Dünya İnsani Zirvesi

- TİKA Doğu ve Güney, Asya Pasifik ve Latin Amerika Dairesi Başkanı Nurdun: - "Suriye'deki kriz inşallah bir gün çözülecek ve ondan sonra TİKA kendisine düşen kalıcı projeler için orada olacaktır" - Türk Kızılayı Uluslararası İlişkiler Müdürü Saner: - "Uzaktan kumandalı yardım sistemi birilerinin canını diğerlerinden daha üstün algıladığı ve kabul ettiği bir yaklaşım tarzıdır. Aslında insani yardım sisteminde son olarak başvurulması gereken çaredir"

Dünya İnsani Zirvesi

İSTANBUL (AA) - Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Doğu ve Güney, Asya Pasifik ve Latin Amerika Dairesi Başkanı Rahman Nurdun, "Suriye'deki kriz inşallah bir gün çözülecek ve ondan sonra TİKA kendisine düşen kalıcı projeler için orada olacaktır." dedi.

Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı Dünya İnsani Zirvesi kapsamında Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından düzenlenen "Türkiye'nin İnsani Yardım Perspektifi" başlıklı oturumda konuşan Nurdun, TİKA'nın özellikle 2002'den bu yana Türkiye'nin proaktif dış politikasıyla paralel olarak sadece kurulma nedeni olduğu ülkeler için değil, daha geniş bir coğrafyaya uzandığını söyledi.

Nurdun, "Komşumuz açken tok yatma şansımız yok. Dünya paylaştıkça güzel. Bu çok önemli bir şey. 2000 yılında New York'ta kalkınma hedefleri kabul edildi. Geçen sene de 15 yılını tamamlamış vaziyette, ne yazık ki hedefe ulaşılmış değil. O yüzden şu anda 2030 gündeminden bahsediyoruz. O yüzden dün itibariyle başlayan zirve bu anlamda çok önemlidir." diye konuştu.

Öncelikle yardım yaptıktan sonra hemen sürdürülebilir kalkınma projeleriyle insanlara direnç kazandırılması gerektiğini vurgulayan Nurdun, şöyle devam etti:

"Suriye'deki kriz inşallah bir gün çözülecek ve ondan sonra TİKA kendisine düşen kalıcı projeler için orada olacaktır. Şu anda TİKA 50 ülkede 53 ofisi vardır. Projeler genelde ekonomik ve sosyal alt yapı alanındadır. Arap Baharından sonra o ülkelerde zarar gören yerlerde projeler yapmaya devam ediyoruz. Özellikle kuraklık ve çatışmaların yoğun yaşandığı Doğu Afrika ülkelerinde ciddi şekilde projeler yapılıyor. Terör mağdurları için de TİKA yardım yapıyor. Bu insani boyutuyla, kalkınma boyutunun bir şekilde harmanlanması gerekiyor. Uluslararası camianın bu anlamda daha samimi, ciddi ve kalıcı projeler üretmek için bir araya gelmesi lazım. Bu konuda sürekli yeni bir jargon üretmek yerine, yeni bir ortak hedef üretmek lazım. Bu konuda biz samimiyiz."


- "Kurallar Cenevre'de, New York'ta güzel yazılarak uygulanmıyor"

Türk Kızılayı Uluslararası İlişkiler Müdürü Kaan Saner de yardım modellerinin, gereklilikler, kültürel yönelim ve yardıma gidilen insanların yaklaşımıyla harmanlanması sonucu ortaya çıktığını söyledi.

Dünyada özellikle bu dönemde geçmişteki değer temelli yaklaşımlardan ziyade insanların birbirlerinin haklarını hukuk kuralları ve normlara rağmen rahatça ihlal edebildiğini dile getiren Saner, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Tabii hal böyleyken Türk insani yardım modelinin en özgün yaklaşımı belki de hak temelli olmasıdır. Bugün maalesef üzüntüyle gözlemliyoruz ki pek çok batılı ve medeni ülke kendi eliyle, öz kültürüyle yazdığı norm ve değerleri ihlal etmekten ve bunu açıkça uluslararası toplumun önünde yapmaktan hiçbir zaman geri kalmıyor. Bu değerlerin sahipleri kimler? Bu değerlerin sahipleri Türkiye Cumhuriyeti gibi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşları gibi her düzlemde değer temelli hareket etmekten taviz vermeyen bir yaklaşımı sergilemeye çalışan, bir de bunu sergilerken reelpolitiğin de kurbanı olan ülkeler. Uzaktan kumandalı yardım sistemi birilerinin canını diğerlerinden daha üstün algıladığı ve kabul ettiği bir yaklaşım tarzıdır. Aslında insani yardım sisteminde son olarak başvurulması gereken çaredir. Bu moda olan konseptleri gözden geçirirken biz Türkiye ve özelde Türk Kızılayı olarak oldukça şüpheli yaklaşıyoruz. Bizim önceliğimiz zarar görenlerin yanında olmaktır. Yanında olarak şöyle olduğunu varsayıyoruz, en azından bu yaşam haklarını, onların temel hak ve özgürlüklerini ihlal eden insanların bizi tanık görerek bundan biraz daha çekineceklerine ihtimal veriyoruz."

Kaan Saner, hukuk kurallarının yaşamadığı sürece değeri olmadığına işaret ederek, "Kurallar Cenevre'de ve New York'ta güzel yazılarak hayatta uygulanabilir hale gelmiyor." diye konuştu.


- Yabancıların Türkiye'deki istihdam olanakları

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü Sadettin Akyıl da göçler nedeniyle Türkiye'de de yabancı istihdam politikalarının hem yerel hem de küresel dengeleri gözeterek üretildiğini söyledi.

Akyıl, özellikle Türkiye'nin geçiş noktası üzerinde olması sebebiyle ilk defa yabancıların çalışma izinlerini içeren kanunun 2003 yılında yürürlüğe girdiğini ifade ederek, o tarihten bu zamana kadar da birkaç istisna hariç ülkede bulunan yabacıların çalışma izinlerinin Bakanlıklarınca düzenlendiğini aktardı.

Ancak 2011'den sonra sınırları geçerek Türkiye'ye gelen yabancıların, çoğunlukla Suriyelilerin, ülkelerindeki karışık durum uzayınca hayatlarını sürdürmek için istihdam edilme zorunluluklarının ortaya çıktığını anlatan Akyıl, bu kapsamda ilgili kurumların tümüyle ortak çalışarak mutabakatla geçici koruma sağlanan kişilere yönelik birtakım düzenlemeler yaptıklarını belirtti.

Sadettin Akyıl, 2013'te Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun yürürlüğe girdiğini vurgulayarak, geçici koruma tanımının mevzuatta yerini aldığını kaydetti.

Bunların ardından sığınmacı ve mültecilerin istihdam edilebilmeleri, iş gücü piyasasına erişimlerini sağlayabilmeleri açısından hemen hemen tüm düzenlemelerin yapıldığına dikkati çeken Akyıl, şöyle devam etti:

"Bu geçici koruma başvurusu yapacak kişinin öncelikle bir geçici koruma kimlik belgesinin olması gerekir. Bununla birlikte bir işveren yanında çalışabilmesi için de en az 6 ay süreyle ülkemizde ve geçici koruma kapsamında bulunması gerekir. Bu uygulamalar uluslararası literatürler örnek alınarak bu şartlar oluşturdu. Çalışma iznine başvuruyu ikamet izni verilen ilinde yapabilir şartı arandı. Başka bir ilde çalışmak istiyorsa kişi, o ilin valiliğine müracaat ederek ikametini aldırıyor eğer İçişleri Bakanlığı tarafından bir sıkıntı yoksa. İlgili kurumlardan meslekte yeterli olduğuna dair bir belgenin bize başvurmadan önce alması gerekiyor."

Akyıl, başvuruların e-devlet uygulaması üzerinden yapıldığını, ilgili belgelerin de bu uygulama kapsamında elektronik ortamdan iletildiğini anlatarak, bu sayede hem işlerin hızlandırılması hem de evrak yükünün ortadan kaldırılmasını sağladıklarını söyledi.


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×