Çin'in 'Müslüman Şehri" projesi ve hedefleri

- Çin yönetimi, 'Müslüman şehri' projesiyle, rejimin İslamiyete ve İslam dünyasına ilişkin küresel imajını yenilemeyi, ikinci olarak da Arap ülkeleriyle kurulması planlanan kapsamlı işbirliklerinin 'yumuşak' alt yapısını tesis etmeyi hedefliyor - Projenin, Uygurların yaşadığı Sincan Eyaleti’nde değil de Han etnik yapısına mensup Müslümanların yaşadığı bir bölgede gerçekleştirilmesi, Çin rejiminin üretmek istediği din algısına ilişkin bir işaret niteliği de taşıyor

Çin'in 'Müslüman Şehri
09 Haziran 2016 Perşembe 12:08

KUALA LUMPUR (AA) - MEHMET ÖZAY - Arap dünyasındaki varlığını her alanda daha hissedilir kılmayı hedefleyen ve ilişkilerin geleceğine dair bir bakıma yol haritası niteliğiyle tarihinde ilk kez 'Arap Politika Belgesi' hazırlayıp kamuoyuna duyuran Çin yönetimi, 'Dünya Müslüman Şehri' projesiyle bu doğrultuda yeni bir adım atmaya hazırlanıyor. 'Hui Kültür Parkı' adıyla da anılan proje, ülkenin batısında Çinli Müslümanların ağırlıkta olduğu Yinchuan yakınlarında 2012 yılında inşa edilmeye başlandı ve 2020 yılında tamamlanması planlanıyor.

Çin’in 3.7 milyar dolar kaynak ayırdığı ve Sincan Eyaleti’nde değil de ülkenin batısındaki Ningxia Eyaleti'nde, Çin asıllı Müslümanların ağırlıkta olduğu başkent Yinchuan şehrinde hayata geçirmeyi kararlaştırdığı proje, komünist rejimle idare edilen Çin’in bu projeyle bölgesel ve küresel Müslüman çevrelere vermek istediği mesajların yanı sıra, İpek yollarının bağlantı noktasında bulunmasından hareketle seçilen mekanı, maddi-manevi donanımı, ekonomik kalkınma ve küresel imaj gibi çeşitli açılardan ele alınmayı hak ediyor.

- Çin-Arap ülkeleri yakınlaşması

Çin 1980’lerin başından itibaren sergilediği ekonomik kalkınma hamlesi çerçevesinde, başta petrol olmak üzere ihtiyaç duyduğu enerji kaynakları dolayısıyla Arap dünyasına yakınlaşma eğilimi gösterdi. 2000’li yıllara gelindiğinde ise Çin artık ekonomik gücünün yanı sıra, dünya siyasetinde bir güç merkezi olmaya doğru ilerliyordu. Bu anlamda kayda değer bir gelişme gösteren Çin, dünya ülkeleriyle sadece ekonomi ve ticaret bağlamında kalmayan bir yakınlaşma içine girmeye başladı. Bu süreçte Çin ile Arap ülkeleri arasındaki ilişkilerde askeri işbirlikleri, alt yapı yatırımları, krediler gibi vasıtalarla yeni bir yapılanma gündeme geldi. Akabinde Çin-Arap İşbirliği Forumu, Çin-Arap Dostluk Konferansları ile Çin-Arap İlişkileri Medeniyetlerarası Diyalog Toplantıları birbirini izledi.

Arap dünyasına yönelik bu açılımlar kuşkusuz küresel bir güç olma iddiasındaki Çin’in dışa açılma politikasının bir yansıması. Devlet Başkanı Şi Cinping’in bu yılın başında Mısır ve Suudi Arabistan gibi Arap dünyasının iki önemli ülkesine yaptığı ziyaret çerçevesinde ortaya konulan "Arap Politika Belgesi" de, ilişkilerin sadece bu iki ülkeyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Aksine Çin yönetimi, İslamiyetle özdeşleştirilen Arap dünyasını bir bütün olarak ele aldığını, söz konusu belgede Arap Birliği’ni muhatap almasıyla gösteriyor. Çin’in Arap ülkeleriyle kurduğu ve kurmakta olduğu ilişki enerjiden eğitime, medyadan barış süreçlerine kadar teknoloji, kültür, yatırım, ekonomi gibi pek çok konuyu kapsamasıyla, tıpkı 2015 yılında Afrika açılımında olduğu gibi, bir Arap açılımı sürecine işaret ediyor.

- Hui’ler üzerinden yeni bir din algısı üretimi

Bir süredir Sincan Eyaleti’nde Uygurlara yönelik etnik politikaların şiddete dönüşmesine karşılık Çin, ülkede Müslümanların sadece Uygurlardan ibaret olmadığını, söz konusu 'Müslüman Şehri' projesini, Han etnik yapısına mensup Müslümanların yaşadığı bir bölgede ortaya koyarak göstermek istiyor. Tarihin değişik dönemlerinde İslamiyeti benimseyen bu kitle ‘Hui Müslümanları’ olarak anılıyor. Temelde aynı kültür ve medeniyet köklerinden geliyor olmaları bakımıdan Hui'lerin, Çin komünist rejimi ve geniş Çin toplumuyla ilişkilerinin Uygurlarınkinden farklılık göstereceği öngörülebilir.

Öte yandan Çin yönetiminin, 'Hui Kültür Parkı' adını verdiği projeyle, komünist rejimin tasarladığı veya arzu ettiği bir İslam dini ve kültürü yapılaşmasını, kendi eliyle ortaya koymaya çalıştığını söylemek mümkün. Bu anlamda 'Müslüman Şehri' projesiyle, Çin devleti perspektifinden İslam kültür ve medeniyeti bağlamında çeşitli mekanlar/yapılar ve etkinliklere konu olacağı düşünülerek bir ‘Çin Müslüman Şehri’ imajı oluşturulacak. Ancak bunun salt mekansal konumlandırmayla sınırlı olmayacağı, peşinden komünist rejimin resmi din anlayışını -ki burada İslamiyeti anlamak gerekir- ve pratiğini toplumsal kanallara taşıyacak bir sürecin işletileceği de tahmin edilebilir.

- Müslüman toplumlara uzatılan "zeytin dalı"

2012 yılında başlatılan projeyi, Devlet Başkanı Şi Cinping’in 2013 yılında kadim Deniz ve Kara İpek Yolları projesini dillendirmesi ve akabinde bu yılın başında Ortadoğu’ya gerçekleştirdiği resmi ziyaretle birlikte ele almak gerekir. Nitekim projeyle, komünist Çin rejiminin İslamiyet algısı bağlamında, Çin toplumundaki Müslümanlarla ilişkisi kadar Arap dünyası açılımı vesilesiyle Arap toplumlarına ve genel itibarıyla Müslüman toplumlara verilmek istenen bir mesaj da var. 'Müslüman Şehri' bu bağlamda Çin’in, örneğin uluslararası bir nitelik kazanmış olan Müslüman Uygurlarla arasındaki çatışmacı durum dikkate alındığında, ülke içinde hangi İslam algısını gündeme getireceği sorununun doğmasına neden oluyor.

Hiç kuşku yok ki küresel bir güç olan Çin’in, Arap dünyasıyla bugüne kadar enerji gibi sınırlı alanlardaki ilişkilerini geliştirilebilmesi için, İslam toplumlarına pozitif bir mesaj verme ihtiyacı hissettiği görülüyor. Bu bağlamda Sincan Eyaleti’ndeki Uygur Müslümanlarına yönelik politikalarıyla olumlu bir imaja sahip olduğu söylenemeyecek olan Çin yönetimi, 'Müslüman şehri' projesiyle iki hedefi gerçekleştirmeyi istiyor: İlki rejimin İslamiyete ve İslam dünyasına ilişkin küresel imajını yenilemek. İkincisi ise 'Arap Politika Belgesi'nde ortaya konulduğu üzere, Arap ülkeleriyle kurulması planlanan kapsamlı işbirliklerinin ‘yumuşak’ alt yapısını tesis etmek. İlk aşamada Arap ülkeleriyle kurulan ilişkinin sosyo-kültürel vechesini öne çıkarmayı hedefleyen bu projenin, 'Arap Politika Belgesi’nde ‘Kültür ve Toplumlar Arası Değişim’ başlıklı bölümdeki birinci maddede yer alan ‘medeniyetler arası diyalogun geliştirilmesi’ yaklaşımına tekabül edecek bir boyutu da var.

- Hazcı kültür inşası ve dini manipülasyon

Bununla birlikte adı, tasarımı, ilham kaynağı gibi arkaplan oluşumunda bir tür İslami sosyo-kültürel devinime ev sahipliği yapacağı imajı veren bu projenin, hangi boyutları kapsayıp hangilerini kapsamadığını bütünüyle ortaya koymak en azından şu anda mümkün değil. Ancak bazı Batılı gözlemcilerce 'Muslim Disneyland' olarak adlandırılması ve belirli noktalardan doğrudan uçak seferlerine başlanacak olması gibi altyapı hazırlıklarından hareketle, bu 'kültür' projesinin, paralı Arap turistler için cazibe merkezi olması yönünde bir çaba sergilendiği sonucu çıkarılabilir.

Bu tip projelerin temelde popüler, gündelik ve tüketimci/hazcı kültüre ait değerlerle bezendiği hesaba katıldığında, hedef kitle olarak görülen Arap halklarının ‘iştah’ yönüne hitap edeceği açık. Öte yandan 'disneyland' yaklaşımının, Binbir Gece masalları ve efsanevi Alaaddin konseptleriyle bir oryantal duruşa işaret ettiği de gözlerden kaçmamalı. Sonuç olarak ateizm iddiasını sürdüren, kapitalizme de epeyce yol vermiş olan bir ülkede post-modern bir durum ortaya çıkıyor. Bu anlamda projenin seküler/dini turizm, eğlence sektörü gibi hususlarıyla öne çıkartılmasının, komünist bir rejimin İslamiyet gibi bir dine açabileceği alanın bizatihi devlet kurumları ve aktörlerince manipülasyonundan ibaret olduğunu gösteriyor.

- Çin-Arap ilişkilerinde yeni model: İpek yolları

'Disneyland' inşasının Çin-Arap ilişkilerinin ekonomik vechesiyle ilgili bir boyutunun da olduğuna kuşku yok. Öncelikle bir yatırım olarak ele alındığında, Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından ilk defa 2013 yılında gündeme getirilen ve bu yılın başındaki Mısır ziyareti sırasında yaptığı konuşmada üzerinde durduğu 'Kara ve Deniz İpek Yolları' projeleriyle doğrudan bağlantılı. Geniş anlamda değerlendirildiğinde, İpek Yolları her iki güzergâhtan da Arap ülkeleriyle birleşiyor. Dolayısıyla Yinchuan şehrine yeni bir çehre kazandıracak olan proje, çeşitli ekonomik faaliyetlere konu olmasıyla Deniz ve Kara İpek Yolları projelerinin bir ayağını teşkil edecek. Kara İpek Yolu’nun batısından geçtiği bu şehir, bu anlamda bir cazibe merkezi olmaya aday.

Çin yönetimi İpek Yolları projesiyle hem bölgesel hem de küresel altyapı yatırımlarını, ticari ve siyasi ilişkilerini geliştirmeyi öngörüyor. Projeye 'İpek Yolu Ekonomi Kuşağı' adının verilmesi de bunun göstergesi. 1980’lerin başından itibaren birinci kalkınma hamlesi olarak değerlendirilebilecek süreçte, güneybatı sahil şeridindeki ve hinterlandındaki şehirlerin büyük bir hızla kalkınarak küresel ekonomi ve kültür yapılanmasına eklenmesinin ardından, şimdi sıra geri kalmış bölgelere geliyor. 'Müslüman Şehri'nin inşa edileceği Yinchuan şehri de ülkenin geri kalmış batı bölgesinde, kadim İpek Yolu güzergâhında bulunmasıyla öne çıkıyor.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×