"Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi"

- CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: (3) - "Demokrasinin özünde uzlaşma kültürü vardır. Umarım 15 Temmuz darbesi, uzlaşma kültürünü hayata geçirir" - "Samimiysek bütün siyasal partilerin genel başkanlarına, özellikle hükümete sesleniyorum; gelin, Silivri zindanlarında hayatı mahvedilen o insanların itibarını iade edelim, demokrasiyi güçlendirelim" - "Bir kişi, sınava girer ve birinci olursa, onun kimliğine, yaşam tarzına, inancına bakarak 'Senin devlette işin yoktur.' demek, demokrasiye ihanettir. Sözüm söz, hiç bir ayrım yapmayacağız. Bütün vatandaşlarımızı kucaklayacağız devlette liyakat sistemi egemen oluncaya kadar"


İSTANBUL (AA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Demokrasinin özünde uzlaşma kültürü vardır. Umarım 15 Temmuz darbesi uzlaşma kültürünü hayata geçirir." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine karşı Taksim Meydanı'nda düzenlediği "Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi"nde konuştu.

Darbecilerin vatandaşı değil, kendi geleceklerini düşündüklerini ve güvence altına almak istediklerini anlatan Kılıçdaroğlu, "Demokrasi aynı zamanda halkın iradesine saygı göstermek demektir. 'Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir' diyor Gazi Mustafa Kemal. Egemenlik kayıtsız, şartsız milletinse bu coğrafyada darbecilere asla izin vermememiz gerekiyor." diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, demokrasinin sadece darbelere değil, üzerindeki her türlü vesayete karşı olduğunu vurgulayarak, hiçbir vesayeti kabul etmeyeceklerini söyledi.

Demokrasinin aynı zamanda hukukun üstünlüğü, yani vatandaşın özgürlüğü anlamına geldiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, hukukun değil, güçlülerin üstünlüğüne inanan darbecilerin, her darbeden sonra kendi hukuklarını oluşturduklarını aktardı.

O nedenle yayınladıkları manifestoda "Türkiye, darbe hukukundan arınmalıdır, hukukun üstünlüğü olmalıdır." dediklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, darbe sonrasında emre uyan er ve erbaşların linç edilmesini asla ve asla kabul etmediklerini, linç edenlerin yargılanmasını istediklerini kaydetti.

- "Askeri linç ederseniz peygamber ocağına ihanet etmiş olursunuz"

Komutanın verdiği emre bütün erlerin uyacağını bildiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Emre uydu diye o askeri linç ederseniz, peygamber ocağına ihanet etmiş olursunuz. Her asker, eline kına yakarak gönderdiğimiz asker, başımızın tacıdır. Önümüzdeki süreçte darbeciler yargılanırken, erleri linç edenlerin de yargılanmasını bekliyoruz. Bu meydana söz veriyorum, bütün vatandaşlarıma söz veriyorum bunların takipçisi olacağız." diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, demokrasinin aynı zamanda basın özgürlüğü demek olduğunu anlatarak, halkın haber alma özgürlüğünün kısıtlanmaması gerektiğini söyledi.

Darbecilerin medya özgürlüğüne karşı olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Nerede bir medya özgürlüğü varsa darbeci onu yasaklamak ister. Çünkü ister ki sadece kendi söyledikleri yayınlansın. Çok görüşlü bir dünya olan bir atmosferden darbeciler hoşlanmazlar. Demokrasi aynı zamanda bağımsız ve tarafsız yargı demektir, yani adalet demektir. Darbeciler adaleti hiçbir zaman savunmadılar, darbeciler bağımsız mahkemeleri asla savunmadılar, darbeciler kendi mahkemelerini kurdular, 'devlet güvenlik mahkemeleri' dediler, 'sıkıyönetim mahkemeleri' dediler, 'özel yetkili mahkemeler' dediler. Yargıyı vatandaşın ensesinde bir sopa olarak kullandılar. Onun için darbeye de darbecilere de diktaya da karşıyız."

- "Dördüncü güç olarak medyayı da anayasamıza açıkça yazalım"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, demokrasinin aynı zamanda güçler ayrılığı demek olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

"Çağdaş demokrasilerde dördüncü güç medyadır, buradan açık ve net bir çağrı yapıyorum, demokrasi tarihini yazacak olanlar bizi iyi dinlesinler, demokrasi meydanından şu çağrıyı yapıyorum; gelin dördüncü güç olarak medyayı da anayasamıza açıkça yazalım. Darbeciler güçler ayrılığı ilkesine karşıdırlar, sadece bir kişinin konuşmasını ve onun söylediklerinin kanun olmasını isterler. O nedenle biz darbeye, darbecilere ve dikta heveslilerine karşıyız.

Demokrasi aynı zamanda bir kurallar rejimidir, bir hukuk devletidir demokrasi. Darbecilerde hukuk devleti kavramı yoktur. Darbecilerin tek isteği var; polis devleti kurmak ister darbeciler. Biz polis devletine, baskıcı bir devlete karşıyız. 'Ne darbe ne dikta, yaşasın özgürlükçü demokrasi' diyoruz. Demokrasi insan hakları demektir, her insanın hakkının korunduğu rejimin adıdır demokrasi. Darbeciler de insan hakları kavramı yoktur. Darbecilerin defterinde, künyesinde, kitabında işkence vardır. Her darbeden sonra binlerce insanın işkenceden geçirildiğini ben de biliyorum, siz de biliyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihi buna tanıktır. Düşüncesine katılmasak bile insanların düşüncelerini özgürce dile getirdiği rejimin adıdır demokrasi. Herkesin düşüncesini özgürce açıkladığı, meydanlarında özgürce gezdiği Türkiye'den, demokrasiden, özgürlükçü demokrasiden yanayız. Demokrasi aynı zamanda 'Yurtta barış, dünyada barış' demektir. Darbecilerin barışla ilgisi yoktur, insan hakkını bilmeyen, medya özgürlüğünü bilmeyen, işkenceleri olan, bağımsız yargısı olmayan bir düzende elbetteki barış asla olmaz."

- "(Senin devlette işin yoktur) demek, demokrasiye ihanettir"

Demokrasinin aynı zamanda devlet yönetiminde liyakat demek olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Devlet yönetimini ele geçirmek darbecilerin işidir. Devlet yönetiminde bilgi, birikim, deneyim sahibi olanların görev alması gerekiyor." dedi.

Türk siyasetinin geçmişteki hatalardan ders çıkarmasını dileyen Kılıçdaroğlu, "Bir kişi, sınava girer ve birinci olursa, onun kimliğine, yaşam tarzına, inancına bakarak 'Senin devlette işin yoktur.' demek, demokrasiye ihanettir. Sözüm söz, hiç bir ayrım yapmayacağız. Bütün vatandaşlarımızı kucaklayacağız devlette liyakat sistemi egemen oluncaya kadar." ifadelerini kullandı.

Demokrasilerde toplanma ve gösteri yapma özgürlüğü olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Taksim Meydanı da dahil ülkenin hiç bir meydanının kapatılmaması, halkın enerjisini boşaltabileceği alanlara dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, demokrasinin haklıyı savunmak, yapılan yanlışları düzeltmek anlamına geldiğini vurgulayarak, Balyoz, Ergenekon, Casusluk davalarında pek çok subay ve askerin gereksiz yere hapse tıkıldığını, hayatlarının büyük bir kısmını Silivri zindanlarında geçirdiklerini söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Demokrasiyi savunuyorsak, bu konuda samimiysek bütün siyasal partilerin genel başkanlarına, özellikle hükümete sesleniyorum; gelin, Silivri zindanlarında hayatı mahvedilen o insanların itibarını iade edelim, demokrasiyi güçlendirelim." diye konuştu.

Demokrasinin aynı zamanda "Ben her şeyi bilirim" olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Ben her şeyi bilirim, her şey benden sorulur" demenin, darbecilerin ve dikta heveslilerinin işi olduğunu vurguladı.

Demokratların işi ehline teslim edeceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Demokrasinin özünde uzlaşma kültürü vardır. Umarım 15 Temmuz darbesi uzlaşma kültürünü hayata geçirir. Darbecilerin zihin dünyasında ise uzlaşma kültürü yok, dayatma kültürü var." görüşlerine yer verdi.

Nazım Hikmet'in, Kurtuluş Savaşı Destanı'ndaki, "Dört nala gelip uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın. Yok edin insanın insana kulluğunu. Bu davet bizim. Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine. Bu hasret bizim." dizelerini okuyan Kılıçdaroğlu, bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçe yaşamak istediklerini söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Taksim'den, Türkiye'ye ve tüm coğrafyaya özgürlük ve demokrasi için selam gönderdiğini ifade ederek, "Ne darbe ne dikta. Yaşasın özgürlükçü demokrasi." diyerek konuşmasını tamamladı.

(Bitti)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×