Diyanet İşleri Başkanlığı Olağanüstü Din Şurası

- Cumhurbaşkanı Erdoğan: (1) - "(Fetullahçı Terör Örgütü) Hala inanmayanların olduğunu da biliyorum. Hala maalesef 'bakıyor ama görmüyor' olanların olduğunu da biliyorum. Bu noktadan sonra artık şüphe dönemi bitti, mücadele dönemi başladı" - "Devlet ve millet olarak bekamızı yakından ilgilendiren bu gelişmelerin odağında yer alan Fetullahçı Terör Örgütü'nün özelliği, kendisini bir dini yapı, bir cemaat, bir eğitim-öğretim hizmetinde bulunan kuruluş olarak gösteriyor olmasıydı. Esasen bu hain yapının 40 yıldır toplumumuz içinde kanserli bir hücre, bulaşıcı bir virüs gibi yaşayabilmesi ve sürekli büyümesi, işte bu dini değerleri öne çıkartan kimliği sayesinde mümkün olmuştur" - "Tek parti döneminden itibaren uzun süre fevkalade yanlış bir şekilde irtica paranoyasıyla, devlet imkanlarıyla dini cemaatlerin üzerine gidildiği dönemlerde her grup gibi bu yapı da milletimizin kolları, kanatları altında varlığını sürdürmüştür. Rahmetli Özal, Demirel, Ecevit hatta biz de farklı görüşlerden siyasetçiler ve devlet adamları olmamıza rağmen, bu yapıya iyi niyetle destek olduk"

Diyanet İşleri Başkanlığı Olağanüstü Din Şurası

ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) ilişkin, "Hala inanmayanların olduğunu da biliyorum. Hala maalesef 'bakıyor ama görmüyor' olanların olduğunu da biliyorum. Bu noktadan sonra artık şüphe dönemi bitti, mücadele dönemi başladı." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bilkent Otel'de "15 Temmuz Darbe Girişimi ve Din İstismarına Karşı Birlik, Dayanışma ve Gelecek Perspektifi" gündemi ile toplanan Diyanet İşleri Başkanlığı Olağanüstü Din Şurası'nın açılışına katıldı.

FETÖ'nün darbe girişimi sonrası tarihinde ilk kez olağanüstü toplanan şuranın açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şuranın hayırlara vesile olmasını dileyerek, "Milletin emrinde ve Din-i Mübin-i İslam'ın hizmetinde bir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığımıza, bu önemli şurayı düzenlediği için teşekkür ediyorum." dedi.

Türkiye'nin son 3 yıldır çok önemli gelişmelere sahne olduğuna işaret eden Erdoğan, 15 Temmuz gecesi yaşanan silahlı darbe girişiminin, bu sürecin en kanlı ve en cüretli boyutunu teşkil ettiğine dikkat çekti.

"Devlet ve millet olarak bekamızı yakından ilgilendiren bu gelişmelerin odağında yer alan Fetullahçı Terör Örgütü'nün özelliği, kendisini bir dini yapı, bir cemaat, bir eğitim-öğretim hizmetinde bulunan kuruluş olarak gösteriyor olmasıydı." ifadesini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Esasen bu hain yapının 40 yıldır toplumumuz içinde kanserli bir hücre, bulaşıcı bir virüs gibi yaşayabilmesi ve sürekli büyümesi, işte bu dini değerleri öne çıkartan kimliği sayesinde mümkün olmuştur. Zaman zaman duyardık, 'İşte efendim bunlar silahlı bir örgüt değil.' Biz de kendilerine derdik ki 'Yanlış bir tespitin içerisindesiniz. Bunlar silahı vakti saati geldiğinde en iyi kullanabilecek bir örgüttür.' 'Nasıl olur' dediklerinde de 'Bakın bunlar Silahlı Kuvvetlerimiz içinde örgütlenmiş ve vakti saati geldiğinde oradaki silahları millete doğrultabilecek karakterde olan bir örgüttür.' İnanmazlardı, inanmıyorlardı. Tabii bunları kalkıp meydanlarda açık açık söyleyebilecek noktada değildik. Sadece bunlar özel toplantılarımız, görüşmelerdi. Şimdi bu ortaya çıkınca o dostlar gelip 'Haklıymışsın.' demeye başladılar."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Milletimiz meşrebi ne olursa olsun Allah diyen, peygamber diyen, ibadetlerini yerine getiren, hayır hasenat için çalışan, en azından böyle gözüken herkesi, her grubu olduğu gibi bu yapıya da hüsnü niyetle yaklaşmış, mensuplarını da korumuş, kollamış, desteklemiştir. Tek parti döneminden itibaren uzun süre fevkalade yanlış bir şekilde irtica paranoyasıyla, devlet imkanlarıyla dini cemaatlerin üzerine gidildiği dönemlerde her grup gibi bu yapı da milletimizin kolları, kanatları altında varlığını sürdürmüştür. Rahmeli Özal, Demirel, Ecevit hatta biz de farklı görüşlerden siyasetçiler ve devlet adamları olmamıza rağmen, bu yapıya iyi niyetle destek olduk. Açık konuşuyorum, şahsım, ben de katılmadığım pek çok yönleri olmasına rağmen asgari müştereklerde buluşabildiğimiz zannıyla her kesim gibi bunlara yardımcı oldum."

- "Uzun süre görmedik, göremedik"

"Şerif Mardin'in çevre olarak ifade ettiği, daha önce dışlanmış, ötekileştirilmiş tüm kesimleri merkeze taşıma çabamızdan, bu kesimin de istifade etmesini sağladım." diyen Erdoğan, "Yapının başında yer alan kişi ve kadro konusundaki tüm tereddütlerimize rağmen yurt içinde ve yurt dışında yürütüyor göründükleri yaygın eğitim, yardım, dayanışma faaliyetlerinin hatırına bunlara müsamaha gösterdim. Hatta Allah dedikleri için müsamaha gösterdik. Dedik ki 'Bir ortak yanımız var.' Ama inanın bana aynı menzile giden farklı yollardan biri olarak gördüğümüz bu yapının aslında bambaşka niyetlerin, sinsi hesapların aleti, aracı, örtüsü olduğunu uzun süre görmedik, göremedik. Aslına bakılırsa 2010 yılından itibaren bu tespiti paylaştığım birçok üst kademe yöneticisi arkadaşlarım oldu. O yıldan itibaren tabii ki tavrımız değişti." ifadelerini kullandı.

Özellikle de 2012 yılından sonra bu yapıyla ilgili rezervleri açık şekilde ortaya koyduklarını vurgulayan Erdoğan, "Bu dönemde hızlanan Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarına yönelik operasyonlar ve davalarla ilgili de ciddi şüphelerim oluştu ve yetkilileriyle de bunları paylaştım. Çok yakından tanıdığım, uzun yıllar birlikte çalıştığım bazı komutanlara yönetilen suçlamaların ve tutuklamaların gerekçeleri beni ikna etmiyordu. Aynı şekilde kamuda ve özel sektörde yapıya mensup kişilerin giriştikleri güç temerküzü yüzünden, kendilerinden olmayanlara hayat hakkı tanımayan tavırlarından ciddi olarak rahatsızlık duyuyordum. Fakat o sıralarda meseleyi kendi arkadaşlarımıza dahi anlatmakta güçlük çekiyorduk." dedi.

- "Artık şüphe dönemi bitti, mücadele dönemi başladı"

"2013 yılında yaşadığımız 17-25 Aralık darbe girişimi, bu hain örgütün, gerçek yüzünü ilk defa tüm çıplaklığıyla ortaya koyduğu bir hamle oldu." ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bunu dahi birçok arkadaşımızla paylaşamadık. Her şey ortadayken ve bu örgütün en başında şahsımı, şema elimize geçti, altında şu anda Başbakanımız Binali Bey, aynı şekilde Enerji Bakanımız, aynı şekilde oğlum, aynı şekilde sizlerin de tanıdığınız, iyi bildiğiniz birkaç iş adamı, bu örgütün çatısında görünen isimler oldu. Bunu dahi anlatırken birçok arkadaşlarımız yine inanmıyorlardı. 'Bunlar böyle bir şeyin içerisine girmez.' 'Yahu etmeyin. Bunlar çok önemli bir operasyonun adımlarını atıyorlar.' Hala inanmayanların olduğunu da biliyorum. Hala maalesef 'bakıyor ama görmüyor' olanların da olduğunu biliyorum. Bu noktadan sonra artık şüphe dönemi bitti, mücadele dönemi başladı."

(Sürecek)


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×