Cumhurbaşkanı Erdoğan, kanaat önderleriyle iftarda buluştu

- Erdoğan: (2) - "(HDP'li belediyelere yönelik) Onlar eline geçen parayı 'Ben dağa nasıl ulaştırırım, Kandil'e nasıl ulaştırırım?' bunun gayreti içerisindeler ama bugünler onların iyi günleri, onu söyleyeyim. Bunların bedelini ödeyecekler ve devlet bütün bunların arkasını hassas bir şekilde takip ederek, bunlara gerekli olan bu bedeli ödetecektir. Çünkü tüyü bitmemiş yetimin hakkını, sen terör örgütlerine çeşitli hilelerle gönderemezsin" - "Dünyada tüm gücünü zulümden, çatışmadan, savaştan, kandan, acıdan alan karanlık bir ittifak vardır. Bu karanlığın gerisinde yüzyıllardır süren gizli açık sömürgecilik düzeni vardır, insani ve iktisadi kölelik vardır. Bu ittifakın emrine girerek ülkemizi ve bölgemizi bu güçlerin taşeronluğu altında yönetmek isteyenler, topraklarımızı kurtarmak değil sömürge haline getirmek, insanları özgürleştirmek değil köleleştirmek peşindeler" - "Elinde silahı olan, karşısında güvenlik güçlerimizi bulacak, bunu böyle bilsinler. Silahıyla can alanın arkasında duran siyasetçi, belediye başkanı, sivil toplum kuruluşu mensubu karşısında idari birimlerimizi, savcılarımızı, hakimlerimizi bulacak. Yurt dışında aynı yalanları pazarlamaya çalışanlar karşılarında diplomatlarımızı, bu konularla ilgili çalışan sivil toplum kuruluşlarımızı bulacak. Hiçbir alan boş bırakılmayacak, hiçbir iftira cevapsız kalmayacak, hiçbir yalan gerçeğin ışığından kaçırılmayacak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kanaat önderleriyle iftarda buluştu

ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, HDP'li belediyelere yönelik olarak, "Onlar eline geçen parayı 'Ben dağa nasıl ulaştırırım, Kandil'e nasıl ulaştırırım?' bunun gayreti içerisindeler ama bugünler onların iyi günleri, onu söyleyeyim. Bunların bedelini ödeyecekler ve devlet bütün bunların arkasını hassas bir şekilde takip ederek, bunlara gerekli olan bu bedeli ödetecektir. Çünkü tüyü bitmemiş yetimin hakkını, sen terör örgütlerine çeşitli hilelerle gönderemezsin." dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kanaat önderleriyle iftarda bir araya geldi. İftar sonrası konuşan Erdoğan, "Dünyanın hiçbir yerinde dikensiz gül bahçesi misali bir devlet yönetimine rastlayamazsınız. Tüm eksikliklerine, hatta hatalarına rağmen bu topraklarda hep birlikte kurduğumuz, Anadolu Selçuklu, Osmanlı ve son olarak Türkiye Cumhuriyeti devletleri coğrafyamızdaki en güçlü, en müreffeh, en huzurlu devletlerdir." diye konuştu.

Almanya'nın Viernheim kasabasındaki bir sinema salonunda bugün öğleden sonra yaşanan silahlı saldırıyı anımsatan Erdoğan, "İşte bakın bugün Almanya'da olanları duydunuz, Fransa'nın ne halde olduğunu görüyorsunuz, Amerika'da olanları gördünüz. Dünya, farklı bir geleceğe doğru bir arayışın içerisinde yürüyor." ifadesini kullandı.

"Terörü savunmak mümkün mü?" diye soran Erdoğan, "Ama hep ne dedik, şunu özellikle söyledik, teröre karşı amansız bir mücadele sürdüren Türkiye'ye sessiz kalanlar şunu bilmelidir dedik, 'bir gün bu terör bumerang gibi döner onları da vurur' dedik. Daha da bulur, niye? Sen eğer teröristlere yataklık yaparsan, sen eğer teröristleri vermen gereken yere vermezsen, onların cezalarını anında vermezsen, tam aksine onlara yataklık yaparsan, onlara mali destek verirsen, kapılarını açar onların paçavralarını Avrupa Birliği'nin binasının duvarlarına asmaya kalkarsan bilesiniz ki bunlar iyi günlerindir, daha beter günler gelecektir, daha beter günler gelecektir. Biz yaşıyoruz, biz damdan düştük, bunlar bunu görmedi." değerlendirmesinde bulundu.

- "Hep birlikte ülkemize sahip çıkmak zorundayız"

"Son 14 yıldır geçmişte sancıları çekilen sorunların büyük ölçüde ortadan kaldırıldığı, demokrasinin, hak ve özgürlük standartlarının yükseltildiği bir ülkede yaşıyoruz" ifadesini kullanan Erdoğan. "Onun için hep birlikte ülkemize sahip çıkmalıyız." dedi.

Terör örgütlerinin ne bu ülkenin, ne de bölgenin daha iyiye, güzele ve hayırlıya kavuşması gibi bir amacının kesinlikle olmadığını vurgulayan Erdoğan, misafirlerine "Güneydoğu bölgemizde yaşıyorsunuz, Allah aşkına, şu belediye hizmetlerinden memnun olmanız mümkün mü? Memnun musunuz? Altyapısından memnun musunuz? Üstyapısından memnun musunuz?" diye sordu.

- "Bu günler onların iyi günleri"

Erdoğan şöyle devam etti:

"Ben belediye başkanlığından gelmiş birisiyim. Çöp dağlarının hakim olduğu bir İstanbul'a devralmıştım, hava kirliliğinin hakim olduğu bir İstanbul'u devralmıştım, altyapısı tamamen felç bir İstanbul'u devralmıştım. Ama şimdi Güneydoğu'ya gittiğim zaman, bakıyorum ki Güneydoğu çok daha beter, çok daha berbat. Niye? Onlar benim Kürt kardeşimin temiz bir şehirde yaşamasını istemiyor ki şöyle suyu akan bir şehirde yaşamasını istemiyor ki öyle bir derdi yok bunların, onlar eline geçen parayı, 'Ben dağa nasıl ulaştırırım, Kandil'e nasıl ulaştırırım' bunun gayreti içerisindeler. Ama bu günler onların iyi günleri onu söyleyeyim. Bunların bedelini ödeyecekler, ödeyecekler ve devlet bütün bunları arkasını hassas bir şekilde takip ederek, bunlara gerekli olan bu bedeli ödetecektir. Çünkü tüyü bitmemiş yetimin hakkını sen, terör örgütlerine çeşitli hilelerle gönderemezsin."

Örgütlerin tüm derdinin, Türkiye'yi zayıflatarak, kendi vatandaşlarına, bölgesindeki ve dünyadaki diğer mazlumlara sahip çıkmasını, destek vermesini engellemek olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Çünkü dünyada tüm gücünü zulümden, çatışmadan, savaştan, kandan, acıdan alan karanlık bir ittifak vardır. Bu karanlığın gerisinde yüzyıllardır süren gizli-açık sömürgecilik düzeni vardır, insani ve iktisadi kölelik vardır. Bu ittifakın emrine girerek ülkemizi ve bölgemizi bu güçlerin taşeronluğu altında yönetmek isteyenler, topraklarımızı kurtarmak değil, sömürge haline getirmek, insanları özgürleştirmek değil, köleleştirmek peşindeler. Nitekim Suriye'de ister DAİŞ olsun, ister PYD-YPG, ister rejim hiç fark etmiyor. Hangi bölgede hakimiyet sağlarlarsa sağlasınlar, hepsinin de aynı yöntemleri izlediğini görüyoruz, aynı senaryoyu uyguladığını görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"Tavşana kaç tazıya tut"

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ne yapıyorlar? Hemen insanların ellerinde avuçlarında ne varsa el koyuyorlar. Bununla yetinmiyor namuslarına tasallut ediyorlar, ardından baskıyla, sindirmeyle evlerinden yurtlarından ettikleri insanların yerlerine kendi taraftarlarını yerleştiriyorlar. Karşı çıkanları da katlediyorlar, bunun adı zulümdür. İpleri aynı güçlerin ellerinde olan bu terör örgütleri, 'tavşana kaç tazıya tut' diyebileceğimiz basit bir oyunla coğrafyamızı acıya ve kana bulamayı sürdürüyorlar. Şimdi biz göz göre göre aynı senaryonun ülkemizde oynanmasına izin mi vereceğiz? DAİŞ içindeki yabancı teröristleri bunların hangi ülkelerden geldiklerini sizler de biliyorsunuz. PKK ve PYD içindeki yabancı teröristleri biliyor musunuz? Çatışmalarda öne sürdükleri cahil gençler ölürken bu işleri organize eden, kaynak sağlayan, araç-gereç sağlayan, strateji belirleyen hatta zaman zaman fiilen çatışmalara giren o yabancıların ne işi var oralarda. Batı'nın değişik ülkelerinden gelenleri biliyorsunuz değil mi?"

Terör örgütünün güdümündeki partinin mensuplarının, ülkede olduklarından daha fazla yurt dışında gezdiklerine dikkati çeken Erdoğan, "Ülkemizde yaptıkları görüşmelerin kat kat fazlasını yurt dışında yapıyorlar." dedi.

- "Bölücü terör örgütü suçüstü yakalandı"

"Mesele bu ülkenin meselesiyse, bu ülkenin insanlarının meselesiyse sizin dışarıda ne işiniz var?" diye soran Erdoğan. "Bir süredir terör örgütü de güdümündeki parti de bölgedeki hadiseleri uluslararası platformlara taşıyabilmek için uğraşıyor. Cizre ile ilgili bir kitapçık hazırlamışlar. Utanmadan, arlanmadan, sıkılmadan devletin ilçeyi yakıp-yıktığını, sivil vatandaşları öldürdüğünü öne sürüyorlar. Bölücü terör örgütü Cizre'de de Nusaybin'de de, Yüksekova'da da diğer ilçelerde de suçüstü yakanlanmıştır. Örgüt bu ilçelerde vatandaşlarımıza zulüm ederken, onlara hayatı zehir ederken, evlerini yıkarken, mallarını gasbetmek, çocuklarını zorla ellerinden alırken devletin müdahalesiyle karşılaşmıştır. Olay bu kadar basit, bu kadar açıktır. Ama bunlar ne yapıyor? Akıl almaz bir yüzsüzlükle, ahlaksızlıkla, haysiyetsizlikle kendi yedikleri haltları devlete mal ederek üste çıkmaya çalışıyorlar." ifadelerini kullandı.

- "Herkesi kör, alemi sersem mi sanırsınız?"

Ziya Paşa'nın, Terkib-i Bend şiirinden "Siz herkesi kör, alemi sersem mi sanırsınız?" dizelerine atıfta bulunan Erdoğan, "Yanınıza aldığınız ve aynı projenin birer aktörü olmanın ötesinde karşılıkları bulunmayan kuruluşlarla milleti de dünyayı da kandırabileceğinizi mi sanıyorsunuz? O günler geride kaldı." diye konuştu.

Terör örgütü ve uzantılarına karşı her alanı kapsayan topyekün bir mücadele yürüttüklerinin altını çizen Erdoğan, "Elinde silahı olan, karşısında güvenlik güçlerimizi bulacak, bunu böyle bilsinler. Silahıyla can alanın arkasında duran siyasetçi, belediye başkanı, sivil toplum kuruluşu mensubu karşısında idari birimlerimizi, savcılarımızı, hakimlerimizi bulacak. Yurt dışında aynı yalanları pazarlamaya çalışanlar karşılarında diplomatlarımızı, bu konularla ilgili çalışan sivil toplum kuruluşlarımızı bulacak. Hiçbir alan boş bırakılmayacak, hiçbir iftira cevapsız kalmayacak, hiçbir yalan gerçeğin ışığından kaçırılmayacak." ifadelerini kullandı.

(Sürecek)




Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×