El Şark Forum 2016 İstanbul Buluşması

- Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Kardaş: - "Şu an Suriye, Irak ve bölgedeki diğer yerlerde, olan biten şunu göstermektedir; derin bir istikrarsızlık maalesef uzun bir süre yerini koruyacaktır" - "Uluslararası hümaniteryen sistem açısından yine Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi, pek çok hümaniteryen sorunun yaşandığı bölge olarak karşımıza çıkmaktadır. Temel insan haklarının sürdürülmesi, tanınması anlamında mültecilere hak tanınmadığını, maalesef gerekli olan ihtiyaçlara karşılık verilemediğini görüyoruz" - Afrika-Ortadoğu Merkezi Direktörü Naeem Jenah: - "ABD’ye baktığımızda bir amaç uğruna bir ülke, Ortadoğu’daki ayak izini silmeye çalışıyor. Bu gönüllü olarak yapılmış bir şeydir. Rusya tabii ki çok agresif" - "Bu güçlerin hiçbiri kendilerini tamamen geri çekmiyorlar. Ama müdahale etme konusunda ciddi bir temkin var. Suriye ve Libya’ya baktığımızda müdahale edilebilir çok şey var gerçekten bakıldığında ama bu ülkeler, müdahale etmesinin gerekli olduğunu düşündükleri zaman müdahale edebilirler"

El Şark Forum 2016 İstanbul Buluşması

İSTANBUL (AA) - Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Şaban Kardaş, "Suriye, Irak ve bölgedeki diğer yerlerde, olan biten şunu göstermektedir; derin bir istikrarsızlık maalesef uzun bir süre yerini koruyacaktır." dedi.

Kardaş, El Şark 2016 İstanbul Buluşmaları kapsamında düzenlenen "Uluslararası Güçler ve Bölgesel Düzen" başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, Ortadoğu bölgesinin, uluslararası anlamda müdahale edilmiş bölgelerden biri olduğunu dile getirdi.

Sykes Picot Anlaşmasına değinen Kardaş, uluslararası sistemin, devletler sisteminin en ayırt edici özelliklerinden biri olduğunu anlattı.

Soğuk Savaş yılları boyunca aynı sistem egemenliği ve Ortadoğu'daki alt sistemlerin egemenliğinin zaman zaman bazı ideolojik hareketlerle bölgede devam ettiğini, uluslararası dinamiklerin ışığında ilerlediğini aktaran Kardaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bölgedeki otantiklik, özgünlük anlamında kendi özelliklerine sahip olsa da Ortadoğu hala uluslararası dinamikler tarafından şekillenmektedir. Şu an mevcut yaşanan konjonktürde Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi'nin bir geçiş döneminin krizlerini yaşamaktadır. Maalesef bu kriz, pek çok boyut kazanmıştır. Özellikle siyasi dönüşüm ve siyasi geçiş anlamında Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi'nde pek çok şey yaşanmıştır. Ancak bu kontrol edilememiş ve çok önemli bir güvenlik sorununa dönüşmüştür.

Mevcut düzenin yerini ne almalı? Gözlemlediğimiz gibi bölgesel düzenin, uluslararası düzen ile arasındaki ilişkiler bir uzlaşmaya varamamış, bölgedeki uluslararası güçlerin etkileri, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi'ne yönelik bir istikrarsızlığa yol açtığı görülmektedir. Bunun değişmesi gerekmektedir."

Uluslararası dinamiklerin, olumsuz bir şekilde bölgedeki dönüşümü şekillendirdiğini ifade eden Kardaş, "Politik boyuttan bakıldığı zaman esas mesele, demokratik dönüşümlerdir. Bildiğimiz gibi 10 yıllardır uluslararası güçler tercihlerini otoriteryen istikrarsızlaştırma politikaları üzerine yoğunlaştırmışlardır. Otoriteryen rejimleri, istikrar olması adına desteklemişlerdir. Bölgesel dönüşümün olması, inanılmaz bir fırsat penceresi açmıştır." dedi.

Batı'nın, 2013 yılında Mısır'da yaşanan darbe girişimine olan tepkisine değinen Kardaş, "Demokratik dönüşümün yaşanması, aslında eski paradigma ile çalışan bir uluslararası dinamik görüyoruz ve statükonun korunması anlamında çaba gösteriyorlar. Uluslararası para politikaları aslında demokratik, politik dönüşümü, belli bir seviyeye kadar engellemektedir. Güvenlik mimarisine bakılacak olursa, uluslararası faktörler bölgeyi istikrara kavuşturmaktan uzak kalmışlardır. Modern Batı devlet sistemi, uluslararası kuvvetlerin sayesinde olmuştur." ifadelerini kullandı.

Kardaş, Ortadoğu bölgesinin şu anki durumuna ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"Bölgede derin bir istikrarsızlık vardır ve maalesef burada çok uzun yıllar boyunca yer alacak. Uluslararası göstergelere baktığımız zaman nüfus dinamikleri, sınır boyları arasındaki eşitsizliğe bakıldığında, mezhep gerginlikleri, büyük bir bölünmeye yönelmeyi göstermektedir. Güvenlik mekanizmasını da gerektirmektedir. Orada olmayan güvenlik mekanizması, uluslararası sistemin çöküşüne neden olmaktadır.

Şu an Suriye, Irak ve bölgedeki diğer yerlerde, olan biten şunu göstermektedir; derin bir istikrarsızlık maalesef uzun bir süre yerini koruyacaktır. Uluslararası hümaniteryen sistem açısından yine Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi, pek çok hümaniteryen sorunun yaşandığı bölge olarak karşımıza çıkmaktadır. Temel insan haklarının sürdürülmesi, tanınması anlamında mültecilere hak tanınmadığını görmekteyiz. Maalesef gerekli olan ihtiyaçlara karşılık verilemediğini görüyoruz. Önümüzdeki yıllarda da inanılmaz bir ihtiyaç duyulacaktır. Uluslararası asistansın eksikliği yüzünden bölgesel aktörler zannediyorum taşın altına ellerini koymak durumunda kalacaklardır. "

Bölgedeki dönüşümler aynı zamanda global seviyede de gerçekleştiğini anlatan Kardaş, "Ortadoğu bir yüzleşmenin, çatışmanın yüzü olabilir." dedi.

- "Müdahale etme konusunda ciddi bir temkin var"

Afrika-Ortadoğu Merkezi Direktörü Naeem Jenah, dış güçlerin Ortadoğu ve Afrika bölgesindeki hükmünün bittiğini, Ortadoğu ülkelerinin artık yabancı baskılara ve müdahalelere daha kendi çıkarları doğrultusunda tepki verdiğini söyledi.

Eskiden daha çok bu yabancı güçlerin karlarının ön planda tutulduğunu aktaran Jenah, bölgede başlayan isyanlar ve dış güçlere karşı hareketler sonrasında ülkelerin, kendi bağımsız rollerini benimsemeye başladığını dile getirdi.

Buna iyi bir örneğin Suudi Arabistan ve Mısır’ın gösterilebileceğini aktaran Jenah, bu iki ülkenin de ABD’ye yakın olduklarını, geçen bir kaç yıl içinde her iki ülkede düzenin bir şekilde bozulduğunu ifade etti. Ortadoğu’da geçen son 5 yılda, İran’da 1997 yılında olan şeylerin aynılarının olduğunu ifade eden Jenah, sözlerini şöyle sürdürdü:

“ABD’ye baktığımızda bir amaç uğruna bir ülke, Ortadoğu’daki ayak izini silmeye çalışıyor. Bu gönüllü olarak yapılmış bir şeydir. Rusya tabii ki çok agresif. Özellikle geçtiğimiz yıl çok agresifti. Bu agresifliği özellikle Suriye’de görülüyor. Tam olarak da davetsiz geldi sayılmazlar. Rusya’nın Suriye’deki rolü bence Esad rejiminin daveti üzerine adeta gelişti. Bunu söylerken şunu söylemek de istemiyorum, tamamen çekilme yok. Bu güçlerin hiçbiri kendilerini tamamen geri çekmiyorlar. Ama müdahale etme konusunda ciddi bir temkin var. Suriye ve Libya’ya baktığımızda müdahale edilebilir çok şey var gerçekten bakıldığında ama bu ülkeler, müdahale etmesinin gerekli olduğunu düşündükleri zaman müdahale edebilirler. Özellikle Rusya için geçerli şu, Rusya’nın müdahalesi git gide artıyor.”

Ortadoğu ülkelerinin birçoğunda, yabancı müdahalenin aslında bölgeler arası müdahale gibi bir anlam göründüğünü aktaran Jenah, “Rusya, Almanya, Fransa veya İngiltere değil, Suudi Arabistan ve İran’ın oynadığı rollerle alakalı bu dışarıdan gelen müdahale.” dedi.

Jenah, bölgedeki devrime karşı gelebilecek en büyük güçlerin dışarıdan değil içeriden olduğunu vurguladı.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×