Cumhurbaşkanı Erdoğan El-Cezire'ye konuştu

- Erdoğan: (2) - "Başika üssü orada vardır, olacaktır ve Musul'daki soydaşlarımızı, kardeşlerimizi biz yalnız bırakmayız. Kerkük'teki kardeşlerimizi yalnız bırakamayız. Telafer'de soydaşlarımız var, onları yalnız bırakamayız ve biz burada bir mezhep çatışmasına fırsat veremeyiz. Burada eğer bir mezhep çatışması çıkarsa bunun önü alınmaz" - "AB eğer Türkiye'yi istemiyorsa kararını versin ve 'Türkiye'yi biz istemiyoruz, Türkiye çekilsin' desin. Tabii NATO'nun bunu yapması zor bir iş, NATO da bunu yapamaz ama AB'de henüz biz müzakereci ülkeyiz. Biz şu anda sabırla görüşmelerimizi devam ettiriyoruz. Bu görüşmeler tabii bir yere kadar devam edecek, onlar da herhalde bir nihai karar verecekler ve bizler de bu nihai karar durumuna göre hareket ederiz veya biz kararımızı veririz, buna göre adım atarız" - "Türkiye'de şu anda 3 milyon mülteci var, bu mülteciler Avrupa'ya doğru gidebilir, yürüyebilir. Biz 3 milyon mülteciyi burada barındırırken, AB'nin Türkiye'ye destek vermesi lazım. Bu mülteciler Avrupa'ya bir yürürse Avrupa ne yapacağını şaşırır" - "Kerkük gelişmeleri karşısında özellikle biz terör örgütlerinin buraya bulaştırılmamasını istiyoruz ve bu konuda Amerikalı muhataplara güvenlik güçlerimiz gerekli olan bilgi akışını sağlamışlardır" - "Sincar'ı da biz serbest bırakamayız çünkü Sincar da ikinci Kandil olma yolundadır. Burada PKK var, biz oranın da ikinci Kandil olmasına müsaade etmeyeceğiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan El-Cezire'ye konuştu

İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Başika üssü orada vardır, olacaktır ve Musul'daki soydaşlarımızı, kardeşlerimizi biz yalnız bırakmayız. Kerkük'teki kardeşlerimizi yalnız bırakamayız. Telafer'de soydaşlarımız var, onları yalnız bırakamayız ve biz burada bir mezhep çatışmasına fırsat veremeyiz. Burada eğer bir mezhep çatışması çıkarsa bunun önü alınmaz." dedi.

Katar merkezli El-Cezire televizyonunda iki bölüm halinde yayınlanan bir programın ikinci bölümünde konuşan Erdoğan, Türkiye'deki koalisyon hükümetleri, AK Parti'nin tek başına iktidarda olduğu dönem, başkanlık sistemi tartışmaları ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi konularda değerlendirmelerde bulundu.

Dünyada düşmanı çoğaltmak değil, azaltmanın gayreti içinde olduklarını ve dostların sayısını artırmak istediklerini belirten Erdoğan, "Şunu da bilelim ki dünyada tamamıyla bütün ülkelerin dost olduğu bir yapı hiçbir ülkeye karşı yoktur. Seveniniz vardır, sevmeyeniniz vardır ama biz bu sevenlerin sayısını artırmak istiyoruz. Onun için de dünyadaki tüm ülkelerle, yaklaşık 196 ülkeyle irtibatlarımızı hep geliştirmenin gayreti içerisindeyiz. Bu yolda da mücadelemizi sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı.

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye teslim edilmesi meselesine değinen Erdoğan, bu kişinin şu anda suç dosyalarıyla, her şeyiyle ABD'de olduğunu dile getirdi.

Bu terör örgütü elebaşını ABD'den istediklerini hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Benim halkımın ne anladığı çok çok önemli. Bu örgüt, bir terör örgütüdür, darbecidir ve bu terör örgütünü, bu darbeciyi şu anda Amerika kendi elinde korumaktadır. Bunun da şöyle böyle izahı olmaz. Darbe girişimini yapanlar bunlar, bunun da başı bu adam olduğuna göre benim stratejik ortağım, model ortağım bunu bize vermeli, elinde tutmamalı ve bizim bu mücadelemize destek olmalı. Çünkü terörle mücadele tek başına olmaz, terörle mücadele uluslararası bir dayanışmayla, uluslararası bir mutabakatla olur. Bundan dolayı şu anda halkım, 'Dost diyorsunuz ama bak bu teröristi Amerika saklıyor' diyor. Ben ne dersem diyeyim, halkıma ben bunu izah edemem ve edemiyorum da."

- Türkiye-AB ilişkileri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin FETÖ elebaşını teslim etmediği durumda ise 'Bu durum münasebetleri zedeleyemez." diyemeyeceğini vurguladı.

Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, AB'nin sürekli nazlandığını ve Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak istediğini anlattı.

Bu konuyla ilgili açıklamalarını anımsatan Erdoğan, "Ben de sürekli açıklamalarımda diyorum ki AB eğer Türkiye'yi istemiyorsa kararını versin ve 'Türkiye'yi biz istemiyoruz, Türkiye çekilsin' desin. Tabii NATO'nun bunu yapması zor bir iş, NATO da bunu yapamaz ama AB'de henüz biz müzakereci ülkeyiz. Biz şu anda sabırla görüşmelerimizi devam ettiriyoruz. Bu görüşmeler tabii bir yere kadar devam edecek, onlar da herhalde bir nihai karar verecekler ve bizler de bu nihai karar durumuna göre hareket ederiz veya biz kararımızı veririz, buna göre adım atarız." diye konuştu.

- Mülteciler meselesi

Erdoğan, AB'nin hiçbir zaman Türkiye'ye karşı dürüst ve samimi davranmadığına, mülteciler konusunda verdiği taahhüdü yerine getirmediğine dikkati çekti.

Türkiye'nin mültecilere verdiği desteği anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bakın Türkiye'de şu anda 3 milyon mülteci var, bu mülteciler Avrupa'ya doğru gidebilir, yürüyebilir. Biz 3 milyon mülteciyi burada barındırırken, AB'nin Türkiye'ye destek vermesi lazım. Bu mülteciler Avrupa'ya bir yürürse Avrupa ne yapacağını şaşırır. Şu anda 100 tane, 500 tane mülteciyi alamıyor. Söz verildi, haziran ayı gibi 3 milyar avro destek verilecekti, ikinci bir 3 milyar avro verilecekti. Şu ana kadar verilen destek aklımda kaldığı kadarıyla 250-300 milyon avro, böyle bir durum var. Öbür taraftan, Birleşmiş Milletler Mülteciler Komiserliğine bakıyorsunuz, onlar da yaklaşık 550 milyon dolar gibi bir destekte bulundular. Bizim yapmış olduğumuz harcama, STK'larımız, belediyelerimizle beraber yaklaşık 26-27 milyar dolar. Sadece devletin faturalı olarak yapmış olduğu harcama şu anda 13 milyar doları buldu."

- "Terörden arındırılmış bir bölge"

Arap dünyasında yaşanan sorunları da ele alan Erdoğan, Türkiye'nin Suriye ile 911, Irak ile 350 kilometre sınırı bulunduğunu bildirdi.

Suriye'deki gelişmelere duyarsız kalamayacaklarına, Libya ile tarihi bir gönül bağlarının olduğuna işaret eden Erdoğan, çok sabrettiklerini ancak terör örgütü DEAŞ'ın Gaziantep'teki terör saldırısında 56 vatandaşın şehit edilmesinden sonra Özgür Suriye Ordusu'nu (ÖSO) desteklemek suretiyle Cerablus'a girerek bir süreç başlattıklarını hatırlattı.

Erdoğan, şu bilgileri verdi:

"Cerablus'ta DEAŞ mukavemet göstermeden orayı terk etti, ardından Er-Rai'de de yine böyle bir operasyon yapıldı ve Er-Rai'yi de DEAŞ terk etti. Arkadan Dabık boşatıldı, Dabık'ta biraz direnç gösterdiler fakat bu direnç kırıldı. DEAŞ orayı kendi kutsalı olarak görüyordu, orayı da bırakmak durumunda kaldı, oradan da ayrıldı. Şimdi ÖSO bizim lojistik desteğimizle, koalisyon güçleriyle beraber El-Bab'a doğru devam ediyor fakat bunu istemeyenler de tabii yok değil, var.

Bütün mesele, bu bölgede terörden arındırılmış bir bölge hazırlayalım, bunu ilan edelim ve Suriyeli kardeşlerimiz gelsinler burada yerleşsinler, onlara burada bazı imkanlar hazırlayalım. Örneğin biz burada şu anda onların bütün altyapı, üstyapısını oluşturalım, eğitim kurumlarını, sosyal donatı alanlarını oluşturalım ve buraya yerleşsinler ama burada tabii uçuşa yasak bölge ilan etmemiz lazım. Burada bir de bir milli ordu oluşturulmalı ki bu alanın bir milli ordusu olmalı. Bizler burada her türlü eğit-donat noktasında desteği vermeye hazır olduğumuzu Amerika'ya da Rusya'ya da Almanya'ya da İngiltere'ye de hepsine söyledik. Şu anda bu istikamet üzere çalışmalarımızı yürütüyoruz. Güvenlik güçlerimiz birbirleriyle görüşmelerini sürdürüyorlar."

- "Kerkük'te çok ciddi sıkıntılar var"

Irak'taki gelişmelerin iyi olmadığını vurgulayan Erdoğan, özellikle Kerkük'te yaşananların düşündürücü olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu görüşlerini paylaştı:

"Kerkük gelişmeleri karşısında özellikle biz terör örgütlerinin buraya bulaştırılmamasını istiyoruz ve bu konuda Amerikalı muhataplara güvenlik güçlerimiz gerekli olan bilgi akışını sağlamışlardır. Bizler de gerek Musul, ki bu Musul'un tamamına yakını Arap'tır ve bir miktar Türkmen vardır. Kerkük'te Türkmen kardeşlerimiz vardır, Kürtler vardır, bir miktar orada da Arap vardır. Dolayısıyla buraların bu şekilde bir ele geçirme operasyonu yapılmasını doğru bulmuyoruz. Burada da Amerika ile birlikte koalisyon güçleriyle Türkiye beraber hareket edecektir. Şu anda da bu çalışmalar aynı şekilde yürüyor ama Kerkük'te çok ciddi sıkıntılar var, sancı var ve bu tabii Telafer'e yansıyabilir."

Irak Başbakanı Haydar el-İbadi'nin aynı noktada olmadığını, biraz daha değişiklik gösterdiğini zannettiğini ifade eden Erdoğan, kendilerinin bu noktadaki karar mercinin koalisyon güçleriyle olan görüşmeleri ve dayanışması olduğunu bildirdi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şunun bilinmesini istiyoruz ki Başika üssü orada vardır, olacaktır ve Musul'daki soydaşlarımızı, kardeşlerimizi biz yalnız bırakmayız. Kerkük'teki kardeşlerimizi yalnız bırakamayız. Telafer'de soydaşlarımız var, onları yalnız bırakamayız ve biz burada bir mezhep çatışmasına fırsat veremeyiz. Burada eğer bir mezhep çatışması çıkarsa bunun önü alınmaz. Sincar'ı da biz serbest bırakamayız çünkü Sincar da ikinci Kandil olma yolundadır. Burada PKK var, biz oranın da ikinci Kandil olmasına müsaade etmeyeceğiz."

- "Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünden yanayız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünden yana olduklarını, bölünmesini kesinlikle istemediklerini ve sonuna kadar bu istikamette mücadele sürdüreceklerini anlattı.

Bu konunun taviz vermeye gelmeyeceğini söyleyen Erdoğan, koalisyon güçlerinin de bu oyuna gelmemesini temenni etti.

Erdoğan, Irak ve Suriye'deki İran etkisi, Suriye'de ABD ve Rusya'nın rollerine ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

"Şu anda tabii biliyorsunuz Lozan'da bir toplantı oldu. Lozan'daki toplantıda Amerika, Rusya, Türkiye, İran, Katar, Suudi Arabistan orada bir araya geldiler fakat Lozan'da ne yazık ki bir netice alınamadı ve tekrar bu süreç devam ediyor. Lozan'da değil de çok daha farklı bir yerde buluşma gerçekleşirse isabetli olur diye düşünüyorum. Tabii oraya gelenler de problemi çözmek için gelmeli. Eğer problem çözmek için gelirlerse netice alınır ama problem çözmek için değil de ön yargılarla gelinirse yazık olur. Çünkü bizim Irak toprak bütünlüğüne, bir defa Suriye toprak bütünlüğüne kendimizi şartlamamız lazım. Eğer buna kendimizi şartlarsak netice alırız, aksi takdirde netice alamayız."

- Türkiye ile Arap ülkeleri arasındaki ilişkiler

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ile hiçbir zaman restleşmeye girmediklerini dile getiren Erdoğan, Riyad'daki son toplantının ardından ekonomik ve ticari çalışmaları daha da geliştirdiklerini aktardı.

Katar ile ikili iş birliği gibi diğerleriyle de bunu geliştirmek istediklerine değinen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Başta Suudi Arabistan olmak üzere Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn, Umman hepsiyle bunları geliştirelim istiyoruz. Çünkü bütün bu ülkeler bizim kardeşlerimiz, biz onlarla iş birliği içerisinde olamayacağız da kiminle olacağız? Yani hepsiyle bizim iş birliği yapabilmek için gerçekten elimizde çok imkanlar var. Savunma sanayinden tutunuz, gıda, tarım, ekonomi, inşaat sektöründe altyapı, üstyapı. Biliyorsunuz en güçlü müteahhitlik sektörü bizde, dünyada ikinci sıradayız. Tüm bu yapılanmaların içerisinde Türk müteahhitleri yer alabilirler, ileri teknolojide Türkiye iyi bir konumda. Bu dayanışmamızı kendi aramızda daha da sıklaştırabilirsek, inanıyorum ki hep birlikte kazan kazan esasına göre bölge kalkınacaktır, ayağa kalkacaktır. Tabii burada tek derdimiz, Körfez'in barış noktasında iyi bir yeri yakalaması lazım ve barış içerisinde Körfez ülkeleri birbirlerine öz güvenle sarılarak hep birlikte ayağa kalkarlarsa çok isabetli olacaktır diye düşünüyorum."

(Bitti)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×