Cumhurbaşkanı Erdoğan: (2)

- "(Kamuda açığa almalar) Bu nereye varırsa varsın, sonuna kadar gideceğiz. 'Bu çok oldu, doğru mu?' Bunun bedelini, bunun hesabını kusura bakmasınlar kimseye verecek halimiz yok" - "3-4 yıl öncesine kadar bu süreci biz hep iyi niyetle takip ettik, bu iyi niyetimizin de kurbanı olduk ve bunun bedelini ödüyoruz" - "Bu süreç içerisinde maalesef bir gerçeği tespit ettik ki burada ciddi bir istihbarat zafiyeti var, bu istihbarat zafiyeti olmamış olsa bu saate kadar bu olmaz. Çünkü bir darbede bir saatin, iki saatin çok çok önemi var" - "Pensilvanya'daki yalan makinası orada çalışıyor, yalan söylemeye devam ediyor. Onlara hala gönül vermiş olan vatandaşlarıma sesleniyorum, hala mı bunun peşinden gideceksiniz, hala mı bunlarla beraber hareket edeceksiniz, daha neyi görmeniz gerekiyor, daha görecek bir şeyler mi lazım size? Belgeleriyle, bilgileriyle her şey ortada"

Cumhurbaşkanı Erdoğan: (2)

ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kamuda açığa almalara ilişkin, "Bu nereye varırsa varsın, sonuna kadar gideceğiz. 'Bu çok oldu, doğru mu?' Bunun bedelini, bunun hesabını kusura bakmasınlar, kimseye verecek halimiz yok." dedi.

Erdoğan, ATV ve A Haber ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) yurt dışındaki okullarına ilişkin soru üzerine Erdoğan, "O tabii abartıldığı kadar da değil, bu tür şeyleri de tabii yapıyorlar, onda da mahirler. Yıllarca da, bunu çok açık net olarak da itiraf etmem lazım, bizler de tabii bu anlatıma, bu propagandaya geldik, bunu da itiraf etmem lazım ve 3-4 yıl öncesine kadar bu süreci biz hep iyi niyetle takip ettik. Bu iyi niyetimizin de kurbanı olduk ve bunun bedelini ödüyoruz." dedi.

FETÖ'nün dünyada 2 bin okulu olduğunu belirten Erdoğan, bunun 2 bin hücre anlamına geldiğini söyledi.

"Eğer bu olay olmamış olsaydı, biz bunların üzerine bu şekilde gidemeyecektik." ifadesini kullanan Erdoğan, darbe girişiminden sonra herkesin FETÖ'yü daha iyi ve yakından tanıma fırsatı bulduğunu dile getirdi.

Şu an itibarıyla 18 bin 699 kişinin gözaltına alındığını, tutuklu sayısının ise 10 bin 137 olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada bu fırsatı bize veren şehitlerimizin sayısı 237. Rabbim onları Peygamberimize komşu yapsın, cennetiyle, cemaliyle müşerref kılsın. Yaralı sayımız 2 bin 191, Rabbim onlara da şifalar versin." diye konuştu.

- "Hukuk içinde yapıyoruz"

Açığa alma sürecinin devam ettiğini aktaran Erdoğan, "Bu nereye varırsa varsın, sonuna kadar gideceğiz. 'Bu çok oldu, doğru mu?' Bunun bedelini, bunun hesabını kusura bakmasınlar, kimseye verecek halimiz yok. Bütün bunları biz şu anda adalet mekanizmamızı çalıştırarak yapıyoruz, hukuk içinde yapıyoruz ve hukukun gereği neyse yapmaya devam edeceğiz." değerlendirmesini yaptı.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin asker ve personel sayısının 650-700 bin olduğunu anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bunun içinde örgütlenmenin ağını düşünün. Sadece subay kadrosuna baktığımız zaman 300 bin civarında, böyle bir yapı var. Bunun içerisinde ne varsa, ne yoksa bunu bir defa çıkaracağız. Bunu artık Genelkurmay yönetimi de zaten şu anda görmüş vaziyette. Onlar da birçok şeyin farkında değillerdi. Bir diğeri emniyet teşkilatımız, polisimiz. Burada da çok ciddi manada örgütlenmişler, burayı da temizlememiz lazım. Aynı şey yargıda, burada da bir temizlik harekatı devam ediyor. Bunun dışında devletin tüm kurumlarında bu örgütlenme var. Bütün bunları bizim temizlememiz gerekecek. Bu süreç devam ederken, şu an itibariyle çok ciddi sayıda bir görevden alma olayı var çünkü bütün bakanlıklar çalışıyor. Bu görevden alma süresini bizler, bir defa şu olağanüstü hal süresince devam ettireceğimiz gibi belki baktık ki bu iş normalleşmeye girmedi, yeniden, aynen Fransa'da olduğu gibi uzatma sürecine gidebiliriz."

- "Gönderin bir adamınızı da gelsinler Türkiye'ye"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Dünyada demokratik parlamenter sisteme inanmış olduğunu söyleyenlerin bir defa şunu görmeleri lazım; gönderin bir adamınızı da gelsinler Türkiye'ye, acaba TBMM ne halde? TBMM bombalanıyor. TBMM tarihinde, malum bir istiklal mücadelemizde böyle bir durumla karşı karşıya kaldı ve umutsuzluğa kapılmadılar, toplandılar, bir de şimdi. Şimdi de Meclis Başkanımızın riyasetinde hemen milletvekilleri, herhangi bir parti ayrımı olmaksızın hepsi hemen Meclis'e geldiler, Meclis'i açtılar ve çalışmalarına başladılar. Bir taraftan da bombalar yağıyor, alçak uçuşlar yapılıyor ama parlamentomuz orada, yüreklerini ortaya koyarak dört partinin temsilcileri de yerini alıyor ve hakikaten kahramanca, yiğitler olarak orada el ele, omuz omuza mücadelelerini yapıyor."

- "Ciddi bir istihbarat zafiyeti var"

"Darbe girişimine giden süreçten ne zaman haberdar oldunuz?" sorusuna Erdoğan, şöyle cevap verdi:

"O gün 21.15 civarında falan, Ankara ve İstanbul'da askeri araç gereçlerin bir hareketlenme içerisinde olduğuna dair böyle bir şeyin başladığını duyuyoruz. 21.30'da eniştem beni arıyor ve diyor ki 'Beylerbeyi Sarayı'nın orada bir hareketlilik var. Asker orada araçlarla geldi ve sivil araçların köprüye girişini engelliyor, durdurdular.' Bu haberi aldıktan sonra ben inanamadım. Kendisine 'Ya Ziya dalga mı geçiyorsun, ne alakası var' dedim. Daha sonra MİT Müsteşarımızı aradık ama ulaşamadık ilk etapta. Aynı şekilde Genelkurmay Başkanımı aradım, ona da o arada ulaşamadım ve daha sonra Sayın Fidan'a ulaşma fırsatı olduğunda kendisinden bu bilgileri almaya başladım."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fidan'a saat 22.00'ye doğru ulaştığını ve kendisiyle görüştüğünü, bilgi aldığını söyleyerek, "Bu süreç içerisinde maalesef bir gerçeği tespit ettik ki burada ciddi bir istihbarat zafiyeti var, bu istihbarat zafiyeti olmamış olsa bu saate kadar bu olmaz. Çünkü bir darbede bir saatin, iki saatin çok çok önemi var." dedi.

- "Düşman bile bunu yapmaya muktedir olamaz"

Bütün bu yaşananlara rağmen anında bazı müdahalelerin yapılabildiğini, alçak uçuşu yapanlara karşı bazı tedbirler alındığını belirten Erdoğan, TBMM'nin bu uçaklar veya helikopterlerden gelen tür müdahaleler karşısında ciddi bir koruma sisteminin olmamasını "talihsizlik" olarak niteledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlar karşısında uçaksavarlar vesaire olmuş olsa bunu sadece darbe olarak düşünmeyin, bir de yabancıların böyle bir şey yapacağını düşünelim. Bütün bunlara karşı bunun olması lazım. Bir musibet bin nasihatten evladır, bu da bize bunu getirdi. Bundan sonra buralarda tabii çok ciddi tedbirler şu anda alınmış durumda. Başta Meclis'imiz olmak üzere, Külliye olsun, Başbakanlık olsun." diye konuştu.

Özel Harekat binasının bombalandığını ve 52 şehit verildiğini hatırlatan Erdoğan, bunu asker kılığına bürünmüş teröristlerin yaptığını söyledi. "Bombaladığı yer neresi? Özel Harekat. Kimdir bu Özel Harekat? Bu ülkenin güvenliğini sağlayan bizim polisimiz. Senin kardeşin bunlar, aynı işi yapıyorsunuz." diyen Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

"Oraya geliyorsun bombalıyorsun ve orada 52 kardeşimiz bizim şehit oluyor. Sizde ne vicdan var. Düşman bile bunu yapmaya muktedir olamaz, çünkü buraya kadar giremez. Ama bunlar bu namussuzluğu, alçaklığı yaptılar ve Pensilvanya'daki hala yalan makinası orada çalışıyor, yalan söylemeye devam ediyor. Onlara hala gönül vermiş olan vatandaşlarıma sesleniyorum, hala mı bunun peşinden gideceksiniz, hala mı bunlarla beraber hareket edeceksiniz, daha neyi görmeniz gerekiyor, daha görecek bir şeyler mi lazım size? Belgeleriyle, bilgileriyle her şey ortada."

Özellikle "tabanı ibadet" dediği insanlara seslendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tabanı ibabet dediğim, onlar samimi, saf kesimler olarak düşündüğüm insanlardı, onlara onun için böyle sesleniyordum, ortası ticaretti, üstü zaten ihanetti. İhanet içerisinde olanların zaten ciddi bir kısmı bu ülkeden kaçıp gittiler. Şu anda bu ülkede olanlar da kimisi ormanlarda saklanıyor, kimisi değişik yerlerde saklanıyor. Ama nereye giderlerse gitsinler, daha önce dediğim gibi bunların da inlerine gireceğiz, bunları bulup çıkaracağız." diye konuştu.

Yola kefenini giyip çıktığına vurgu yapan ve "Rabbimin bize verdiği ömrü kimsenin kısaltmaya gücü yetmez." ifadesini kullanan Erdoğan, millete, vatana hizmet yolunda bu mücadeleyi sürdüreceklerini dile getirdi.

- "Nur Mağarası'nın içerisindekilerini göremediler"

Darbe girişimi gecesi Marmaris'ten ayrıldığı anı anlatan Erdoğan, "15 dakika gibi gecikmemiz olsa... Bunlar maalesef Nur Mağarası'nın içerisindekilerini göremediler." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Marmaris'ten Dalaman'a kendisini götüren ve yıllardır yanında görev yapan pilot ile arasında geçen diyalogları şu şekilde aktardı:

"Dedim, 'Buradan Dalaman'a kaç dakikada gidersin?', '15 dakika.' 'Peki güvenli mi?' Dedi ki, orası çok enteresan, zaten rahatlatan beni o oldu, 'Ben yakıtım bitene kadar bunlara yakalanmam. Ama alçak uçarım, ama sağa giderim, ama sola giderim, yakalanmam' dedi. Hemen biz ailece dolduk, havalandık, kararttık. Çünkü 4 ayrı noktada hazırlığımız vardı ama en yakın Dalaman'dı. 4 ayrı noktada uçaklar da bizi bekliyordu. Dalaman vardı, Bodrum vardı, Çıldır vardı, İzmir vardı. Biz Dalaman'a indik ve uçağımıza bindik."

Bu sırada İstanbul ile de irtibatlarının devam ettiğini ancak pilotun nereye uçacağını bilmediğini söyleyen Erdoğan, pilota nereye gideceğini bildirmediğini ancak Ankara ya da İstanbul'a inecek gibi uçuşunu yapmasını istediğini kaydetti.

Pilotlar ile "Mertçe söyleyin, kimden yanasınız?" yönünde konuşması olup olmadığı sorulunca Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir diyaloğun olmadığını ifade etti.

Uçağın pilotuna pistin durumunu sorduğunu dile getiren Erdoğan, "Pilot, 'pist şu anda karartılmış vaziyette' dedi. Meğerse kule işgal altında. Durum böyle olunca biz hemen İstanbul Emniyet Müdürümüzle irtibatı kurduk ve Mustafa Bey'e dedim ki, 'Kaç dakikada kuleyi temizleyeceksin?' 'Hemen 10-15 dakikada kuleyi temizleriz' dedi. Sağolsun, kule temizlendi." diye konuştu.

- "Gezi olaylarındaki anı bana yaşattı"

Kulenin işgalcilerden kurtarılmasından sonra pistin aydınlatıldığını ve inişi gerçekleştirdiklerini söyleyen Erdoğan, pist aydınlatılmamış olsa bile inmeyi planladıklarını aktardı. Pilota pist aydınlatılmadan inip inmeyeceği sorduğunu anlatan Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu:

"Pilot, 'inerim ama sizi riske edemem' dedi. 'Niye' dedim. 'Olur ya oraya bir unsur koyabilirler, bu kamyon olur, tank olur, şu, bu vs.' Dedim ki, 'bizim uçağımız çok kısa mesafede durabilen, çok kısa mesafede de havalanabilen bir uçak.' 'Riske edemem Cumhurbaşkanım' dedi. Böyle deyince, 'Sen şöyle bir üstünde bir tur at bakalım, birkaç tur, bir şey var mı, unsurlardan falan. Yakıtın ne kadar' dedim, '3-4 saatlik yakıtım var' dedi. 'O zaman mesele yok' dedim. 'Gerekirse buraya ineceğiz. Ona göre de sen devam' dedim. Kendi farlarıyla zaten bunu yapabilecek güçte. Aydınlatınca zaten problem kalmadı, indik.

İndiğimiz andan itibaren uçaklar, o F-16'lar üzerimizde alçak uçuş yapıyorlar ve alçak uçuşlar ses hızının üzerine çıkınca orada çok ciddi bir patlama duyuyorsunuz. Adeta böyle bomba atmış gibi. Onunla mesela Devlet Konukevi'nin camları patladı. Tabii yanımda torumlarım var, onlar da ürküyorlar, korkuyorlar. Üç torunum, birisi 9 aylık bir torunum, diğerleri daha yetişkin ama onlar da ciddi manada korkuyorlar. Buna rağmen hamdolsun orada Devlet Konukevi'nin önünde tüm halkımın, milletimin gerek apronda gerekse terminalin önünde toplanışları, onların oradaki gerçekten o dik duruşları, o demokrasi nöbetine başlamış olmaları tabii aynen Gezi olaylarındaki anı bana yaşattı. Orada da Cezayir dönüşünde 100 bin kişi terminalin önüne gelmişti, adeta öyle bir tablo ile karşı karşıyaydık."

(Sürecek)


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×