ve yerleşim birimleri siyasetini kınayan Ala, Golan halkının son 49 yıldır yaşadığı sıkıntılardan İsrail'in sorumlu olduğunu söyledi.

İsrail ve Esed rejimine yönelik "uluslararası dokunulmazlık" karşısında şaşkın olduğunu ifade eden Ala konuşmasında:

"İşgalci İsrail, Golan Tepeleri'nde Yahudi yerleşim birimleri kurdu. Ayrıca dünyanın dört bir yanından getirilen kişileri yerleştirildiği köylerle, yerleşim alanları oluşturdu. Söz konusu köylerde yaşayan halk göç ettirildi ve 49 yıldır Şam’ın yoksul mahallelerinde sefil bir yaşam sürüyor. Filistinlilerin ve Golan halkının 49 yıldır süren trajedisi karşısında BM Güvenlik Konseyi nerede? Söz konusu insanlar şehirlerinden ve köylerinden tehcire zorlandı. İnsan haklarını savunma çağrısında bulunan örgüt ve ülkeler nerede?" diye sordu.

İsrail, Filistinliler tarafından "Nekse" (Toprak Kaybetme Günü) olarak adlandırılan 1967'deki 6 Gün Savaşı'nda Golan Tepeleri, Batı Şeria, Doğu Kudüs, Gazze, Mısır'ın Sina Yarımadası ile o dönemde Mısır'ın kontrolünde buluna Tiran ve Sanafir adalarını işgal etmişti.

Golan Tepeleri, Suriye'nin 14 ilinden biri olan Şam’a 60 kilometre uzaklıkta bulunan Kuneytra ilinde bulunuyor. Kuneytra ili, İsrail’in, 1973 Arap-İsrail Savaşı’nda tamamen yıktığı il merkeziyle Fik kentinden oluşuyor.

Suriye, 1973’te Mısır ve bazı Arap ülkelerinin de katılımıyla, 1967’de işgal ettiği Arap toprakları geri almak için askeri harekat başlatmıştı. "Ekim Savaşı" olarak da bilinen girişim başarısız olmuştu.

İsrail ve Suriye, 1974’te Golan Tepeleri'ndeki kuvvetlerini geri çekerek askeri çatışmayı sonlandırmaya razı oldu. Aynı yıl barış gücü askerleri bölgeye konuşlandırıldı.

İsrail, 1981 yılında Golan Tepeleri'ni tek taraflı olarak ilhak ettiğini açıkladı ancak uluslararası toplum bu kararı bugüne kadar tanımadı.

Dönemin İsrail Başbakanı Ehud Barak ve Suriye Dışişleri Bakanı Faruk eş-Şara, 2000 yılında iki ülke arasında başlatılan üst düzey görüşmeler kapsamında bir araya gelmişti. Golan Tepeleri'nin Suriye'ye iadesi hedefiyle, ABD'nin ara bulucuğunda başlatılan müzakereler başarısızlıkla neticelenmişti. Görüşmelerin başarısız olmasının nedeni ise İsrail'in, "Celile Gölü" yanında yer alan ve kilit öneme sahip su kaynağı olan bir toprak parçasını Suriye'ye bırakmaya razı olmamasıydı.

Suriye ve İsrail, 2008’de kapsamlı bir barış antlaşması sağlanması amacıyla Türkiye'nin ara buluculuğunda yeniden dolaylı görüşmelere başlatılmış, İsrail'in Gazze'ye saldırmasının ve dönemin İsrail Başbakanı Ehud Barak'ın yolsuzluk davası nedeniyle istifa etmesinin ardından görüşmeler sonlandırılmıştı.

İsrail Başbakanı Netanyahu, 2009’da Golan Tepeleri ile ilgili daha sert bir politika izleyeceğinin sinyallerini vermiş, aynı yıl Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed de karşılarında "barış için görüşülecek bir muhatap olmadığını" söylemişti.

Mart 2011'de patlak veren Suriye iç savaşı 2013 yılında Golan Tepeleri'ne kadar ulaşmıştı. İsrail, Golan Tepeleri'ne top ateşi açıldığını öne sürerek bu saldırılara karşılık vermiş, İsrail ve Suriye orduları da aynı yılın mayıs ayında karşılıklı top atışlarında bulunmuştu.

İsrail Başbakanı Netanyahu 17 Nisan'da da Bakanlar Kurulunu Golan Tepeleri'nde toplayarak, "İsrail, Golan Tepeleri'ni sonsuza dek elinde tutacak" açıklamasında bulunmuştu.



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×