Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (2)

- "(Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturulması) O konuda bizim kararlılığımız tam, biz oradaki muhalif unsurlara destek vermek suretiyle burayı bir terör koridoru ve bölgesi olmaktan çıkarıp bir güvenlik koridoru haline getirmeye çalışacağız" - "(YPG konusunda) Yani siz bu kadar askeri, siyasi ve istihbari yardımı tek bir örgüte yaparsanız o örgüt tabii ki sahada birtakım başarılar elde edebilir. Bakın Suriye muhalefetinin son iki, üç yıldır yaşadığı sorunların başında uluslararası toplumun onlara vadettiği ama yerine getirmediği sözler vardır" - "Bazen PKK'nın Suriye uzantısı PYD-YPG gibi terör örgütleriyle ilgili bizim değerlendirmelerimizi PKK terör örgütü propaganda mecraları üzerinden 'İşte bakın Türkiye Kürtlerin kazanımlarına karşı, onun için bunları yapıyor' gibi birtakım kampanyalar yürütmeye çalışıyor. Burada tekrar altını net bir şekilde çizmek isterim ki Türkiye'nin ne Suriye, ne Irak, ne İran ne de Türkiye'deki Kürtlerle bir sorunu vardır. Bizim bir PKK sorunumuz var. Bizim bir terör örgütleri sorunumuz var"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (2)

ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturulmasıyla ilgili, "O konuda bizim kararlılığımız tam, biz oradaki muhalif unsurlara destek vermek suretiyle burayı bir terör koridoru ve bölgesi olmaktan çıkarıp bir güvenlik koridoru haline getirmeye çalışacağız." diye konuştu.

Kalın, TRT Haber'de katıldığı programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vize serbestisi konusunda AB'nin sözünü tutmadığı şeklindeki açıklamasının hatırlatılarak, AB ile Türkiye arasındaki 18 Mart’ta varılan, kaçak göçün önlenmesi, Türkiye’deki sığınmacıların durumunun iyileştirilmesi, AB’nin daha fazla sığınmacı kabul etmesini öngören mutabakat ile vize serbestisi süreçleri hakkındaki soruya Kalın, bu iki anlaşmanın eşzamanlı olarak geçen aylarda hayata geçirilmesi gerektiğini, ancak şu anda bir gecikme yaşandığını belirtti.

Kalın, Türkiye'nin bir an önce sürecin tamamlanarak Türk vatandaşlarının Schengen vize sistemine geçmesini istediğini söyledi.

Türkiye'nin Schengen vize sistemine girmesini engelleyecek hiçbir sebep bulunmadığını dile getiren Kalın, Latin Amerika ve Körfez bölgesinde bazı ülkelerin AB'ye vizeden muaf tutulurken Türkiye'nin AB ile üyelik müzakeresi yapan bir ülke olmasına rağmen bunun dışında tutulmasının hiçbir izahının olmadığını dile getirdi.

Vize serbestisi için AB'nin Türkiye'den yerine getirmesini istediği 72 kriterden 67'sinin tamamlandığını anlatan Kalın, kalanlardan çoğunluğunun kolaylıkla çözüleceğini söyledi.

Ancak AB'nin, Türkiye PKK, DAEŞ ve Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile aynı anda savaştığı ve terörün küresel bir sorun haline geldiği bir dönemde terörle mücadele yasasının değiştirilmesi konusunda "lüzumsuz" bir tartışma başlattığını ifade eden Kalın, Türkiye'nin mevcut terörle mücadele yasalarının da AB müktesebatı kapsamında hazırlandığını hatırlattı.

Avrupa'da bir terör saldırısı durumunda alınan tedbirleri ve olağanüstü hal (OHAL) kararlarını anımsatan Kalın, Türkiye'nin çok daha kötü terör tehditleriyle karşı karşıya kaldığının altını çizdi.

Kalın, Avrupalı liderlerin terörle mücadele konusunda Türkiye'nin yanında yer alması gerekirken, anlaşmayı tehlikeye sokacak bir süreç başlattıklarını anlattı.

Türkiye'nin terörle mücadele kapasitesini zayıflatacak bir değişikliğin veya geri adımın söz konusu olmadığını aktaran Kalın, bunun hem Türkiye'nin ulusal çıkarları hem de bölge güvenliği için gerekli olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin güvenliğinin AB'nin güvenliği demek olduğunu anlayan Avrupalı liderlerin, bu sorunun çözümü için ilgili bürokratik birimlere talimatları verdikleri şeklindeki ifadelerini hatırlatan Kalın, şu anda heyetler arası görüşmelerin sürdüğünü belirtti.

Kalın, "Böylece hem 18 Mart'ta imzalanan mülteci anlaşması daha etkin bir şekilde uygulanmaya devam etsin hem de Türk vatandaşları rahatlıkla Schengen vize sistemi içerisinde Avrupa ülkelerine, Schengen ülkelerine gidebilsinler." dedi.

- Fırat Kalkanı Harekatı takdirle karşılandı

Fırat Kalkanı Harekatı ile ilgili son gelişmeler hakkındaki soruya ise Kalın, harekatın ABD, Rusya ve AB tarafından takdirle karşılandığına dikkati çekti.

Türkiye'nin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanarak ulusal önceliği çerçevesinde buradaki terör unsurlarını temizlediğini anlatan Kalın, bu harekatla Suriye'de DAEŞ'e karşı etkin bir biçimde savaşan tek unsurun YPG olduğu şeklindeki söylemin çöktüğünü vurguladı.

Harekatın destek verildiğinde Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile mobilize edilen yerel unsurların DAEŞ'e karşı etkin mücadele edebileceğini ortaya çıkardığını ifade eden Kalın, "Bu, YPG'nin bu anlamda bir proje olduğunu gösteriyor. Yani siz bu kadar askeri, siyasi ve istihbari yardımı tek bir örgüte yaparsanız o örgüt tabii ki sahada birtakım başarılar elde edebilir. Bakın Suriye muhalefetinin son iki, üç yıldır yaşadığı sorunların başında uluslararası toplumun onlara vadettiği ama yerine getirmediği sözler vardır." diye konuştu.

Harekatın aynı zamanda derinlik kazanması gerektiğini söyleyen Kalın, göçü önlemenin en önemli adımlarından birinin burada bir güvenli bölge oluşturmaktan geçtiğini anlattı. Prensipte bu fikrin her tarafından desteklendiğini ancak pratiğe bakıldığında kimsenin harekete geçmediğini bildiren Kalın, "O konuda bizim kararlılığımız tam, biz oradaki muhalif unsurlara destek vermek suretiyle burayı bir terör koridoru ve bölgesi olmaktan çıkarıp bir güvenlik koridoru haline getirmeye çalışacağız." dedi.

- "ABD yönetimi YPG konusunda hala yanlış bir tutum içinde"

ABD ile YPG konusundaki görüş ayrılığının sürdüğünü dile getiren Kalın, "ABD yönetiminin bu konuda hala yanlış bir tutum içerisinde olduğunu" belirtti.

Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bazen PKK'nın Suriye uzantısı PYD-YPG gibi terör örgütleriyle ilgili bizim değerlendirmelerimizi PKK terör örgütü propaganda mecraları üzerinden 'İşte bakın Türkiye Kürtlerin kazanımlarına karşı, onun için bunları yapıyor' gibi birtakım kampanyalar yürütmeye çalışıyor. Burada tekrar altını net bir şekilde çizmek isterim ki Türkiye'nin ne Suriye, ne Irak, ne İran ne de Türkiye'deki Kürtlerle bir sorunu vardır. Bizim bir PKK sorunumuz var. Bizim bir terör örgütleri sorunumuz var."

YPG'nin DAEŞ'le mücadeleyi bir paravan olarak kullanıp fiili bir durum yarattığını ve hakimiyeti altındaki bölgeleri genişleterek bir koridor oluşturmaya çalıştığına dikkati çeken Kalın, Türkiye'nin böyle bir terör koridoruna hem kendi ulusal çıkarları hem de Suriye'nin toprak bütünlüğü ve halkının geleceği bakımından izin vermeyeceğini vurguladı.

Kalın, "Suriye'nin toprak bütünlüğünü böyle fiili durumlar yaratarak muhafaza edemezsiniz." diyerek bunun etnik ve mezhebi çatışmalara kadar gidebileceği uyarısında bulundu.

Kalın, "Suriye'nin çoğulcu, demokratik ve meşru yönetime dayalı bir geleceğe doğru geçiş yapabilmesi için, bütün Suriye halkını kucaklayacak bir yönetimin işbaşına gelmesi lazım. Ama bunun için de aynı zamanda böyle fiili durum yaratarak, Suriye'yi böyle kantonlara bölmeye çalışan, diğer etnik gruplar üzerinde baskı kuran atılımların ya da adımların mutlaka engellenmesi gerekir." diye konuştu.

"Batı basınının YPG'ye yapılan yatırımı meşrulaştırmak için YPG romantizmi üzerinden şiddeti görmezden geldiğine" dikkati çeken Kalın, Suriye halkının bütün olarak bir mücadele içinde olduğunu ve bedel ödediğini kaydetti.

ABD'nin Türkiye'ye yaptığı "Rakka'ya beraber operasyon" teklifinin sorulması üzerine Kalın, müzakerelerin devam ettiğinin, Türkiye'nin Suriye'nin bütün şehirlerinin DAEŞ'ten temizlenmesini desteklediğinin ancak kesin surette içinde YPG ve PYD'nin olduğu bir operasyonda yer almayacağının altını çizdi.

Kalın, güçlü bir irade ve akıllı bir planlama ile Suriye'deki iç savaşın sonlandırılabileceğine inandığını ve Türkiye'nin bu yöndeki çabalarının süreceğini sözlerine ekledi.

(Bitti)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×