Cumhurbaşkanı Erdoğan: (2)

- "Nabi Avcı Bey dönemine kadar biz dershaneler konusunda adım atamadık. Bunlar bizim kayıp yıllarımızdır. Tabii şimdi siz de başbakansınız ama bir yere kadar arkadaşlarınıza bir şeyi anlatıyorsunuz. Israr, ısrar, ısrar... Tabii daha fazla ileri gidemiyorsunuz ve en ciddi, en büyük parayı bu adamlar bu dershanelerden kazandı" - "2010'dan beri bu Fetullahçı Terör Örgütü'nün bu ülkede örgütlenme ağının ne denli geniş olduğunu anlatıyorum. Ve bunu ben, en yakın mesai arkadaşlarıma anlatmakta zorlanıyorum. Silahlı kuvvetlerde, emniyette, yargıda, bunları hep işledik, anlattık. Bakanlıklarda... Çoğu zaman şu ifade kullanılıyordu, 'Acaba delil var mı?' Neyin delili olacak, her şey ortada işte. Adamlar kendilerinden başka kimseyi, hiçbir yere yaklaştırmıyorlar" - "Her şey aslında menfaat endeksliydi. Yani mama ellerinden alınınca bunlar o zaman düşman oldular, başladılar bağırıp çağırmaya. Yurt dışında, Avrupa'nın değişik ülkelerinde aleyhe kampanyalar başlattılar. Öyle veya böyle, şu anda gelinen noktada bizler demek ki adresi bulduk. İlk müdahaleyle de silahlı kuvvetlerimiz ve diğer kurumlarımız içerisindeki yapılanmayı şu anda iktidarımız inşallah kurumlarımızla birlikte çalışarak temizlemeye başladı"

Cumhurbaşkanı Erdoğan: (2)

ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Nabi Avcı Bey dönemine kadar biz dershaneler konusunda adım atamadık. Bunlar bizim kayıp yıllarımızdır. Tabii şimdi siz de başbakansınız ama bir yere kadar arkadaşlarınıza bir şeyi anlatıyorsunuz. Israr, ısrar, ısrar... Tabii daha fazla ileri gidemiyorsunuz ve en ciddi, en büyük parayı bu adamlar bu dershanelerden kazandı." dedi.

Erdoğan, TRT ortak yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

"15 Temmuz'da darbe yanlılarının kullandığı uçakların durdurulması için yazılı talimat mı istendi?" sorusuna, Erdoğan, "Evet. Ümit (Dündar) Paşa ile bunu konuştuktan sonra, Ümit Paşa Eskişehir ile görüşmeyi yaptı, gerekli talimatı verdi. O talimat verildikten sonra hemen Akıncılar'a bombalama başladı. 3-3,5 saat içerisinde Akıncılar'a 12 tane bomba atıldı. Pist kullanılamaz hale geldi ve helikopterler de bir yerde uçamaz hale geldi. Çünkü endişe ettiler tabii, 'Bizi Eskişehir'den gelenler bombalar mı?' diye. Dolayısıyla Akıncılar atıl hale gelince daha da rahatlamış olduk."yanıtını verdi.

"Halkın, darbeye karşı sokaklara indiğinin" anımsatıldığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti:

"Orada tabii bir-iki hitabımız havalimanındaki vatandaşlarımıza... Onların oradaki heyecanı, coşkusu çok çok farklı. Emniyet müdürümüzden aldığımız bilgiyle de... Boğaz köprülerinden yapılan bütün o tanklarla yürüyüşler, hatta Boğaz Köprüsü'nün kulelerinden adeta 'sniper'larla yapılan ateşler ki bunun neticesinde şehit olan kardeşlerimiz var. Orada da malum birçok şehidimiz oldu. Tabii anlatılacak aslında çok şeyler var. Tankların altına yatan, paletlerin arasına yatıp da şu anda gazi olarak çıkan Sabrilerimiz var. Sabri iki tankın arasından çıktı. Bir kolu şu anda sakat ama inşallah kurtulacak, şu anda operasyonlarını geçiriyor. Bir diğer tarafta albayımız yedi mermi alıyor, o aynı şekilde bir mücadele veriyor. Bir diğer tarafta bakıyorsun yine Üzeyir kardeşimiz bir kolunu neredeyse tamamen kaybetmiş vaziyette ama hala o imanının gereğini, şehadete koşmanın inceliğini, hassasiyetini taşıyor ve onlar hala bize 'Siz nasılsınız reisim?' diye bu soruyu soruyor."

"Darbe girişimi gecesi bütün aileniz yanınızdaydı. Sayın Hanımefendinin bu konudaki tepkisi ne oldu? Neler söyledi size?" sorusu üzerine Erdoğan, "Gerek eşim, gerek kızım, gerek damadım hepsi de bir metanet içerisindeydi. Sadece tabii büyük torun 'Ne oluyor baba?' diye sürekli babasına onu soruyordu. Çünkü helikopter karartılmış vaziyette. Hakeza uçakta da öyle. Neyse babası onu teskin ediyordu. Tabi ortanca torunum, kızımız var, Mahinurumuz, o uykuya dalmıştı. Bir de bizim 8-9 aylık bir torunumuz var o tabii bunların hepsinden bihaber." dedi.

- "Bu ne vicdandır"

Darbe girişimi gecesi, eşinin ve kızının temkinli olduğunu, herhangi bir telaş içerisine girmediklerini ifade eden Erdoğan, "Çünkü bir şeye inandınız mı orada telaş falan olmaz. Teslimiyet bu noktada çok çok önemli. İnanmak ve ondan sonra da yürümek, bütün mesele budur. Bizim için kaza ve kader imanımızın gereği değil mi? İmanımızın gereği, bitti. Ölüm bizim için haktır, orada da mesele bitmiştir. Öyleyse bu zaten bir gün gelecek." diye konuştu.

- Erol Olçok'un şehadeti

Erdoğan, yol arkadaşı Erol Olçok'un şehit olduğunu hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi telefonlarda çekilmiş olan o anı izliyorum. Bakıyorum ki kaybetti. Oğlu 17 yaşında Abdullah Tayyip, o da babasıyla beraber orada şehit oldu. Şimdi bunlarla beraber birçok kardeşlerimiz köprünün üzerinde olsun, Vatan Caddesi'nde, Esenler'de olsun, Ankara Kızılay'da, Külliye'de olsun birçok yerde ve sadece düşünün özel harekatta 53 şehidimiz var. Bombayı indirdiler ve orada 53 kardeşimiz şehit oldu. Şimdi bunları ne ile izah edeceğiz, neyini anlatacağız? Bu ne vicdandır? Bunların insanlıktan falan nasibi yok."

Din Şurası'nın 17 maddelik sonuç bildirgesinin çok önemli olduğunu belirten Erdoğan, bu bildirgenin kitapçık haline getirilmesinde ve millet tarafından okunup anlaşılmasında büyük fayda olduğunu söyledi.

- "Kendilerinden başkasına hayat hakkı yok"

"Darbe girişimi olduğunda ilk düşünceniz 'Bunu FETÖ yapıyordur' mu oldu?" sorusuna, Erdoğan, "Onda hiç şüphem yok. Ben bunu 2010'dan beri dillendiriyorum. 2010'dan beri bu Fetullahçı Terör Örgütü'nün bu ülkede örgütlenme ağının ne denli geniş olduğunu anlatıyorum. Ve bunu ben, en yakın mesai arkadaşlarıma anlatmakta zorlanıyorum. Silahlı kuvvetlerde, emniyette, yargıda, bunları hep işledik, anlattık. Bakanlıklarda... Çoğu zaman şu ifade kullanılıyordu, 'Acaba delil var mı?' Neyin delili olacak, her şey ortada işte. Adamlar kendilerinden başka kimseyi, hiçbir yere yaklaştırmıyorlar." yanıtını verdi.

Erdoğan, uluslararası seyahatlere gidilirken, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanına 'Bunların hepsinden bir çeşni yap. Bütün STK'lardan buraya temsilciler al." dediğini aktararak, "Filanca vermiyor, ismini zikretmeyeceğim. Filanca onların bu tür sanayi ve ticaret işleriyle güya iştigal eden kuruluşları... Niye vermiyor? 'Biz tek başımıza organize edelim.' Kendilerinden başkasına hayat hakkı yok. Kardeşim o zaman bundan sonra kesinlikle ne Ekonomi Bakanlığı olarak, ne de siz, bu tür yolculuklarda kota vermeyeceksiniz." dedi.

"Geriye doğru gittiğiniz zaman, ne zaman başladı bunların böyle tuhaf davranışları?" sorusuna, Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Tam menşeine inersek bizim iktidara geldiğimizden kısa süre sonra, ben o zamanki Milli Eğitim Bakanımıza şunu söyledim, dedim ki 'Bu dershaneleri kapatalım.' 'Niye' falan deyince, 'Kardeşim' dedim 'Bu dershaneler varsa, bu okullar niye var? Bu okullar varsa, bu dershaneler niye var? Biz bir şeyi gidermek istiyorsak, bunu hafta sonlarında telafi kursları veririz, yine öğretmenlerimiz verir, hem 3-5 kuruş daha fazla para almış olur, hem de bu çocuklarımız bu telafi kurslarıyla bu açığını kapamış olur. Maalesef bunu anlatamadık. Nabi Avcı Bey'in dönemine kadar biz dershaneler konusunda adım atamadık. Bunlar bizim kayıp yıllarımızdır. Tabii şimdi siz de başbakansınız ama bir yere kadar arkadaşlarınıza bir şeyi anlatıyorsunuz. Israr, ısrar, ısrar... Tabii daha fazla ileri gidemiyorsunuz ve en ciddi, en büyük parayı bu adamlar bu dershanelerden kazandı. Ben diyeyim 1, siz deyin 2 milyar. Bunu kaybedince, bunların ilk tepkileri başladı."

- "Dost diye bildiklerimiz uzaklaşmaya başladı"

En önemli kaynakları olan dershaneler gidince FETÖ'nün çılgına döndüğünü belirten Erdoğan, "Ne gösteriler yaptılar, kampanyalara çevirdiler, her şeyi yaptılar. Demek bunların can damarı oydu. Ve insan kaynağı da bunların tabii oralardı. Ondan sonra da bir de havasını atıyorlar, sağdan soldan seç, oradan gel çıkar, çıkardıktan sonra da 'Ben, şu kadar başarılı öğrenci çıkardım.' diye hava at. Zaten sen iyiler üzerinden ortaya bir iyi koyuyorsun, orada iş başladı zaten, her şey orada koptu. Bunun, ondan sonra arkadaşlarım farkına vardılar." dedi.

- "Mama ellerinden alınınca düşman oldular"

Erdoğan, şunları kaydetti:

"Dedik ki 'Arkadaşlar kusura bakmayın, bundan sonra geri adım yok, üzerine üzerine gideceğiz'. Onların içerisinde dost diye bildiklerimiz de zaten o arada bizden uzaklaşmaya, kopmaya ve artık aleyhte yazılar yazılmaya başlandı. Köşelerinde möşelerinde vurmaya başladılar. O ana kadar hiçbir şey böyle değildi. Her şey aslında menfaat endeksliydi. Yani mama ellerinden alınınca bunlar o zaman düşman oldular, başladılar bağırıp çağırmaya. Yurt dışında, Avrupa'nın değişik ülkelerinde aleyhe kampanyalar başlattılar. Öyle veya böyle, şu anda gelinen noktada bizler demek ki adresi bulduk. İlk müdahaleyle de silahlı kuvvetlerimiz ve diğer kurumlarımız içerisindeki yapılanmayı şu anda iktidarımız inşallah kurumlarımızla birlikte çalışarak temizlemeye başladı."

(Sürecek)





İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×