Dünya İnsani Zirvesi

- Cumhurbaşkanı Erdoğan ve BM Genel Sekreteri Ban, ortak basın toplantısı düzenledi - Erdoğan: (4) - "Şu anda 1 Haziran itibarıyla geri kabul anlaşmasına yönelik bir adım vardı, 30 Haziran itibarıyla da vize noktasında, adım atılacaktı. Eğer şu anda bu konuyla ilgili olarak arkadaşlarımız görüşmeleri yapacaklar, Dışişleri bakanlarımız, bu noktada AB bakanlarımız, görüşmeleri yapacaklar ve bu görüşmelerde netice alındı, alındı. Alınmadığı takdirde kusura bakmasınlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin parlamentosundan geri kabul anlaşmasına yönelik uygulama sürecine yönelik adım atılmasına ait karar, yasa çıkmaz." - "Türkiye'ye karşı hala kriter koyuyorsanız, kusura bakmayın. Bu bir yere kadar tahammül edilir, bir yere kadar çekilir. Bir yere kadar çekildikten sonra da Türkiye nihai kararını verir. Nihai kararını verdikten sonra da kusura bakmayın 'siz düşünün' deriz." - "Şunu unutmayalım ki eğer biz teröristler kadar cesur değilsek, insanlığın bağımsızlık mücadelesini veremeyiz."

Dünya İnsani Zirvesi

İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Şu anda 1 Haziran itibarıyla geri kabul anlaşmasına yönelik bir adım vardı, 30 Haziran itibarıyla da vize noktasında, adım atılacaktı. Eğer şu anda bu konuyla ilgili olarak arkadaşlarımız görüşmeleri yapacaklar, Dışişleri bakanlarımız, bu noktada AB bakanlarımız, görüşmeleri yapacaklar ve bu görüşmelerde netice alındı, alındı. Alınmadığı takdirde kusura bakmasınlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin parlamentosundan geri kabul anlaşmasına yönelik uygulama sürecine yönelik adım atılmasına ait karar, yasa çıkmaz." dedi.

Erdoğan, Dünya İnsani Zirvesi kapsamında BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun ile Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde düzenlenen basın toplantısının ardından soruları yanıtladı.

Bir gazetecinin, "Savaş durmadan, Suriye'ye yapılan insani yardımlar nereye kadar devam edebilir?" sorusu üzerine Erdoğan, savaş durmadan yapılan insani yardımların yine faydasının olduğunu söyledi.

Bu tür yardımların fizıbl hale gelebilmesinin başka bir şey, netice almanın başka bir şey, yapılanların kaybolmasının başka bir şey olduğunu belirten Erdoğan, "Sadece bizim faturalı yardımlarımız ülkemizde 10 milyar doları aştı. Sivil toplum kuruluşlarımızla beraber yapılan bir o kadar yardım var. Bu insanlar nerede kalıyor? Çadır kamplarında, konteyner kentlerde kalıyor, bir de değişik şehirlerimize dağılmış vaziyette kalıyor. Şu İstanbul'da şu anda Suriyeli ve Iraklı olmak üzere 500 bin kişi var. Diğer 2,5 milyon, değişik şehirlere dağılmış. Bunun 280 bini sadece 26 çadır kent ve konteyner kenttedir." diye konuştu.

Türkiye olarak, terörden arındırılmış güvenli bölge olarak Suriye'nin kuzeyinde bir bölge kurulması teklifleri olduğunu anımsatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"'Orada yeniden bir şehir inşa edelim' diyoruz ve inşa ettiğimiz bu şehre Suriye'den göç etmek isteyenleri yerleştirelim, Türkiye'de kamplarda yaşayanları oraya yerleştirelim. Bunu dünyadaki gelişmiş ülkelerin liderleriyle görüştüm. Sayın Obama'yla da görüştüm, Sayın Merkel'le, Şansölyeyle dün de görüştüm. Ve hala da görüşüyorum, görüşeceğim. Fakat tabi herkeste şu endişe var. 'Bunun güvenliği ne olacak?' Ben de diyorum ki, şu anda hani bir zamanlar Amerika - Meksika arasında, malum güvenlik hattı vardı, Kıbrıs'ta yeşil hat var, o da bir güvenlik hattı. Buralarda bunu nasıl sağlamışsak, nasıl başarmışsak, orada da uçuşa yasak bölgeler ilan ederiz ve BM burada gerekli güvenlik tedbirini alır, hatta hatta gerekirse NATO'yu devreye sokmak suretiyle buranın güvenliği temin edilir. Yeter ki biz terör örgütünden, DAİŞ'ten, PYD, YPG, bunlardan ne yapmayalım? Çekinmeyelim, korkmayalım ve tüm terör örgütlerinin üzerine korkusuzca gidelim. Şunu unutmayalım ki eğer biz teröristler kadar cesur değilsek insanlığın bağımsızlık mücadelesini veremeyiz."


- "Bu destek Suriyeli sığınmacılara verilen destektir"

"AB'nin Türkiye'ye 3 milyar avroluk yardım göndereceği bir durum söz konusu. Türkiye'ye yapılacak yardımlarla ilgili gelinen son nokta zirvede ele alındı mı? Siz hem terör örgütüyle mücadelede hem de bu mülteci krizi konusunda yük paylaşımı olması gerektiğini vurguladınız. Ülkelerin taahhütleri ne oldu?" sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Dünya İnsani Zirvesi, aslında AB veya göç konularını önceleyen bir zirve olarak öne çıkmadı. Fakat ikili görüşmelerimizde bazı liderlerle bu konuyu görüştük. Bunlardan birisi tabii ki Sayın Şansölyeydi. Türkiye'ye verilecek 2016 için 3 milyar avro, 2017 için 3 milyar avro destek konusu benim ilk görüşmelerimde verilen bir sözdü. Hangisiydi? 3 milyar avro. Daha sonra Sayın Davutoğlu'nun yaptığı görüşme ile 2017-2018 için bir 3 milyar avro daha verilmesi gündeme geldi. Fakat şu ana kadar yapılanlara baktığımızda maalesef bu desteklerin söz verildiği gibi yürümediğini görüyoruz. Temmuz ayına kadar 1 milyar avronun verileceği istikametinde dün arkadaşlarımdan bana bir bilgi geldi."


- "Türkiye lütuf beklemiyor"

Yetkililere "Bu desteği verseniz de vermeseniz de bu destek Türkiye'ye gelmiyor. Bu destek kamplardaki Suriyeli sığınmacılara, mültecilere verilen destektir." dediğini anımsatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Onların şartlarını daha iyiye götürmeye yönelik desteklerdir. Vermeyecekseniz, Türkiye lütuf beklemiyor. Bunu açık açık AB mensuplarına söyledim, burada da söylüyorum. Ama biz dürüstlük bekliyoruz. 'Türkiye kriterleri yerine getirecek'. Ne kriterini yerine getirecek Türkiye? Eğer sizin Türkiye'den kriter dediğiniz, bu çadırlarda, konteyner kentlerde Avrupa'ya gitmek üzere bekleyen veya gidebilecek olan insanların oralara gidişini engellemek suretiyle, AB'ye veya AB üyesi ülkelere bu konuda gayet önemli bir destek sağlayan Türkiye'ye karşı hala kriter koyuyorsanız, kusura bakmayın. Buna bir yere kadar tahammül edilir, bir yere kadar çekilir. Bir yere kadar çekildikten sonra da Türkiye nihai kararını verir. Nihai kararını verdikten sonra da kusura bakmayın 'siz düşünün' deriz."

Latin Amerika ülkelerinden, Schengen vizesi için Türkiye'den istenen şartların istenmediğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Onlar rahatlıkla geliyorlar, vizesiz olarak AB üyesi ülkelere giriyorlar da Türkiye'den bir müzakereci olması hasebiyle, aynı zamanda Gümrük Birliği'ne dahil bir ülke olması hasebiyle bu tür şeyleri neden istiyorsunuz? İşte buralarda hep soru işaretleri var. Bunları benim milletim biliyor. Onun için, şu anda 1 Haziran itibarıyla geri kabul anlaşmasına yönelik bir adım vardı, 30 Haziran itibarıyla da vize noktasında, adım atılacaktı. Eğer şu anda bu konuyla ilgili olarak arkadaşlarımız görüşmeleri yapacaklar, dışişleri bakanlarımız, bu noktada AB bakanlarımız, görüşmeleri yapacaklar ve bu görüşmelerde netice alındı, alındı. Alınmadığı takdirde kusura bakmasınlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin parlamentosundan geri kabul anlaşmasına yönelik uygulama sürecine yönelik adım atılmasına ait karar, yasa çıkmaz. Bunu da ben çok açık, dün de söyledim kendilerine, bugün de bu soru üzerine buradan söylüyorum. Çünkü bize ikide bir kriter dayatmasınlar, burası Türkiye."

(Bitti)


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×